Resûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:
“İnsanın her eklemi için her gün (vermesi gereken) bir sadaka borcu vardır. İki kimse arasında adaletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmesi için bir kimseye yardım etmen yahut yükünü yüklemen sadakadır. Güzel/iyi söz, sadakadır. Namaza giderken atılan her adım, sadakadır. İnsanlara sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırman da sadakadır.”
(M2335 Müslim, Zekât, 56; B2989 Buhârî, Cihâd, 128)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“İnsan Allah’ın rızâsını, ana-babayı hoşnut ederek kazanır. Allah’ın gazabını da onları öfkelendirerek üzerine çeker.” (Tirmizî, Birr 3) #Hadis#anne#baba
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir radıyallâhu anh'a hitaben, “Bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki gerçekten şirk, karıncanın deprenişinden daha gizlidir.
Sana, söylediğin zaman şirkin azını ve çoğunu senden giderecek bir şey söyleyeyim mi?
De ki,
'Allah'ım!
Bildiğim hâlde şirk koşmaktan sana sığınırım, bilmeden şirk koştuysam senden mağfiret dilerim.' ”
Duanın Arapçası
اللهم إني أعوذ بك أن أشرك بك وأنا أعلم وأستغفرك لما لا أعلم
Allâhümme innî euzü bike en üşrike bike ve ene a’lemü ve estağfiruke limâ lâ a’lem.
Buhârî,el-Edebü’l-müfred, 250.
Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor:
Bir adam Peygamber’e (asm): “Bana öğüt ver”, dedi. Peygamber (asm) ona “ÖFKELENME.” dedi. Adam isteğini birkaç defa tekrarladı. Peygamber (sav) de “ÖFKELENME.” diye tekrar buyurdu.
(B6116 Buhârî, Edeb, 76)
Resûlullah (ﷺ) şöyle demiştir:
• Satıcı ve müşteri, anlaşıp birbirinden ayrılmadıkça, alışverişten vazgeçmekte serbesttirler.
• Eğer doğru söyler, açıkça konuşurlarsa, alışverişlerinde bereket olur.
• Eğer saklarlar veya yalan söylerlerse, alışverişlerinin bereketi gider.
#Hadis (Buhârî, Büyû’, 19)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
'Size verdiği nimetlerden ötürü Allah'ı sevin. Allah'ı sevdiğim için beni sevin; beni sevdiğiniz için de ailemi sevin.'
(Tirmizi, Menakıb, 31)
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
"Benim sünnetimi yaşayan ve yaşatan kimse, beni sevmiş demektir. Beni seven de Cennet'te benimle beraber olur.” (Tirmizî, İlim 16)
"Hz. Muhammed sallâllahu aleyhi ve sellem, Hira mağarasında bulunduğu sırada daha önce hiç karşılaşmadığı Cebrail aleyhisselâm Ona peygamber olduğunu tebliğ ettiği ve vücudunu üç defa kucaklayıp kuvvetlice sıktıktan sonra
Alak Sûresinin ilk beş âyetini öğrettiği zaman büyük bir heyecana kapıldı ve korkudan yüreği titreyerek evine döndü.
Başına gelenleri anlattıktan sonra,
"Bana neler oluyor, Hatice?" diyerek kendinden korktuğunu söyledi.
Bunun üzerine Hz.Hatice radıyallâhu anha Resûlullah'ın korku ve endişelerini gideren şu sözleri söyledi:
"Öyle deme! Yemin ederim ki Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmez.
Çünkü sen akrabanı gözetirsin, doğru konuşursun, işini görmekten âciz kimselerin elinden tutarsın, yoksulları kayırırsın, misafirleri ağırlarsın, haksızlığa uğrayan kimselere yardım edersin."
(Buhârî, "Bed'ü'l-vahy", 3, "Tefsîr", 96/1, "Taʻbîr", 1; Müslim, "Îmân", 252")
Muʿâz’ radıyallâhu anh'dan rivayetle:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Âhir zamanda birtakım topluluklar çıkacaktır; onlar, aleniyette kardeş, fakat gizlilikte birbirlerinin düşmanı olacaklardır.”
Bunun üzerine,
“Ey Allah’ın Resûlü!
Bu nasıl olur?” diye soruldu.
“…Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bu, bazılarının bazılarından menfaat ummaları ve bazılarının da bazılarından korkmaları sebebiyledir.”
Müsned-i Ahmed 36:378
Rasûlullah ﷺ şöyle duâ ederdi:
“Allahım! Ben senin rahmetini istiyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimin eline bırakma. Benim bütün işlerimi yoluna koy. Senden başka hiçbir ilâh yoktur.” (Ebû Dâvûd, Edeb 100)
“Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz;
birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi?
Aranızda selamı yayınız.”
(Müslim, İman, 22, no: 93)
Resûlullah sallâllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Biriniz bir meclise vardığında selâm versin.
Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin.
Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.”
Ebû Dâvûd,Edeb 49;Tirmizî İsti’zân 15
Hz.Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:
“Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz gözetiminizde bulunanlardan mesulsünüz.
Yönetici sorumludur. Evin erkeği, aile efradından sorumludur. Evin hanımı da kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur.
Hülâsa, hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz gözetiminizde bulunanlardan mesulsünüz.”
(Sahih Buhârî, Nikâh, 91)
Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
'Kim sabah namazını kılarsa, o, (dünyada ve ahirette) Allah'ın himayesi altındadır. O halde Allah'ın himayesini tepmeyin.'
(Tirmizi, Salat, 222)
Cübbeli Hoca, Halis Bayancuk ve Alparslan Kuytul gibi sürekli insanları devlete karşı kışkırtıp askerle, polisle karşı karşıya getirseydi belki daha çok sevilirdi.
Nurettin Yıldız gibi etliye sütlüye karışmayıp hanımlara özel içerikler üretseydi, kimsenin tavuğuna kış demeseydi belki daha çok itibar edilirdi.
Muhammed Emin Yıldırım gibi KHK’lıları savunup Tayyip Bey’i Firavun’a benzetseydi belki daha çok el üstünde tutulurdu.
Ama Cübbeli Hoca her zaman olduğu gibi devletinin yanında duruyor. Alihan Kuriş soruşturmasının dindar Müslümanlara değil, dış güçlerle irtibat hâlinde olan bir gruba yapıldığını ifade ediyor. Bundan dolayı yine saldırılara maruz kalıyor.