YENİ EĞİTİM YILININ VİZYONU; OLUMLU ADIMLARDA İSTİKRAR, ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMLAR OLMALIDIR
Eğitim-Bir-Sen olarak beklentimiz, 2026-2027 eğitim öğretim yılının kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, ülkemizi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olmasıdır.
Bu anlayışla yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarımıza, öğrencilerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor; güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmamızı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını bekliyoruz.
📌PISA 2025’te elde edilen başarı, eğitime yapılan yatırımların ve öğretmenlerin emek ve fedakârlığının bir sonucudur
📌 PIKTES istihdamı mülakat mağduru öğretmenler için önemli bir çözüm adımı oldu
📌Eylem kararı almamıza neden olan zorlama ve dayatmalardan vazgeçilmelidir
📌“4+4+4” zorunlu eğitim sistemi tüm yönleriyle Millî Eğitim Şûrası’nda ele alınmalıdır
📌Şiddetin iş güvenliği sorununa dönüşmemesi için ilgili kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon sağlanmalıdır
📌Okullarda yardımcı personel sorunu palyatif çözümler yerine kadrolu istihdamla çözülmelidir
📌Öğretmenlerin yer değişikliği sürecindeki aksaklıklar giderilmelidir
📌 Resen atamalar tümüyle kaldırılmalıdır
📌 Ek ders esaslarındaki ücret dengesizliği giderilmeli, ek ders birim ücreti artırılmalıdır
📌 Görevde yükselme ve ünvan değişikliği sınavları yapılmalıdır
Açıklamamızın tamamı için: https://t.co/CwVBvgP3Y6
****Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎ÖNLÜK MESELESİ▪︎▪︎▪︎
Başörtüsü yasağından önlük mecburiyetine, kırk yıllık kavganın kaybedeni hep öğretmenler oldu. Keşke yasaklar koyarak veya emirler vererek köklü bir problemin çözülemeyeceğini anlayabilseydik. Anlayabilseydik ve çözümü ideolojik kavgalarda değil, pedagojik ilkelerde arayabilseydik.
Öğretmen rol modeldir. Öğrenciler, okul öncesinden ergenlik sonrasına kadar hayatlarının en korumasız, en hassas dönemlerini öğretmenleriyle yaşarlar. Taklit eder, örnek alır, etkilenir ve şekillenirler. Bu durum, öğretmene çok büyük bir mesuliyet yükler. Bu aşamada konuşulması gereken öğrencinin hakları ve öğretmenin sorumluluklarıdır.
Bugün çocuklarımız dijital ortamların, sapkın akımların ve kontrolsüz sosyal medyanın saldırısı altındadır. ABD’de birçok eyalet, çocukları korumadıkları gerekçesiyle meta şirketine dava açıyorlar. Rusya’da aileler çocuklarını sapkınlıklardan korumak için kiliseden yardım istiyor. Geçen yıl Maraş ve Urfa’da yaşadığımız üzücü olayların arka planını iyi irdelememiz gerekiyor.
Son yıllarda cadde ve sokağımızda, her kesimden insanı rahatsız eden bir çıplaklık furyasına, dijital ortamı kontrol edecek her düzenlemeye özgürlük gerekçesiyle yapılan itiraza ve en hayati meselelerde bile siyasi kutuplaşmanın kör kavgasına şahitlik ediyoruz.
Böylesine riskleri barındıran bir dönemde, haklı olarak öğretmenlerden savrulması değil örnek olması, güzel giyinmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi bekleniyor. Okullarımıza yansıyan, çocuklarımızı ve geleceğimizi tehdit eden bu olumsuzluklarla mücadelede en büyük rol biz öğretmenlere düşmektedir.
Ancak bir gerçeğimiz var ki son yıllarda okullarımızdan az da olsa olumsuz, anlamakta zorlandığımız, öğretmen rolüne yakışmayan aşırı giyimler, tıraşlar vs. yansıyor. Çoğu zaman da bu aşırılıklar, bizim serbest kıyafet eylem kararımıza bağlanıyor.
Sendikamızın eylem kararının hangi şartlarda, hangi gerekçelerle, hangi toplumsal yaranın tedavisi için alındığını herkes çok biliyor. Bizim eylem kararımız, öğrencilerimizin beden ve ruh sağlığını tehdit eden aşırılıklara önlem almanın önünde engel değildir. Tam aksine insana yakışan bir giyim kuşam kavgasıdır.
