ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA NASIL BAŞŞVURU YAPILACAKTIR
Örnek dilekçeye adınızı, soyadınızı, TC kimlik numaranızı, adresinizi yazdıktan sonra dilekçenin son sayfasını mutlaka imzalayın daha sonra dilekçeye kimlik fotokopinizde ekledikten sonra,
1. Bulunduğunuz yerdeki Adliye Sarayına (Binasına) giderek, savcılık ya da hukuk mahkemeleri ön bürolarından veya nöbetçi mahkemelerden Anayasa Mahkemesine bu dilekçeyi göndermek istediğinizi söyleyin, dilekçenizi ücretsiz olarak göndereceklerdir ve size dilekçenin gönderildiğine dair bir alındı belgesi vereceklerdir.
2. Bulunduğunuz yerde Adliye Sarayı (Binası) yoksa eğer dilekçenizi yukarıda anlatıldığı şekilde doldurduktan ve imzaladıktan sonra bir zarfın içine koyup zarfı kapatınız ve
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı,
Ahlatlıbel Mahallesi İncek Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Bulvarı No: 4
06805 Çankaya / Ankara
Adresine gönderiniz zarfın üzerin isminizi yazmayı unutmayın
3. Dilekçeyi yukarıda anlatıldığı şekilde hazırladıktan sonra CİMER üzerinden Anayasa Mahkemesine gönderebilirsiniz
ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DOSYA NO: 2026/19942 Bireysel Başvuru
TALEPTE BULUNANIN
( ADI SOYADI ) : ………………………………………………………………………
T.C: ………………...……………….
ADRESİ : ……………………………………………………………………….
…………………………………………………………………………
KONU: Sayın Yüksek Mahkemenizin 2026/19942 bireysel başvurulu dosyasında hukuki menfaatimin bulunmasından dolayı dosyanın öncelikli olarak incelenmesi talebimden ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
1.Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli maaşı almaktayım. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 28.maddesinin son fıkrasında; “8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa göre aylık ödenmekte olanların aylıklarının hesabında da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayıları esas alınır. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılık hali esas alınarak bağlanan yaşlılık, malullük veya ölüm aylıklarında yapılacak artışlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz ve bu aylıklar toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayılarındaki artış dikkate alınarak artırılır.” şeklinde yazılıdır.
15 Temmuz 2023 tarih ve 32249 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan, 7456 sayılı ve 14.07.2023 kabul tarihli kanunun 28 maddesi ile 27.06.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Ek-40. madde eklenmiş, eklenen ek madde ile görevde olan memurlara 8.077 TL seyyanen zam yapılmıştır. Bu zammın kanun gereği memur emeklisine de yapılması gerekirken sadece görevde olan memurlara yapılması Anayasanın 2, 10, 11, 35, 55 ve 60. maddelerine açıkça aykırı olması nedeniyle yukarıda esas numarası yazılı olan bireysel başvuruya konu edilmiştir. Ayrıca bireysel başvuruyu yapan Seyfettin ÇİLESİZ’İN sayın yüksek mahkemenize seyyanen zam davası ile ilgili ayrıca 2026/7162 bireysel başvurusu da bulunmaktadır.
2. 23 Ağustos 2015 tarihli Resmî Gazete ’de yayımlanan "Kamu Görevlilerinin 2016 ve 2017 Yıllarına İlişkin Mali ve Sosyal Haklarına Dair 3. Dönem Toplu Sözleşme" hükümlerinde, 11 Ocak 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm memurların taban aylık katsayısına yapılan artışın yanı sıra, ayrıca 100 TL seyyanen zam yapılması kararlaştırılmıştır. Bu 100 TL’lik seyyanen zam, aynı şekilde memur emeklilerinin emekli maaşlarına da aynen yansıtılmıştır.
