Prof. Dr. Oytun Erbaş:
"Namaz kılan adam sapkınlıklardan uzak olur. Diyorlar ki; oruç tutmak. Yıllardan beri şöyle derler ketojonik diyet. Ara sıra aç kalırsan açlığını uzatırsan keton cismi artıyor.
Keton cismi artınca beyin yatışıyor. Epilepsi azalıyor, psikiyatrik hastalıklar azalıyor, beyinde iltihap azalıyor. Bunun adı ne? Oruç. O zaman namaz kılmak, oruç tutmak, abdest almak, bitti. Her şeyi önlüyor. Buruna su verdiğin zaman basınçlı, beyin iltihabı azalıyor. O yüzden abdest iyi geliyor."
Yeditepe Üniversitesi
Emekli maaşının en az 25 bin olması gerekiyor!
Reis’in önüne nasıl rapor koyuyorlar bilmiyorum ama emekli ile Reis arasına duvar örülüyor.
Enflasyon mücadelesi emekli kaderine terkedilerek yapılmaz.
Bu yanlıştan dönülmeli ve emeklilere seyyanen zam yapılmalıdır…
Demokrasi, hukuk ve adaletin ayaklar altına alındığı utanç verici 27 Mayıs darbesinin cunta mahkemesi tarafından haksız şekilde idama mahkûm edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilişlerinin 64’üncü yılında rahmetle, hürmetle yâd ediyorum.
İç siyaset dış siyaset politika gövde gösterisi planlar toplanır bölünür Devlet aklı kararı verir vakti gelecek bu net kıvılcım bekliyoruz Dünya İsrail'in yerle bir olmasını zaten istiyor istemeyen ülkede kalmadı ⏳
#GazzeyiHilafetKurtarır#gaza
Hakan Fidan
Recep Tayyip Erdoğan
Bu bir uyarıdır.
Bu bir feryattır.
Bu bir isyandır!
Yıllardır çocuklarımızı "başarı" adı altında dört duvar arasına hapsettik. Test çözdürdük, ezberlettik, yarışa soktuk. Başarıyı sadece sınav sonuçlarına, diploma notlarına, dereceye indirgedik.
Ama ne pahasına?
Evde annesine yardım etmeyen, babasını insan yerine koymayan, sofra kurmayan, kendi yatağını toplamayan, tuzluğu uzatmayan, "Teşekkür ederim" demeyi bile gereksiz gören bir robot nesli inşa ettik.
Sadece çalıştı.
Sadece test çözdü.
Sadece odasında yaşadı.
Ama yaşamayı öğrenemedi.
Birlikte hareket etmeyi öğrenemedi.
İnsan olmayı öğrenemedi.
Yeter!
Ders çalışmak, insan olmaya engel değil; ama biz onu insanlığın önüne koyduk.
Sınav kazanmak, hayatı anlamak değil; ama biz ona hayat dedik.
Akademik başarı, karakter değildir; ama biz karakteri yok saydık.
Kendini ifade edemeyen, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, göz teması kuramayan, elini cebinden çıkarmayan, selam vermeyi bilmeyen ama paragraf sorularında full çeken bir ruhsuzluk salgını başladı.
Artık susmayacağız!
Çocuğun eline sadece kitap vermekle değil, elinden tutup hayata çıkarmakla görevliyiz.
Sadece zekâsını değil, vicdanını, merhametini, sosyal bilincini geliştirmek zorundayız.
Ev işinden kaçan değil, evini sahiplenecek çocuklar yetiştirmeliyiz.
Konuşmaktan korkan değil, fikrini cesurca söyleyen gençler istemeliyiz.
Bu düzenin adı başarı değil; duygusal ihmaldir.
Bu sistemin adı eğitim değil; insani yıkımdır.
Yeni nesil, sadece sınav kazanmak için değil;
hayatla baş edebilmek için yetiştirilmeli!
