Yeni köşe yazım: “Devlet aklının IQ’su”. Halk, devlet partisinin Aşil topuğudur. Devlet aklının IQ’sunu halkın IQ’su belirler; aralarında ters orantı vardır.
https://t.co/thdQcHnJuS
KAZANDIK!
Doruk Madencilik direnişimiz zaferle sonuçlanmıştır. Madencilerin tazminatları, yıllık izinleri, TİS farkları, yasadışı zorunlu ücretsiz izinde geçen sürelerin ücretleri işçilerin hesaplarına yatırılmıştır. Hesaplamalarda eksiklik veya yanlışlık tespit edilme ihtimaline karşı sendikamız, bakanlık ve şirket arasında takip eden süreçteki bir işleyecek mekanizma tanımlanmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın sürdürdüğü sendikal haklara ve zorunlu ücretsiz izin uygulamasına ilişkin teftişin sonucunda ortaya çıkabilecek fazladan hakların da şirket tarafından itiraz edilmeksizin ödeneceği konusunda kesin mutabakata varılmıştır.
Hiçbir söze kanmadık, yalnızca irademize ve dayanışmaya inandık. Bizimle yürüyen halkımıza, madenci dostlarına teşekkür ederiz. Birlikte direndik, birlikte kazandık!
Ankara'daki heyetimizle Edirne'de sendikamız öncülüğünde 15 gündür direnen Özşen Madencilik işçilerinin yanına geçiyoruz. Köleliğe karşı her daim, her yerde mücadele edeceğiz!
Tüm halkımızı yarın saat 12.00'de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
Doruk Maden İşçileri
📍 İşçi Blokları, Mevlana Blv. 174/A, 06650 Çankaya/Ankara
Ethem Sarısülük'ü anmak isterken polis saldırısına uğrayan 10 arkadaşımız adliyeye sevk edildi, bir arkadaşımız ise serbest.
Bütün arkadaşlarımızı alacağız. Tüm gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Madenci eşlerinden mektup var!
"Bizler, eşlerimizin alın terinin karşılığı olan maaşlarımızdan başka bir şey istemezken gördüğümüz vicdan dışı muamelelerden artık korkmuyoruz. Susmuyoruz, hakkımız olanı istiyoruz! Sizden ricam, tüm Türkiye olarak empati yaparak ne kadar zor durumda olduğumuzu görmeniz ve bize ses olmanızdır.”
#KiremitçiyeHuzurYok
Angelita Habr-Gama, 2003 yılında uluslararası bir tıp toplantısında yaptığı sunumla, cerrahinin en güçlü dogmalarından birini tartışıyordu. O zamanlar Brezilya'dan gelen Angelita Habr-Gama'nın fikirleri, Amerikan bilim camiasının otoritesine de toslamıştı: Marjinal görülen ve dışlanan fikirleri, bugün modern rektum kanseri tedavisinin seçeneklerinden biri haline geldi. Bu değişim sayesinde binlerce insan büyük ameliyatlardan kurtuldu. Binlerce insanın yaşam kalitesi korundu. Prof. Dr. Cem Terzi, bu hafta kaybettiğimiz Angelita Habr-Gama'nın ardından yazdı...
https://t.co/6c5nHx4SSh
Beypazarı ve Ayaş’ta kolluk, iki ayrı noktada geniş çaplı çevirme ve kimlik kontrolü yapıyor.
Geçen her araç tek tek durduruluyor, madencilerin Ankara’ya ulaşmasını engellemek için fiili bir abluka kuruluyor.
Hakları için yola çıkan tek bir madencinin bile geçişine izin verilmemesi hedefleniyor.
Bunlarla uğraşmayın. Ya bizi köle ilan edin, ya da hakkımızı verin!
Ankara’ya varacağız. Ses ver Türkiye!
Bilim ve Gelecek’in Haziran sayısı güçlü bir dosya ve zengin bir içerikle çıkıyor.
Bilindiği gibi Bilim ve Gelecek’in ayın başında okurların eline ulaşmasına özen gösteriyoruz. Fakat Mayıs ayının son 9 günü bayram tatili dolayısıyla matbaamız çalışmadığı için dergimiz ancak 1 Haziran günü basılmaya başlayacak. Bu, derginin çıkışının 3-4 gün kadar gecikeceği anlamına geliyor. Elimizde olmayan bu gecikme dolayısıyla okurlarımızdan özür diliyoruz.
