MEMUR-SEN VE ÇALIŞMA EKONOMİSİ BÖLÜM BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGEMİZİ KAMUOYUYLA PAYLAŞIYORUZ
Üniversitelerimizin Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri (ÇEEİ) Bölüm Başkanları ve Başkan Yardımcıları ile Ankara'da bir araya gelerek kamu görevlileri sendikacılığının ve 4688 sayılı Kanun’un geleceğini masaya yatırdık. 18 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz bu önemli istişare toplantısının Sonuç Bildirgesi, akademinin bilgi ve birikimiyle sendikal alanın sorunlarına ışık tutan önemli bir belgedir.
Bu bildirgeyle; sendikal haklar üçlüsünden olan grev hakkının tanınmadığı, masada taraflar arası eşitliğin sağlanamadığı ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun adaletsiz yapısıyla emeğin baskılandığı mevcut 4688 sayılı Kanun'un baştan aşağı değişmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurguluyoruz. 4 milyonu aşkın kamu görevlisi ve 2,5 milyona yakın emeklimiz için ILO sözleşmelerine uyumlu, evrensel normlarda adil bir toplu sözleşme sisteminin inşası artık ertelenemez bir mecburiyettir.
Gerçekleştirilen toplantının asıl amaçları doğrultusunda, Memur sendikacılığının akademiyle entegrasyonunu artırma ve 4688 sayılı Kanun’un yapısal sorunlarına bilimsel bir perspektifle çözüm üretme vizyonuyla hareket ediyoruz.
Bu doğrultuda;
-Üniversitelerimizde kamu görevlileri sendikacılığı alanında yüksek lisans ve doktora tezlerini teşvik edecek,
-Lisans eğitim içeriğinde kamu görevlileri sendikaları dersini yaygınlaştıracak,
-2026 yılı içerisinde 'Genç Emek Zirvesi'ni gerçekleştirerek öğrencilerimizle teori ve pratiği bir araya getirecek,
-Uluslararası normlara uygun bir sistem inşası için memur sendikacılığının bilinç düzeyini artıracak ortak akademik yayınları ve raporları hep birlikte hazırlayacak
adımları öngören Memur-Sen ve ÇEEİ Bölüm Başkanları Toplantısı’nın Sonuç Bildirgesini kamuoyuyla paylaşıyoruz.
“Genç Emek Zirvesi” için ilk adımı atıyoruz !
Memur-Sen Konfederasyonumuz, Genç Memur-Sen’imiz ve Kocaeli Üniversitesi paydaşlığında 2026 yılı Kasım ayı içerisinde “Genç Emek Zirvesi” programı düzenleyeceğiz. Çalışma Ekonomisi alanındaki öğrencilerimizin kamu görevlileri sendikacılığı alanındaki farkındalığının artırılması için kıymetli bir buluşmayı hayata geçiriyoruz.
Çalışma Ekonomisi Bölüm Başkanlarımızla gerçekleştirdiğimiz ön toplantıda programın içeriğini, temasını ve şartlarını konuştuk. Önümüzdeki hafta resmi olarak açıklayacak ve şartlarını duyuracağız.
Sendikal alanın gelecekteki uzmanları olacak gençlerimizden; sendikal alana yönelik bilgilerini onların dilinden dinleme ve gözünden görme fırsatı yakalayacağız.
“Genç Emek Zirvesi” aynı zamanda sendikacılık alanında ilerlemek isteyen gençlerimize; sendikacılığı pratikte deneyimleme, teorik alana ilişkin bilgi ve tecrübeleri edinebilme fırsatı sunacak, staj yapma önceliği sağlayacağız.
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü olan 30 üniversitedeki 150’ye varan öğrenci ve akademisyenin katılımıyla “Geçmişten Günümüze Kamu Görevlileri Sendikacılığı: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlığıyla 2026 yılında Genç Emek Zirvesi yapacağız.
Gençler söz alacak, konuşacak, tartışacak ve hazırladıkları makale ve posterlerle bu alanı zenginleştirecek. Her alanda daha pratik hareket eden daha hızlı sonuç üreten ve daha aksiyoner karar alabilen gençlerimiz; kamu görevlileri sendikacılığı alanında da farkını gösterecek, değişimi izleyen tarafta değil bizzat içerisinde yer alan, cümle kuran ve katkı sağlayan tarafta olacak.
