Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev;
“Türkiye, kelimenin tam anlamıyla, dünyanın yeni jeopolitik güç merkezlerinden biri haline geliyor.”
Türkiye hem coğrafi olarak,
Hem güç yapılanması olarak,
Hem devletler sürekliliğinin getirdiği bilgelik olarak,
Hem geleceğin dünyasına doğru mesajlar veren ülke olarak,
Dünyanın merkezindedir.
Ve bu 21. yüzyılda değişmeyecektir.
21. Yüzyılın Sürprizi Türkiye’dir!
Bu devlet işte böyle güzel bir devlet …
Mardin Ana Kanalı, Güneydoğu’nun bereket hattına dönüştü.
Fırat’ın suyu artık Şanlıurfa’dan Mardin’e akıyor; tarım, üretim ve yerleşim yeniden şekilleniyor.
221 kilometrelik uzunluğuyla Türkiye’nin en uzun yapay nehridir. Süveyş’ten uzun, Panama’nın yaklaşık üç katıdır.
Türkiye’nin Sessiz Devrimi: Baykar Nükleer Reaktör Üretiyor!
Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ağzından çıkan tek bir cümle, Türkiye’nin yakın geleceğini değiştirecek bir depremin ilk sarsıntısıydı:
“Baykar, 40 MW kapasiteli küçük modüler nükleer reaktör (SMR) prototipi üzerinde çalışıyor.”
Bu cümle, sosyal medyada birkaç saat içinde milyonlarca kez paylaşıldı. Kimisi “yine abartı” dedi, kimisi “hayal” dedi. Ama gerçek şu ki:
Türkiye, ilk kez özel sektör eliyle, kendi mühendislerinin tasarladığı bir nükleer reaktör geliştirmeye başladı. Ve bu reaktörün adı Baykar olacak.
Bu haber, sadece bir enerji projesi değil. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük “bağımsızlık hamlesinden” biri.
Neden şimdi? Neden Baykar?
Türkiye 2024’te elektrik üretiminin %38’ini ithal doğalgazla yaptı. Her ay 5-6 milyar dolarlık doğalgaz faturası ödedik. Cari açığın en büyük kalemi hâlâ enerji. Akkuyu gibi dev santraller güzel ama 20 yılda ancak bir tane yapabiliyoruz ve Rus teknolojisiyle.
Baykar’ın geliştirdiği 40 MW’lık SMR ise bambaşka bir dünya.
Fabrikada üretilecek, tırla taşınacak, 3-4 yılda devreye girecek.
Bir Organize Sanayi Bölgesi’ne koyduğunuzda, o bölge artık doğalgaza muhtaç olmayacak.
Bir limana koyduğunuzda, gemileriniz aylarca yakıtsız dolaşabilecek.
Kızılelma’nın kanatlarına koyduğunuzda, “nükleer enerjili insansız savaş uçağı” diye bir kavram doğacak – dünyada henüz kimse yapamadı.
Evet, yanlış okumadınız. Baykar sadece İHA yapmıyor artık. Baykar, Türkiye’yi enerji kölesi olmaktan çıkarıp enerji silahı olan bir ülkeye dönüştürüyor.
Bir SMR’nin Türkiye’ye maliyeti ne olacak?
Bir tane 40 MW SMR, yılda yaklaşık 320 milyon metreküp doğalgaz ithalatını önleyecek. Bugünkü fiyatlarla bu, yıllık 400-450 milyon dolar demek.
100 tane SMR koyduğunuzda (ki Baykar’ın hedefi bu), sadece doğalgaz faturasından yılda 40-45 milyar dolar tasarruf ediyoruz.
40 milyar dolar ne demek biliyor musunuz?
2024’te savunma sanayii ihracatımız 5,5 milyar dolardı.
40 milyar dolar, her yıl 8 tane savunma sanayii ihracatı demek.
Veya 20 tane Akkuyu demek.
Veya 100 bin km bölünmüş yol demek.
Ama asıl bomba başka. Bu teknolojiyi ihraç edeceğiz.
2050’de dünya neye ihtiyaç duyacak?
