Ya Rabbî! Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) o muazzam ahlakıyla bizleri de ahlaklandır. Dilimizi yalandan ve gıybette, kalbimizi haset ve riyadan, hayatımızı ise kul hakkından muhafaza eyle. Bizlere baktıklarında Seni ve Senin rızanı hatırlayacak nezih bir hayat yaşamayı nasip eyle
Tefekkür etmek, kendine baktıgında, yaradanın yoktan nasıl var ettigine;bakış açın cok derin olsada , aklın ve zekanın çok ötesindeki manayı görmek için gercekten iman gücünün çok güclü olması gerek... Ve teslimiyet . Dünya'da ki imtihan ve verdigi nimetler , şükür ve hamd et
Gaflet perdesini yırtacak en güçlü darbe, ölümü ve sonrasını hatırlamaktır. İnsan bu dünyada kalıcı olmadığını, her an bir yolculuğa çıkabileceğini kalbine kabul ettirmelidir. Geylani’nin "Ölüm gelmeden önce nefsini öldür" düsturu, gaflet uykusunu bölen en büyük çalar saattir
İslam'da eğitim, sadece bir meslek edinme aracı değildir. Eğitimin asıl gayesi "insan-ı kâmil" yani ahlaken ve zihnen olgunlaşmış bireyler yetiştirmektir. Bilgi, bireyin karakterinde bir nezakete ve toplumsal sorumluluğa dönüşmüyorsa, o eğitim sistemi amacına ulaşamamış demektir
Oysa statüler geçici, karakter ise kalıcıdır. Bir insanın unvanı elinden alındığında geriye hiçbir şey kalmıyorsa ortada saygı duyulacak bir "insan" da kalmamış demektir. Toplumların gerçek olgunluğu, parlak kariyerlere değil, sağlam karakterlere değer vermeye başladığında gerçek
""O inkâr edenler görmüyorlar mı ki başlangıçta göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?" (Enbiya, 21/30)"
Kadim kıyamet, evrenin trajik bir şekilde yok olması değil; insanın bencilce yaşayan sahte benliğini kendi içinde yıkarak, sevgi ve bilgelikle "yaşarken yeniden dirilmesidir." Küresel olarak yaşanan krizler ve zorluklar da aslında insanlığın bu toplu uyanışa geçiş sancısıdır
"Bir insanı küçük şeylerle mutlu olduğu için küçümsemek, bir sarrafın elindeki elması ham taş zannetmesine benzer. Bu durum, mutlu olan kişinin değersizliğini değil; onu izleyen gözlerin 'değer' kavramını sadece büyüklük ve ihtişam üzerinden okuyabilen sığlığını gösterir
Güzden Kalan
Seni sevmiştim; bahar kapıdaydı,
Kırlarda çiçekler mahmurca açarken.
Gidişin vurdu beni; bir ayaz ortasında,
Üşüdüm karların beyazı üstüme çökerken.
Şimdi çok uzaklardasın, erişilmez ufukta,
Ne bir selamın gelir, ne bir kelamın...
Geçmişten yadigar, bu ıssız boşluk