Rahmi Koç hakkında suç duyurusunda bulunmak ve sayın Bakanın “Adalet statüye,zenginliğe bakmaz” açıklaması tutarlı da;
Rümeysa Eker “Atatürk ve kemalistlere hakaret edince bakanlığın sessizliği neden (biz anlıyoruz da)?
Halka da anlatsa sayın bakan aydınlansak!
Geziyi, davalarla, kaç cuma geçti hala yayınlayamadığınız görüntülerle, Kabataş yalancılarıyla kirletemezsiniz.
Gezi, bu ülkenin direniş kültürünün namusudur, onurudur, gururudur.
Gezi’de olmaktan, ona destek vermekten gurur duyuyorum. Ömrümce anlatacağım...
#Gezi13Yaşında
Butlanın baskın sabah.
Sabah 07.30
“5-6 CHP milletvekili geldi.
Arabalarından indi.
Bize günaydın dedi.
Biz de defolun gidin dedik”
Bu olay böyle olmuş gibi anlatanlar yalancıdır.
Gerçeği şu (videolardan izleyin)
Vekiller kolkola girmiş.
Arkasında 8-10 partili
Kalanı onlarca pavyon fedaisi (her birine 8.000₺ verilmiş)
Baskına gelir gibi geldiler.
Onun içindi ki ilk tepkimizde çekip gittiler.
Gönüllü olsa, CHP’li olsa git deyince gider mi?
Sonra polis içeri girsin diye Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatınca 2 kere valiliğe dilekçe verildi. Nihayetinde Kılıçdaroğlu’nun talebi üzerine polis genel merkeze girdi.
Bu olay böyle olmamış gibi anlatanlar da yalancıdır.
CHP vekilleri genel merkeze alınmadı lafları hep uydurma laflar.
Kayyum işbirlikçileri, Araç sergileme yalanları patlayınca yeni bir açıklama yapmış, sembolik olarak sergilendi denilmiş….. Hala daha bunlarda utanma arayan var mı?
Bundan daha büyük iletisim skandalı olamaz. Kılıçdaroğlu tarafı, iki aracın rüşvet olduğunu iddia etmiş; Özel ekibi ise aksine faturayla alınmış, hatta birini Kılıçdaroğlu’nun kullandığını ispat etmişti. Kılıçdaroğlu tarafı, fotoğraflı şov ellerinde patlayınca “Sembolik olarak o araçları gösterdik” açıklaması yapmış.
SON DAKİKA | Kemal Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez Sözcü’ye konuştu:
"Araçların Aziz İhsan Aktaş ya da Özkan Yalım ile doğrudan bir ilişkisi bulunmuyor. Her iki isme yönelik iddialar ve soruşturmalar nedeniyle CHP envanterinden rastgele seçilen iki araç 'sembolik' olarak CHP Genel Merkezi önünde teşhir edildi.
Kemal Bey ve yönetimi tarafından söz konusu iddialar ve CHP üzerine kayıtlı araçlar hakkında gerekli soruşturma yapılacaktır. Hiçbir şaibe yoksa bu CHP'nin öz malıdır, otoparkında durur. Biz burada riski göstermek için sergilemeyi yaptık"
Adam kendi döneminde aldığı, kendisinin bizzat bindiği aracı genel merkez önüne koyup "haram araç" diye satış ilanı yapıştırmış.
Bunlar şeytanla yatağa girmiş.
Ben böyle ahlaksızlık görmedim.
Rezillikleri daha üst seviyeye çıkarmanın amacı ne, zaten yeterince utanmazlık olmadı mı @kilicdarogluk ? Sizi savunduğum o günler şu an canımı yakıyor, daha fazla çevirmeyin sırtımızdaki bıçağı!
SON DAKİKA | Özgür Karabat’tan açıklama:
“ 1- Genel merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.”
@alidenizcakir Hahahhaha elbette biliyor bu tedbir kararı kalkmacak... Bu cümle 3 ay öncesi yazılmış, şimdi oynanıyor🙈 Zaten hukukçular neden tedbirli çıktı hukuken bir anlamı yok diyordu, demek bundanmış🤭😩
Size daha da komiğini söyleyim. Devlet bu parayı Aile Hekimine vermek için;
500 tane anket doldurtuyor üfürükten her ay Aile Hekimine + hastalara Doktoru puanlatıyor + her ay günlük ortalama 55-65 arası en az hasta baktırıyor + tüm nüfusunun her yıl en az 1 kere asm ye gelmiş olması gerekiyor + mide koruyucu/antibiyotik/ağrı kesici fazla yazmamış olman gerekiyor + tüm aşıları ve gebe takiplerini eksiksiz yapmış olman gerekiyor + aklıma gelmeyen tonla ıvır zıvırı yapman gerekiyor;
Hepsini yapınca bile bir anda nüfusunu düşürüp bu paraları alamama riskin oluyor. Hala Aile Hekimleri korkuyor başımıza bir iş gelir mi, tadımız kaçar mı diye.