Seyyanen zam davasına benzer bir başvuruda, Sayın Yüksek Mahkemenizin 11.10.2023 tarih ve 2023/104 esas, 2023/177 karar sayılı kararı 30.01.2024 - 32445 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış, yayınlanan bu kararda Ankara 25. İdare Mahkemesinin yapmış olduğu 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanununun 29.06.2006 tarih ve 5536 sayılı kanunun 3. Maddesi ile başlığı ile birlikte değiştirilen 106.maddesine 02.12.2014 tarihli ve 6572 sayılı kanunun 29. Maddesiyle eklenen 6. Fıkranın 30.03.2023 tarihli ve 7447 sayılı kanunun 3. Maddesiyle değiştirilen 1. cümlesinin Anayasa'nın 2, 9, 10, 49 ve 138. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan başvuruyu kabul ederek anılan kanun maddesinin iptaline karar vermiştir.
3. Yukarıda anlatılan yasal mevzuat çerçevesinde benim de emekli olmam nedeniyle emekli maaşıma yansıtılması gereken 8.077,00 TL seyyanen zammın bugün için kat sayı artışıyla 23.000,00 TL ye ulaştığı halde bu ödemenin emekli maaşıma yansıtılmaması nedeniyle her ay eksik ödeme almaktayım. Bugün aldığım emekli maaşıyla hayatımı zor idame ettirmekteyim. Mevcut ekonomik koşullar ve yüksek enflasyon verileri gözetildiğinde, halihazırda aldığım emekli maaşı temel ihtiyaçlarımı karşılamaktan oldukça uzaktır. Anayasa ile güvence altına alınan "insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürme" hakkım, barınma, dengeli beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim gibi en temel insani gereksinimlerimi dahi karşılayamamam nedeniyle ağır biçimde zedelenmektedir. Özellikle fahiş konut kiraları, durmaksızın artan enerji/fatura giderleri ve gıda fiyatları karşısında, tarafıma eksik ödenen bu tutarın mülkiyet hakkım kapsamında ivedilikle teslimi hayati önem arz etmektedir. Temel hak ve özgürlüklerimin daha fazla aşınmaması ve maruz kaldığım bu ağır ekonomik baskının nihayete erdirilmesi amacıyla; yukarıda numarası yazılı olan bireysel başvurunun incelenmesinde açıkça hukuki menfaatim bulunduğu gözetilerek, başvurunun öncelikli olarak (ivedilikle) görüşülmesi talebim vardır.
İSTEM: Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere, hukuki menfaatimin olmasından dolayı Sayın Yüksek Mahkemenizin 2026/19942 bireysel başvurusunun öncelikle incelenerek karar verilmesini arz ve talep ederim
EMEKLİNİN-ADI SOYADI
İMZA
Eki: Kimlik fotokopisi
Saygıdeğer emekli memur kardeşlerim;
Temmuz 2025’den bu yana beklemekte olduğumuz İstinaf kararı nihayet çıktı.
Kararı 26 Mart 2026 tarihinde veren mahkeme UYAP sistemine bugün yani 24 Nisan 2026’da kaydetmiştir.
💬 "Maç günlerinde bile kimseyi eve kabul etmem."
💬 "Trabzonspor, bizim kanımız."
🔴🔵 Trabzonspor taraftarı 89 yaşındaki Menşure Teyze, tutkusunu Berke Gayretli'ye anlattı! | #BirDerbiGünü
Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas’tan açıklama 👇
“Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Galatasaray ikinci başkanı Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir.
Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir.
Bu bizim kültürümüzdür.
Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez.
Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür.
Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır.
Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır.
Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır.
Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır.
Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır.
Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir.
Biz hiçbir kulübü düşman olarak görmeyiz.
Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir.
İhaneti; ‘transfer politikası’, kurnazlığı; ‘yöneticilik’, organize temasları da; ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz!
Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır.
Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir.”
