Bir ülkede makamlar ehliyet yerine sadakatle dağıtılmaya başladığında kaybolan yalnızca liyakat değildir; adalet duygusu, kurumlara güven ve geleceğe dair umut da bundan payını alır.
https://t.co/jyEWjQDFpS
Burası çerez fiyatına satılarak özeleştirildi. Sermayenin kâr hırsı ve bürokratik sendikacılığın pasifikasyonu gencecik bir işçiyi daha hayattan kopardı.Zonguldak’tan Nallıhan’a uzanan coğrafi muhtaçlık mekansal mülksüzleştirme rejiminin doğrudan dayatmasıdır. Çayırhan’da yaşananlar kamu kaynaklarının yağmalanması üzerine kurulan bu düzenin ürettiği yapısal bir cinayettir. Düzene içkindir. Erdi’nin şahsında katledilen doğrudan işçi sınıfının geleceğidir.
"Suriye’nin İsrail’e altın tepside sunulmuş olması, bırakın İsrail’in dostluğunu, saldırmazlık güvencesine yetmiyor.
...
Meselenin özü şu: İsrail’in fırsat buldukça işgal ve kontrol çemberini genişletme stratejisinin örtüsü olan manipülatif ‘güvenlik kaygıları’, Suriye’nin çiğnenmiş bir toprak parçası olarak kalmasını gerektiriyor."
Narin’in köyünde okulu bırakan çocuklar
Narin Güran’ın ikinci ölüm yıldönümünde Tavşantepe köyüne gittim. O cinayetle sadece Narin öldürülmemiş, bütün köy cezalandırılmış. İşten çıkarılan olmuş, köydeki bazı çocuklar da okulu b��rakmış. Orada yara halen kanıyor.
Narin’in mezarı başında gördüklerim, oradaki kalabalık ve artan kamera sayısı toplumdaki algının değişmeye başladığını gösteriyor. Ama dava yeniden görülüp, adil bir yargılama yapıldığı algısı yaratılmadığı sürece köydeki travma da geçmeyecek.
İlk günlerin reyting heyecanı geçtiğine göre hem davaya hem de o insanların yaşadıklarına daha serinkanlı bakılabilir. Bütün meslektaşlarıma çağrıda bulunuyorum, lütfen o köye gidin. Yaratılmasında medyanın da katkısı olan o enkazın kaldırılmasına yardımcı olun. https://t.co/7T6eoghKx3
Süreyya Ağaoğlu'nun Londra Konferansı ve 1923 Cumhuriyet Devrimi
Süreyya Ağaoğlu, Türkiye'nin ilk kadın hukuk fakülesi öğrencisi, ilk baroya kayıt yapan stajer avukatı ve ilk kadın avukatıdır.
Süreyya hanım, Şurayı Devlet Tanzimat Dairesi'nde çalışır, çok sayıda konferansta konuşmacı olur. Ancak hayatındaki en ilginç kesitlerden bir tanesi -Amerika gezisinin yanı sıra- Londra ziyaretidir.
1945 yılında bir davetle gittiği Londra günlerini, "Londra'da Gördüklerim" adıyla yayınlar. Bu kitapta anlattığı bir konferansa götüreceğim sizi.
Londra Halkevi'nde 250 İngiliz'e konuşan Süreyya hanım, Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye toplumunun durumunu anlatır.
Soru-Cevap bölümüne geçilir.
İngilizlerin soruları "kadınlar" üzerinedir. İlk soru: "Kadın, gayrimenkulde erkekle aynı miras hakkı alır mı?" Süreyya hanım, "arada hiçbir fark yoktur" der. İngilizler inanmaz. Çünkü, "İngiltere'de büyük malikaneler hiçbir zaman kız evlada intikal etmez. Ailenin en yaşlı erkek evladına geçer."
Diğer sorular şunlardır:
"Kadın ve erkek beraber camiye gidebilirler mi?"
"Kadın kendi parası üzerinde tasarruf edebilir mi?"
"Kadın istediği mesleği seçebilir mi?"
"Kızlar kaç yaşından itibaren yalnız sokağa çıkabilir?"
"Kadın erkekle aynı maaşı alabilir mi?"
Süreyya hanım soruları sabırla cevaplar. Verdiği cevaplar İngilizleri hayretler içinde bırakır, cevapların hepsine inanmayanlar olur.
İşte 1923 Devrimi ve Cumhuriyet budur.
Değerini bilene, anlayana.