Tamamen sadece randevulu hasta bakıp çıksa Aile Hekimini 2 ye katlayacak işçiler hala korka korka anket dolduruyorlar. Doktorlar sesini çıkarmasın diye doldurtuyorlar o anketleri, herkes biliyor 2 dk içeri gir çık yapan hastaya 100 milyon tane soru soramayacağını, her kapıdan giren hastaya ekg çekemeyeceğini, solunum sayısı nabız tansiyon vs vs vs vs 500 tane işlemi yapamayacağını.
Bakılan hasta sayısı 14 günde 1500, girilen anket sayısı 14 günde 300, bakılan kan tahlili sayısı 14 günde 150, çekilen ekg sayısı 14 günde 50, ölçülen tansiyon sayısı 14 günde 500...
İşçiye yetişebilmek için inanılmaz tuhaf şeyler oluyor Dr Dünyasında. İşin daha trajikomik yanı da Dr lar korkuyor. Sırf Dr lar korkmasın diye senede bu hedeflerin %70 ini yapmayanın sözleşmesini yenilemeyeceğiz dedi bakanlık. Yani yap kardeşim diyor. Yapmazsan İşçi kadar para alamayacaksın diyor. Yapmazsan cezalandırırım, sözleşmeni bile yenilemem diyor.
Çünkü biliyorlar ki Aile Hekimi bunu yapmazsa bir anda sosyal medyada "AİLE HEKİMLERİNİN ELİNE HER ŞEY DAHİL 80 bin tl GEÇTİ, İŞÇİLERE BU AY 150.000 TL YATTI" haberleri ard arda tüm Türkiye'den gelmeye başlayacak. Muhtemelen de hemen ardından iş bırakma, istifa ne varsa yağmaya başlayacak Aile Hekimlerinden.
Ben iddia ediyorum bakanlıktan herhangi biri gelsin, Aile Hekimlerinden bekledikleri hedeflerin tamamını sadece 1 ay yerine getirsinler ayakta alkışlayacağım. Hatta iddiamı büyütüyorum, bakanlığın Aile Hekimlerinin alabileceğini iddia ettiği tavan ücreti herhangi bir vatandaş tamamen dürüst bir şekilde alabilsin bir şey bilmiyorum.
İM-KAN-SIZ...!!! 14 günde 1500 hasta gelmiş, hastaneye randevu almaya çalışıyorum tüm randevular kapalı. Hala geçen sene Aile Hekimi olmayan, bayram olmayan mayıs ayına göre daha fazla hastanın hastaneye gittiğini söylüyor sistem bana ödeme yapmamak için. Bu nasıl mümkün olabilir. Geçen sene mayıs ayında çalışma günü sayısı kaçtı? Bu sene kaç? Geçen sene Dr yoktu birimimde nasıl oluyor böyle bir şey? Ben ölümüne günde 100 küsür insan görürken alamıyorsam daha ne olması lazım bu ödemeyi almam için?
Antibiyotik/Ağrı kesici/Mide koruyucu yazarsam bunlardan kesinti yiyorum; bunları yazmayınca hasta memnuniyetinden kesinti yiyorum.
Anketleri hastaya sora sora, ekg tansiyon solunum sayısı boy kilo tahlil... hepsini ama hepsini yapa yapa doldurmak kişi başı 100 dk sürüyor. Günde 5 hasta bakıp gitmemi istiyorlarsa açayım 5 kişilik randevu bakıp gideyim sıkıntı yok. Kalan 95 hasta her gün ertesi güne devretsin. Sonra bir yerde devletin beni korumak için özel kolluk kuvveti desteği vermesi gerekiyor.