Dayanışmaya çağrı:
KÜBA’YA GÜNEŞ TOPLUYORUZ
Değerli Küba dostları,
Derneğimizin Küba Cumhuriyeti devleti ile yapmış olduğu protokol ve Türkiye’deki resmi makamlardan aldığı izin kapsamında “Küba’ya Güneş Topluyoruz” sloganıyla bir dayanışma kampanyasını bugün itibarıyla başlattık.
Kampanyamızla, Küba’nın güneş enerjisi üretimini arttırmak için sürdürdüğü seferberliğe destek olacağız.
Küba’nın Santa Clara kentinde bulunan Üniversite Hastanesi Ernesto Che Guevara Kardiyoloji Merkezi, Daniel Codorniu Pruna Genel Eğitim Hastanesi ve Freddy Maymura Hurtado Psikopedagoji Merkezi’ne gönderilmek üzere,
• Güneş panelleri
• İnverterler
• Enerji depolama için bataryalar temin edeceğiz.
Neden güneş panelleri?
Küba, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu kendi kaynaklarıyla karşılayabilse de, son dönemde adaya petrol girişinin tamamen engellenmesi ve yakıt sıkıntısı nedeniyle elektrik üretiminde ciddi sorunlar yaşıyor. Bu durum, uzun ve yaygın elektrik kesintilerine yol açıyor. Yaratıcılığını ve direngenliğini her zaman olduğu gibi bu zorluk karşısında da gösteren Küba, güneş paneli sistemlerinin yaygın şekilde kurulmasına odaklanmış bulunuyor. Küba’nın bu yaşamsal mücadelede galip gelmesini sağlayacak enerji dönüşümüne destek olmak ve Küba halkının ihtiyacına olanaklarımız ölçüsünde yanıt vermek amacıyla kampanyamız, güneş panelleri ve tamamlayıcı ekipmanların temin edilmesine dayanmaktadır.
Hastanelerde elektrik, yalnızca aydınlatma sağlamak için değil, çeşitli tıbbi cihazların çalışması için de hayati öneme sahip. Gönderdiğimiz paneller, ventilatörler, röntgen vb görüntüleme sistemleri, tıbbi müdahale ekipmanları, ilaç ve numuneler için soğutucular ile havalandırma sistemleri gibi kritik cihazların çalışmasını da sağlayacak.
Kampanyaya bağ��şlarınızla destek olun, Küba halkına yanlarında olduğumuzu hissettirelim.
Küba’nın yalnız olmadığını gösterelim.
Her fırsatta başka halkların yardımına koşmayı ödev bilmiş Küba halkıyla dayanışma sırası şimdi bizde.
*Ankara Valiliği izni ve 06.2026.4513 faaliyet numarası
#Cuba #Küba #CubaNoEstaSola #Fidelle100Yıl #100AñosConFidel
Halk nezdinde en kolay affedilebilir olandan en zor affedilir olana doğru olumsuzluk mertebeleri:
- Saflık, aptallık
- Cahillik
- Yanlışlık
- Boyun eğmek
- Döneklik
- Hainlik (ihanet)
Yeni köşe yazım: “Geçmişten geleceğe bir pano”. 1991 yılında Türkiye sosyalist hareketine ilişkin hazırlanmış bir panodan yola çıkarak bugüne ve geleceğe uzanalım. Ya “Cumhuriyet Panosu”?
https://t.co/b6AvEQjyex
Mutlak butlan kararı, yani iktidarın (devletin) Kılıçdaroğlu marifetiyle CHP’ye müdahale etmesi, CHP’nin (daha doğrusu Özgür Özel yönetiminin) artık halkı sadece mitingler yoluyla seferber etmekle yetinemeyeceğini, siyasi kararlar almak ve bu kararların araçlarını yaratmak zorunda oluğunu gösteriyor. Özel yönetimi eskisi gibi devam edemez; çünkü eskisi gibi devam edeceği araçlar elinden alınmaktadır. O halde yeni politik araçlara ihtiyaç var.