İSTİNAF MAHKEMESİ BAŞKANI SEYYANEN ZAM DAVASINDA MEMUR EMEKİSİNE AYRIMCILIK YAPILDIĞINA DAİR TARİHE NOT DÜŞDÜ;
"Dava konusu Yasa kuralı ile fiilen görev yapan memurlar ile emekli memurların maaşları arasında bir ayrımcılık yapılmıştır. Kuralın gerekçesinin memur maaşlarının enflasyona karşı iyileştirilmesi olduğu gözetildiğinde, aynı iyileştirmeden memur emeklilerinin yararlandırılmaması Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve Anayasanın 90. Maddesi ile kanun hükmünde bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine 12 nolu Protokol ile eklenen Ülkemizin de imzaladığı "ayrımcılık yasağı"na dair 14. maddesine aykırı bulunmaktadır. Zira enflasyondan gelir seviyesi daha düşük olan ve yaşları ve sağlık durumları nedeniyle çalışarak ek gelir elde etme imkanı bulunmayan emekli memurların daha fazla etkilendiği tartışmasızdır. Üstelik Anayasamızın 10. Maddesinde doğrudan olmasa bile dolaylı olarak "yaşlı" tanımının içinde yer almaları nedeniyle emekli memurlar için pozitif ayrımcılık öngörüldüğü açıktır..."
Bu sözler İstinaf Mahkemesi Başkanına aittir. İstinaf mahkemesi başkanı seyyanen zammın memura verilip memur emeklisine verilmemesini, Anayasaya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine açıkça aykırı olduğuna dair çoğunluk kararına şerh düştü. Emeklinin sesini hakimler duydu ama iktidar duymadı bir an önce bu yanlıştan dönülmesi gerekmektedir.
Saygılarımla
Av. Ali Erdem GÜNDOĞAN
Ozan Tufan oğlu Aren babasının güzel performansları sonrası yürüyen Trabzonspor modunu açmış. Eşi,ailesi ve Ozan Tufan Trabzon ve Trabzonspor’u çok seviyorlar. Elinden gelenin en iyisini de yapmaya çalışıyor. Helal olsun
💢 ChatGPT, ABD Savunma Bakanlığı
ile askeri ağlarda kullanım anlaşması imzaladıktan sonra 1,7 milyon
kullanıcı kaybetti.
Elden ele yayın
Telefonlarınızdan silin ⚠️
Hz. İsa ve Yahudi
(OKUMADAN GEÇME)
Hz. İsa (a.s.), bir Yahudi ile yola çıkar. Yanlarına azık olarak ekmeklerini de almışlardır. Hz. İsa'nın iki, Yahudi'nin ise üç ekmeği vardır. Yahudi, Hz. İsa'ya göstermeden ekmeklerden birini gizlice yer. Hz. İsa, Yahudi'nin başlangıçta üç ekmeği olduğunu bilmektedir. Bir ara sorar:
— Senin üç ekmeğin vardı, birine ne oldu?
Yahudi: "Benim ekmeğim iki taneydi," diyerek yalan söyler.
Yollarına devam ederken bir cüzzamlı hastaya rastlarlar. Hz. İsa asası ile hastaya hafifçe vurunca, hasta Allah'ın izniyle iyileşir. Yahudi bu mucizeyi hayretle izler. Hz. İsa yine sorar:
— Ekmeğin kaç taneydi?
Yahudi yine: "İki," diye cevap verir.
Biraz ileride bir âmâya (görme engelli) rastlarlar. Hz. İsa teveccüh eder ve âmânın gözleri açılır. Hz. İsa tekrar sorar:
— Ekmeğin kaç taneydi?
O, yine iki olduğunu iddia eder. Bu minval üzere Hz. İsa'nın birçok mucizesini gördüğü hâlde Yahudi, iman etmemekte ısrar eder ve yollarına devam ederler.
Bir müddet sonra Hz. İsa, bir ağacın gölgesinde uyumaya başlar. O bölgenin valisinin hasta bir kızı vardır. Ölüleri dirilten, hastalara şifa veren zatın kendi memleketine geldiğini duyan vali, O'nu aratmaya başlar. Ağacın altında uyumakta olan Hz. İsa'nın yanına varırlar. Yahudi, gelenlere ne aradıklarını sorar. Onlar meseleyi anlatıp yardım dilediklerinde Yahudi:
— O aradığınız kişi benim... Getirin hastayı, iyileştireyim, der.
Hastayı getirdiklerinde, kerameti asada sanan Yahudi elindeki değnekle bir vurunca çocuk ölür. Yahudi'yi hemen yaka paça valinin huzuruna çıkarırlar. Vali:
— Çocuğu öldürdüğü için bu adamı idam edin! buyurur.
