- Ben eminim Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye başkanıyken endüstri meslek lisesini hiç ziyaret etmemiştir.
Ekrem İmamoğlu: Kütüphanesini ben yaptırdım gidip bakabilirsin.
Yarın bu ülkenin milyonlarca yurttaşı hep birlikte satın almama özgürlüğümüzü kullanacağız.
Peki İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, Tayyip Erdoğan’ın dahi özgürlük olarak nitelediği boykot çağrısına dönük soruşturma başlatarak ne yapmak, nereye varmak istemektedir?
Yakın zamanda üst üste kalp ameliyatları geçirdi! Biliyorsunuz!
Dosyasında tek bir delil yok! Biliyorsunuz!
Bile bile suçsuz bir insanın sadece özgürlüğüyle değil, HAYATIYLA oynuyorsunuz!
Mahir Polat’ı derhal serbest bırakın!
#MahirPolatıSerbestBırakın
Çağlayan Adliyesi'nde polis bir avukata tokat attı, avukatlar ayaklandı
Avukatlar duruma tepki gösterince polis kalkanıyla avukatlara tekrar saldırdı
📢"Savunma susmadı, susmayacak"
Çağlayan Adliyesinde genç kıyımı gaz kesmeden devam ediyor.
Pazar alınan da var yargılananlar arasında, pazartesi evden alınan da, salı çarşamba alınıp dün yetişmeyen de. Dün Cevahir’den alınan gençler ise henüz adliyeye bile getirilmedi.
Savcılar ifade alma zahmetine girmeden dosya üzerinden mahkemeye yolluyor herkesi.
Bir sulh ceza hakimi mesela içeri doldurdu karar bekleyen 10 genci. İsimlerini okuma zahmetine bile girmeden “hepsinin tutuklanmasına” diyip çıktı gitti salondan.
İstanbul’a daha 5 ay önce gelmiş dosyasında HİÇBİR ŞEY olmayan 18 yaşında bir genci tutukladılar az önce. Ağlıyordu.
Yaşlar zaten böyle.
18-20-21 yaşında insanlar. Çalışan da var aralarında, okuyan da. Ne işte ne okulda olacak kadar şanslı olmayan milyonlarca gençten bazıları da burada. Tanıştığım en “yaşlı” sanık 32 yaşında. Dosyalar dosya falan değil. %90’ı çer çöp. Dosyasındaki tek fotoğrafı gözaltına alındıktan sonra(!) olan bir genci de tutuklamışlar mesela.
Dün tutuklananların tutukluğa itirazı da bugün görülemesin diye özel bir gayret sarf edildi. Avukatlar sabah 8.30’dan akşam 17’ye kadar savcılığın dosyaları mahkemeye sevkini (BİR ALT KAT) tam 8 SAAT beklediler.
Olağanüstü bir rejimin olağanüstü zulmünü iliklerimize kadar hissettiğimiz bugünlerde artık KORKMAMA VE SUSMAMA borcumuz sadece bu memlekete değil bu memleket için korku duvarını aşan bu gençleredir!
YALANLARINIZA BOYUN EĞMEYECEĞİZ!
Ekrem İmamoğlu’nu karalamak, itibarsızlaştırmak ve algı yaratmak için kurulan kirli düzen yine devrede!
YALAN: Kurultay delegelerine daire verildi, TÜRSAB paraları peşkeş çekildi, milyonlarca dolar gizlendi, kişisel veriler satıldı…
GERÇEK:
– KİPTAŞ iftiralara karşı suç duyurusunda bulundu, bilirkişi raporu iddiaların yalan olduğunu belgeledi.
– TÜRSAB-İBB işbirliği Valilik koordinasyonunda yapıldı, ortada ne rant ne gelir var!
– Bloomberg yarışmasından kazanılan ödül resmen açıklandı: 1 milyon dolar!
– “Veri satıldı” yalanı da çürüdü! Sadece anonim trafik verisi kullanıldı, hiçbir kişisel veri paylaşılmadı. Üstelik İçişleri Bakanlığı bu projeyi denetledi, usulsüzlük yok dedi!
İletişim Başkanlığı nerede?
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ne iş yapar?
