📌📌📌Ülkede bu olanlardan da haberiniz varmı eeeeey Türk milleti.❗❗❗
📌📌📌Sizler şimdiye kadar hep sustuğunuz için hep birlikte bu bedelleri ödüyoruz.
📌📌📌Vatanın, gelecek nesillerin için paylaş, yorumla gündeme taşı.
📌📌📌NOT: Küfür hakaret yazacak olanlar yüz misliyle karşılığını alacaktır.❗❗❗
@csbgovtr@murat_kurum@TCEnerji@aBayraktar1@drhamzaydogdu
Osmanlı’nın sonunu yalnız savaş meydanlarında aramayın. Devlet fakirleşirken zenginleşen imtiyazlılarda, liyakat yerine adam kayırmada, borca batmış hazinenin yanı başındaki sefahatte arayın!
Cumhuriyet işte bu düzene isyandı...
#YenidenCumhuriyet@cvpgenelmerkez
Okullarda tüm çocuklara bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek istedik ama kaynak yokmuş.
Meğer kaynak varmış da fonculardan, vurgunculardan sıra gelmiyormuş!
Yeni Parti, Fatma Betül Sayan Kaya'nın borsa vurgununu ortaya çıkarmasa, olayı fon yöneticileri ile en fazla Mustafa Sandal'ın eşine yıkıp kapatacaklarmış.
Çünkü kimin paraları çekip çıktığının tespiti 1 dakikalık iş.
Nerede bu isimler?
İBB davasında HTS detaylarına kadar konuşan, benzinlikteki 15 dakikalık molayı anlatan, henüz etkin pişman olmamış Muhittin Böcek'le ilgili kehanette bulunan Adalet Bakanı burada gram detay vermiyor. Hani nerde yandaş medyata yağmur gibi yağan sızıntı bilgiler, görüntüler, telefon mesajları?
Fon mağdurlarını görüp de şu soruyu sormadan edemiyorum…
Mütedeyyin Müslüman olarak nitelendirilen Anadolu insanını kurdukları sistemle dolandıran, paralarını adeta ellerinden alan ve tüm bunların yolunu açanlar, destek verenler kimlerdir?
Görülüyor ki; Müslümanlar, en çok Müslüman kılığına girenler tarafından sömürülüyor ve eziliyor.
Artık buna bir dur demek gerekmiyor mu???
Ekrem İmamoğlu’nun “casusluk” davasındaki en önemli cümlesi:
“MİT 1 günde verebileceği cevabı 4 aydır veremiyor. İbrahim Kalın’a soruyorum hangi bilgiyi kime vermişim? Bu soruya cevap vermek zorunda. Bir tek kanıt yok şu ana kadar. MİT neden 4 aydır cevap vermiyor?”
Dava çöktü!
Bugün; "Betül Sayan parayı iade etti" haberleri medyaya sürüldü:
📌 Belge ve dekont yok.
📌 Hukuken 2.2 milyar TL değil, 2 katı 4.4 milyar TL iade etmeli.
📌 Parayı iade etmesi tutuklanmasına engel değil.
📌 İlk yatırdıkları 163 milyon TL'yi nasıl kazandıkları belli değil.
Ben basın kartı olan bir gazeteci değilim, ancak bugün birçok gazetecinin SORAMADIĞI bu basit soruları sizin adınıza sorabildiğim için sayfalarım erişime engelleniyor.
Artık paylaşımlara bu yeni sayfadan devam ediyorum. Bilginize!
🔵 Distaste
"MİLYONLAR ARTIK 'HÜKÜMET İSTİFA' DEMELİ"
YENİ Partili Deniz Yavuzyılmaz:
◼️"455 bin fon mağduru vatandaşımız, aynı zamanda da bu süreç nedeniyle borsada kayıplar yaşayan milyonlarca vatandaşımız artık hep birlikte ‘hükümet istifa’ demelidir. Bu demokratik bir tepkidir."
◼️"İnsanlar neticede AKP tarafından tuzağa düşürüldüler. O nedenle de bu konuyla ilgili hep birlikte ayağa kalkarak AKP'yi iktidardan göndermek zorundayız. Aksi takdirde sorunu zaten yaratan AKP sorunu çözmeyecektir."
Musul Lozan'da kaybedilmedi.👇
1. Dünya Savaşı sonunda 1918'de işgal edilen Musul, dönemin koşulları içinde bir daha geri alınamadı ki kaybedilsin. 1918 sonunda İngilizler Musul'u işgal ederken Padişah Vahdettin'di. 1. Dünya Savaşı yeni bitmişti. Kurtuluş Savaşı daha başlamamıştı. Musul işgal edildiğinde Lozan Antlaşması'na yaklaşık 5 yıl vardı.
