Bugün Silivri’de değişen yalnızca duruşma salonuydu. Ailelerin sevdiklerini görebilmek için dürbün kullandığı, avukatların müvekkilleriyle iletişim kurmakta zorlandığı bir salonda, adil yargılanmaya, adaletin sağlanacağına dair kaygılarımız daha da arttı.
Koca bir adliye salonu yapıldı ama adaletin en temel şartı yine sağlanamadı; milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun en temel hakkı olan savunmasını ne zaman ve ne kadar süreyle yapacağı belirsiz.
Görüyoruz ki 1,5 yıldır bizlere ve sevdiklerimize yaşatılan psikolojik baskı, biçim değiştirerek kaldığı yerden devam ediyor. Ama biz bir an olsun hak, hukuk ve adalet demekten vazgeçmeyeceğiz.
İnsanları birbirinden uzaklaştıran salonlara, temel hakları sınırlayan uygulamalara ve hukukun yok sayılmasına rağmen; adaletin herkes için eşit ve eksiksiz işlediği bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Silivri’de İBB duruşmalarının 2. celsesi başladı.
Mahkeme heyeti savunma yapmamı engellemeye devam etmiştir. “Susma hakkını kullandı.” şeklinde alınan uydurma karar sonrası; “uygun gördüğüm zamanda, makul bir sürede savunmayı alacağız.” ifadesi, yargı adına utanç verici, kibirli bir tutumun sonucudur.
“Naklen yayınlansın” önerisine tamam diyenler, çökmüş iddianame sonrası ortadan kayboldular.
İddianamenin sahibi saray zihniyetinin yargı kolları ve aparatları ile kurguladığı oyun milletimizin vicdanında da çökmüştür, yerle bir olmuştur.
“Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçu işleyenlerin, “savunma hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlal” suçunu işleyenlerin, “anayasal düzeni bozma” suçunu makam, mevki, menfaat için işleyenlerin adil yargı önünde hesap verme zamanı yakındır.
Yüzyılın hukuksuzluğuna karşı mücadelemiz; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir.
Hiçbir şey bitmedi, tüm heyecanınla oradasın ve biz de senin yanındayız
Dün neredeysek bugün de oradayız
Bu adalet mücadelen sana olan sevgi ve saygımızı katlanarak arttırdı
Seni unutmadık, unutmayacağız,
Seni Butlancı çakallarla yem etmeyeceğiz Ekrem İmamoğlu 🇹🇷
Özgür ��zel, 500 gündür tutuklu olan Ekrem İmamoğlu, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan ve diğer tüm tutuklu belediye başkanları için Beylikdüzü'ne yürüyor.
“Hatırlayın, ne diyorlardı?
‘Bir ay kalmaz, hele bir şu eldekiler dökülsün, insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin gözünün içine bakamayacaklar.’
Ey Erdoğan, görüyor musun? Görüyor musun?
Bir ay geçmedi, 10 gün geçmedi, 100 gün geçmedi... Tam üzerinden 500 gün geçti!
İşte buradayız! İnsanların arasındayız! Milletin yüzüne, birbirimizin gözüne bakıyoruz!”
#ÖzgürÖzel
YENİ Parti tutuklu belediye başkanları için yürüyecek.
YENİ Parti Genel Başkanı #Özgür��zel Beylikdüzü Belediyesi önünde.. "Özgür İstanbul, Özgür Türkiye" sloganıyla karşılandı.
Halkın iradesiyle seçilen belediye başkanları 500 gündür tutuklu..
YENİ Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı #Ekremİmamoğlu,
Beylikdüzü Belediye Başkanı #MehmetMuratÇalık ve Şişli Belediye Başkanı #ResulEmrahŞahan'ın tutuklanmasının 500. günü..
YENİ Parti Genel Başkanı #ÖzgürÖzel'in öncülüğünde Beylikdüzü Belediyesi önünden yürüyüş başlayacak.
YENİ Parti Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu:
"Gelecek güzel günlere inancımı hiç yitirmedim ve asla yitirmeyeceğim.
Çünkü aziz milletimize güveniyorum, size güveniyorum!"
Ey Adalet!
Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş’ı, ilk günden cezaevi cezaevi dolaştırarak zulmetmişsiniz.
Nasıl bir kininiz var?
Nasıl bir zalimlik?
Bir kadına karşı yaptığınız bu işkenceyi nefretle kınıyorum.
Kininiz de boğulacaksınız.
Hukuk devleti ilkesi bir kez daha ayaklar altına alındı ve bir belediye başkanı daha ailesinden, halkından ve özgürlüğünden mahrum bırakıldı.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanması, millet iradesine yönelik hukuksuz müdahalelerin yeni bir halkası oldu.
Çok üzgünüm.
Çünkü hepimizin adalete olan inancının ve devlete duyduğumuz güvenin derinden sarsıldığı günlerden geçiyoruz. Her yeni tutuklama kararıyla birlikte yalnızca insanlar değil; adalete duyulan güven, hukuk devleti ve millet iradesi de ağır yara alıyor.
Bu yaşanan haksızlıklar karşısında gözlerini kapatan, kulaklarını tıkayan siyasetçileri derin bir üzüntü ve şaşkınlıkla izliyorum. Oysa siyaset kurumunun en temel sorumluluğu; halkın iradesine, hukuka ve demokrasiye sahip çıkmaktır.
Bugün susanlar, yarın adalete ihtiyaç duyduklarında bugünkü sessizlikleriyle yüzleşecekler.
Çünkü eninde sonunda söz de karar da milletin olacaktır.