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanları ile Kamu Görevlileri Sendikacılığını Görüşüyoruz
Bilgi, birikim ve müktesebatlarıyla araştırma, tez ve çalışmalarıyla sendikal alana yön veren ve sendikal alanın bütün çaprazlarını gören Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerimizin Başkanları ve Başkan Yardımcılarıyla bir araya geldik.
Türkiye’de 30 üniversitemizde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü yer alıyor. Kamu görevlileri sendikacılığı alanına yönelik eksikliklerin giderilmesi ve sorunların tespit edilmesi için akademi ile sendika profesyonellerini bir araya getirecek somut adımlar atıyoruz. Çalışma hayatının geçmişini sentezleyen, geleceğine yön veren Çalışma Ekonomisi hocalarımızla 4688 sayılı Kanun’un geleceğini belirlemek, yaşadığımız sorunlara ortak fikirle çözüm üretmek amacıyla istişare toplantısı gerçekleştiriyoruz.
Gazi Meclisimizde Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan’ın katılımıyla düzenlen 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü etkinliklerine katıldık.
TBMM Başkanı Sn.Numa Kurtulmuş’a ev sahipliği yaptığı etkinlikler ve davetleri için teşekkür ediyorum.
Milletimizin sarsılmaz iradesi ve güçlü Türkiye yürüyüşü bir kez daha vurgulandı.
10. Yılında 15 Temmuz Şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyor, milletimiz bahtiyar, devletimiz payidar olsun diyorum.🇹🇷🇹🇷
#15TemmuzDestanı
#İradeBizimZaferBizim
#İradeBizimVatanBizim
*15 Temmuz 2016 - 10. Yıl*
*Unutmadık, Unutturmayacağız!* 🇹🇷
10 yıl önce bu gece, FETÖ hainlerinin darbe ve işgal girişimine karşı aziz milletimiz “Dur!” dedi. Vatanına, iradesine, demokrasisine sahip çıktı.
O karanlık gecede, ertesinde yurdun her köşesinde millet olarak bir ve beraber olduk. Darbelere, vesayete, ihanete geçit vermedik.
“ Millet iradesi üstündür. Bu millet, bu vatan üzerinde hiçbir hain oyun kurulamaz. ”
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize şifa diliyoruz. Onların emaneti olan bu vatanı, bu bayrağı ve bu iradeyi ilelebet korumaya devam edeceğiz inşallah.
“15 Temmuz Destanı” daima kalbimizde, yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın.🤲
#15TemmuzDestanı
#İradeBizimZaferBizim🇹🇷
@RTErdogan@tcbestepe@_aliyalcin_@MemurSenKonf@EgitimBirSen@YaseminOzbilen
🔴 Bazı ünvanlara ‘Özel Hizmet Tazminatının Ek Olarak Ödenmesine Yönelik Düzenleme’nin genele uygulanmasına engel teşkil eden ibarelerinin iptali için Danıştay nezdinde dava açtık.
15 Temmuz İhanete Karşı Sadakatin Zaferidir
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın düzenlediği “15 Temmuz Hain Darbe Girişimine Karşı Emekçilerin Mücadelesi” panelinde 15 Temmuz’u konuştuk.
Panelde de ifade ettiğim gibi;
15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişiminin adı değil; milletimizin iradesine, devletimizin bekasına ve tam bağımsızlık yürüyüşüne yönelmiş ihanetin adıdır. “Soykırım unutulursa tekrarlanır” demişti Aliya. İhanet de unutulursa tekrarlanır. O nedenle hafızayı diri tutmak zorundayız.
15 Temmuz olayı bize siyasetin ve sivil toplumun darbeler karşısında milletin iradesini savunmadaki önemini de ortaya koydu. O gün, Sayın Cumhurbaşkanımız ve siyasi irade darbenin karşısında dik durmasa, toplumun direnci bir yerden sonra kırılabilirdi.
Sivil toplum bu dik duruşa, iradesini savunarak karşılık vermese işgal ve darbe girişimini önlemek mümkün olmayabilirdi. Ama 15 Temmuz milli birlik ve beraberliğin şahlandığı bir gece olarak tarihe geçti. Geçmişte darbeler karşısında şapkasını alıp giden siyasetçiler, darbeye alkış tutan STK’lar gördük. 15 Temmuz, bu kirli sicilin de büyük ölçüde temizlendiği bir geceyi ifade etmesi açısından tarihi bir öneme sahiptir, bir milattır.
