@ibbhaaber F.Bahçe düşmanlığınız batsın. Burada bile ayrımcılık peşindesiniz. G.Saray’lı tüm oyuncular Gs forması ile ama F.Bahçe’li oyunculara F.Bahçe forması yok. Ayıp.
Daha yeni Atina’da F4 oynadık. Meydanlarda atkı - formalarımızla dolaşıp besteler söyledik. Elimizi kolumuzu sallaya sallaya salona gittik. Maçtan önce dilediğimiz gibi demlendik. Salona Atatürk pankartı soktuk. Onbeş bin Yunanlı ile iç içe maçımızı izledik, maç bitince de tebrik edip salondan ayrıldık.
Nedense böyle bir ortamda bile olmayan Türk - Yunan gerginliği işin içinde sen olunca cereyan ediyor. Sadece Yunanistan’da değil; İspanya’da, Sırbistan’da, hatta yuvam dediğin Efes’in sahasında, kısacası senin işin içinde olduğun her yerde bu gerginlikler yaşanıyor.
Sorunun pasaportun değil de kişiliğin olduğunu, aynaya bakmadığın sürece on Euroleague kupası daha kazansan dahi hiç bir yerde saygı görmeyeceğini ne zaman anlayacaksın acaba ?
Biz rezil performanslar gösterip, tribünlerin yuhalayarak gönderdiği hocalara bile ikinci hatta üçüncü şansları verdik. Tedesco bu kadar seviliyorsa elbet ona da ikinci şans gelecektir. Şimdilik yolun açık olsun hocam..
Aklı başında hatırladığım ilk başkanımız Tahsin Kaya idi. Tüm F.Bahçe başkanlarının her mecrada savunucusu oldum. Ama Sadettin Saran kadar vasıfsız, silik ve başarısız bir başkan gelmedi bugüne kadar. İlk defa bir başkan için istifa diyorum..
Fenerbahçe Beko - Zalgiris serisine dair karamsar olanlar için hatırlatma gereği duyuyorum. Daha önce yazdığım bir konu: Rakip kim olursa olsun, play-off'ta hiç kimse bizi 3 kere yenemez. Ama sorun bu değil. Sorun memnuniyetsizlik.
Barcelona'nın, İsrail destekli Maccabi'nin, devasa para harcayan Efes ve Dubai'nin, sezonun flash takımı kabul edilen Kızılyıldız'ın play-off yapamadığı... İlaveten: "Rüya takım" denilen Panathinaikos'un ıkına sıkına son dakika play-off yapabildiği bir denklemde önce doğrudan play-off'a kalmanın gururunu yaşamak gerek.
Bu takım bazı şeyleri o kadar kolay gösteriyor ki, ona bazen çok haksızlık yapıyoruz. Her sene Final-Four yapmak, en iyi 4 arasına kalmak çantada keklik zannediliyor. Play-off başarıdan sayılmıyor bile.
Taraftar olarak ciddi bir denge kaybı ve algı sorunu yaşıyoruz. Bunun sorumlusu da futbol takımıdır. Öyle hayal kırıklıkları yaşattı ki, tahammül seviyemizi sıfıra indirdi. El üstünde tutmamız gereken basketbol şubelerine de aynı tahammülsüzlüğü gösteriyoruz. Bu sezon tüm kulvarlarda sadece 1 maç kaybeden kadın takımı için bile maçın birisinde Galatasaray'ı zorlanarak yendi diye felaket senaryoları ürettik. Oysa basketbol şubelerimiz çok daha fazla müsamaha ve anlayışı hak ediyor. İnanılmayı, güvenilmeyi hak ediyor.
Yine final-four'da olacağız. Velev ki çok olağan dışı durumlar gelişti, dışında kaldık. Bu takıma güvendiğim için asla mahcup olmayacağım. Ama güvenmeyenlerin ayıbı da kendine yeter.
Ben tedirgin değilim. Yeniden play-off oynamanın gururunu ve keyfini yaşıyorum. 22 Mayıs Cuma akşamı final-four'da görüşürüz.
Bu rezilliğe bakar mısınız ? Bu sene eski oyuncularımızdan yediğimiz gollerden klip olur. Onu geçtim sözleşmeli oyuncumuz olan kiralık oyuncumuzdan bile gol yedik biz. Aklı ile kalbi çelişenleri bu renklerden uzak tutsun Allah’ım..
Ah be hocam. Kendim ve takımım adına ne kadar istiyorsam, senin için de şampiyon olmayı o kadar istiyorum. Sene sonu bu videoların olduğu kliplerle kutlayacağız inşallah şampiyonluğu..
Bir hekim olarak bu görüntülere bakarak Osminen’in kolundan “parçalı” kırık nedeniyle opere olmuş biri gibi görünmediğini söyleyebilirim. Gafisini görmeden kesin konuşmak mümkün değil tabi..