Aile Hekimlerinin ne koşullarda, nasıl, neden, ne yaptığı hakkında ya bilgisi yok ya da bilgisi var ondan olanlara göz yumuluyor. Benim düşüncem devletin her şeyden haberinin olduğu yönünde. Çünkü inanılmaz absürd bu yazdıklarım, bakın iddia ediyorum tamamen de lafımın arkasındayım. Aile Hekimlerinden yapması istenilen her şeyi tamamen usulüne uygun ve öldürülmeden 1 ay gelip yapabilecek bakanlık personeli varsa gelsin yapsın. Ama yapamazsa çağırsın beni sistemi düzeltelim. Bakanlıkta kendine güvenen cevval biri varsa birimimde bayram dönüşü 1 haziran-31 haziran arası hastalarımı bakmaya, anketlerimi doldurmaya bekliyorum. Ben de yanında oturup uslu uslu izleyeceğim. Bakalım kaçıncı hastada yetişmez bu deyip bayrak çekecek. 2. mi 3. mü hastada!?.
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
"Oğlum paraları sıfırla" lafını ben kulaklarımla duydum.
10'a yakın uluslarası bağımsız kurum sesin orijinal olduğunu tasdik etti.
Amma hakkında bırakın mahkeme kararını bir soruşturma bile yok. Hepsi yandı kül oldu.
Muktedirimiz hukuken tertemiz, pirü pak.
🔴 Kılıçdaroğlu CHP'si ile bayramlaşmayacak partiler:
▪️İYİ Parti
▪️DEM Parti
▪️Zafer Partisi
▪️Türkiye İşçi Partisi
▪️Emek Partisi
▪️Anahtar Parti
🟠 Bayramlaşacak partiler:
-AKP
-MHP
@gurseltekin34 Tamam oldu... 2 milyon üye seçsin, kimi genel başkan olarak görmek istiyor. Görelim. Kavgayı, gürültüyü, patırtıyı en adil şekilde çözecek barışı sağlayacak budur. Yeter mi yüreğin bunu istemeye? Hamaset hep hamaset…
Bir haini sonradan fark etmek nasıl bir his biliyor musun?
Yıllarca ama yıllarca evine giren, evinin anahtarını verdiğin, birlikte tatile gittiğin, anneni, babanı emanet ettiğin, çocuğunun başını okşayan, zor günlerinde yanına koştuğun; meğer seni en başından beri kullanılacak bir güven olarak gören alçağın tekiymiş…
“Aman dikkat et” diye uyaranlara “dürüst biri ben güveniyorum” diyerek savunurken; etrafla aranı bozduğun, dost sandığın, ailen gördüğün, kefil olduğun meğer haysiyetsiz bir etten yığınmış…
Sen onu dost bellemişsin…
O seni fırsat bellemiş…
Sen; kimseye laf ettirmemişsin, kimseyi konuşturmamışsın…
O senin arkandan hayatını pazarlamış…
Meğer, sonsuz güvenip boş kağıtlara attığın imzaları senin aleyhine, kişisel çıkarları için kullanıyormuş…
Seni her yerde, her zaman satan, profesyonel, rolünü kusursuz yapan bir dolandırıcıymış…
Sonra da geçmişte imzaladığın o boş kağıtlarla evini, barkını, eşyalarını, arabanı, tüm birikimini, emeğini, alın terini “bunlar benim” deyip, kendisi gibilerle elinden alan vicdansız bir sinsiymiş…
Bunu yaparken de seni dürüst olmamakla, ahlaksızlıkla, hırsızlıkla suçlayan, “git dava aç mahkemeler orada, kanunlara uy” diyen, zeytinyağı gibi su üstüne çıkan, ar damarı çatlamış, utanmaz bir pişkinmiş…
Sen geleceğe yatırım yaptığını zannederken, o hain sessiz sessiz senin hayatına mayın döşüyormuş meğer…
Yeniden ev de alınır, araba da, eşyalar da…
Tutar sıfırdan başlarsın…
Ama insan en çok neye yanıyor biliyor musun?
Sürekli ama sürekli, geçmişteki sahneler tek tek geliyor gözünün önüne…
Verilen mücadeleler, yürünen yollar, üzüntüler, sana canımı emanet ederim denilen anlar, her bir saniyesi ömründen giden zaman vs…
Meğer, hepsinin içinde aslında alçakça hesap yapan bir hain varmış.
Hırsızlar, dolandırıcılar birikimini çalmaz sadece…
İnsanlara inanma şeklini de çalar…
Kime güveneceğini şaşırırsın…
Vicdanlı insanlar kandırıldığında utanır, yerin dibine girer, uykuları kaçar…
Hainler ise çoğu zaman gayet rahat uyur…
Ama bir gün o uyku elbette biter!
Vicdan kazanır…
İyilik kazanır…
İyiler kazanır…