PROF.DR.İBRAHİM KALIN:
''Âlemin kendisi bir işarettir. Arapçada âlem, alem ve ilim kelimeleri aynı kökten gelir. Alem bayrak demektir biliyorsunuz.
Minarelerin başındaki, minarenin en tepesindeki hilal ve sembole de biliyorsunuz alem denir. Çünkü o bir tür işarettir. Hani bayrakların ucuna takılır, o yol gösterir size, bir işarettir.
Âlem, içinde yaşadığımız bu âlemdir, dünyadır, varlıktır. Ve ilim de bunlar hakkındaki bilginin tamamını ifade eder. Âlemin kendisi nereye gitmemiz gerektiğine dair işaretin bilgisidir.
Dolayısıyla asıl olan âleme bakarken onun bir işaret, bir mesaj, bir sembol olduğunu kavramak ve oraya doğru yönelmektir. İşaret levhası çok güzel, yaldızlı, ışıklı diye o levhanın önünde yatmak gaflettir.
Asıl olan levhaya bakıp nereye işaret ediyorsa oraya doğru yürümektir. Âlem bir levhadır bizim için, yolda bir işarettir. Bizi nihai amacımıza, kemalimize, serüvenimizin, yolculuğumuzun nihai mertebesine yönlendiren bir işaretten ibarettir.
Levhaya takılıp kalırsak asıl gideceğimiz yeri, eski tabirle müşarun ileyh yani işaret edilen yeri kaçırırız, kaybederiz. O zaman gelip bu trafik ışığının önünde durmak gibi bir şey, "Yeşil ışığı çok sevdim ben, burada kalalım."
Yeşil ışık sana geç diyor, bak yeşil ışık sana geç diyor, devam et diyor, yoluna devam et diyor. Durma burada, bir müddet duracaksın kurallar gereği, trafik gereği, yeşile dönünce devam et, senin yolun, yolun burası değil, mekânın, nihai menzilin burası değil, yoluna devam et diyor.
Âlem de böyle bir işarettir, bir levhadır. O yüzden insanın "Kendini bil" sözünden maksat insanın kendi içinde bir küçük âlem olduğunu fark etmesi, âlemin de bir büyük insan olduğunu kavrayarak bu yolculuğuna devam etmesidir.
19. yüzyılın önemli mutasavvıf, ariflerinden Şehdarhavi bir mektubunda insanın nefsini uçsuz bucaksız bir evrene benzetir.
Nasıl âlemde sonsuz, uçsuz bucaksız galaksiler varsa, yıldızlar varsa insanın nefsi de adeta uçsuz bucaksız bir evrendir der. Yani orada da vadiler vardır, dağlar vardır, okyanuslar vardır, denizler vardır ve aslında hülasatü'l-kâinat diyebileceğimiz bütün varlığın hülasası insanın varlığında, nefsinde toplanmıştır.
İnsan ile evren arasında böyle bir felsefedeki teknik tabiriyle izomorfik bir ilişki vardır, yani bir geçişkenlik, türdeşlik ilişkisi vardır. İnsan evrenden yabancı değildir, uzak değildir. İnsan evrene düşman değildir, oraya atılmış bir ada değildir, o orayla kavga etmesi gereken bir varlık değildir.
O yüzden de Şehdarhavi der ki: "İnsan evrenin bir küçük hülasası olduğu için nefsinin efendisi olan evrenin de efendisi olmuştur." Evrene hükmedeceksen, evrene "Ben sana efendi olmaya geldim" gibi bir iddiayla ortaya çıkacaksan nefsinin efendisi ol
Zaten nefsinin efendisi olan artık evrenin de efendisi olmuş demektir. O mertebeye gelen kişi evren gözünde artık peşinden koşulan bir varlık haline gelir. O yüzden bizde bu arayış kendini bil, "Kendini bil ki Rabbini bil", "Kendini bilen Rabbini bilir" ve bunun değişik, farklı varyasyonları insanın bu yolculuğuna işaret eder.
Ve bu tam da Kur'an-ı Kerim'de "Biz onlara ayetlerimizi hem nefislerinde hem de ufuklarda göstereceğiz" ayeti ile uyumlu hale gelir.
Çünkü bu yolculuk hep iki yönlü bir yolculuktur. Bir yandan kendi nefsinizde içeri doğru, derinlemesine bir yolculuktur.
