Pençe-Kilit Operasyon Bölgesi’nde meydana gelen elim kazada şehit düşen kahraman askerimiz Çavuş Abdurrahman Hilal’e Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabırlar diliyorum.
Aziz şehidimizin ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Milletimizin başı sağ olsun.🇹🇷
#SONDAKİKA
Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşlarının “mutlak butlan” kararını veren BAM 36’ya yaptıkları başvuru sonuçlandı.
Özel ve arkadaşları, mahkemeye başvurmuş ve “Mevcut delegelerle kurultay yapılmasının önünde bir engel var mı; şu an hangi tüzük geçerlidir?” diye sormuştu.
@tv100 için edindiğim bilgiye göte; BAM 36, özetle “Kararımızdaki ifadeler açıktır. 2018 tüzüğü geçerlidir. Bu koşullarda 38. Olağan Kurultay Delegeleri ile kurultay yapılamaz” dedi.
Böylece tartışmalar da son bulmuş oldu.
Ancak Manisa Milletvekili Özgür Özel ve arkadaşları, bu karara rağmen pazartesi günü CHP’ye kayyım atanarak kurultay yapılması için mahkemeye başvuracaklar.
BASINA VE KAMUOYUNA
Garip Dede Cemevi’nde yaşanan, inanç mekânlarının ruhuna, edebine ve erkânına aykırı görüntülere ilişkin yapılan değerlendirmeler sonucunda; görüntü, beyan ve fotoğraflardan tespit edilen 63 Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin parti üyelikleri tedbiren askıya alınmıştır.
Cemevleri ve dergâhlar; siyasetin, kutuplaşmanın ve nefret dilinin değil, birliğin, kardeşliğin, rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Hiç kimse bu kutsal mekânları siyasi hesaplaşmaların ve ayrıştırıcı söylemlerin sahnesi haline getiremez.
Bir inanç merkezinde insanları birbirine karşı kışkırtan, hakaret ve hedef göstermeyi meşrulaştıran her tutum; siyasi olduğu kadar ahlaki açıdan da kabul edilemez. Alevi inancının özünde kin değil muhabbet, ayrıştırmak değil birleştirmek vardır.
Toplumsal barışı zedeleyen, inanç mekânlarının dokusunu bozan ve Alevi toplumunun iyi niyetini siyasi hesaplara alet eden hiçbir davranışın karşılıksız kalması düşünülemez.
İnanç merkezlerine saygı, toplumsal barışa saygıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Gürsel Tekin
CHP İstanbul İl Başkanı
Garip Dede Dergâhı’nda yaşananlar ne Alevi inancının edebine, ne erkânına, ne de bu ülkenin kardeşliğine yakışmıştır.
Bir cemevinde, bir dergâhta kin dili üretmek, insanları hedef göstermek, “hain” sloganları attırmak büyük bir saygısızlıktır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafını çiğnetenlerle, Malatya’da üzerine çarpı atan anlayışın aynı nefret ikliminden beslendiğini görmek zor değil.
Siyasi hesapları, makam kaygıları, beklentileri olanları anlıyoruz. Ama Alevi yurttaşlarımızın bu çirkin provokasyonların parçası yapılmasına asla razı olamayız. Alevi toplumu hiçbir zaman nefretin, ayrıştırmanın ve linç kültürünün taşıyıcısı olmamıştır.
Bugün Garip Dede Dergâhı’nın dokusunu ve inancını istismar edenler, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’daki matem etkinliğini neden iptal ettiğini de herkese yeniden göstermiş oldular. Çünkü matem, inanç ve ibadet siyasetin malzemesi yapılamaz.
Cemevleri nefretin değil, lokmanın; ayrışmanın değil, kardeşliğin mekânlarıdır. Bu terbiyesizliği siyasi, ahlaki ve hukuki olarak reddediyoruz. Hiç kimse Alevi inancının kutsal mekânlarını siyasi hesaplaşmaların sahnesine çevirmemelidir.
Hiçbir inancı, hayatımın hiçbir döneminde siyasetin ve propagandanın malzemesi yapmayı doğru görmedim. İslam inancının en müstesna zamanlarından olan Muharrem ayının ve Aşura gününün de siyasi polemiklere, gerilimlere, kavgalara, propaganda hesaplarına ve istismara konu edilmesine müsaade etmeyecek; en azından bu utancın ve bu vebalin bir parçası olmayacağız.
