Alibeyköy'de, ucundan su fışkıran mısır heykelini yapan sanatçı Orhan Albaş'ın bu röportajını ilk gördüğümde hem çok gülmüş hem de ayakta alkışlamıştım. 😁
Bir sanatçının kendi eserini savunması veya açıklaması genellikle “sanatçı beyanı” (artist statement) veya “sanatçı manifestosu” olarak adlandırılır. Bu açıklamalar, sanatçının eseriyle ilgili niyetlerini, fikirlerini, duygusal veya entelektüel süreçlerini paylaşması için kullanılan metinlerdir ve hayatımda bu kadar samimi ve içten bir örneğini hiç görmedim :)
Aslında sanatçı bir eserle ilgili eleştirilere karşı bir savunma yapıyorsa, bu daha çok “apoloji” (apology) veya “savunma metni” olarak da adlandırılabilir. Ama burada sanatçının toplumuna ve otoriter baskıya karşı söylediği şu söz çok önemli; "bu kadar yasağın olduğu bir ortamda ben mısır heykeli yapmışım çok mu?" :))
36'sı çocuk 78 kişiye mezar olan Grand Kartal Otel'in muhasebe müdürünün avukatı: "Benim müvekkilim geri zekalı. Avukatlığını da hatır için yapıyorum. İsterse beni dava edebilir.
▪︎ Müvekkilim için beraat talebim ve tahliye talebim yoktur. Bu bir katliamdır.
▪︎ Bolu davasında kast, taksir vs. tartışılmaz. Bunlar bizim önümüze atılmış yemdir. 'Kasten adam öldürmedir' tartışmasız.
▪︎ Ama bazı şeyler eksik, neden? Bu vahim olay, bu kadar can kaybını yüreğimde hissediyorum. Suçlu kimse Allah belasını versin.
▪︎ Turizm Bakanı Ersoy’un dokunulmazlığı mı var? Bu adam ETS Tur üzerinden oteli pazarlayan birisi.
▪︎ Otelde emekçiler de öldü. Bunlar kendi çalışanlarına bile ihanet ettiler.
▪︎ Bu iş Soma’ya dönmeyecek. Soma’da hukuki olarak çok çalıştık ama olmadı.
▪︎ Mahkemenin Bakan hakkında suç duyurusunda bulunmasını istiyorum. Soruşturma izni zorla verildi.
▪︎ Bakanlık görevlileri 4-5 yıl alacakken benim müvekkilim bin yıl alacak. Benim müvekkilim 5 bin yıl alsın ki Kültür ve Turizm Bakanı da 500 yıl hapis cezası alsın."
Nerde yanlış yaptım, neyi eksik yaptım da başladığım yerde Buldum kendimi diye soruyorsan eğer kendine. Çekil bir süre kendi köşene, bırak su kendi çatlağını bulsun.
Erkekler gece 4’e kadar uyanık kalabilir, sabah 6’da kalkabilir, borç içinde olabilir, beş kuruşsuz kalabilir, yalnız olabilir ama yine de bir gün her şeyin yoluna gireceğine inanır.
İşte buna erkek olmak denir.
Tam şu andan itibaren saat 18:00’e kadar!!!
Ay Venüs kavuşumu en yüceldiği noktada aktifleşti. Yılda bir kez olan bu kavuşumu kaçırma. Aklından geçirdiğin her ne ise önüne gelir. Evren bugünlerde blokajlarını bir bir çözüyor. Mutlu olmanın önündeki engeller kalkıyor. Sakin bir yere geç ve kalbinden dökülenleri kağıda yaz. Sonra o kağıdı, bir hafta içerisinde bir suya bırak. Akışta öyle mucizeler yaşayacaksın ki! Bugünü atlama! Pişman olursun
Koç-Terazi-Yengeç-Oğlak
(Güneş&Yükselen) Anlık.
Son zamanlarda içinizde bir sorgulama var. Kime güvenebilirim, kim yanımda gerçekten kalıcı olur diye düşünürken aslında asıl dayanağınızın hep kendiniz olduğunuzu fark ediyorsunuz. Bu farkındalık bazen ağır geliyor, bazen de sizi özgürleştiriyor.