Bu bir çağrıdır:
Ailelere, öğretmenlere, okullara, yöneticilere, tüm topluma...
Eğitimi insanîleştirin!
Karakteri önceleyin!
Sorumluluk kazandırın!
Sadece başarmayı değil, yaşamayı öğretin!
Ve unutmayın:
Yüksek notlar her zaman yüksek insanlık demek değildir.
Ama iyi bir insan, her zaman toplumun en büyük kazancıdır.
Zekeriya EFİLOĞLU
Eğimci-Yazar
Özgür Özel, ülkeye verdikleri zararları açıklıyor!
▪️Merkez bankasına 45 milyar dolar kullandırdık.
▪️Yatırımcılara 31.5 milyar dolar borsa da zarar ettirdik.
▪️Türkiye'nin Risk primini 371’e yükselttik
▪️Her vatandaşa şimdilik 20 bin TL maliyeti var
Ve hala şu partiyi destekleyenler Atatürkçü, cumhuriyetçi ve bu ülkeyi sevdiğini söylemesin !
Yazıklar olsun!
TÜRK FAŞO'LARI TANIYALIM
Vaktiyle Nazilerin yaptığı gibi boykot çağrıları ile, emekçinin, esnafın, garibabın ekmeği ile oynayan, kendi çocuklarını pamuklara sarıp sarmalayıp, vatandaşın çocuklarını sokaklara döküp, yasadışı örgütlerin oyuncağı yapan, sonra da arkalarından timsah gözyaşları döken siyasetçi, iş adamı, gazeteci, sanatçı, akademisyen (!) kartlaşmış faşist seküler tipi hakkında çok yazıldı çizildi. Bu günlerde bir kez daha hatırlayalım.
Bunlar üretmeyen, çekirge sürüsü gibi sürekli tüketen, kendisini ilerici, solcu, devrimci, aydın, entelektüel, cinsiyetler ��stü olarak tanımlayan kibirli ve asalak bir tayfadır. Vesayetten beslenirler.
Zombileşmiş bir topluluktur. Bağnazdır.
Sabit fikir, sıfır düşünce, baştan aşağı ön yargı, ezber ve taklitten ibarettir.
Sosyal Medya'da horozlandığına bakmayın. Bakkaldan kibrit alamayacak kadar asosyaldir.
Korkaktırlar. Bütün korkaklar gibi gaddar ve acımasızdırlar.
Bir iki Feng Şui karalaması, üç beş kişisel gelişim zımbırtısı, "yu now hua hua" derecesinde yabancı dil, ful Google araması, moruklayınca kırmızıya, maviye boyanan saçlar, üstüne renkli çerçeveli entel gözlüğü, al sana iki dakikada aydınlanmış yurdum cahili.
Bu zavallılar analarının karnından beyinlerine dünyanın bütün bilim kitapları, bütün romanları, bütün ansiklopedileri, bütün felsefe kitapları, bütün matematik kitapları yüklenmiş olarak doğduklarını zannederler. Yani genetik olarak doğmadan her şeyi yalayıp yutmuşlardır.
Öyle inanırlar.
Bu inancı da muhataplarını "ak koyun, çomar, vs." diye zorbalayarak, aşağılayarak kabul ettirmeye çalışırlar.
Dünya'daki bütün hakların kendilerinin olduğu sanrısına iman ettirilmişler.
'Vazife' diye bir kavram asla lügatlerinde yoktur.
Varsa yoksa "benim haklarım var."
Onlara göre 'vazife' alelade insanların işidir.
Kendileri ise hizmet edilmesi gereken, 'evren' tarafından ayrıcalıklı yaratılmış üstün insanlardır.
Bu özellikleri ile Yahudilere benzerler.
