Ofiste yıllardır bizimle çalışan bir ablamız var, yemekleri burada pişiriyoruz. Mersin’de ofisimizin yemekleri çevrede bayağı meşhurdur. Çok misafirimiz gelir, neredeyse istisnasız herkes yemeklere bayılır. Haftada bir gün fırına et tava veririz. Zeytinyağımız kendi bahçemizden gelir, başka yağ kullanmayız. Salça, baharat ve kullandığımız birçok ürün de yine kendi bahçelerimizden, tamamen doğal olarak gelir.
Buna rağmen maalesef bazı personeli göz olarak doyuramıyoruz. Bazen ben de mutfağa girip özel yemekler yapıyorum. Ama bir gün bamya, kabak ya da ıspanak çıksın, hemen ablayı darlamaya başlıyorlar. Toplantı yapıyoruz yemek konusunda ablaya kimse laf yapmayacak diyorum, tamam diyorlar. 2 gün sonra abla ağlamaklı yine geliyor. Kadının el lezzeti muazzam en son kaçıracaklar dedim bu hafta bir yıllık izne ayrıl sen kafa dinle.
Ulan, giriş saatinize karışan yok. Bazen 10’da geliyorsunuz, işinizi yaptığınız sürece ses etmiyoruz. Maaşlar piyasanın üzerinde. Saat 6 olduğu an herkes topuk. Bir de üstüne yemek beğendiremiyoruz.
Her gün et versek yiyecekler yani.Demem oki personelle, çalışanla uğraşmak kadar zor bir iş yok. İş yapmak çok kolay aslında ama maalesef personelin derdi bitmiyor.