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #İradeBizimZaferBizim
@isikhanvedat@hakismahmut@turkiskonf@OnderKahveci@csgbakanligi
https://t.co/dfM3UQOzcl
Biz Memur-Sen olarak o gece nasıl ki darbenin ilk anından itibaren teşkilatımızla, üyelerimizle birlikte meydanlarda ihanete “Dur!” dediysek, nasıl ki demokrasiyi, millet iradesini, vatanı muhafazada öne atıldıysak bundan sonra da milli iradenin, demokrasinin, hukukun, tam bağımsız Türkiye’nin yanında kararlılıkla durmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz'un bizlere yüklediği sorumluluk; birlik ve beraberliğimizi korumak, vesayetin ve ihanetin her türlüsüne karşı uyanık olmak, şehitlerimizin emanetine ve gazilerimizin fedakârlığına sahip çıkmaktır.
Bu nedenle 15 Temmuz'u yalnızca anmak yetmez, doğru anlamak da gerekir.
O geceyi doğru okumak, milletimizin yazdığı destanın hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak ve bu şuuru gelecek nesillere aktarmak zorundayız.
Millet olarak, sivil siyaset ve sivil toplum olarak 253 şehit verdiğimiz o gece, sadece darbe ve işgalin önüne geçmedik, aynı zamanda vatanımızda ve irademizde gözü olan küresel vesayete ve onun yerli devşirmelerine de ibretlik bir ders vererek tarihe şanlı bir kayıt düştük.
15 Temmuz'da ihanete, darbecilere boyun eğmeyip canını ortaya koyan şehitlerimiz ve gazilerimiz başta olmak üzere darbeyi çıplak elleriyle önleyen aziz Milletimize, kutlu direnişe önderlik eden Sayın Cumhurbaşkanımıza, siyasi iradeye, sivil toplum örgütlerine şükranlarımı sunuyor, kahraman şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyorum.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in “Allah bir daha bu millete İstiklal Marşı yazdırmasın.” duasını hatırlatarak “Allah bir daha bu millete 15 Temmuz gibi ihanetler yaşatmasın” diyor,
aziz Milletimizin birlik ve beraberliğinin, devletimizin bekasının daim olmasını diliyorum.
🔎https://t.co/fQX2GYhuz6
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #İradeBizimZaferBizim
🎙️KAMU GÖREVLİLERİ DİSİPLİN AFFI BEKLİYOR !
Eğitimden sosyal güvenliğe, para cezalarından vergi cezalarına birçok alanda işlenen cezalara karşı af düzenlemesi yapılıyor.
Toplu sözleşme masasında söz verilen, teklifimiz olmasına rağmen kabul edilmeyen disiplin cezalarına af düzenlemesi birçok kamu görevlimiz tarafından bekleniyor.
En son disiplin cezası affı 5525 sayılı kanun ile 2006 yılında yapılmıştı. O tarihten sonra benzer disiplin cezası alanların arasında farklılıklar yaşanıyor. Elbette keskin sınırları, devletimizin ve milletimizin güvenliğini oluşturan hususların etrafı çizilerek bir düzenleme yapılması gerektiğini savunuyoruz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından 7. Dönem Toplu Sözleşme masasında bu hususla ilgili cümle kurulmuştu. Memur-Sen olarak biz de masaya geçmiş dönemde yapılan düzenlemeye benzer bir düzenleme önermiş; zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, terör ve benzeri hususlar hariç olmak üzere disiplin affı getirilmesini teklif ettik.
Şuan gündemde öğrenci affına ilişkin düzenleme var. Kamu görevlilerimiz de disiplin affı bekliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma yaparak beklentiyi karşılamalıdır.
🎙️TBMM’DE GÖRÜŞÜLECEK KANUN TEKLİFİ MEMUR EMEKLİLERİNİ GÖRMELİ VE GÖZETMELİDİR
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelecek Kanun Teklifi ile en düşük emekli aylığı %17,76 oranında artırılacak.
Kamu görevlisi emeklilerimiz seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması ve 1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularında haklı beklenti içindeler.
İlk çıktığında 8.077₺ olan ve bugünkü rakamı 25.150₺’ye ulaşan seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılmaması mağduriyetlerinin boyutunun daha da ağırlaşmasına neden olmuştur.
Toplu sözleşme masasından etkilenen fakat yasada hak arama mücadelesinin zeminini bulamayan memur emeklilerimiz hem sendikal örgütlenme hem de kayıplarını telafi etme mücadelesini sürdürüyorlar.
Kamu görevlisi emeklilerimiz Komisyona gelen teklif içerisinde kendilerini bulan, emekli aylığı ile görev aylığı arasındaki uçurumu kapatan düzenlemeyi bekliyor.
