Lice’ye bağlı Dêrqam köyünde yapılması planlanan GES projesine tepki gösteren köylüler, projenin tarım, mera, orman, hayvancılık ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılmasını istedi.
📷 Amed, Kurdistan
"Yeni sömürgeci güç kenttir;
kentlerdeki küresel ticaret, finans ve sanayi tekelleridir, onların üsleri olan plazalardır. Bu plazalardaki eskinin kale ve surlarını aratmayan güvenlik tedbirleri bu gerçegi doğrulamakta"
📷 Temsili görsel: Hewlêr, Başûrê Kurdistan
“Simbiyotik ilişkiyi toplumun iç yapısında azami egemenlik, iktidar ve tahakküm ilişkisine dönüştürdüğü gibi, ekolojik bağları da doğaya hükmetme ve sömürgeleştirme ilişkisine dönüştürür.”
“Ekoloji, sadece çevrenin değil, toplumsal doğanın da ideal çözüm gücü olabilir. Bir halkası koptuğunda zincir nasıl işlevsiz hale gelirse, evrim zincirinin ciddi bir halkası koptuğunda da tüm evrimin etkilenmesi kaçınılmaz olur.”
- Kürt Halk Lideri Abdullah Öcalan
1) Birleşmiş Milletlerin bir araştırmasına göre, 232 kilo mısırdan 50 litrelik bir depo benzin çıkarılmakta, bu da bir çocuğun bir yıllık beslenmesine karşılık gelmektedir. ABD’de mısır üretiminin dörtte biri ve tahılın yüzde 18’i, “ethanol ile “biyolojik benzin için… +
1) Doğaya hükmetme adımı ilk olarak ataerkil dönemde atıldı. Ataerkil yapı uzun yıllar doğa üzerinde bir baskı oluştursa da asıl etki kapitalizmin ortaya çıkmasıyla birlikte kendini gösterdi. İngiliz filozof Francis Bacon, erkeğin doğaya olan tahakkümünden ilham alarak… +
3) …emperyalizm olgusu gelişti ve diğer ülkelerin ‘doğal kaynakları’ baskı altına alınıp halklar ve doğa sömürgeleştirilmeye başlandı. Doğa ile geçmişte bir yanıyla süren simbiyotik yani karşılıklı yarar üzerine kurulu ilişki biçimi değişerek tek taraflı yarar üzerinden doğa… +
1) Devrimci ile devrim karşıtı, doğaya ve topluma bağlı ile doğa, toplum karşıtı tüm kesimler asri olduğunun ispatı olarak devrimi, insanın faydasına hareket ettiğinin ispatı olarak da ekolojiyi dilinden düşürmemektedir. …+
İnsan-doğa ilişki ve etkileşimlerinde doğanın egemen olduğunu ve insanların eninde sonunda ‘boyun eğen’ ve her türlü faaliyetini (ulaşım, tarım, barınma vb.) doğanın kısıtlarına uyum içinde sürdürmek zorunda olduğunu kavramak bir toplumu oluşturmanın olmazsa olmaz ilk adımıdır.
Demokratik dönüşüm; ana gövdesi olan yurttaşlara dayanmalı, onlarla ve onlar için ekolojik bir toplumu temiz enerji, temiz kaynak, temiz malzeme ve temiz üretim ile gerçekleştirmeyi hedeflemelidir.