Gene aynı benzerliğe paralel olarak, çok bağırırlar. Sesleri çok çıkar. Seslerinin kısıldığı vakit de tencere tava çalarak gürültü yaparlar. Bu gürültü ile kazanımlar elde ettiklerini zannedip tatmin olurlar. Bütün becerileri, ülkemiz aleyhine çalışıp 'psikolojik harekat'a enstrüman olmaktır.
Bu kartlaşmış sekülerlerin rehabilitesi mümkün değildir.
Genç olanlar ise kartlaşmışların elinde oyuncaktır maalesef.
Bu güruha iltica eden muhafazakar kişi, eğer ajan değilse, çakallarla dans etmeye çalışan zavallı bir tavşandır.
Rahmetli Engin Ardıç yazılarında çok anlattı, çok dalga geçti bu asosyal ve faşist güruhla.
Haşmet Babaoğlu ise ruhlarını bilir. Geçmiş yazılarına bakınız lütfen.
Bana inanmayan onların yazılarından istifade edebilir.
Yawşaklık nedir biliyor musunuz?
Soldaki 100 bin dolar çaldı diye siyasi yasak gelince bakın Avrupa'da demokrasi var diye alkışlayıp,
Sağdaki 1,5 milyar dolar çaldı diye hapse atılınca Türkiye'de demokrasi yok diye bağırmaktır.
OKUYUNCA ŞOK OLACAKSINIZ…
TÜRKİYE TARIMDA, MEYVE VE SEBZE ÜRETİMDE, TOHUMCULUKDA,
HAYVANCILIKDA VE BALIKÇILIKDA DÜNYADA VE AVRUPA DA KAÇINCI SIRADA?
ÜŞENMEDEN OKUYUN VE ÜLKENİZLE GURUR DUYUN…
Türkiye'nin tarım ve hayvancılık alanında
üretim ve ihracat sıralaması
Tarım ve Orman Bakanligi, Türkiye'nin tarım ve hayvancilik alanlarinda kalem kalem ürünlerin üretim ve ihracat rakamları bakımından dünyadaki sıralamasını derledi.
Turkiye bir tarim ulkesi...
Cografi konumu ve yapisi bakimindan 4 mevsimin yaşandığı, 3 tarafı denizlerle çevrili, verimli toprakların olusturdugu ülkemizde ürün çesitliligi ve verimi dikkat çekiyor.
Bu dogal sartlarin yaninda modern teknikler ve iyi tarimsal planlama verimi daha da artırıyor.
Bu kapsamda ülkemiz, 2024 yılını verimli bir yıl olarak geride bıraktı.
2025'e girilirken geride bırakılan yılın muhasebesi, her konuda oldugu gibi üretimde de yapiliyor.
Tarim ve Orman Bakanlığı da bu kapsamda yılın son günlerinde ülkenin tarım ve hayvancılık alanındaki başarılarını derledi.
Bir kitapçik hazırlanırken, Türkiye'nin kalem kalem dünyada ve Avrupa'daki yeri tespit edildi.
Iste ülkemizin dünyada tarım ve hayvansal üretimdeki yeri:
TARIMSAL ÜRETiMDE iLK
SIRALARDA OLDUGUMUZ
ÜRÜNLER
Türkiye;
-Tarimsal hasılada dünyada 9, Avrupa'da
1. sirada,
Sebze üretiminde dünyada 4, meyve üretiminde ise dünyada 6. Sırada,
Findik, kiraz, incir, kayısı, ayva ve keçiboynuzu üretiminde dünyada 1. sirada,
Antep fistigi, zeytin, mandalina, kavun, karpuz, elma ve hiyar üretiminde dünyada 2. sirada,
Seftali, nektarin, kestane, gilek, nohut, ispanak ve domates üretiminde dünyada 3. sirada,
Findik, kuru kayisi, kuru incir, kuru üzüm ve ayva ihracatinda dünya lideri,
Bugday unu ihracatinda dünyada 1. sirada,
-Makarna ihracatinda dünyada 2. sirada.