🔴İskender’in zafer kazandığı nehir susuzluğa mahkum ediliyor
Çanakkale’deki Kocabaş Çayı’nın su kaynaklarının Halilağa Bakır-Altın Madeni projesine tahsis edilmesi, 65 köyün tarımsal üretimini, yerel ekosistemi ve içme suyu varlığını ciddi bir kuraklık ve çevre tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor
Özer Akdemir (@ozer_akdemir)'in haberi
https://t.co/6y0k1zN42P
İlker Lazoğlu..
47 yaşında, aşçıbaşı..
Rusya Novorossiysk Limanı açıklarında 18.00 sularında Ukrayna tarafından saldırıya uğrayan Kamerun bayraklı Ural isimli RoRo gemisinde hayatını kaybetti..
İki gün önce çalıştığı Türk armatörün sahibi olduğu San Marino bayraklı Necibe adlı kargo gemisi dronla vurulmuş ve Ural gemisi 18 denizciyi kurtarmıştı..
İki çocuk babası..
Fakültede öğretim üyesiyim. Diyelim ki bir öğrenci dersten geçebilmesi için rüşvet istediğimi iddia etti. Üniversite soruşturma açtı. Biri de çıkıp dedi ki Özgür rüşvet istemediğini ya da almadığını kanıtlaman gerekiyor. İşte böyle bir saçmalık aşağıda yazılan. Benim bildiğim iddia makamı kanıtlamakla yükümlü ama Ahmet Hakan tersini yazıyor. Düzen böyle bir düzen işte.
“Ve onlar Polatlı’da tirenden indiler
Polatlı’da ekenekler bir buğday denizidir.
Kimseyi komadılar bu denizin kıyısında
Dinlenmeye ve de uyumaya…
Gece demediler, güneye doğru
Yürüyüşe çıkardılar.”
Ceyhun Atuf Kansu, Polatlı’da trenden iner inmez cepheye yürütülen askerleri böyle anlatıyor. Dinlenmeye fırsat bulamadan, gece gündüz demeden Haymana tepelerine doğru yürüyen yorgun askerler…
105 yıl önce bugün, 23 Ağustos 1921’de, Sakarya’da 22 gün 22 gece sürecek ölüm kalım savaşımız işte böyle başladı.
Bu nasıl bir savaştı?
Yaklaşık 102 bin kişilik Türk ordusu ile 124 bine yaklaşan Yunan kuvveti, Ankara’nın Polatlı ve Haymana ilçeleri arasında, Sakarya Irmağı’nın doğusunda karşı karşıya geldi.
Savaş 100 kilometre genişliğinde, 25 kilometre derinliğe ulaşan olağanüstü büyük bir alana yayıldı. Tek bir cephe çizgisinde yapılmadı. Tepe tepe, mevzi mevzi, köy köy, adım adım sürdü. Bir tepe kaybedildiğinde savaş bitmiyor, gerideki başka bir tepede yeniden savunma kuruluyordu.
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” sözü işte tam bunu anlatıyordu: Savunulan şey yalnızca bir siper ya da bir çizgi değildi. O tepelerin, köylerin ve yolların tamamıydı. Kısacası bütün vatandı.
Sakarya başladığında Kütahya, Eskişehir ve Afyon kaybedilmişti. Ordumuz yok edilmemek için Sakarya’nın doğusuna çekilmişti, Yunan ordusu Ankara’ya yaklaşık 70 kilometre kadar yaklaşmıştı. Meclisin ve hükûmetin Kayseri’ye taşınması konuşuluyordu.
Sakarya Savaşı yoksul bir ülkenin, yoksul bir ordunun Tekâlif-i Milliye emirleriyle Anadolu halkının elinde kalan son imkânları da ordusuyla paylaşması ile verilen bir savaş oldu. Ordu köylünün ekmeğiyle, kağnısıyla, hayvanıyla, giyeceğiyle; Anadolu insanının elinde avucunda ne varsa ortaya koymasıyla ayakta duruyordu.
Ankara, Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması’nı henüz beş ay önce imzalamıştı. İngiliz siyasetinin desteğini arkasına alan Yunan ordusu Ankara’ya doğru ilerliyordu. Batum’daki Enver Paşa ve İttihatçı çevreler de Ankara’nın yenilmesi ile ortaya çıkacak iktidar boşluğuna göre hesap yapıyordu.
