@ogretmensitemiz Sizi tebrik ediyorum öğretmenim. 32,5 yıl öğretmenlik yaptım. Gençlik hatalarım hariç aynı anlayışla öğrencilerime yaklaştım. Ödül üstüne ödül aldım. Gün geldi ödül verenler 'terörist' damgası vurup kapıya koydular.
Telefonumun şarjı bitti de, sizden dedi birini arayabilir miyim, yardımcı olabilir misiniz?" dedi. Ben de dedim ki, "Siz dedim az önce şu araçtan dedi 3 kişi indiniz, ne yapmaya çalıştığınızın da farkındayım" dedim. "Polisi çağıracağım yanımdan uzaklaşmazsanız" dedim.
Kadın böyle bir şok oldu, anladı ne yapmak istediklerini anladığımı ve yanımdan uzaklaştı. Hemen arabaya bindiler üçü de, sonra defolup gittiler.
Yani demem o ki, parkta, bahçede, AVM'de çocuğunuzu asla ama asla yalnız bırakmayın. 1 dakika bile elini bırakmayın yani. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki evimizin önündeki parkta dahi çocuğumuzu oynatamıyoruz yani. Herkes çocuğuna dikkat etsin, kendisine de dikkat etsin.
30 sene önce skeçti, bugün memleketin gerçeği!
Gemisini yürüten kaptanlar ülke yönetir oldu!
Adalet bir kelepçe, vicdan bir masa etrafında satılık!
Bu düzen böyle gitmez!
#BedeliniSandıktaÖdeyeceksiniz#pazar
Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum.
Her şeye rağmen "ayrımsız adalet" vurgusu yapmaya devam edeceğiz.
Eline silah almamış; savcılar, hakimler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, 15 Temmuz gecesi verilen emre uyan askerler, subaylar ve askerî öğrenciler; pasta-börek yaparak geçimini sağlayan, talebelerine burs verenler; devletin faaliyet izni verdiği bankaya parasını yatıran sıradan insanlar yıllardır mahpus.
Bir ülkede suç ile fiil, delil ile kanaat birbirine karışmışsa; hukukun kendisi de mahpus demektir.
Adalet, kişiye göre değişen bir ölçü değildir. Suç, failine göre suç olmaktan çıkmaz; delilin niteliği de kişiye, makama, zamana veya siyâsî şartlara göre değişmez.
Mukaddime'de İbni Haldun:
"Adalet, bir devletin can damarı ve medeniyetin koruyucu kalkanıdır." diyor.
Hukuk herkese aynı mesafede durmadığında, adalet olmaktan çıkar ve gücün aracı hâline gelir.
Bugün mesele yalnızca cezaevlerinde tutulan insanların yaşadığı mağduriyet değildir. Yarın aynı ölçünün başkaları için de kullanılabileceği endişesidir. Hukuk, herkesi koruyan ortak bir güvence olmaktan çıkıp siyasî tercihlere göre işletilen bir araca dönüşürse, hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir toplumda adaletin terazisi şaşarsa, sadece masumlar ağır bedel ödemez; devletin vicdanı, toplumun güveni ve geleceğe dair umudu da yara alır.
Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle:
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@ErtugrulGunay
Gözlerimdeki numara değişikliği nedeniyle 4 yıl önce aldığım gözlüğümü değitirmem gerekti...
Gözlükçüde maalesef hayalkırıklığına uğradım...
Almak istediğim gözlükten ancak 250 lira düşebileceğini ifade etti...uzak ve yakın ikisi bir arada olunca camların fiyatını epeyce arttırıyor.
Yani SGK nın ödediği 1/100 ünden bile daha düşük..
Bende bir inceleme yaptım...işte çıkan sonuç..:
Bu konuda Türkiyede SGK tarafından maalesef ki göz göre göre çifte standart uygulanıyor.
SGK, 20 yıldır gözlük camı ve çerçeve yardımı tutarlarını bu güne kadar hiç güncellememiş.
İşçiye, emekliye ve memura: Cam için 40-120 TL, çerçeve için 100-160 TL (Toplam en çok 280 TL) ödenebiliyor.
Pekii Milletvekillerine ve özellikli bazı kadrolara ne kadar ödeniyor:
Cam için 1.699 TL, çerçeve için 2.974 TL (Toplam 4.673 TL)!
Memur,emekli ve işçi , bu komik rakamlar yüzünden en temel sağlık ihtiyacı olan numaralı gözlük ihtiyacını bile kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor.
Yıllardır güncellenmeyen bu tarifeler, halkın cebine doğrudan bir yüktür.
Temsilci olarak seçio Ankaraya gönderdiğimiz Vekillerimiz niçin bu adaletsizliklerin düzelmesi için mücadele etmiyorlar veya yetersiz kalıyorlar anlaşılır gibi değil...
Bu adaletsizliğe son verilmeli, #SGK ödemeleri güncel ekonomik gerçeklere uygun hale getirilmelidir!
Halil Rüştü Akgün
@bosunatiklama Bunun bir yaptırımı olmalı. Kural uygulamak falan değil bu. Resmen insanların istikbaliyle oynamak. Eğer devlet varsa bu çocuğun hakkı telafi edilmeli, bu zulmü yapan da cezalandirılmalıdır.
#AİHMKararlarıUygulansın
Güzel insanların en güzel yılları çok boş siyasi hırslardan dolayı heba ediliyor.
Anayasal haklar tanınmıyor,
Anayasa uygulanmıyor,
AİHM suç yok diyor, tanınmıyor. Öyle bir dönem işte....
Amcayı mutlaka dinleyin. Konuşurken sesi titriyor, bazı cümleleri boğazında düğümleniyor.
Bir o��lu doktor, biri emniyet müdürü, biri savcı, diğeri tetkik hâkimi… Dört evladı, iki gelini ihraç. 10 yıldır kucağında torunlarıyla şehir şehir cezaevi dolaşmış.
Yaşadığı kırgınlığı anlatacak kelime bulamıyor artık.
AskeriÖğrenciye BayramOlsun
https://t.co/IiUQFh2J3q
“Yıllarca görev yaptım, şimdi emeğimi zeytinyağıyla sürdürüyorum.
Doğal, katkısız ve güvenilir Zeytinyagi almak istersseniz hemde satisima bir nebze katki olsun isterseniz siparis verebilirsiniz
📍Durum onemli Rt edermisiniz
MHP genel başkan yardımcısı Semih Yalçın’a göre KHKlılar affını talep etmek zinhar çok ayıp hatta büyük suç… Peki KHKların suçu ne?.. Devletin açık bıraktığı ama yandaş gazetelerde lanetlenen bir özel bankaya para yatırmaları.… Başka?.. O dönemin başbakanının bile, “dün artık bu hasret bitsin” diye adeta bir tür resmi davetiye çıkardığı cemaatin manevi başkanlığında, milli eğitim bakanlığı denetiminde hizmet eden eğitim kurumlarında çalışmış olmaları… Semih Yalçın’a göre bu KHKlılar çok ağır suçlu ama 50.000 yurttaşımızın katlinden sorumlu ve genel başkanlarının “Kurucu Önder” diyerek taltif ettiği Öcalan masum… Sayın Bülent Arınç, vicdanlı açıklamalarınıza lütfen devam ediniz… Bu vicdan fukaralarının eleştirilerini de lütfen ciddiye almayınız…