2012 yılında yürürlüğe giren düzenleme ile diş hekimliğinde uzmanlık unvanı yalnızca Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı (DUS) aracılığıyla verilmeye başlanmıştır. Bu tarihten sonra doktora programlarına başvuran herkes, uzmanlık eğitiminin artık DUS üzerinden yürütüldüğünü bilerek ve kabul ederek bu programlara katılmıştır.
Buna rağmen bazı özel üniversitelerin, tek bir doktora programına 100’ün üzerinde öğrenci kabul etmesi ve öğrencilerin haftada yalnızca 1–2 gün üniversiteye devam ederek doktora derecesi alabilmesi, akademik eğitimin niteliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratmıştır.
Doktora ile uzmanlığın amaçları, eğitim modelleri ve yetkinlik kazanımları birbirinden farklıdır. Uzmanlık eğitiminin DUS sistemi dışında, geçmişe dönük veya dolaylı yollarla verilmesi; uzmanlık eğitimini yıllarca emek vererek tamamlayan binlerce uzmanın hakkaniyet duygusunu zedeleyecek, meslek camiasında telafisi güç bir öfke ve güven kaybına neden olacaktır.
Bu nedenle uzmanlık unvanının verilmesinde mevcut mevzuata ve eşitlik ilkesine bağlı kalınması, hem mesleğin saygınlığı hem de hukuk güvenliği açısından zorunludur.
#doktorayauzmanlıkrezaleti
Gecesini gündüzüne katıp uzmanlık sınavına çalışıp kazanan diş hekimleri, doktora programına çabasız giren diş hekimleriyle nasıl aynı ünvana ve aynı haklara sahip olabilir ? Tam olarak kimin için yapılıyor bu liyakatsizlik?
#UzmanlıkeşittirDUS@saglikbakanligi@YuksekogretimK
KAMU HASTANELERİNDE PERİODONTOLOJİ UZMANLARININ KARŞILAŞTIĞI SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
🚨Kamu sağlık tesislerinde görev yapan periodontoloji uzmanları, hem klinik uygulamalar hem de performans ve SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) kodları açısından önemli yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlar, hem hasta tedavi süreçlerini aksatmakta hem de hekimlerin motivasyonunu ve hizmet kalitesini olumsuz etkilemektedir.
👉 SUT Kodları ve Puanlandırma Adaletsizliği:
Periodontal cerrahi işlemler ile tıp alanındaki benzer cerrahi işlemler arasında ciddi bir puanlama dengesizliği bulunmaktadır. Örneğin; serbest diş eti grefti veya bağ dokusu grefti gibi periodontal işlemler, teknik olarak farklı bölgelerden greft alınmasını ve hassas cerrahi uygulamaları içermesine rağmen, tıpta yapılan benzer greft işlemlerine kıyasla oldukça düşük puanlandırılmaktadır.
Tıp branşlarında ameliyatlar D ve E gibi kategorilere ayrılarak işlem büyüklüğüne göre (örneğin 5 cm² altı, 5–10 cm² arası, 10 cm² üzeri) detaylı şekilde puanlandırılırken, periodontolojide bu tür bir ayrım bulunmamaktadır. Bu durum, yapılan işin zorluk derecesi ile puanlama arasında ciddi bir uyumsuzluk yaratmaktadır.
👉İşlem Çeşitliliğinin Tek Kalemde Değerlendirilmesi:
Periodontolojide farklı teknik ve zorluk derecelerine sahip işlemler çoğu zaman tek bir işlem kalemi altında değerlendirilmektedir. Örneğin:
* Kemikli ve kemiksiz gingivektomi işlemlerinin ayrılmaması.
* Açık ve kapalı sinüs lift işlemlerinin aynı puanla değerlendirilmesi.
Bu durum, daha kompleks ve riskli işlemlerin yeterince karşılık bulamamasına yol açmaktadır.