Saray’ın çıkarına olmayan yalanları görmezden gelen bu yapılar, halkı kandıranlara ortak oluyor!
Bu millet artık iftira siyasetine karnını doyurdu! Hakikat, yalanı mutlaka yenecek!
#YalanSiyasetineDurDe
#EkremİmamoğluYalnızDeğildir
ODTÜ’de gece yarısı hukuk dışı pusu!
Gece 02.00’de ODTÜ kampüsünde öğrencilerin üzerine sessizce yaklaşan polis ekipleri, hiçbir uyarı yapmadan gözaltı yapıyor, bazı öğrencilerin telefonlarına el koyuyor!
Bu uygulama açıkça yasaya aykırıdır, hak ihlalidir, suç teşkil etmektedir! Keyfî gözaltılar, özel hayata müdahale, kampüs güvenliğini yok sayan bu anlayışı reddediyoruz.
Üniversite yönetimi bu hukuksuzluğa seyirci kalamaz! Öğrencisine sahip çıkmalı.
Bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağız. Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağız. ODTÜ öğrencisi yalnız değildir!
İnsan onurunu ayaklar altına alan bu uygulamaya derhal son verin!
Esenler’de gözaltına alınan yurttaşların başlarını zorla öne eğdirerek emniyete götürülmeleri; hukuka, insan haklarına ve insan onuruna açıkça aykırıdır.
Bu uygulama;
•Gözaltına Alma Yönetmeliği’ne,
•Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na,
•Anayasa’nın 17. maddesine (işkence ve kötü muamele yasağı),
•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.
Hiç kimse, suçlu ilan edilerek aşağılanamaz. Başını zorla eğdirme uygulaması, işkence ve onur kırıcı muamele kapsamında değerlendirilir.
Buradan İstanbul Güvenlik Şube’ye açıkça sesleniyorum:
Keyfi uygulamalarla yurttaşı aşağılayamazsınız!
Polisin görevi; vatandaşı ezmek değil, hukuka uygun davranmaktır!
Bu uygulamanın sorumluları hakkında derhal soruşturma başlatılmalı, ilgili polis memurları hakkında işlem yapılmalıdır.
Biz bu ülkenin yurttaşlarını sahipsiz bırakmayız!
Takipçisiyiz.
@SibelSuicmez
Çağlayan Adliyesi fabrika gibi: Kararlar el değmeden hazırlanıyor, siparişe göre servis ediliyor
CHP milletvekili Mahmut Tanal:
"Tek savcı 5 dakika içinde 44 kişiyi tutuklama, 22 kişiyi adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk etti. Bu kadar sürede sayfaları bile çeviremezsiniz"
SİVİL DARBE ŞİŞLİ’DE HAYATA GEÇİRİLDİ!
Yüzde 67 oyla Şişli halkının teveccühünü kazanarak seçilen Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, hiçbir yargı kararı olmaksızın, “terör” yaftasıyla görevden alındı. Yerine, halkın iradesini yok sayan bir anlayışla kayyum atandı.
Yetmedi!
Tüm üyeleri CHP’li olan Şişli Belediye Meclisi’nin yetkileri, “ikinci bir talimata kadar” kayyum yönetimindeki memur encümene devredildi.
Bu, sadece bir belediyeye el koymak değildir.
Bu, milli iradeye, demokrasiye ve seçme-seçilme hakkına açık bir sivil darbedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 31. ve 45. maddeleri, halk iradesini değil, atama vesayetini tahkim etmek için kullanılamaz!
Hiçbir hukuk normu, seçimle gelen meclisin yetkilerini Saray’dan atanan bir memura devretmeye meşruiyet sağlayamaz.
Bugün Şişli’de yaşanan budur:
Demokrasiye karşı yargı destekli bir operasyon!
Sorumlusu, sandığı hazmedemeyen, halkın iradesine saygı duymayan saray rejimi ve onun yerel uzantılarıdır.
Halkın seçtiği değil, Saray’ın atadığı yönetecekse, seçimler neden yapılıyor?
Şişli halkının iradesine saygı duymayan bu zihniyetin karşısında duracağız.
Bu sadece Şişli’nin değil, Türkiye’de demokrasinin meselesidir.