TOHUM VE FIDE ÜRETiMi
Organik tarimda AB'ye ihracat yapan ülkeler arasinda 6. sirada,
Örtü alti üretimde dünyada 4, AB'de 2. sirada,
Türkiye'de 1,3 milyon ton tohum ve 191 milyon adet fide/fidan üretiliyor,
66 ilde sertifikali tohum üretimi yapiliyor,
Kullanilan tohumluklarin yüzde 97'si
ülke içinde kullaniliyor,
-117 ülkeye tohum ihraç ediliyor.
ARICILIK VE BAL ÜRETiMI
Ari kovani sayisinda dunyada 3. sirada,
Bal üretiminde dünyada 2. sirada,
Arli kovan sayisi ve bal uretiminde
Avrupa'da 1. sirada,
Çambali üretiminde dünyada 1. sirada,
Bal ihracatinda dünyada 11. sirada.
TAVUK VE YUMURTA
-Tavuk eti üretiminde dünyada 9, Avrupa'da 2. sirada,
Tavuk eti ihracatinda dunyada 5, Avrupa'da 3. sirada,
Tavuk yumurtasi üretiminde dünyada
10, Avrupa'da 2. sirada,
Tavuk yumurtasi ihracatinda dünyada ve Avrupa'da 3. sirada,
Yas koza üretiminde dünyada 15, AB'de
1. sirada,
-ipek böcegi tohumu üretiminde kendi tohumunu üreten 7 ülkeden biri.
BÜYÜKBAS VE KÜÇÜKBA$
HAYVANCILIK
Sigir varliginda dünyada 21. sirada,
Koyun varliginda dünyada 7. sirada,
Keçi varlijinda dünyada 22. sirada,
Büyükbas, küçükbas ve kanatli hayvan varligi bakimindan AB'de 1. sirada,
sığır eti üretiminde dünyada 8, AB'de 1. Sırada,
Koyun eti üretiminde dünyada 3, AB'de
1. sirada,
-Keçi eti üretiminde dünyada 10, AB'de
1. sirada,
Yillik yaklasik 1 milyon 70 bin tonluk Koyun sütü üretiminde dünyada 2. sirada,
541 tonluk keçi sütü üretiminde dünyada 6. sirada,
-19 milyon 900 bin tonluk inek sutü
üretiminde dünyada 10. sirada, -43 bin 600 tonluk manda sütü
üretiminde dünyada 13. sirada.
SU ÜRÜNLERi VE BALIKÇILIK
Akdeniz levregi ve Akdeniz çipurasi üretiminde dünyada 1. sirada,
Gökkusagi alabalik yetistiriciliginde dünyada 2. sirada,
Su ürünleri yetistiriciliginde dünyada
16, Avrupa'da 2. sirada,
Su ürünleri üretiminde dünyada 30, Avrupa'da 4. sirada,
Yaklasik 100 ülkeye 1,7 milyar dolarlik su ürünleri ihracati yapiliyor, Türkiye yüzde 120'lik kendine yeterlilik oraniyla su urünlerinde net ihracatçi konumunda.
18 bin 479 balikçi gemisinden olusan güçlü av filosuyla Avrupa'da 1. sirada,
iç su avciliginda Avrupa'da 1. sirada,
İstiklal Marşı'nı okumamak için bin takla atan bir divan başkanı (!) mı İstanbul Barosu'nu temsil ediyor? Yazıklar olsun! Fikir özgürlüğü falan değil bu apaçık vatana, bayrağa, şehit ve gazilerimize ihanettir!
İstanbul Barosu seçimini kazanan İbrahim Kaboğlu ve ekibi "Jin Jiyan Azadi"diyerek halay çekti.
Bugün baroları terörize edenler yarın daha büyük kaoslara sebep olabilir.
Bu konudaki son paylaşımımdır.
Bizler üzerimize düşeni yaptık,gündemde tuttuk.
Takdir ilgili kurumlarındır.