Bu sırada uykusundan uyanan Hz. İsa, asasının yerinde olmadığını fark eder ve meseleyi öğrenir. Arkadaşının asılmak üzere olduğunu görünce araya girer:
— Bu benim arkadaşımdır. Eğer onu serbest bırakırsanız, çocuğunuzu Allah'ın izniyle diriltirim, der. Vali ve çevresindekiler bu teklifi memnuniyetle kabul ederler.
Hz. İsa ölünün başına varıp: "Kum biiznillah" (Allah'ın izniyle kalk) deyince çocuk ayağa kalkar ve hastalığından kurtulur. Yahudi bu mucizeyi de gördüğü hâlde hâlâ bir iman alameti göstermez. Hz. İsa tekrar sorar:
— Kaç ekmeğin vardı?
Yahudi'den yine aynı cevap gelir: "İki."
Altınlar ve Dünya Hırsı
Yollarına devam ederlerken beş parça külçe altına rastlarlar. Altınları o anda taksim etmek mümkün olmadığından Hz. İsa şöyle bir teklifte bulunur:
— Kimin ekmeği üç taneyse o üç parçasını alsın, iki ekmeği olan da iki parça alsın.
O zamana kadar ekmeğinin iki olduğunu ısrarla söyleyen Yahudi, hemen itiraf eder:
— Benim üç ekmeğim vardı! Birisini senden gizli yemiştim. Bu yüzden üç parçayı benim almam lazım.
Hz. İsa, dünya malına olan bu hırsı görünce:
— Al, beşi de senin olsun, diyerek altınları ona bırakıp gider.
Bir anda büyük bir servetin sahibi olan Yahudi, sevincinden ne yapacağını şaşırır; altınların arasında "Bu da benim, şu da benim!" diyerek koşmaya başlar. Az sonra oraya iki kişi daha gelir; onlar da altınlara ortak olmak isterler. Yahudi, altınları tek başına sahiplenmek için bir plan yapar:
— Ben eve gidip at ve araba getireyim. Siz ben gelinceye kadar burada bekleyin, altınları taşımak için araç gereç de alırım, der ve gider.
Eve varınca karısına zehirli bir börek yaptırtır; amacı diğer iki kişiyi öldürüp tüm altına sahip olmaktır. Ancak o gidince, geride kalan diğer iki kişi de kendi aralarında anlaşır: Yahudi gelince onu öldürecek ve altınları ikiye böleceklerdir.
Yahudi geri döndüğünde, diğer ikisi onu hemen öldürür. Ardından: "Nasıl olsa altınlar bize kaldı, şu getirdiği böreği yiyelim de sonra gideriz," diyerek zehirli böreği yerler. Sonuç kaçınılmazdır; her üçü de altınlardan istifade edemeden dünya hırsı yüzünden can verirler.
Aynı yoldan geri dönen Hz. İsa, altınların yerinde durduğunu ve üç kişinin bu altınlar yüzünden öldüğünü görünce, dünya nimetlerine meyletmediği için Allah'a şükreder.
Bir Şii Gazetecinin tespitleri.
“Biz arlanmaz, utanmaz bir toplumuz. Ve tarihi gerçekler asla unutulmamalı!
1) Şam, İran ve Irak’ı kim fethetti?
Ömer bin el-Hattab, Sünni.
2) Pakistan, Hindistan ve iki nehir ardındaki ülkeyi kim fethetti? Muhammed bin Kasım, Sünni.
3) Kim Kuzey Afrika’yı fethetti?
Kuteybe bin Müslim, Sünni.
4) Endülüs’ü kim fethetti?
Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nasr, Sünni.
5) İstanbul’u kim fethetti?
Fatih Sultan Mehmet, Sünni.
6) Sicilya’yı kim fethetti? Esed bin Furat, Sünni.
7) Kim Endülüs medeniyetini kurdu ve ilim yuvası yaptı? Emevi Halifeleri, Sünni.
8) Hıttin’de Müslüman lider kim idi?
Salahaddin Eyyubi, Sünni.
9) Ayn Calut’ta Müslümanlar’a kim liderlik etti ve Moğollar’ı hezimete uğrattı?