Memur-Sen olarak; Komisyon görüşmelerinde özellikle 3 konu başlığını gündeme getireceğiz.
▪️Emekli memurlarımızın sendikal örgütlenme hakkı,
▪️Seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması,
▪️1. Dereceye 3600 Ek Göstergenin hayata geçirilmesi konularını Komisyonda ifade edeceğiz.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi vekillerimizden ve siyasi iktidardan beklenti açık ve nettir. Çalışanın “nasıl emekli olacağım” emeklinin ise “nasıl ayakta duracağım” sorularına cevap, sorunlarına çözüm üretecek Kanun Teklifinin getirilmesi ve mağduriyetlerin bitirilmesidir.
PTT’DE GÜVENCELİ İSTİHDAM ESAS OLMALI, PERSONELİN HAK KAYBI YAŞAMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİDİR.
PTT’nin yapılandırılmasına ve istihdam biçiminin değiştirilmesine yönelik Kanun Teklifi yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek. Memur-Sen olarak yıllardır güvenceli ve kadrolu istihdamı savunuyor, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini sağlıyoruz. Bütün sosyal diyalog mekanizmalarında ve her mecrada “Kamuda tek ve asli istihdam türü kadrolu olmalı, sözleşmelilik son bulmalı” diyoruz.
Şimdi de PTT’de istihdam edilen 399’a tabi personelin İHS’li yapılması, iş güvencesi endişesi taşıyan personeli tedirgin etmektedir.
▪️ 399 KHK’ya tabi 9500 personelin yaklaşık %90’ı başka kuruma gitmek istiyor. Güvencesiz istihdamla karşı karşıya kalmak istemiyor. PTT’ye yıllarını vermiş personelin bilgi, birikim ve tecrübesinin kaybedilmesi, kamu hizmetinin kalitesinin düşmesi demektir.
▪️ Diğer taraftan, İHS’li personelin ücret düzeyleriyle ilgili sorun daha da büyüyerek devam edecek. İHS’li personel için en düşük kamu görevlisi maaşından az olmayacak şekilde taban ücret belirlenmeli, temel ücretleri artırılmalıdır.
▪️ İHS’ye geçecek personelin 5510 4/a ile ilişkilendirilmesi de hem personel sistemiyle hem de istihdam biçimiyle örtüşmeyen bir durumdur. Personelin sosyal güvenlik hakları korunmalı, kayıp yaşamasına müsaade edilmemelidir.
▪️ İHS’ye geçmek isteyen ve daha sonra farklı nedenlerle personelin sözleşmesinin yenilenmemesi durumunda nakil hakları saklı tutulmalıdır.
▪️ Sözleşmeyi imzalamayarak farklı kurumlara geçecek personelin unvan noktasında yaşayacağı sorun görülmeli ve memur kadrosuyla geçişi sağlanmalıdır. İHS’li personelin yeşil/hususi pasaport hakkı olmalıdır.
▪️ Kurumun personel ihtiyacı taşeronlaşmanın önünü açmamalı, güvenceli ve kadrolu istihdamla olmalıdır.
▪️ Kamu görevlilerinin huzursuzluğu arttıkça kamu hizmetinin kalitesi azalıyor, kamu görevlileri haklı olarak bu duruma isyan ediyor. PTT’de yapılacak düzenleme tekrar Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gözden geçirilmeli, güvenceli istihdam benimsenmeli, personeli mağdur edecek düzenlemelerden kaçınılmalıdır.
Srebrenitsa...
31 yıl önce Avrupa'nın tam ortasında yalnızca insanlar katledilmedi; insan hakları nutukları, medeniyet iddiaları, uluslararası hukuk ve Batı'nın vicdanı da Bosna'nın toprağına gömüldü.
Bugün kirli bir ikiyüzlülükle insanlığa ahlâk dersi vermeye çalışan Batılı karar vericiler, o gün 8 binden fazla masumun katledilmesinin suç ortaklarıdır.
Srebrenitsa'nın sessiz seyircileri, bugün Gazze'nin de suskun ortaklarıdır. Dün Bosna'da akan kana gözlerini kapatanlar, bugün Siyonist İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü soykırım karşısındaki suskunluklarıyla yalnızca suç ortaklıklarını değil, medeniyet ve insan hakları iddialarının da bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha bütün dünyaya ilan etmektedir.
Srebrenitsa hafızamıza kazılı. Üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın unutmayacak, unutturmayacağız.