Küresel SMR pazarı 2035’te 300 milyar dolar, 2050’de 1,5 trilyon dolar olacak (IAEA tahmini).
Bugün bu pazarda NuScale (ABD), Rolls-Royce (İngiltere), Rosatom (Rusya) var. Yarın dördüncü oyuncu “Baykar” olacak.
Bir düşünün, Katar çölde 100 tane Baykar SMR alıyor. Pakistan 50 tane. Endonezya adalarına dağıtıyor.
Türk mühendisi tasarlamış, Türk işçisi üretmiş, Türk bayrağı taşıyan reaktörler…
Bu, sadece para değil, jeopolitik güç demek.
“Ama nükleer tehlikeli değil mi?”
En çok duyduğumuz soru bu. Cevap basit: Baykar’ın geliştirdiği 4. nesil SMR’ler pasif güvenlik sistemine sahip. Elektrik kesilse bile kendi kendine soğuyor, erime riski sıfır.
Çernobil’in olduğu 2. nesil, Fukuşima���nın olduğu 3. nesil teknolojiler değil bunlar. Bugün ABD’de bile üniversitelerin kampüsüne SMR konuluyor.
Bu bir makine değil, bir manifesto
Baykar’ın nükleer reaktör projesi, Selçuk Bayraktar’ın 2023’te TEKNOFEST’te söylediği şu cümlesinin somut hali:
“Biz artık takip eden değil, yol açan ülke olacağız.”
O gün İHA/SİHA’da söylediler, yaptılar.
Bugün nükleer reaktörde söylüyorlar.
Yarın uzayda, yapay zekâda, kuantumda da söyleyecekler.
Türkiye, 100 yıl önce “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız” diye bir hedef koydu. O hedefe en yakın olduğumuz an, belki de tam şu andır.Çünkü bu kez hedefi devlet değil, bir avuç Türk genci koyuyor.
Paylaşın ki, Türkiye’nin sessiz devrimini herkes duysun.
Her şey 1948 yılında başladı.
Filistin sorunu mu var ki Hamas silah bıraksın?
77 yıldır devam eden siyønist işgalci sorunu var, silah bırakması gereken ve işgal ettiği topraklardan defolup gitmesi gereken israil'dir!
İtalyan sendikaları Gazze'ye yardım ulaştıran Global Sumud filosunun İsrail tarafından engellenmesine ve İtalya donanma gemisinin geri dönmesine yanıt olarak 3 Ekim'de tüm ülke genelinde genel grev ilan etti.
1️⃣ Destek tweetlerini yağmur gibi yağdırın!
2️⃣ Bildiğiniz tüm etiketleri yorumlara bırakın ✍️
3️⃣ Gündemden düşmesine ASLA izin vermeyin!
4️⃣ RT ve alıntı yorumlarla sesimizi büyütün 📢
#GlobalSumudFlotilla#MyAgendesumud#AllEyesOnSumud
İsrail, Türkiye'ye saldırıyı 6 gün önce gündemine aldı.
İsrail Savunma Bakanlığı'nda yapılan toplantıda, Türkiye’nin nasıl vurulacağı tartışıldı. Toplantıdaki değerlendirmeler özetle şöyle:
1) Türk Silahlı Kuvvetleri, İran ve Arap ülkelerinin ordularına benzemez. Hava savunma sistemi çok güçlendi. Etkili olduğumuz hava operasyonlarında çok uçak kaybedebiliriz.
2) SİHA, dron saldırılarından düşündüğümüz sonuçları alamayız. Türkiye SİHA, İHA ve dron üretimi, teknolojisi ve kullanımında dünyada ilk 3 ülke arasında. Bu alanda ciddi darbelere maruz kalabiliriz.
3) Türkiye'deki MOSSAD ağı eski gücünü büyük oranda kaybetti. Türk istihbaratı faaliyetlerimizin çoğunu izliyor, biliyor ve müdahale ediyor.
4) İsrail, Türk medyasında ve siyasetindeki eski desteğini önemli oranda yitirdi. Medya ve siyasette İsrail karşıtlığı ciddi seviyelere ulaştı.
