Hayatta bazı eşikler vardır.
Ortayolcu, mutedilci, "Hem o hem bu" patinaji yapamazsınız o yol ayrımında. "Ya o ya bu!" eşiğidir bu. Çünkü hem Firavun hem Musa olamazsınız... Ve ikisi de benlik değil yhaa diyen "Ne Musa ne Firavun" nihilizmi de bir seçimdir.
O eşik anlarında ya her tür meşakkati, bedel ödemeyi gerektiren şerefli bir cesareti göze alırsınız ya da o dönemki çıkarınıza uygun olan pragmatik yolu seçersiniz. Özgürsünüz ve seçim sizin elbette.
Ama yüzyılın en büyük soykırımında, binlerce insanın bebek, çocuk demeden katledildiği rezil bir soykırımda bir dönem asker olarak görev yapmış birinden "çok iyi bir insan" demek seçimdir işte.
Mazaretler, kılıflar, zor şartlar vs vs. Geçiniz. İnsan seçtiği şeydir. Neyi seçiyorsan o'sun. Şartlar, zorluklar, engeller, mukayeseler, seçenekler, kararsızlıklar... Birini tanımanın en kısa yolu seçtiği şeylere bakmak. İnsanı en çok seçtikleri ifşa ediyor. Seçemeyişi ve seçmek zorunda kaldığı şeyler bile.
Alperen Şengün bu seçimini yapmış biri artık.
Çocuklugunda kimseyi rahatsız etmeyen, akıllı uslu dediğiniz o küçük kizlar; büyüdüğü zaman her şeyi kendi halletmeye çalışan, başkalari için sürekli fedakârlık yapan Güçlü gibi görünen, bir NASILSIN 'a saatlerce ağlayabilecek kadınlara dönüşüyor.
Gül gibi çocuk gitti 2025’in Ocak ayında, İstanbul’un göbeğinde, pazarın orta yerinde, insanların içinde.
Gül gibi çocuk gitti, hiç uğruna, yıl 2025’te…