Bugün yaşanan, her okulda, kadın veya erkek üç beş öğretmenin özensizliğidir. Yapılması gereken, bütün öğretmenlere önlük giyme mecburiyeti getirmek değil, aşırılıklara önlem almaktır. Mesele önlük giymek değil pedagojik ilkelere uygun giyinmektir. Unutmayalım ki herkes önlük giyse bile problem devam edebilir.
Hikâyeyi en başından beri biliyor ve MEB genelgesinin neyi amaçladığını anlıyoruz. Bakanlığın, önlük giymeyen ancak “öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu, öğrencilere örnek olma niteliğini, mesleğin vakarını, kamu hizmetinin ciddiyetini ve toplumsal hassasiyetleri” dikkate alan öğretmenlerimizle probleminin olacağını zannetmiyorum..
Kaygımız, sınırları zorlayan giyim kuşamı önlükle düzelteyim derken, kraldan daha kralcı bazı yöneticilerin, sorumluluk sahibi birçok öğretmeni küstürecek uygulamalarına şahit olmaktır. Daha ortada genelge yokken bile bunun işaretleri geliyordu. Genelge bu anlamda bir probleme işaret ediyor ve bir çözüm öneriyor, işi abartmadan herkesin sorumlu ve duyarlı davranması gerekmektedir.
Bakanlık, genelge ile önemli bir yol haritasını ortaya koymuştur. Önlük maddesinin, diğer önemli maddeleri gölgede bırakması talihsizlik olacaktır. 2026-2027 öğretim yılı tartışmaların, çözüme gitmeyen kavgaların ve gereksiz hukuki süreçlerin gölgesinde kalmasın. Mesele önlük meselesi değildir.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
Eğitim camiamıza yapılan menfur saldırıyı şiddetle kınıyor, Mesleğimize ve onurumuza sahip çıkmak için Türkiye genelinde 1 gün süreyle iş bırakıyor, okula gitmiyoruz.
BU GİDİŞE KİM “DUR” DİYECEK?
Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’de okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırı hepimize çok güçlü bir şekilde “Bu gidişe kim dur diyecek?” sorusunu sorduran korkunç bir eylemdir.
Yaralı eğitimci arkadaşlarımıza, öğrencilerimize, polisimize ve kantin işletmecisi vatandaşımıza "geçmiş olsun" diyor; can kaybı yaşanmamasını umut ediyoruz.
OKULA BASKINI PROTESTO İÇİN TÜRKİYE GENELİNDE İŞ BIRAKIYORUZ
Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen saldırıyı protesto etmek; eğitimcilerimizi, öğrencilerimizi ve eğitim kurumlarımızı hedef alan şiddet eylemlerindeki artışa dikkat çekmek ve güvenli çalışma ortamının tesisi hususunda gerekli her türlü çalışmanın ivedilikle gerçekleştirilmesini haykırmak için
15 Nisan 2026 tarihinde Türkiye genelinde iş bırakıyoruz.
Okul baskınının gerçekleştiği Siverek ilçesinde protesto yürüyüşü ve tüm illerde geniş katılımlı basın açıklamaları yapacağız.
EK DERS ÜCRETLERİ İKİ KATINA ÇIKARILMALI
▪️ Öğretmenlerin ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığına yaptığımız yazılı başvuru ile talep ettik.
▪️ Komisyon raporlarına aldırarak 8. Dönem Toplu Sözleşme masasına taşıdığımız “ek ders ücretlerinin belirlenmesine esas gösterge rakamının gündüz öğretimi için en az 280, diğer saatler için 300 olması” teklifimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğu, iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatlarında yaşanan artışlarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu haklı talebimizi kazanıma dönüştürmek için girişimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
▪️ Mevcut ek ders esaslarına ilişkin hükümler, ücretlerde dengesizlik ve mağduriyet üretmeye devam etmektedir. Ek ders ücretlerinde izahı mümkün olmayan farklılıklar ve yetersizlikler giderilmelidir.
▪️ Aylık karşılığı ders yükümlülüğü haftalık 15 saat olmalıdır
▪️ Her 6 ders saatine karşılık 1 saat hazırlık ve planlama ücreti verilmelidir.
▪️ Mesai dışı ve İYEP görevlerinde ek ders ücretleri yüzde 100 artırımlı ödenmelidir.