Türk heyeti, Kasım 1922'de Lozan'a giderken Musul askeri olarak kurtarılmış ve Turkiyenin elinde değildi.
Türk heyeti Musul için Lozan'da büyük bir mücadeleye girdi. İsmet Paşa'nın deyişiyle Lozan'da masa başında bir "Musul savaşı" verildi. Ancak konferansın başlarında yapılan görüşmeler tıkandı. Böyle olunca Musul konusunun Lozan sonrasında İngiltere ve Türkiye arasında ikili görüşmelerde çözülmesine, olmazsa Milletler Cemiyeti'nin sorunu çözmesine karar verildi. Yani Musul Lozan da kaybedilmedi.
Lozan'da Musul'la ilgili madde, Musul konusunun Lozan sonrasında Türkiye ve İngiltere arasında görüşüleceği, sonuç alınmazsa Milletler Cemiyeti'ne gidileceği yönündeydi.
Lozan sonrasında Türkiye ve İngiltere arasında Musul görüşmeleri başladığında Türkiye'nin güney sınırında İngiliz destekli Nasturi İsyanı çıktı.
Musul sorunu Milletler Cemiyeti'ne aktarıldığında da bu sefer Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesinde Şeyh Sait İsyanı çıktı.
Musul konusundaki Türk tezi Türk-Kürt kardeşliği ve birlikteliği teziydi. Şeyh Sait İsyanı bu tezi zayıflattığı gibi yarattığı güvenlik endişesiyle Türkiye'nin yeni toprak kazanmak yerine yeni kurulan Cumhuriyeti ve mevcut Misakı Milli sınırlarını koruma refleksini güçlendirdi. Türkiye Cumhuriyeti bir an önce Türkiye - Irak sınırının çizilmesine odaklandı. Bu sırada Milletler Cemiyeti, Musul'un Irak'ta kalmasına karar verdi.
1926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul İngiltere mandasında Irak sınırları içinde kaldı. Buna karşın Türkiye Musul petrol gelirlerinden 25 yıl süreyle yüzde 10 pay alacaktı.
1926 yılında, henüz daha 3 yıl önce kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti, Milletler Cemiyeti'nin müdahil olduğu bir konuda diplomatik yollarla kurtarılamayan Musul için askeri operasyon yapmayı ulusal çıkarlar açısından doğru bulmadı. Çünkü bu durumda hem daha 3 yıl önce Lozan Barış Antlaşması ile 10 yıllık savaşın ardından sağlanan barış bozulacak hem de çok daha önemlisi Türkiye Cumhuriyeti uluslararası arenada Milletler Cemiyeti kararlarını tanımayan "barış yıkıcı" bir devlet damgasını yiyerek bütün dünyanın tepkisini üzerine cekecekti. Savaştan yeni çıkmış, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan, Şeyh Sait İsyanı ile sarsılan ve henüz daha 3 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti'nin o yıllarda Musul için bir maceraya atılması büyük bir hata olurdu. Atatürk ve dava arkadaşları ile TBMM bu hataya düşmedi.
Gerçek şu ki!
Lozan'da Türk askerinin koruduğu ve fillen Türkiye'nin elinde olan hiçbir toprak kaybedilmedi. Daha önce 1. Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında kaybedilen Batı Trakya, -Gökçeada ve Bozcaada, Tavşan Adaları hariç- Adalar ve Musul kurtarılamadı. Ayrıca Hatay da Lozan'dan sonra Atatürk'ün büyük çabasıyla 1938'de kurtarıldı, 1939'da Türkiye'ye bağlandı. Lozan'daki Boğazlar Komisyonuna ve Boğazlardaki askersizleştirilmiş bölgelere de 1936 Montrö ile son verildi.
Cumhuriyeti kuranlar, Atatürk ve dava arkadaşları toprak kaybetmedikleri gibi toprak da kazandılar; önce Ankara yakınlarına kadar gelen düşmanı Kurtuluş Savaşı ile bu topraklardan söküp attılar, Osmanlı'nın üç baskentini Bursa, Edirne ve İstanbul'un da içlerinde olduğu işgal altındaki illeri ilçeleri kurtardılar. İstanbul'u, Gökçeada ve Bozcaada'yı, Karaagaç'ı Lozan'da kurtardılar, Hatay'ı da Lozan sonrasında kurtardılar.
Osmanlı döneminde kaybedilen ve geri alınamayan bazı toprakların hesabını Kurtuluş Savaşı ve Lozan sayesinde bu toprakları yeniden vatan yapan, bu Cumhuriyeti kuran Atatürk ve dava arkadaşlarından sormak ya cehaletle ya art niyetle veya vicdansızlıkla açıklanabilir.