Fatma Soydaş rezilinden sonra başörtüsünü rezillikerine alet eden Zelal isimli bu rezil de alınsın.
Aslında bunları tutuklamak çözüm değil, bunlara verilecek en büyük ceza bunların bütün sosyal medya hesaplarını kapatmak.
Uğruna büyük bedeller ödenen başörtüsünü, yaptığınız ahlaksızlıklara ve rezillikere alet edemezsiniz...
@aslandegirmenci Ne yazıkki ülkemizde gazeteci ünvanını layıkıyla yerine getiren gerçek gazetecilerin sayısı oldukça az ve ne yazık ki gazeteciliği layıkıyla yerine getirenler değil de manipülasyona hizmet edenlerin sayısı daha fazla...
Asrın felaketinde kamu kurumlarını hedef al, güveni sars.
"Yardım" adı altında vatandaşın vicdanına dokunup milyonlar topla. O paralarla kumar ve yasa dışı bahis düzeninde milyarlık bir çark kur.
Ardından "Türkiye'nin en güvenilir ismi" maskesiyle devasa bir dolandırıcılık ağı inşa et; tefecilik iddialarıyla anıl, tefecilerin eline düş.
Sonra perde kapanınca tek cümle yeter; "Kumpas."
Ne kadar pratik bir savunma...
Suçlama varsa "kumpas", delil varsa "komplo", hesap sorulunca "mağduriyet".
Dün bu hikâyeye inanıp hata yapanları bir kenara bırakalım. Peki bugün ne oluyor? Hakkındaki ağır iddiaları sorgulamak yerine "kumpas" söylemini haberlerine taşıyanlar tam olarak ne yapıyor? Gazetecilik mi? Yoksa profesyonel bir dolandırıcının algı operasyonuna istemeden de olsa mikrofon uzatmak mı?
Yoksa kirli bir psikolojik harekat mı?
Eğer bunun adı destek değilse, nedir? Reyting uğruna bir dolandırıcılık hikâyesini meşrulaştırmak mı?
Arkadaşlar;
Her parlatılan "çakma kahraman", yarının yeni dolandırıcılarına sizin üzerinizden güçlü bir mesaj veriyor; "Yeterince iyi bir algı kurarsan, hesap vermek yerine mağdur rolüne bürünebilirsin."
İşte bu yüzden, sahte kahramanlık hikâyelerini deşifre etmek yalnızca bir gazetecilik faaliyeti değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Gerçek gazetecilik, alkışlanan maskeleri değil, maskenin arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmaktır.
Gazetecilik; iddiaları aklamak için kürsü kurmak değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Aksi hâlde haber yapılmış olmaz; algı yönetimine ortak olunmuş olur.
Deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarını yerinde görmek isteyen YouTuber Ruhi Çenet’in karşılaştığı manzara dikkat çekici.
Yürüyerek tüm konutları dolaşmayı denedi.
Sonunda şu cümleyi kurdu:
“Baştan sona yürüyüp sonuna ulaşmak imkânsız.”
İzlemeden yorum yapmak yerine, görmekte fayda var.
15 Temmuz Şehitlerimiz Batı Trakya’da Gümülcine Başkonsolosluğunda Anılıyor..
Başkonsolos Aykut Ünal, zaferi Mustafa Kemal’in askelerine yazıyor, gövdesini darbeci teröristlere siper eden Başkomutan Erdoğan’dan konuşmasında tek kelime etmiyor.
Darbeyi çıplak elle durduran inançlı kahramanları da anmıyor.
Bu nasıl çarpık bir ideoloji?
Bu nasıl Türk Başkonsolosu?
“Bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum:
İnsan bir kere ölür ama adam gibi ölür; cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür”
-Recep Tayyip Erdoğan-
İyice anlaşıldı mı?
Milletin iradesini, milletin parasıyla alınan silahlarla gasp etmeye çalışan FETÖ’cü alçaklar, tam 10 yıl önce bugün halkın iradesiyle tanıştı.
@MvDrHasanArslan@AbdurrahimFIRAT@EmrahC1oglu FETÖ'cü alçakların milletin iradesine karşı ihanetini gazetemize değerlendirdi.
https://t.co/xiDxAV9tR0
Türkiye, 15 Temmuz'da yalnızca bir darbeyi durdurmadı; aynı zamanda dijital manipülasyonların da millet iradesini teslim alamayacağını gösterdi.
Bugün verilen mücadele, yalnızca sınırlarımızı değil; bilgi ekosistemimizi de koruma mücadelesidir.
Çünkü geleceğin güvenliği, yalnızca kara, hava ve deniz kuvvetleriyle değil; dijital farkındalığı yüksek, eleştirel düşünebilen ve hakikate sahip çıkan bir toplumla sağlanacaktır.
Dijital çağın en güçlü savunma sistemi, bilinçli vatandaştır.
Ve hakikatin yanında duran toplumlar, hiçbir algı operasyonuna teslim olmaz.
https://t.co/kvCeCnwSvJ