Bilmek, “öteki”yle mümkündür. Bilmek; “öteki”yi hissetmek, onun için bir şeyler yapmak, kısacası sorumluluk üstlenmektedir. Doğru bilinç, doğru yaşamı sağlar ve doğru yaşam, doğru toplumu gerektirir.
Hakikat “olan” ile “olması gereken” arasındaki mesafenin en aza indiği yerdir. Bu mesafe insanın insanla olan etik ilişkisinde kapanma eğilimi gösterir. Kendini arayan kendi varlığının özüne, bilgisine ulaşmaya çalışan insan, orada Tanrısallığı bulur. Tanrısallık, diğer insanlarla olan bağın en güçlü olduğu bütünlük anlarının ışımasıdır. Kendini bilmek, kendindeki tanrısal özü yakalamak yani diğer insanlarla, varlıklarla olan ortak özü bulmaktır.
#Kitap
Mitinge katılım şartlarımızı da belirtelim: Bir akülü tekerlekli sandalye ve üç asansörlü engelli taşıma aracı gönderin, ben de arkadaşlarımla birlikte geleyim. 😎🧐
Köşeye sıkıştıklarında halkı sokağa dökme çabasına düşüyorlar.
2024' de evde ışıkları söndürme eylemine davet etmişti.
Var mı hatırlayan Eylem kaç gün sürmüştü ?🧐
"En tehlikeli Öteki; kendi cahilliğinin farkında olmayan, bilmediğini bilmediği için de öğrenme ihtiyacı duymayan insandır."
Kendi sığlıklarının sınırlarını dünyanın sınırı sanan bu tehlikeli zihniyet, felsefi bir fütursuzlukla başkalarının haklı mücadelelerini kendi kısır argümanlarına malzeme yapma cüreti gösterir.
İşte tam da bu yüzden, yıllardır kendi varoluşsal sancılarımı ve bu topraklarda bir engelli olarak nefes almanın getirdiği ağırlığı kelimelere dökerken tek bir gayem vardı: İnsan olmanın ortak paydasında, göz ardı edilen bir hakikati görünür kılmak ve körleşmiş vicdanlarda bir farkındalık kıvılcımı çakmaktı. Rampaları, yüksek kaldırımları ve aşılmaz merdivenleri anlatırken amacım, toplumsal mekanın fiziksel engellerinden ziyade zihinlerdeki katılaşmış engelleri ifşa etmekti.
Ancak ne yazık ki, ötekinin acısına ve deneyimine kapalı olan sığ zihinlerin, empati kurmak yerine önyargıların ve ideolojik kalıpların arkasına sığındığına şahit oluyorum. Bir insanın, sırf kendi özgün varoluş mücadelesini ve uğradığı haksızlıkları dile getirdiği için ruhsal olarak bu denli hırpalanması, insanlık ideasının neresine sığar? Kendi hakikatimizi savunurken bile bizleri yıpratmayı başarıyorsunuz.
Eğer bir başkasının dünyasındaki ontolojik engelleri kaldırmaya gücünüz yetmiyorsa, hayatımızı kolaylaştırmak adına parmağınızı bile kıpırdatmayacaksanız, hiç değilse sessizliğin asaletine sığının ve susun. Bizlerin varoluş çabasını, adalet arayışını ve onurlu mücadelesini kendi sığ düşünce dünyanız için birer malzeme haline getirmeyin.
#EngelsizYaşam #BabaKız #Kahkaha #HayatAşkı #Direnç #Farkındalık
66 yaşında bir emekli, kışı sokakta geçirmemek için hapse girmek istiyor.
Birinin canını yakmamak için, harama el uzatmamak için en garanti yöntemi buluyor.
Erdoğan’a hakaret edince anında hapse atılıyor.
Emekliyi cezaevinde kışı geçirmeye mahkum eden sisteme mi yanayım?
Bunun için en kolay yolun Erdoğan’a hakaret olmasına mı yanayım?
Ak Parti’nin kara düzeni!
𝙿sikanalizin 𝚔𝚞𝚛𝚞𝚌𝚞𝚜𝚞 Sigmund 𝙵𝚛𝚎𝚞𝚍'𝚞𝚗 dediği gibi, diri diri gömülen duyguların gün gelip daha çirkin şekillerde tezahür edeceğini acı bir şekilde öğrenir insan!
Sessizlik Bazen En Büyük Çığlıktır...!
Sessizlik Öfkeyi Kontrol Etme Biçimidir.
Bilinçli bir sessizlik,bir duruştur,güçlü
karakterdir...
Toplumda yaygın olan,susuyorsa çaresizdir, ya da boyun eğmiştir!
Algısının aksine,sessizlik genellikle bilinçli bir seçimdir...
Burada bir açıklama yapmak istiyorum.
Allah belanızı versin demedim.
Yalan söyleyenin Allah belasını versin mi dediğimde mikrofon elimden alındı Ve arkadan perperrek, yalan konuşan Jiyan' í desteklemek için iftira atmaya başladı.
Dürüst insanlar kaybetmez uzaklaşır!..
Her Atatürkçünün aynı zihniyette olmadığını söyleyebilirim.
Ben Trabzon kökenli, Atatürk’e saygı duyan bir Türk’üm.
Kürt arkadaşların Space odalarına girdiğimde iftiralara uğradım, kendimi savunma hakkı bile tanımadılar. Özellikle bazı kadınlar, beni tanıyan insanları bile yalanlarıyla benden uzaklaştırdı. Zamanla konuşmaya çekinir oldum, özgüvenimi kaybettim ve travmalar yaşadım. Artık çok iyi tanımadığım insanların odalarına girmiyorum.
Demem o ki kötü insanın ırkı, dili, dini, mezhebi olmaz. Niyeti kötüyse karşısındakini yıpratmanın bir yolunu mutlaka bulur.
Sevgiler. 🌿
Yıllar önce Space odalarında Kürt arkadaşlarla merhabalaşmaya bile tırsardım!
Iyi parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu ve türevlerinin siyaset sahnesindeki tavırlarını gördükçe, “DEM Partililer teröristse siyasetçiler neden onlarla bu kadar samimi görüntüler veriyor?” diye düşünmeye başladım. Bu sorgulama beni de rahatlattı!..😉
Profilinden anladığım kadarıyla Güldane yerini sağlama almış. Önümüzdeki seçimlerde İYİ Parti’den milletvekili olarak Meclis’e bile girer.
O kendini kurtarır, beni kurtaracak kimse de yok!
Ben de Sedat Peker, Kılıçdaroğlu ve Demirtaş söz konusu olunca çenemi tutamıyorum! 😂
İzmir Barosu, Selahattin Demirtaş gibi bir siyasetçinin haklarını savunmayı bile sorun gören bir anlayışa teslim edilmemeli.
Hukuk, siyasi görüşe göre eğilip bükülmez. Savunduğunuz kişi hoşunuza gitmese bile adaleti savunabiliyor musunuz? Asıl mesele budur.