Özel’in önerdiği en kısa zamanda bir kurultay toplama yolu ne kadar açıktır, bilemiyorum; ona konunun uzmanı hukukçular yanıt verir. Fakat Kılıçdaroğlu’nun kurultayın “en uygun zamanda” toplanabileceğini söyleyerek işi yokuşa sürme niyetinde olduğu görülüyor. Bu niyet aşılabilir mi? Elbette denenecektir ama iktidar desteği olduğu için zor gözüküyor.
Bu politik karar ve aracı, “yeni bir CHP” kurmak mıdır? Kılıçdaroğlu ekibinin dışındaki CHP’lilerin toplanacağı bir parti. Herhalde B planları içinde bu seçenek de mevcuttur ve hazırlığı yapılmıştır. Ama bu yolun önündeki zorluk, ne kadar büyük bir çoğunluk yeni partiye geçse de ikiye bölünmüşlük algısının kırılmasının zaman alacağıdır. İktidar, tek kale oynayacağı bu zamanı değerlendirecektir.
Diğer bir yol, sadece CHP’lilerin değil mümkün olan en geniş muhalefetin (muhalif partilerin, sendikaların, meslek kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin vb.) toplanacağı “yeni bir parti veya hareket��� kurmaktır. Asgari müştereklerde birleşen, tüm gücüyle toplumsal muhalefeti harekete geçirmeye çalışan, hedefi bir iktidar yürüyüşü başlatmak olan “geçici” bir parti veya hareket. Bu yolun önünde de türlü zorluklar var; ama başarı olasılığı en yüksek seçenek buymuş gibi gözüküyor. Çünkü artık halkın dinamizmine başvurmaktan başka çare kalmadı. Bu yolun dünyada başarılı örnekleri var.
Özgür Özel’ler hangi yolu benimserse benimsesin, sosyalistlerin karşı karşıya bulunduğumuz durumun vahametini ve aciliyetini göz önüne alarak kendi yol haritalarını çizme ve bu yolun araçlarını yaratma gibi bir sorumlulukları var. Bir sosyalist güç birliğine ihtiyaç var. Bu güç birliğinin kısa zamanda toplumun asıl seçeneği olacağı hayaline kapılmıyorum. Ama iktidar hedefli çok daha geniş bir cephenin güçlü bir bileşeni olma hedefi başarılabilir. Mevcut hiçbir sosyalist örgütün bunu tek başına başarabileceğini sanmıyorum. Çünkü toplum içinde karşılığı olabilecek bir hava yaratmak gerekli ve bu ancak bir güç birliği ile sağlanabilir. İktidar yürüyüşünün en örgütlü ve aktif bileşeni olabilir bu sosyalist güç birliği. Tek tek kalındığı zaman, CHP mitinglerinde flama göstermekten veya küçük eylemler yapmaktan öteye geçilmiyor. Bu noktada geçtiğimiz seçimlerde yüzde 2’ye yakın oy almış TİP’e önemli bir görev düştüğü kanısındayım. Eylemcilikten politikliğe geçmek zorunludur.
Hepsi çok zorlu yollar. Ama rejim değiştirmiş ve devletleşmiş bir iktidarı devirmek kolay olur mu hiç? Kolay olmadığını iktidar gösteriyor zaten. Olağanüstü bir durum yaşıyoruz ve olağanüstü çözümlere ihtiyacımız var. Fazla zamanımız da yok. Önümüzde yıllar yok; belki fazla ay da yok. Hızla saptanmalı yol haritası ve kararlılıkla uygulamaya sokulmalı.
Bir yıldır inisiyatif iktidarda ve muhalefet savunma yapıyor. Bu durum değişmeli ve inisiyatif ele alınmalı. Bir yıldır iktidar hamle yapıyor, muhalefet nasıl bir savunma yapacağını düşünüyor. Bu durum tersine çevrilmeli. Muhalefet öyle bir politik hamle yapmalı ki, artık iktidar düşünsün…
Yeni köşe yazım: “Halk devreye girecek”. AKP iktidarının demokrasiyi askıya alma uygulamaları toplum tepkisini erkene çekecek ve daha radikalleşmesini getirecek.
https://t.co/fSM84GHMGZ
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce al��ndığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.