Bir yanınız güçlü görünmek, dimdik ayakta durmak isterken diğer yanınız artık yorulduğunuzu, biraz da bırakmak istediğinizi söylüyor. Bu yorgunluk sizi kırmıyor, aksine başka bir şeye dönüştürüyor. Çünkü dışarıdan alamadığınız destek,içinizde saklayıp bastırmış olduğunuz gücü açığa çıkarıyor. Başkalarının onayına, ilgisine, sevgisine bel bağlamaktan vazgeçtikçe kendi iç dünyanız daha berrak bir hale geliyor. Ve şu an insanlardan beklentiyi kesmiş, kendi halinizde olduğunuz bir enerjidesiniz.
Artık biliyorsunuz ki kimse sizin boşluklarınızı tam anlamıyla dolduramaz. O boşlukları siz doldurduğunuzda, içinizdeki huzuru da siz yarattığınızda gerçek anlamda bütün olabileceksiniz. Her kayıp size yön verdi, her hayal kırıklığı sizi yeniden şekillendirdi. Ve bu kırıklıkların içinde yepyeni bir siz doğdu.
Uzun zamandır kendinize bile yabancılaşmış, yaşadığınız her şeyin sanki üzerinize yüklenip sizinle savaştığını hissetmiş olabilirsiniz. Bazen öyle anlar olmuş ki, kendi kimliğinizden uzaklaşıp hayatınızı dışarıdan biri gibi izliyormuşsunuz gibi bir kopukluk yaşamışsınız. Bu yüzden geleceğe dair kararlar alırken sık sık durakladığınız, kararsızlıklarla boğuştuğunuz bir süreçten geçtiniz.
Ama önünüzde bu ağır izleri yavaş yavaş silecek bir iyileşme süreci var. Özellikle ilişkiler alanında kalbinizde kırılan parçaları toparlayacak, size yeniden güven duygusunu hissettirecek gelişmeler olacak. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, sizi anlayan, yanınızda duran bir dost, bir yoldaş ya da destek niteliğinde bir insanın varlığını hissedeceksiniz. Bu destek zihninizde dolaşan o belirsizlikleri, kaygıları ve iç sıkıntılarını giderek azaltacak.
Aynı zamanda bu iyileşme yalnızca kısa bir dönemle sınırlı değil. Tüm yıl boyunca farklı zaman aralıklarında hissedeceğiniz bir iyileşme olacak. Her seferinde biraz daha yükünüz hafifleyecek, biraz daha ışığa yaklaşacaksınız. Başta sizi derinden sarsan acılar, zaman geçtikçe bir yara izi gibi kalacak, belki tamamen silinmeyecek ama o iz artık sizi acıtan değil, nereden geldiğinizi, neleri atlattığınızı ve nasıl güçlendiğinizi hatırlatan bir işaret olacak.
Önümüzdeki süreç sizin için adım adım onarılma, güçlenme ve yeniden doğma dönemi. Kalbiniz ağırlaşmayacak, aksine hafiflemeyi öğrenecek. Ve siz geçmişin gölgesinden çıkarak geleceğe daha güvenle bakmaya başlayacaksınız.
Özellikle bu ay bitmeden bunu göreceğiniz bazı gelişemeler olabilir.
Her şey gönlünüzce olsun. Takipçim olarak ve bu gönderiye iz bırakara dahil olabilirsiniz.
Emre Belözoğlu:
"Aykut Hocanın günün sonunda hep haklı çıkma durumu vardır. Türk futbolunun akil adamı Aykut Kocaman'dır.
Ben yönetilmesi çok zor bir oyuncuydum. Beni yönetti. Beni yönettiyse herkesi yönetebilir bir teknik adam.
Bana hep 'Bir gün beni anlayacaksın' diyordu. Onu anlamanın vermiş olduğu mutluluk mu yoksa acı mı desem hepsini yaşıyorum teknik direktör olarak.
Aykut hocayı bir ağabey, bir teknik adam ve bir rol modeldir. Benim gönlümün efendisi Aykut Kocaman'dır.
Aykut Hoca, hesap yapmaz, kafasının arkasında planı yoktur. Bir o kadar da samimi bir adamdır."