👉 45 Gün Kısıtı ve Tedavi Süreçlerine Etkisi:
Diş çekimi sonrası uygulanan 45 günlük işlem kısıtı, özellikle alveoloplasti gibi pre-protetik cerrahi işlemlerde ciddi aksamalara neden olmaktadır. Hastalar protetik tedavi için yönlendirildiğinde, gerekli kemik düzenlemeleri zamanında yapılamamakta ve hasta tedavisi gecikmektedir. Bu durum, hastaların farklı branşlar arasında gidip gelmesine ve tedavi sürecinin uzamasına yol açmaktadır.
👉 Çok Seanslı Tedavilerde Kod Yetersizliği:
Periodontal tedaviler doğası gereği çok seanslıdır. Detertraj ve küretaj gibi işlemler genellikle 3–4 seans gerektirirken, sistemde bu işlemler yalnızca sınırlı sayıda girişe izin vermektedir. Bu nedenle:
Tedavi süreci tam olarak kayıt altına alınamamakta ve hekimler sonraki seanslar için uygun işlem kodu bulamamaktadır. Bu sebeple sistemsel sınırlamalar nedeniyle klinik gereklilikler yerine getirememektedir.
👉 Klinik Karar Süreçlerinin Zorlaşması:
Kod ve puanlama sistemindeki eksiklikler, hekimlerin klinik kararlarını da dolaylı olarak etkilemektedir. Örneğin, yeterli seans kodu olmadığı için bazı hastaların erken dönemde cerrahi (flep operasyonu gibi) tedaviye yönlendirilmesi söz konusu olabilmektedir. Ancak bu durum her hasta için uygun olmayıp, tedavi kalitesini riske atabilmektedir.
👉 Kalite Puanı ve Performans Baskısı:
İmplant cerrahisi gibi ileri işlemlerde, düşük puanlandırmanın yanı sıra kalite puanı düşüşü gibi ek değerlendirmeler de hekimler üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu durum, yapılan işlemin niteliğinden bağımsız olarak performans sisteminde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.
📢 ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
✅SUT Güncellemeleri:
Periodontal işlemler, tıptaki benzer cerrahi işlemlerle kıyaslanarak yeniden puanlandırılmalı; işlem zorluğu, süre ve teknik gereklilikler dikkate alınmalıdır.
✅Alt Kategorilerin Oluşturulması:
Gingivektomi, greft işlemleri ve sinüs lift gibi işlemler kendi içinde alt başlıklara ayrılarak daha adil bir değerlendirme sistemi oluşturulmalıdır.
✅ Seans Bazlı Kodlama:
Çok seanslı periodontal tedaviler için ara seansları kapsayan yeni kodlar tanımlanmalı, tedavi sürecinin tamamı sisteme yansıtılabilmelidir.
✅45 Gün Kuralının Esnetilmesi:
Özellikle pre-protetik cerrahi işlemler için bu süre yeniden değerlendirilmeli ve klinik gerekliliklere göre esneklik sağlanmalıdır.
✅ Disiplinler Arası Netlik:
Periodontoloji ve ağız, çene cerrahisi arasında hasta yönlendirme kriterleri netleştirilmeli, hastaların arada kalmasının önüne geçilmelidir.
✅ Kalite Değerlendirme Sisteminin Gözden Geçirilmesi:
İmplant ve ileri cerrahi işlemlerde kalite puanı sistemi, klinik gerçeklikler ve bilimsel kriterler doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.