Unutursak hesap soramayız. Hesabı sorulmayan her katliam, yeni zalimlere cesaret verir; yeni katliamların önünü açar.
Şehit edilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor; zulmün ve zulme sessiz kalanların er ya da geç ilahî ve beşerî adalet önünde mutlaka hesap vereceği güne olan inancımızı muhafaza ediyoruz.
#SrebrenitsaSoykırımı #Srebrenitsa #11Temmuz
AP’NİN KIBRIS KARARI RUM PROPAGANDASINA TESLİM OLMUŞ BİR İFTİRA METNİDİR
Memur-Sen olarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı tarihsel ve hukuki bağlamından koparan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni asılsız iddialarla hedef alan ve Türkiye’yi “işgalci” olarak tanımlayan bu kararı şiddetle kınıyor; Rum propagandasına teslim olmuş bu iftira metnini bütünüyle reddediyoruz.
https://t.co/KwAUwTmgrq
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN YEDİ TEPE UZAKTA
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir öğrencinin taşıdığı “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yazılı ayet mealine yönelik müdahale, inanç ve ifade özgürlüğü açısından son derece vahimdir.
Kısa süre önce Yeditepe Üniversitesinde öğrencilerin Gazze’ye destek eylemlerinin engellendiğine, ibadet imkanlarının kısıtlandığına, mescit taleplerinin görmezden gelindiğine, Ramazan ayında iftar programlarına zorluk çıkarıldığına, haklı taleplerini dile getirdiklerinde disiplin soruşturmalarıyla tehdit edildiklerine dair iddialara dikkati çekmiş, üniversite yönetimini şeffaf, tatmin edici ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etmiştik.
O gün bu iddiaları reddetmekle yetinenlerin, bugün doğruluğu emreden bir Kur’an ayetinin hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde mesaj olarak paylaşılmasına dahi tahammül edilmemesi ve öğretim üyelerinin bu tahammülsüzlüğü “İşte Yeditepe Üniversitesi ruhu” sözleriyle yüceltmesi karşısında atacakları adımı görmek istiyoruz.
Aynı sahnede siyasi içerikli dövizlere alan açılırken, bir ayetin engellenmeye çalışılması tam anlamıyla şuursuzluktur. Bu tablo, her defasında özgürlük söyleminin arkasına saklanmaya çalışan yasakçı, tek tipçi ve İslamofobik zihniyeti bir kez daha deşifre etmiştir.
Hukuk fakültesi öğrencilerinin mezuniyet töreninde hukukun, özgürlüğün ve insan onurunun ayaklar altına alınması göstermektedir ki bu üniversite, hak ve özgürlüklerden yedi tepe uzaktadır.
Yeditepe Üniversitesi yönetiminin olayla ilgili inceleme başlattığını duyurması yetmez. Zira kamuoyuna yansıyan iddialar ve mükerrer hadiseler göstermektedir ki mesele münferit bir taşkınlık değil, kampüs içinde dindar öğrencilere yönelen sistematik bir tahammülsüzlük iklimidir. Yeditepe Üniversitesi yönetimini üniversite içinde dindar öğrencilere dönük baskı ortamını sonlandırmaya, çağ dışı İslamofobik eylemlere karşı açık ve net tavır alarak ağır yaptırımlar getirmeye ve mağdur edilen öğrenciden ve kamuoyundan özür dilemeye davet ediyoruz.
YÖK’ün konuya ilişkin soruşturma başlatmasını önemli buluyor, soruşturmanın ivedilikle, titizlikle ve şeffaf biçimde sonuçlandırılmasını, sonucunun da kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz.
Bu hadisenin üzerinin kapatılmasına, “münferit” denilerek geçiştirilmesine ve geride bıraktığımız 28 Şubat’ın karanlık dehlizlerinin yeni örneklerinin sergilenmesine ve İslamofobik dayatmaların normalleştirilmesine müsaade etmeyeceğiz.
İnancına, değerlerine ve ifade özgürlüğüne sahip çıkan her bir gencimizin yanındayız.
BİZ VARIZ !
Doğu’dan batı’ya, köyden şehire, sınıftan kampüse… Her yerde biz varız.
Nerede bir eğitim çalışanı varsa oraya ulaşan selamımız, karabulutları dağıtıp umudu yeşerten güleryüzümüz vardır.
Nerede bir sorun varsa orada çözüm için emeğimiz, mağdurlarla dayanışmamız, sorunlarla mücadelemiz ve nihayetinde alın teriyle elde edilmiş kazanımlarımız vardır.