Seyfeddin Kutuz ve Rukneddin Baybars, Sünni.
10) Kim İspanya’yı bozguna uğrattı Fas’ta?
Abdulkerim al-Hattâbi, Sünni.
11) Kim İtalya’yı hesap vermeye zorladı Libya’da?
Ömer el-Muhtar, Sünni.
12) Ve yakında kim Rusları perişan etti Çeçenistan’da? Şeyh Şamil, Dudayev, Şamil Basayev ve Hattab, Sünni.
13) Kim Rusya’yı (SSCB) Afganistan’da hezimete uğrattı? Afganistanlı Sünniler.
14) Kim yine Afganistan’da NATO’nun yüzünü toprağa sürttü? Sünnîler
15) Kim Amerika’nın Irak’tan çekilmesini sağladı?
Sünnîler.
Lakin biz Şiî olarak çocuklarımıza ne bıraktık?
1) Kim Hz.Hüseyin’e ihanet etti ve Kerbela’da yalnız bıraktı? el-Muhtar es-Sekafî, Şii.
2) Abbasi Halifesi Râdî Billah’a kim ihanet etti?
Buveyhiyyûn, Şii.
3) Irak’ı Moğollar’a satan kim? İbnü’l-Alkami, Şii.
4) Kim Hülagü’nün pis işlerini örtbas ederdi?
Nasır al-Tusi, Şii.
5) Kim Moğollar’a Şam işgalinde yardım etti? Şiiler.
6) Kim Fransızlar’a yardım etti Müslümanlara karşı?
Fatimiyyun Şiileri.
7) Selçuklu Sultanı’na kim ihanet etti?
Tuğrul al-Basasiri, Şii
8) Kudüs’ü işgalde Haçlılar’a kim yardım etti?
Ahmet bin Ata’, Şii.
9) Kim Salahaddin Eyyubi’nin ölümünü organize etti? Kenzü’d-Devle, Şii.
10) Hülagü’yü Şam’da kim ağırladı?
Kemaleddin bin Bedr al-Tiflis, Şii.
11) Suriye’de kanlı rejimle kim birlik oldu ve Rusya’ya destek verdi? Ali Hamaney, Şii.
Görülüyor ki, Şiilerin kalemleri, kılıçları ve dilleri hep Sünni Müslümanlara karşı olmuştur. Ve her ne kadar biz Kâfirlere karşıyız deseler de kalpleri Kâfirlerle beraberdir."
Siyaset Bilimci ve Gazeteci Mehmet Dağıstanlı
Her ne kadar sözde yaşı kemale ermiş, "klavye mücahitleri" bunları bilirsiniz ama gereğini yapmazsınız değil mi?
~Turgut Özal'ı zehirleyip,
Mesut Yılmaz'a yol açan Fetö.
~İhlas Finans'ı batırıp Bank Asya'ya yol açan Fetö.
~28 Şubat'ta Erbakan'a darbe yapanların yanında yer alıp Ecevit'e "şefaat dileyen" Fetö.
~Türbanı ve imam hatipleri yasaklatıp muhafazakar kesimi kendi okullarına mecbur eden Fetö.
~İnsanları din ile sömürüp elde ettiği paraları Amerika ve israil'e peşkeş çeken Fetö.
~Deniz Feneri'ne iftira atıp "Kimse Yok Mu'ya" yol açan Fetö.
~Muhsin Yazıcıoğlu'na suikast düzenleyen Fetö.
~Hrant Dink'i öldürüp Diaspora'ya yol açan Fetö.
~Baykal'a kaset kumpası düzenleyip Kılıçdaroğlu'na yol açan Fetö.
~MİT'e sızarak istihbaratı MOSSAD'a, ve ClA'ya servis eden Fetö.
~Gezi kalkışmasını alevlendirip Batı’nın eline malzeme veren Fetö.
~17/25 Aralık darbe girişimini düzenleyerek Amerikan çıkarlarının önünü açan Fetö.
~Uludere'yi vurarak devleti töhmet altında bırakan Fetö.
~Rus uçağını düşürüp Rusya ile arayı açan Fetö.