Çünkü âlemin bütün işaretleri, sırları muciz bir şekilde, öz bir şekilde insanın içinde vardır. Hem içeri doğru bir yolculuktur bu ama aynı zamanda sonsuz bir ufka doğru yürümektir.
O ufuklarda Allah'ın işaretlerini görebilmektir. Bu perspektifle baktığınızda "Kendini bilen Rabbini bilir" sözü insan ile evren, insan ile tabiat arasında çok başka bir ilişki kurar.
Bugün mesela çevre krizi, iklim krizi olarak karşımıza çıkan sorunun ve bunu üreten sorunlar manzumesinin temelinde de insanın tabiata yabancılaşması vardır. İnsanın içindeki hükmetme, efendi olma güdüsünü kontrol altına alamaması vardır.
O yüzden de kendi kendini yok eden bir sürecin içine girdik. Öyle bir noktaya geldik ki insan yeryüzünde kendi türünü ortadan kaldırabilen tek canlı haline geldi.''
@savunma_trhaber Makedonyanın da ege denizinde kıyısı olmalı.
Makedonya denizden mahrum bırakılamaz...
Yunanistan da esir kalmış makedonlar özgür olmalı ve ege denizi makedonlara açılmalıdır...
@Kenancamurcu "hıristiyan misyonerlerin" insanları İslam'dan soğutmak için sıkça kullandığı propaganda yalanlarını sen de kullanıyorsun.
Evet İslâmda Sünnet vardır. Ancak klitorisi örten ince kılıf derinin kesilerek klitorisi açığa çıkartılmasından ibarettir. erkekteki işlemin aynısıdı.
@Akar33333@Ottoman_Osman_ Tabii eğer ki müslümansan, içine sinmeyen bir şey duyduğunda (işin aslını araştırmadan söylenene inanmamalısın).
Kusursuz olan Alemlerin Rabbi "ALLAH" ; hiç Resul olarak zaaflarına yenik birisini insanlara Elçi olarak gönderir mi..? HEPİMİZ HAKİKATİN NE OLDUĞUNU ÖLÜNCE GÖRECEĞİZ.
@Akar33333@Ottoman_Osman_ Hz. Ebubekir'in büyük kızı hz.Esma hz. Aişe'nin ablasıdır. ona soruyorlar Resulullah a.s. hicret ederken sen kaç yaşındaydın diye, Esma da diyorki "ben hicrette 30 yaşındaydım Aişe ise benden 10 yaş küçüktür,"
Evlilikleri ise hicretten sonradır. Bu durumda 22- 23 yaşlarında..
@Ayet1Hadis Atalarımız gerçek Mü'min kimseler ise, ve sen de atalarımızı küfürle itham edersen.. bu durumda sen küfre düşmüş olmaz mısın?
Bu söylem VEHHABİ öğretilerde bulunur.
Biz Hanif Mü'min kimselerin nesilleriyiz.
İslam Resulullah Aleyhisselam Efendimiz'in Sünnetine uyarak yaşadılar.
@Ayet1Hadis Son kısımdaki (atalarımızın inandığı Allah ile Kur'an'daki Allah aynı değil.) Bu cümle çok çirkin olmuş.
Atalarımız "Allah'a, Kur'an'a, İslâma" o bilgileri getiren Resulullah Aleyhisselam Efendimizden öğrenip O'nun (sav.) gibi inandılar, biz de öyle.
@nedenttoldu Sahada çalışanların kolaycılık, işbilmezlik tembel olmaları ihtimalini getiriyor. İdarenin de sahadaki arkadaşlardan eksiği yok hatta fazlası vardır. Onlar da yapsam da yapmasam da maaş geliyor nasılsası bile vardır..
@DailyChristTR @turkcedusunuyor Bir insan olan anneden doğan, insan yavrusu olan Hz.İsa (Aleyhisselam) nasıl ilah olabilir ki..
Allah Sübhandır (kusursuzdur) bir kula yakışan durum Allah'a yakıştırılamaz.
Bir zaman hak yoldayken insanların tahrifiyle oluşturulmuş-uydurulmuş kuralları din kabul edene ne denir ki
@hallederiztamam Hz. Ali (ra):
Dikkat edin! Benim yüzümden iki nevi insan helâk olur:
1-Beni aşırı sevip ifrata kaçan, bende bulunmayan şeylerle beni medhedip övmeye çalışan insanlar,
2-Bana buğzeden (düşmanlık) eden insanlar.
Dikkat edin! Ben bir peygamber değilim, bana vahiy de gelmiyor!