🦷SONUÇ
Periodontoloji uzmanlarının kamu sisteminde karşılaştığı bu yapısal sorunlar, yalnızca hekimlerin çalışma koşullarını değil, aynı zamanda hasta bakım kalitesini de doğrudan etkilemektedir. Daha adil, gerçekçi ve bilimsel temellere dayanan bir düzenleme ile hem hekim memnuniyeti artırılabilir hem de sağlık hizmetlerinin etkinliği önemli ölçüde iyileştirilebilir.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sbkhgm@sagliklicozum@tcbestepe@TBMMresmi
#dişhekimliği
#dişhekimi
✅ DİŞHEKSEN faaliyetlerini incelemek ve üye olmak için
🔗 https://t.co/uXTsEApaRM
ÖNEMLİ PAYLAŞIP DUYURALIM ⚠️
#SONDAKİKA
Görme engelli Uygur Türkü
Ali Abdullah GGM’ye hapsedildi
İstanbul’da yasal ikamet izni ile hayatını sürdüren ve iki gözü tamamen görmeyen 51 yaşındaki Uygur Türkü Ali Abdullah,
Herhangi bir suç kaydı bulunmadığı için savcılık tarafından serbest bırakılmasına rağmen İstanbul Binkılıç GGM’de idari gözetim altına alındı ve hakkında sınır dışı kararı verildi.
@avdursunkucuk Sizce bir doktor ömür boyu çalışsa bu parayı ödeyebilir mi? Bu kadar orantısız bir miktarı nasıl normal görebiliyorsunuz anlamıyorum... Bunun hastaneyle bir alakası yok hastanın kendisi test vermeyi kabul etmemiş doktor ne yapsın? Hastayı sürükleyerek getirecek hali yok ya
Nöbette ameliyat yapan cerrahın saatlik nöbet ücreti, ameliyathaneyi temizleyen personelden daha düşük olduğu bir düzen olabilir mi?
#NöbetinAdıVarKarşılığıYok
Bugün hastanelerde nöbet tutan hekimler — uzman, pratisyen ya da diş hekimi fark etmeksizin — saatlik sadece 150–187 TL arasında bir ücret almaktadır. Aynı nöbet şartlarında çalışan diğer meslek gruplarının hekimlerden daha yüksek ücret aldığı gerçeği ise hekim emeğinin sistem tarafından nasıl değersizleştirildiğini acı bir şekilde göstermektedir.
Bu ülkede pandemi günlerinde, herkes evine kapanmışken en önde savaşan hekimler ve sağlık profesyonelleri vardı. Bu süreçte hastalandılar, sakat kaldılar, hayatlarını kaybettiler. Gazi sayılmadılar, şehit sayılmadılar. Günlerce, haftalarca evlerine gitmeden görev yaptılar. Bütün Türkiye balkonlara çıkıp hekimleri alkışladı…
Ama o alkışlar markette ekmek almadı.
Benzinlikte arabaya yakıt koymadı.
Çocuklarının defterini, kitabını almadı.
Bugün konuştuğumuz konu tam olarak budur: Hekimin emeğinin değeri ile hekimine verilen karşılık arasındaki uçurum.
Hiçbir meslek grubunu diğerinin karşısına koymuyoruz; ancak şunu net bir şekilde söylüyoruz: Hekimlerin emeği de en az diğer çalışanlar kadar değerlidir ve bu değer ücretlere yansıtılmak zorundadır. Hekimlerin mevcut nöbet ücretleri; taşıdıkları risk, verdikleri kararların ağırlığı, günlerce süren uykusuzluk ve sağlık hizmetinin tüm yükü düşünüldüğünde sürdürülebilir değildir.
Bu nedenle hekimlerin saatlik nöbet ücretleri **en az 2,5 kat artırılmalıdır**.
Bu sadece bir talep değil, sağlık sisteminin çökmesini önlemek için bir zorunluluktur.
Özetle:
Tüm emek değerlidir, ancak hekim emeğinin değersizleştirilmesi hem vicdani değildir hem de sağlık hizmetinin geleceğini tehlikeye atan en büyük adaletsizliklerden biridir. Artık bu adaletsizliğin düzeltilmesi için somut adımlar atılmalıdır.
#GelinBirlikOlalım
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Diş hekimleri tüm hazırlıklarını Nisan sınavına göre yaptılar, ani yapılan bu değişiklik bir çok kişinin kariyer planını etkiledi. Durumun tekrar değerlendirilip sınavın yılda 2’ye çıkarılması bir çok mağduriyeti önleyecektir. #2DusHaktır#DisHekimiatamabekliyor