▪️ Ek ders birim ücretlerinin iki kat artırılması başta olmak üzere tüm taleplerimizin yerine getirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için:
https://t.co/Q2yUWo1979
Zulüm sürdükçe isyanımız dinmeyecek, Savaşa Hayır! haykırışımız sürecek
ABD Büyükelçiliği önünde gerçekleştirdiğimiz siyah çelenk bırakma eylemi ve basın açıklamamızla; zulmü, işgali ve insanlık dışı saldırıları bir kez daha lanetledik.
Zulüm sürdükçe haykırışımız dinmeyecek, bu itirazımız susmayacak.
Memur-Sen olarak bu eylemimizle; kan ve yıkım üzerinden güç devşiren, acıyı siyasetin malzemesi hâline getiren o karanlık zihniyeti bir kez daha güçlü şekilde telin ettik.
Soykırımcı İsrail ve onun arkalayıcısı emperyalist Amerika Birleşik Devletleri tarafından yürütülen bu vahşet; sadece bir coğrafyayı değil, insanlığın vicdanını hedef almaktadır.
Çocukların göz göre göre katledildiği, annelerin feryadının göğe yükseldiği, masumların hayatının yok sayıldığı bu zulmü asla kabul etmeyeceğiz. Babasının gözleri önünde el kadar bebeğin bacağında sigara söndüren vahşiliğe, asla razı gelmeyeceğiz asla razı gelmeyeceğiz. #SavaşaHayır
📍Eğitim-Bir-Sen Kadın Komisyonları 9. Türkiye Buluşması
Genel Başkanımız Ali Yalçın, Türkiye’nin dört bir yanından 1000 sendikacı kadın liderimizin katıldığı büyük buluşmamızda hitaplarını gerçekleştirdi:
• Bugün bütün dünya kritik bir eşikten geçiyor. Emperyalizmin şımarık çocuğu siyonist cellatlar, Gazze’de 50 binden fazla kadın ve çocuğu şehit etti, katliamlarına devam ediyor. Dün Gazze’yi, Lübnan’ı yakanlar, bugün İran’a füzeler yağdırıyor. Kadın haklarının kalesiyiz diyen katiller, başlattıkları saldırının ilk gününde bir okulu hedef alıp 165 kız çocuğunu vahşice katlettiler.
• Bugün bölgemizden, ülkemizden terörü ve işgalcileri uzaklaştırmak için birliğe ve beraberliğe ihtiyacımız var. Bu birlik ve beraberliği sağlamak ancak kadınların merhameti, sevgisi ve katkısı ile gerçekleşebilir. Bu sebeple emperyalistler, toplumları yıkmak ve dünyayı bir ateş çukuruna atmak için kadınlara yönelik sessiz ve sinsi bir savaş yürütüyorlar.
• Kapitalist emperyalist ekonomik düzen nasıl huzur ve refah üretmiyorsa, bu düzenin sahipleri tarafından “kadın hakları ve özgürlük” diyerek dünyaya servis edilen süslü paketler, kadınlara da insanlığa da özgürlük getirmiyor, aksine insanlığı felakete sürüklüyor!
• Hiç kimse bu ifsad çalışmalarına kayıtsız kalmamızı beklemesin. Ne sessiz kalırız ne de bize reçete diye sunulan zehre uzanırız. Çünkü biz meseleye bambaşka bir yerden bakıyoruz.
• Bizim anlayışımızda kadın, güç savaşlarının aparatı, kültürel değişimin ajanı değil; toplumun vicdanı, medeniyetin taşıyıcısı, geleceğin kurucusudur. Kadın komisyonlarımız teşkilatımızın yalnızca bir parçası değil, inancımızın, kültürümüzün ve değerlerimizin de müstahkem bir kalesidir.
• Bu müstahkem kalenin üyeleri olarak sapkın ideolojilerin halay başı olup mendil sallayanlara, okullarda körpe zihinlere LGBT propagandası yapmak için tahtaları mora boyayanlara, yılbaşında sınıflara çam ağacı dikmek isteyip mesele İslam dini ve Ramazan ayı olduğunda kürsülerden “pedagojik değil” yalanıyla millete parmak sallayanlara “hadi oradan” dediniz, sesinizle sözünüzle hukuku ve bu milletin kim olduğunu hatırlattınız.
#1000SendikacıKadınLider
KAHROLSUN EMPERYALİZM, KAHROLSUN SİYONİZM!