Yani nerede bir eğitim çalışanı varsa orada Eğitim-Bir-Sen vardır.
444 bin 429 üyemizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle bugün yalnızca Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası değil eğitimcilerin yerelden evrensele uzanan hür ve güçlü sesiyiz.
#EğitimBirSen #İyikiEğitimBirSenVar
🟢 ÜNİVERSİTE İDARİ PERSONELİNİN YER DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN GİRİŞİMLERİMİZ SONUÇ VERİYOR
Toplu Sözleşme kazanımımız doğrultusunda, geçtiğimiz yıl YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın çözüm odaklı yaklaşımıyla üniversite idari personelinin yer değişikliği için becayiş uygulamasıyla ilk defa bir adım atılmış; bu sayede yüzlerce idari personel, üniversiteler arasında yer değiştirme imkanı yakalamıştı.
Bu yıl da uygulama kapsamının genişletilerek yeniden işletilmesi için Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ile bir araya gelerek talebimizi ilettik.
Yaptığımız görüşmeler neticesinde, YÖK tarafından konu gündeme alınarak çalışma başlatılmıştır.
Sürecin en kısa sürede tamamlanarak duyuruya dönüşmesini ve idari personelimizin beklentilerinin karşılanmasını bekliyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Sn. Bilal Şentürk’e olumlu yaklaşımları, başından beri üniversite idari personelinin yer değişikliği taleplerine duyarlı ve çözüm odaklı yaklaşımları için ise YÖK Başkanı Sn. Erol Özvar’a özellikle teşekkür ediyorum.
#İyikiMemurSenVar
#İyikiEğitimBirSenVar
GELİRDE ADALET, ÜCRETTE DENGE İÇİN KAMUDA REFORM ŞART !
Haziran ayı enflasyon oranı %0,99 , 6 Aylık enflasyon %17,76 ve enflasyon farkı %6,09 olarak gerçekleşti. Hakem Kurulu’nun %7’lik artışıyla birlikte kamu görevlisi ile emeklilerimizin maaş/ücret artışı toplam %13,52 olarak gerçekleşti.
En düşük kamu görevlisi maaşı (Hizmetli 15/1 - Bekar) 58.305₺’den 66.188 ₺’ye, 5434 sayılı Kanuna göre en düşük emekli aylığı ise 27.772 ₺’den 31.527 ₺’ye yükseldi.
Hakem Kurulu’nun 2,5 yıllık karnesinde özetle;
2024 yılının
▪️1. 6 ayında 4 ay
▪️2. 6 ayında 3 ay
2025 yılının
▪️ 1. 6 ayında 5 ay
▪️ 2. 6 ayında 3 ay
2026 yılının
▪️ 1. 6 ayında 2 ay
kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz enflasyona yenildi ve maaş/ücret artışları enflasyon farkıyla belirlendi.
🌑 Kamu işvereninin uzlaşmaz Hakemin umursamaz tavrı ve gerçeği sorgulamaya yetmeyen kararı nedeniyle kamu görevlisi ve emeklilerimizin alım gücü; ipi kopmuş uçurtma gibi enflasyon rüzgârında savruluyor.
İşveren ve Maliye tarafı; bu olumsuz tabloyu nominal değerler üzerinden karşılaştırarak tezyin edilmiş ifadelerle perdelemek yerine, gerçekleri görmeli ve alım gücü kaybını telafi etmelidir.
Masaya “olmaz”la gelen Hazine ve Maliye yöneticileri; paylaşımda adalete, ekonomik gerçeklere, market-pazar etiketlerine ve enflasyon altında ezilen memurlara artık gözlerini kapatmamalı.
Memur-Sen olarak, hayal olarak görülen bu karnenin gerçek olacağını defaatle dile getirdik, ısrarla altını çizdik, ikaz ettik. Haklı çıktığımız için değil, memurlarımız ve emeklilerimiz ekonomik olarak kaybettiği için sesimizi yükseltiyoruz.
▪️Yıl içerisinde sürekli yenilenen enflasyon hedefi gibi maaş/ücret artışları da adil şekilde yenilenmeli, Temmuz maaşları “Gelirde Adalet, Ücrette Dengeyi” sağlayacak şekilde Seyyanen Zamla iyileştirilmeli, kamuda ücret reformu gecikmeden yapılmalıdır.
@memetsimsek | @HMBakanligi@isikhanvedat | @csgbakanligi