Ekrem İmamoğlu:
"Bana diyorlar ki; 'Sen Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayısın.' Doğru. 'E ittifakın yok.' Doğru, parti olarak. 'E karşında 50 küsur aday var.' Tamam, o da doğru. Ama bilmiyorlar ki benim arkamda 16 milyon insan var!
Peki ben kimin oyuna talibim? Ben bütün siyasi partilerin oyuna talibim. Kalbime öyle geliyor, bana öyle bir ses veriyor ki; 'Allah'ım ben herkesin oyunu alırım, bana yardım et' diyorum. Bu cuma günü dua tutar; vallahi de billahi de içten söylüyorum. Çünkü ben hizmetleri yaparken, şu güzel gözlere bakarken 'o partili, bu partili' diye vallahi bakmıyorum.
Ben öyle bir ailede bulundum ki, benim ailemde her parti vardı. Kimi ararsan... CHP'li var, Adalet Partili var, ANAP'lı oldu, Milliyetçi Hareket Partili oldu, Milli Selamet Partili oldu; bir odadan öbür odaya... Ama kimse kimseye düşmanlık yapmadı. Herkes birbiriyle komşuluk yaptı, arkadaşlık, akrabalık yaptı. Bunlar şimdi ne diyor biliyor musunuz? 'Bizden olanlar, bizden olmayanlar.' Biz ne diyoruz biliyor musunuz? Hepimiz birlikte, hepimiz! Hepimiz birlikte!"
Ekrem İmamoğlu:
“Açıkçası koltuklarını kaybedecekler diye korkudan tir tir titriyorlar. Milleti tehdit ederek oy gasp etmeye çalışıyorlar. Ama sevgili İstanbullular bu numarayı yutmadı, yutmayacak da! Her zaman yaptıkları gibi kendilerini hep ‘aldatılan’ olarak tarif eden bu bir avuç insan, şimdi de kalkmış koskoca bir toplumu, milleti aldatmaya ve kandırmaya çalışıyor.
Biz İstanbul’da belediyeyi kazanıp atom karınca gibi çalışmaya başlayınca bunların başı döndü. Hatırlarsınız, o 18 günde bile yaptığımız işlerle, ortaya koyduğumuz performansla bunları çıldırtmıştık da seçimi iptal etmişlerdi. Ben o zaman ne demiştim? ‘Dört buçuk senede bunları deli edeceğiz, deli divane edeceğiz.’ demiştim. İşte tam da bu yüzden o günden beri büyük bir panik hâlindeler ve her gün bize saldırıyorlar.
Biz 10 metroyu birden yapmaya başlayınca paniklediler. ‘Nasıl yapıyorlar? Biz bunlara kilit vurmuştuk. Nasıl başarıyorlar, nasıl 10 metro birden çalışabiliyor?’ diye şaşkına döndüler. Biz, on binlerce insanın yer altında vızır vızır çalıştığı bir İstanbul var ettik. Hatta o kadar ki yıllardır yapamadıkları o üç metro için onlar da mecbur kalıp çalışmaya başladılar.
İstanbul Havalimanı Metrosu bile biz olduğumuz için, bizim yarattığımız o dinamizm sayesinde iki-üç sene geç de olsa bitti. Yoksa emin olun, onu da bitiremeyeceklerdi. Bakın, bitiremeyeceklerdi! Biz onlara da çalışmayı hatırlattık, çalışmayı öğrettik. Günün sonunda rekabet İstanbul’a kazandırdı, İstanbul halkı kazandı.”