Savaşın bedeli çok ağır oldu. 5.713 askerimiz şehit düştü, 18.480 askerimiz yaralandı. Esir ve kayıplarla birlikte, firarlar hariç toplam muharebe zayiatımız 33.654 kişiye ulaştı. Subay kayıpları öylesine yüksekti ki Sakarya, “Subay Muharebesi” diye de anıldı.
13 Eylül 1921’e gelindiğinde Sakarya Irmağı’nın doğusunda Yunan kuvveti kalmamıştı. Yunan ordusu bütünüyle yok edilemedi ama Ankara’ya ilerleme ve saldırıyı sürdürme gücünü kaybetti. 1919’dan beri devam eden geri çekiliş burada durdu. Savaşın yönü değişti; artık yalnızca direnmek değil, hazırlanmak ve vatanı bütünüyle kurtaracak Büyük Taarruz’u gerçekleştirmek için imkan doğdu.
Zaferin ardından uluslararası dengeler hemen değişti. Ruslar ikircikli tutumdan çıktılar 13 Ekim’de Kars Antlaşması imzalandı. 20 Ekim’de Fransa ile Ankara Antlaşması yapıldı; Güney Cephesi kapandı, Fransa Ankara Hükûmeti’ni tanıdı ve düşman İtilaf devletleri birliği parçalandı.
Bütün bunların arkasında ise Polatlı’da trenden indirilen, bir dakika bile dinlenemeden Haymana tepelerine doğru yürüyen yorgun insanlar vardı. Yoksuldular, uykusuzdular; arkalarında bekleyen aileleri, önlerinde bütün bir ülkenin geleceği vardı.
Sakarya Meydan Muharebesi’nin başlamasının 105. yılında; bağımsızlığımızı, Ankara’yı ve henüz kurulmamış Cumhuriyet’e giden yolu canlarıyla savunan bütün askerlerimizi saygıyla anıyorum.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün komutanlarını, askerlerini ve elinde avucunda ne varsa ordusuyla paylaşan Anadolu halkını hürmetle selamlıyorum.
Hemen biraz beride korkunç bir talana sebep olan şirket kültür sanat oyunlarıyla rıza üretiyor. Hem de Halikarnassos'un tiyatrosunda. Rezaletin dik alâsı!
📍 Antalya Manavgat'ta el değiştiren 5 yıldızlı bir otel, nesli tehlike altındaki caretta carettaların en büyük yuvalama alanına iş makineleriyle girip kumları talan etti, açtığı çukurları çöple doldurdu!
🛑 Skandalın ortaya çıkmasının ardından otelin 'Kaplumbağa Dostu Turizm Sertifikası' elinden alındı
⚖️ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise otele acımayarak 1 milyon 678 bin TL idari para cezası uyguladı
https://t.co/kU2ECVGJ8T
Bugün okul çantası yerine poşet taşıyan, defteri ve kalemi olmadığı için okula gitmek istemeyen çocuklar var. Derin yoksulluk koşullarında yaşayan, günlük, güvencesiz işlerde çalışan aileler için okul masrafları karşılanması güç bir yüke dönüşüyor. Okullar açılırken, @yoksulluk_ag olarak sizleri çocukların okul ihtiyaçlarına destek olmaya ve “Okul Kırtasiyesi İçin Dayanışma” kampanyamıza katılmaya davet ediyoruz. Bütçenize uygun bir miktarla bir çocuğun okul masraflarının azalmasına yardımcı olabilirsiniz. Eğitim hakkı için çocukların yanında olun, dayanışmayı büyütün. Bağış için link burada: https://t.co/9BUwj22FnV
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler’i unuttuk sanmayın. Mescitte tecavüz ettiği kızla evlendi, kız çocuğu oldu, ona da tecavüz etti Karısı 2023ten beri adalet aradı, ama bulamadı. Şimdi anne ve kızı öldü. Ve bu tecavüzcü pedofil 13 Ekim mahkeme gününü evinde bekliyor. Türkiye, hukuk
Geçen sene özelleştirilmişti:
Çayırhan kömür madeninde yaşanan göçükte 1 işçi öldü 10 işçi yaralandı
2025 yılında 20 milyar TL bedelle, yaklaşık 1 yıllık geliri pahasına Akçadağ Gruba devredilen ve özelleştirme sonrası ikinci büyük kazanın yaşandığı Çayırhan'da, üretim ayağındaki göçük nedeniyle maden işçisi Erdi Tor hayatını kaybetti.
https://t.co/3WzKxbDnEr