BİLGİLENDİRME
Cumhuriyet Halk Partisi’nde “mutlak butlan” kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti. Böylece, Parti Tüzüğünün 24/3 maddesi uyarınca hem Parti Meclisi hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu resmen d��şmüş oldu. Parti Tüzüğüne göre, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının 3’te 2’sinin (40’ın) altına düşmesi durumunda 45 gün içinde kurultaya gidilmesi zorunludur.
*CHP Tüzüğü - Madde 24/3:*
“Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır.”
Ekrem İmamoğlu: “Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım;
• 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı.
• Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi.
• Ben de ‘Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim.
• Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. ‘Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin’ dedim.
• Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler.
• Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur.
• Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım.
• Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum.
• Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi.
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Ali Mahir Başarır "Bize arının diyenler utansın
Vahit Kiler, 4 dönem Akp vekili
Halkbank'tan 100 milyon $ kredi çekmiş ödememiş
AVM’sini verip borcunu kapatmış
Sonra 100 milyon $’a devlete verdiği AVM’yi 48 milyon $’a geri almış
Bu adamın kapısı neden sabah 6'da çalınmıyor"
“Düşmesin bizimle yola; evinde ağlayanların göz yaşlarını, boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar.
Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar.”
Büyük şair Nazım Hikmet’i vefatının 63’üncü yılında saygı ve rahmetle anıyorum.
Ekrem İmamoğlu'nun bugün söylediği bazı çarpıcı sözler:
- Hazır olun. Milletimiz çok büyük bir yürüyüş başlatacaktır!
- Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız.
- CHP içi tartışma yoktur. Saray darbesi ve sarayın kuklaları vardır.
- Bu milletin kimseye eğecek boynu yoktur.
Vay sen misin kurultay isteyen delege? Hooop delegelere soruşturma. Birinci derece yakınları da dâhil tüm hesapları incelenecek.
Türkiye tam bir hukuk devleti !!!
Makamlar sizin, sokaklar, parklar, meydanlar bizim!
Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, bayramın dördüncü günü örgütümüzle, partililerimizle, vatandaşlarımızla bayramlaşıyor.
🗓️ 30 Mayıs Cumartesi
🕗 14.00
📍 Babaocağı Ankara İl Başkanlığı Binası / Güvenpark
Otobüs kaldıracak imkanımız yok.
Sosyal medya hesapları kapatıldı.
SMS atmak için dahi daha sistem kuramadık.
Tek güvencemiz halk…
Cumartesi
14.00
Güvenpark
Kırklareli’deki bir festivalde oyuncak satarak harçlığını çıkaran çocuğun çarpıcı sözleri:
Muhabir: Kolay gelsin. Harçlık çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Çocuk: Harçlık çıkarmaya çalışıyorum.
Muhabir: Satışlar nasıl gidiyor?
Çocuk: Çok iyi abi.
Muhabir: Okul nasıl gidiyor?
Çocuk: 99 ortalama falan yaptım.
Muhabir: Oğlum Türkiye ortalamasının üstündesin, farkında mısın? Rap dinliyor musun, rap?
Çocuk: Rap tabii, ceza dinlerim.
Muhabir: Ne dinliyorsun?
Çocuk: Ceza.
Muhabir: Lvbel C5?
Çocuk: Yok abi, terbiyesizliği sanat olarak insanlara sunuyor yani. Anlatabildim mi?
Muhabir: Rap'in C5 terbiyesizliği sanat olarak...
Çocuk: Tabii. 4 tane şarkı cümlesine baksan zaten, nasıl anlatayım ki? Üniversiteyi okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların %90'ı işli yani. Nasıl anlatayım, öyle bir eğitim sistemi.
Havlasan bile rapçi yapıyorlar zaten.
Muhabir: Başka ne anlatmak istersin şampiyon? Memlekette ne hoşuna gitmiyor?
Çocuk: Memleket, yönetim sistemi, eğitim sistemi... Okula sürüklenerek giden çocukları görüyorum. Yani parçasından tutup götürülen. Gelişmiş ülkelere bakıyorum. Yani koşarak okula gidenler...
(Kaynak: Gece muhabiri)
The ruling of absolute nullity against CHP’s 38th Ordinary Congress is nothing less than a Palace-backed coup.
Those who gave the order are known. Those who executed it are known.
What they call “null and void” is not the leadership of the Republican People’s Party; it is the sacred will of the Turkish nation.
National sovereignty has been defied through the courts.
A court that claims to rule “on behalf of the Turkish nation” is, in fact, destroying the Republic and democracy by treating the national will as null and void.
You will all be held accountable for the lawlessness you have committed.
Those who attempt to dictate the destiny of this nation, those who seek to seize the will of this people, will face the same fate as those before them who dared to do the same.
Today, once again, the same forces stand in the same place: the coup-plotter, the head of the judiciary’s political arm, the puppet, and the domestic collaborator appointed as trustee. You are all on the same side.
Our place has never been, and will never be, beside those who stand against the will of the nation.
We are fully aware of the coup-plotters’ unlawful maneuvers, their preparations for a snap election, and their attempts to occupy the main opposition party.
Those who have inflicted every kind of suffering on the people just to cling to their seats have now entered the final stage of their rule by fear.
We did not lose any election. By the will of the people, we became Turkey’s leading party.
I stand with my comrade and CHP Chair, Özgür Özel. Together, we will continue our struggle with determination, resolve, and courage.
My great nation!
Followers of the Great Leader Mustafa Kemal Atatürk, who said, “There are no hopeless situations, only hopeless people”:
Do not be dismayed by the hardships we face in defending our future, our Republic, our democracy, and our common destiny.
RISE UP!
Raise your voice and your anger, shoulder to shoulder, together.
Let us teach a lesson to those political engineers who fear their own people; to those obsessed with office and power; to the pawns, the opportunists, and the incompetent schemers.
My beloved nation!
We will not be afraid.
Are you not tired of living in anxiety every day? Are you not tired of suffering?
If we remain silent, after politicians, athletes, artists, and universities, the turn will come to you, to our nation itself.
Leaders of political parties,
This is not merely a CHP issue.
We must not defend a single line; we must defend the entire front.
If you truly believe that you represent the people, then you must immediately and with the strongest possible voice defend the Republic, democracy, and justice.
The nation is calling on all of us and saying: “Do what must now be done.”
In these lands, the halay, the zeybek, and the horon are all danced upright. We, too, shall stand upright so that the nation never bows down.
With our minds, our hearts, and our conscience, we must win as one nation.
No madman can put chains on the Turkish nation.
Today is the day to preserve and defend the national will, national sovereignty, and our unity and solidarity.
The noble blood in our veins commands this duty to all 86 million of us.
In defiance of the coup-plotters and their collaborators, we must launch a nationwide struggle.
The will, determination, and guidance of our nation shall be our only compass.
THE GREAT TURKISH NATION WILL NOT SURRENDER TO A COUP!
NOW, OR NEVER.