İsrail’in, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılar; bölgesel barışı, uluslararası hukuku ve insanlığın ortak vicdanını hedef almaktadır. Sivillerin, yerleşim alanlarının ve eğitim kurumlarının hedef alınması hiçbir gerekçeyle izah edilemez.
Ramazan ayının manevi atmosferinde masum insanların hayatını kaybetmesi, özellikle çocukların bombalar altında can vermesi kabul edilemez bir insanlık dramıdır. Güvenlik söylemiyle yürütülen bu saldırılar, hukuki ve ahlaki meşruiyetten yoksundur.
Memur-Sen olarak; sivilleri hedef alan her türlü saldırıyı reddediyor, bölgemizi istikrarsızlaştıran müdahalelere karşı ilkesel duruşumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Mazlumların yanında, hukukun ve adaletin safında yer almaya devam edeceğiz.
Ortadoğu’nun yeni çatışma senaryolarına sürüklenmesine izin verilmemelidir. Kalıcı barış; güç dayatmasıyla değil, adalet ve diyalogla mümkündür.
Zulüm sürdürülebilir değildir.
Adalet eninde sonunda galip gelecek, Ortadoğu’yu ateşe veren zorbalık düzeni çökecektir!
🌑https://t.co/KecA5D5rzn
ÇOCUK KATİLİ SİYONİST REJİMİ LANETLİYORUZ
Siyonist rejim, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte İran’ın Hürmüzgan eyaletinde bir kız ilkokulunu doğrudan hedef alarak 150 kız çocuğunu katletti.
Çocukların hedef alınıp katledilmesi, kelimenin tam anlamıyla alçaklık ve barbarlıktır. Bu saldırı açık bir savaş suçudur.
Siyonist rejimi, ortağı ABD’yi ve emperyalistlerin bölgemizde gerçekleştirdikleri terör eylemlerini lanetliyoruz. Hürmüzgan’da ilkokula yapılan saldırıda katledilen çocuklara Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyoruz.
Siyonist güdümlü ihanet şebekesinin, millî iradeyi yok etmek amacıyla 29 yıl önce gerçekleştirdiği meşum 28 Şubat darbesini unutmadık, unutturmayacağız.
Açıklamamızı okumak için: https://t.co/comnKEvuXC
Millî Görüş hareketinin kurucu lideri, dava ve fikir adamı, 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı vefatının 15. yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Erbakan Hoca, yalnızca bir siyasetçi değil; inancını hayatının merkezine yerleştirmiş, ahlakı siyasetin temeli kabul etmiş bir mücadele insanıydı. Onun manevi duruşu; baskılar karşısında eğilmeyen, bedel ödemekten kaçınmayan ve her şartta milletine güvenen bir iradenin adıdır.
“Önce ahlak ve maneviyat” diyerek çıktığı yolda, siyaseti makam değil sorumluluk olarak görmüş; hakkı, adaleti ve bağımsızlığı esas almıştır.
Ortaya koyduğu Ağır Sanayi Hamlesi ise yalnızca ekonomik bir program değil, tam bağımsız Türkiye idealinin somutlaşmış halidir. Fabrika bacalarını tüten bir istiklal nişanesi olarak gören Erbakan Hoca; üretimi, teknolojiyi ve yerli imkânları merkeze alarak milletimizin kendi gücüne yaslanması gerektiğini savunmuştur. Onun vizyonu, Türkiye’nin sadece tüketen değil üreten; sadece izleyen değil yön veren bir ülke olması hedefini taşımaktadır.
Merhum Hocamızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Bıraktığı fikir mirası, ülkemizin yarınlarına ışık tutmaya devam edecektir.
Ruhu şad, mekânı cennet, makamı âli olsun.
#NecmettinErbakan #ErbakanHoca
Memur-Sen olarak, tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’ni 29. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz. 28 Şubat; sadece bir dönemin siyasi müdahalesi değil, milletimizin inancına, değerlerine ve sandıkta tecelli eden iradesine yönelmiş topyekûn bir vesayet girişimidir. Eğitim hakkının gasp edildiği, kamu görevlilerinin fişlendiği, başörtülü öğrencilerin baskıya maruz bırakıldığı o karanlık süreç, hafızalarımızdaki yerini korumaktadır.
Aradan geçen yıllar göstermiştir ki vesayet düzenleri ne kadar güçlü görünürse görünsün, millet iradesinin karşısında tutunamaz. Bugün de demokrasiyi zayıflatmaya, inanç özgürlüğünü tartışmaya açmaya çalışan her yaklaşım, aynı zihniyetin farklı tezahüründen ibarettir.