Bizim nazarımızda toplumsal ve manevi değerler; siyasi ikbal hesaplarından ve günlük siyasi kazanımlardan çok daha kıymetlidir. Bu değerlere karşı gösterilmesi gereken özen, her türlü siyasi hesap ve beklentinin üzerindedir.
Bu anlayışla, programımızda yer almasına rağmen, içinde oluşan atmosfer nedeniyle Aşura etkinliğine fiziken katılmamanın daha doğru, daha anlamlı ve daha isabetli olacağı kanaatine vardık. Çünkü bazı zamanlarda en doğru duruş, kalabalıkların içinde görünmek değil; inancın siyasete malzeme edilmesine ortak olmamaktır.
Aşura etkinliğine yönelik mesajımı, gönül birlikteliğimizin ve muhabbetimizin bir nişanesi olarak sizlerle paylaşıyor; bizi en doğru anlayacağına inandığım bütün canlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyor, Muharrem ayının ve Aşura’nın birlik, kardeşlik ve hakikat ikliminin hepimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Türkiye’nin sakin gücü, birleştirici lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’a geliyor!
İstanbul’u yeniden CHP’li belediyecilikle buluşturan siyasi iradenin mimarı, milyonların umudu ve demokrasi mücadelesinin sembol ismi hemşehrileriyle buluşuyor.
İstanbul tek yürek, Genel Başkanını bekliyor!
25 Haziran Perşembe günü saat 08.00’de Dudullu Çamlıca Gişeleri’nde gerçekleşecek büyük buluşmada sen de yerini al.
Birlik için, dayanışma için, umut için...
Seni bekliyoruz Sayın Genel Başkanım!
Parti örgütümüzün görüşleri ve tabanımızdan gelen talepler doğrultusunda yürüttüğümüz hazırlıkların ardından, Eylül ayının ilk haftasından itibaren olağan kongre takvimini işletmeye başlatıyoruz.
Demokratik katılımı, örgüt iradesini ve parti içi demokrasiyi güçlendirecek bu sürecin partimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
💥 CHP İstanbul İl Başkanı Sayın Gürsel Tekin'den Bülent Arınç'a açık çağrı!
📌Sayın Arınç; Sizi Sayın Kılıçdaroğlu’na kim gönderdi?
📌Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç işlerine neden dahil oluyorsunuz?
📌AK Parti'de bir sorun olsa biz müdahale eder miyiz, burnumuzu sokar mıyız?
📌Siz, Sayın Kılıçdaroğlu'na gidip, bu süreçle ilgili ne söylediniz? Kamuoyuna açıklayın!
@kilicdarogluk@gurseltekin34@bulent_arinc
Başta şehitlerimizin kıymetli babaları olmak üzere, ömrünü helal lokma peşinde geçiren, evine götürdüğü temiz alın teriyle bu ülkeye değerli evlatlar yetiştiren tüm babaların Babalar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Dokunulmazlıkların kaldırılması süreci, verdiğimiz hukuk mücadelesi ve yalan bilgilerle çarpıtılmak istenen gerçekler;
Son dönemde geçmişteki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci üzerinden yapılan haksız eleştiriler ve oluşturulmaya çalışılan algılar karşısında, gerçekleri ilk günkü netliğiyle halkımızla paylaşmak bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Şu anda hiçbir dokunulmazlığı olmayan ve Erdoğan’ın açtığı birçok davada onlarca yıl hapis cezasıyla yargılanan, bir kısmından da ceza almış bir siyasetçi olarak tekrar söylüyorum; kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum.
22. Dönem milletvekillerimizin ve aday adaylarımızın noter huzurunda, kendilerine tanınan dokunulmazlık ayrıcalığından faydalanmayacaklarını beyan etmeleri de bizim konuya bakışımızın göstergesidir.
2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik.
Sayısal çoğunluğumuz ancak buna imkân verdi. Dönemin milletvekili arkadaşlarımız her adımına şahittir.
Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak, bütün milletvekillerinin hiçbir suçtan korkusu olmadığını göstermek adına o dönem “Evet” dedik.
Bu karar, iddia edilenin aksine, siyasi bir günah veya teslimiyet değil; iktidarın elindeki en büyük propaganda silahını elinden alma hamlesiydi.
Üstelik o günkü anayasal ve yasal sürece göre, dokunulmazlığı kalkan bir siyasetçinin tutuksuz yargılanması, yargılama bittikten sonra eğer bir ceza kesinleşirse gereğinin yapılması gerekiyordu. Ancak iktidar, yargıyı sopa gibi kullanarak yasal süreci ve evrensel hukuk ilkelerini çiğnedi; milletvekillerini apar topar gözaltına alıp tutukladı.
Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir.
Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması ve Demirtaş’ın özgürlüğü için meydanlarda, Meclis kürsülerinde ve Adalet Yürüyüşü’nde her zaman en ön safta mücadele ettik.
Hal böyleyken, bugün gelinen noktada hem bu büyük hukuk mücadelesini görmezden gelen hem de el altından Erdoğan yönetimiyle pazarlık masasına oturan ve sözüm ona Sayın Demirtaş’ın yol arkadaşı olduğunu iddia eden bazı kişilerin tavırları tam bir tutarsızlıktır.
Biz geçmişte kurulan tuzakları bozarak hukuk zemininde kalırken, bugün Erdoğan’ın muhalefeti bölme oyunlarından biri olan dokunulmazlık meselesini yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda işleyen siyasetçi ve gazeteciler, bilerek ya da farkında olmadan iktidara hizmet etmektedir.
Bizim ne halkımıza karşı bir günahımız ne de Adalet Yürüyüşü’müzden bir milim sapmamız vardır! Dün olduğu gibi bugün de ilkeli duruşumuzdan taviz vermeden; hem Saray rejimiyle hem de onunla iş birliği yaparak demokratik muhalefeti zayıflatmaya çalışanlarla mücadele etmeye kararlıyız.
Buradan bir kez daha ilan ediyorum:
Sayın Demirtaş’ın, Selçuk Kozağaçlı’nın, Can Atalay’ın, Gezi tutuklularının, haksız yere tutuklu bulunan bütün belediye başkanlarımızın ve bu milletin her bir üyesinin hakkını sonuna kadar arayacağımı bilmenizi isterim.
Bu ülkede tek bir adaletsizlik, tek bir mazlum kalmayana dek; herkes için adalet, herkes için hukuk demeye inatla ve kararlılıkla devam edeceğiz!
Dış politika, iç siyasette oy devşirmek için tribünlere oynanacak bir şov alanı değil; bu kadim devletin varlık, gelecek ve saygınlık makamıdır.
Biz, koltuk sevdasıyla sermayeye ve sömürüye dayalı küresel odakların projelerine eş başkanlık yapanlardan değiliz; biz, bu toprakların ve bu milletin özüyüz.
Cumhuriyet Halk Partisi, ne senin ne de masalarda delege satın almaya çalışanların oyun alanı değildir; Türk Milleti ve Türk Devleti’nin bağımsızlık iradesidir.
Türkiye’nin köklü devlet geleneğini ve dış politika hafızasını yok sayıp ülkeyi bölgesel krizlerin mezesi hâline getirenlerin, bu millete ödetecek bir tek kuruşluk faturası kalmamıştır.
Biz, bu ülkenin tek bir neferinin burnu kanamasın, Türkiye’nin itibarı yere düşmesin diye “Önce Türkiye” diyen millici ve kamucu duruşun ta kendisiyiz.
Bizi suni gündemlerle, salon siyasetiyle tartmaya kalkanlar, önce kendi sırtlarındaki tarihsel veballerin hesabını vermelidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, bu devletin kurucu iradesidir.
Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylar’dan Tuna’ya uzanan sözümüz; başkalarının icazetiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez.
O enkazı kaldıracak, devlete liyakati ve yerli duruşu yeniden getireceğiz!
@b_yuceturk Senin gibiler bu partiye daha çok zarar veriyor haber türkte izliyorum seni dinlerken senden utandım nasıl bir partilisin koltuk sevdalı birisin bülent bey