~Bahçeli'yi kurultayla gönderip Akşener'e yol açmaya çalışan Fetö.
~15 Temmuz'da darbe yapmaya kalkıp ekmeğini yediği halka kurşun sıkan Fetö.
Onun peşine düşen embesillere sorsan "Katil Devlet" bu ülkede Adalet yok.
Evet, bu ülkede gerçekten Adalet yok.
"Adaletin uygulanması için Devletine hainlik yapanlara"
Ama Adalette güncelleniyor......
Genç dedesiyle sohbet ederken sorar:
“Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Uçak yok,
araba yok,
televizyon,
bilgisayar yok,
cep telefonu,
tablet yok,
internet, Facebook yok,
WhatsApp, Instagram yok,
AVM’ler yok,
cafeler yok,
kanka yok.”
Dede cevap verir:
“Asıl siz nasıl yaşıyorsunuz,
bana ondan haber ver.
İş, güç yok;
sabır, sebat yok;
hedef, emek yok;
dostluk, vefa yok.
Zaman planlaması yok…
İlim, irfan, Kur’an yok;
zikir, tesbih, dua yok.
Anlayış yok,
anlama çabası yok;
dinlemek yok;
sevgi, saygı, şefkat yok;
sabır, rıza, doymak yok.
Alçak gönüllülük yok;
paylaşma yok;
adalet, merhamet yok.
Komşuluk, akrabalık yok;
anneye babaya saygı yok;
sorumluluk almak, yük almak yok.
Yok da yok.”
“Yani evlat,” diye sürdürür dede,
“Siz çok daha büyük yokluklar içindesiniz…
Siz varlık ve bolluk içinde yokluk çekiyorsunuz.
Biz gerçek yoklukla çokluk yaşadık;
fakat siz bunca yoklukla siz nasıl yaşıyorsunuz?”
Değerli meslektaşlarım, kıymetli kardeşlerim...
TÜVTÜRK muayene istasyonunda yaşanan ve hepimizin yüreğini yakan vahşetle ilgili olarak, Allah izin verirse yarın KOLLUKDER olarak Ankara’da olacağız...
Öncelikle merhum meslektaşımızın kıymetli eşiyle bir araya gelerek başsağlığı dileklerimizi iletecek, kendilerine her türlü desteği sunduğumuzu bizzat ifade edeceğiz. Ardından merhum meslektaşımızın kabrini ziyaret ederek dualarımızı edeceğiz.
Herhangi bir aksilik olmazsai kabir ziyaretimizin akabinde, bu vahşetin yaşandığı TÜVTÜRK istasyonuna giderek meslektaşımızın katledildiği yere karanfil bırakacak, olay yerinden canlı yayın yaparak kamuoyuna sesleneceğiz...
Bu konuda ilgili makamların zorluk değil kolaylık gçstermesini beklediğimizi özellikle ifade etmek isteriz...
Bu süreçte emekli polis ve asker meslektaşlarımızı da yanımızda görmek istiyoruz...
Bu çağrı bir gösteri değil, bir vicdan ve adalet çağrısıdır...
Bu işin peşini asla bırakmayacağımızı özellikle ifade etmek isteriz... Kim sorumluysa, kim ihmaliyle ya da fiiliyle bu vahşetin parçası olduysa; en ince ayrıntısına kadar kamuoyunun gündemine taşıyacak, gerekli tüm merciler nezdinde suç duyurularında bulunacağız...
Merhum meslektaşımızın mekanı cennet olsun rabbim ailesine sabırlar versin inşallah..,
KOLLUKDER
Kolluk Kuvvetleri Personeli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
@EmniyetAnkara@AnkaraValiligi
@KollukDer @YalcinDoganVHP@turan3400@Asli3616 @turkish_vari @CryptooSeneR
Telefonunuz kişisel bir şey değil. Kamerası olan bir veri sensörü.
2026'da gizlilik bir özellik değil, bir mücadele olacak.
Cihazınızın denetimini yapmadıysanız, kullanıcı değil, ürünsünüz.
İşte telefonunuzu geri almak için 18 adımlık Ghost Protokolü.