Memur-Sen olarak dün olduğu gibi bugün de sivil iradenin, demokrasinin ve temel hak ve özgürlüklerin yanında durmaya devam edeceğiz. 28 Şubat’ı unutmayacak, unutturmayacak; benzer karanlık süreçlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
#28Şubat
#Milliİrade
#VesayetleMücadele
28 Şubat’ın 29. Yılı: Vesayet Kaybetti, Millet Kazandı
Tarihimize “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat Süreci’nin üzerinden 29 yıl geçti. O gün milletin inancına, değerlerine ve sandıkta tecelli eden iradesine ayar vermek isteyenler, “bin yıl sürecek” bir vesayet düzeni kuracaklarını sandılar. Medya, bürokrasi, sermaye ve sözde sivil yapılar üzerinden toplumu dizayn etmeye kalktılar.
Ancak unuttukları bir hakikat vardı: Bu millet iradesine zincir vurulmasına izin vermez.
28 Şubat; sadece bir MGK kararı değil, topyekûn bir baskı ve sindirme süreciydi. Başörtülü öğrenciler ‘İkna Odaları’nda psikolojik baskıya uğradı, katsayı zulmüyle gençlerin geleceği karartıldı. Binlerce kamu görevlisi fişlendi, sürgün edildi. Batı Çalışma Grubu eliyle milyonlar “sakıncalı” ilan edildi. İnanç özgürlüğü “kamusal alan” söylemiyle yok sayıldı.
🔎 https://t.co/PDeENX1ngP
Biz o gün de vesayetin karşısındaydık, bugün de aynı yerdeyiz. Çünkü mesele sadece bir dönemin değil, doğrudan doğruya milli iradenin meselesidir.
Darbenin askeri ayağı yargı önünde hesap vermiş olsa da sivil ve bürokratik uzantılarıyla tam bir yüzleşme sağlanmadan vesayet bütünüyle tasfiye edilmiş sayılmaz. Nitekim 15 Temmuz Darbe Girişimi, eksik bırakılan hesaplaşmaların nasıl ağır sonuçlar doğurabileceğini göstermiştir.
Bugün hâlâ laikliği bir baskı aracına dönüştürmek isteyen anlayışın izlerini; okullarda ilahi okuyan evlatlarımızı hedef alıp onların masumiyetleri üzerinden ideolojik hesaplaşma yürütmeye kalkışmalarında açıkça görüyoruz. İsimleri değişse de bu zihniyetin özü değişmemiştir.
Ama bilinmelidir ki bu millet bir daha 28 Şubat’lara geçit vermeyecektir.
Memur-Sen olarak çağrımız açıktır:
• 28 Şubat’ın sivil, bürokratik, sermaye ve medya ayağıyla da tam anlamıyla hesaplaşılmalıdır.
• Giderilememiş tüm mağduriyetler giderilmelidir.
🔎 https://t.co/u1xNY1cGcX
Biz darbeci zihniyeti unutmayarak, unutturmayarak; sivil iradeyi her şartta savunmaya devam edeceğiz.
Müstağni ve mütekebbir edayla “Bin yıl sürecek !” diye tehdit savuranlar da gördü ki; Zulüm ile abad olunmaz.
Vesayet kaybetti.
Milli irade kazandı.
#28Şubat #Milliİrade #VesayetleMücadele
İslam Düşmanlığınızı Laiklikle Örtemezsiniz
İslam düşmanlığını laiklik perdesiyle meşrulaştırmaya çalışanlara karşı sözümüz nettir: Ramazan vesilesiyle okullarda evlatlarımıza paylaşmayı, sabrı ve kardeşliği hatırlatmayı hedefleyen çalışmaları hedef göstermek özgürlük değil, ideolojik tahakkümdür.
Laiklik adı altında milletin inancına saldıran, 28 Şubat özlemiyle vesayet dili kuran anlayışa boyun eğmeyeceğiz. Sorun laiklik değil; kaybettiği imtiyazları hazmedemeyen jakoben zihniyettir.
Emekçinin alın terini savunuyoruz; inancına uzanan dile de itiraz ediyoruz. Bu milletin değerleri üzerinden suni kriz üretmeyin. 28 Şubat bitti, eski Türkiye geride kaldı.
🔎https://t.co/RX89p7CBH3