"CHP'nin mali işlerinden sorumlu olan kişi son 15 yılın faturalarını döksün"
🗣️BirGün Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın'dan Gürsel Tekin'in iddialarına yanıt:
🔸"Bütün ilanları CHP'den Basın İlan Kurumu üzerinden alıyoruz"
🔸"Verilen ilanların rakamlarına bakıp utanmışlardır. O yüzden faturaları bile açıklamıyorlar"
🔸"BirGün'ün CHP'den aldığı ilan, onların konuştuğu bir kitap faturasından bile azdır"
@yasaraydinnn@banuguven@ahmetayvaa@ErcmentAkdeniz
İzlemek için: https://t.co/M8trTfDhmH
Şampiyon Filenin Sultanları 🇹🇷
Ay-yıldızlı formayı yüreğinde taşıyarak FIVB Voleybol Milletler Ligi Şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum.
86 milyonun yüzünü güldürdünüz;
inancınızla, mücadelenizle gururumuz oldunuz.
İyi ki varsınız.
Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
Başlıyoruz!
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Odyssey filminde Helena’nın zenci olmasını yadırgayanlar varmış. Onlar İngiliz akademisyen Martin Bernal’ın Kara Athena kitabından haberdar olmayanlar. Kitabın temel iddiası şuydu: Antik Yunan uygarlığı sanıldığı gibi yalnızca Hint-Avrupalı (Aryan) kökenli değildir.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@emrahgulsunar@acikcenk Yalnızca okuduğunu değil dinlediğini de anlayamayan bir çağa denk gelmişiz. Deniz'in yaptığı espiriye ancak yatay geçişliler ya da açık öğretimliler kıllanabilir.
When a stand-up comedian is arrested in handcuffs as if he were a national security threat, the problem is not comedy. The problem is @RTErdogan ’s fear of free citizens. Days before the NATO summit in Ankara, Turkey is exposing the reality behind the façade: critics, activists and artists are being silenced while leaders prepare for the photo-op. NATO cannot claim to defend democracy abroad while ignoring repression within its own ranks. Free speech is security too.
Şenay Aksoy’un sergilediği bu onurlu duruşu destekliyor, Murat Paşa Belediyesi Öykü Günleri’ndeki konuk jüri üyeliğinden çekildiğimi bildirmek istiyorum. Direnenlere umut edenlere selam olsun
Ben öykü yazarı Şenay Eroğlu Aksoy.
Ümit Uysal’ın Kılıçdaroğlu desteği sonrası Muratpaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Antalya Edebiyat Günleri Öykü Ödülleri *jüri üyeliği görevinden ayrılıyorum.* @Av_umituysal@eczozgurozel@BirGun_Gazetesi@karabayfurkan5
Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir
Özgür Özel’le (@eczozgurozel) ilk tanışıklığımız 2011 senesine dayanır. Genç bir milletvekiliyken Silivri’de görülen Ergenekon Davası duruşmasına gelmişti. FETÖ operasyonlarının zirve yaptığı o tarihte Silivri’ye gelen ve adeta yalnızlığa terk edilen tutuklulara “destek mesajı veren” sayılı isimler arasındaydı. Hatırladığım diğer kişiler ise Uğur Bayraktutan ve Bülent Tezcan’dır. Sonraki yıllarda Kanlıca’daki Baro Bahçe’de bu isimlerle görüştüğümüzü ve “ifşa olan sahteciliklere” hassasiyet gösterererek TBMM gündemine taşıdıklarını da hatırlıyorum.
Balyoz davası sürerken Kılıçdaroğlu’na mektup yazarak davanın darbe davası olmadığını, demokrasinin tehlikede olduğunu yazdım. Cevap vermedi. Elini taşın altına sokmadı. Şimdi kalkmış ÖÖ’ye FETÖ iması yapıyor oysa ÖÖ o dönem yardım için çırpınanlardandı. Doğruya doğru! Ayıptır!
Cumhuriyet tarihimizin en zorlu ve en onurlu görevlerinden birini üstlenen Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel'in başarılı olacağına olan inancım sonsuzdur…