5) ABD, diğer ülkelere saldırılarımıza verdiği onay ve desteği NATO üyesi Türkiye için veremiyor. Trump, Türkiye ile gerginliği zamana yaymak ve yapacağı baskılarla sonuç almayı planlıyor. Trump’ı ikna etmenin yollarını bulmalıyız. ABD olmadan Türkiye ile doğrudan çatışmaya girmenin bedeli ağır olabilir.
6) Doğrudan saldırmak, Türkiye’ye istediği fırsatı verir. NATO’nun 5. Maddesini hemen devreye sokmak için harekete geçerler. “Bir NATO üyesine yapılan saldırı tüm NATO müttefiklerine yapılmış sayılır” şeklindeki bu maddenin işletilmesini İngiltere, Almanya, ABD, Fransa yavaşlatabilir, engelleyebilir. Ancak İsrail karşıtı İspanya, 5. Madde için NATO’yu hızla harekete geçirecek başvuruları Türkiye ile birlikte yapar. İtalya, İspanya’ya destek olabilir. Norveç, İsveç, Finlandiya, Arnavutluk ve Portekiz, İspanya ile hareket edebilir.
7) TSK ile kara savaşı İsrail ordusuna büyük zarar verir. Vekil güçler daha aktif kullanılmalı. Silah bıraktığına inanılan PKK’nın Suriye’ye gönderilen ve YPG’ye katılan binlerce savaşçısını TSK’ya karşı daha iyi kullanacak yeni bir strateji geliştirilmeli. Ayrıca IŞİD’i de daha etkili kullanabiliriz.
8) Sosyal medya, medya üzerinden yürütülecek ve Türkiye kamuoyunda endişe ve korkuya yol açacak bir propaganda-dezenformasyon çalışması önemlidir.
9) Türk donanması, Doğu Akdeniz’in hatta Akdeniz’in en güçlü donanması haline geldi. Denizde karşı karşıya gelmek önemli riskler içeriyor.
Evet, İsrail, Türkiye’ye saldırmayı planlıyor. Ama planlamak ayrı şey bunu hayata geçirebilmek ise çok başka bir şeydir.
Geçtiğimiz 5 Eylül’de İsrail Savunma Bakanlığında yapılan toplantıya Savunma Bakanı Katz, Genelkurmay Başkanı Zamir ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tomer’in yanı sıra 5 general, 6 albay ve bazı emekli subaylar ile aralarında Türkiye’de görev yapmış diplomatların da bulunduğu Dışişleri temsilcileri katıldı.
Süratle yaptığım tercüme sonucu ortaya çıkan bazı imla ve anlatım hatalarını hoş görmenizi umuyorum.
Gündemin tamamen CHP olduğu bu süreçte, Türkiye için hayati önem taşıyan bu konuda sizleri aydınlatmaya çalıştım.
Umarım daha çok kişi görür ve paylaşır.
Toplantıya ilişkin yeni bilgilere ulaştıkça yazacağım.
ACİL ACİL ACİL
Çocukları zerileyen zombi gibi yapan vicdansız yapan neymiş izleyin 👇
Elden ele yayalım herkesi uyaralım
Hizbullah İsrail #çokkötü Herzi Halevi Golani
Milli Muharip Savaş Uçağı (MMU) KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirmiş…
Türk Savunma Sanayi bambaşka bir yere evrilmiş, hala antin kuntin işler peşindeyiz…
Paylaşılacaksa Kaan paylaşılsın, belki takipçiler de görür, gözü açılır…
“İzmirde taksici Oğuz Erge'yi alçakça katleden kişi nereli, merak ediyorum” diye soracakken, katil Delil Aysal'ın PKK sempatizanı olduğu ortaya çıktı…
Hiç şaşırtıcı değil, çünkü Türkiye genelinde suçların büyük bir kısmı bu taban tarafından işleniyor…
Hapishane sandıklarında HDP açık ara birinci parti…
Tabi ki, HDP/DEM’e oy veren herkes terörist ya da suç eğilimli değildir, fakat sade vatandaşların “terörist ya da suç eğilimli” kişilerle aynı partiye oy vermenin sorgulamasını yapması gerekiyor…