Necdet Saraç abi, geçmiş aylarda hangi televizyon kanalına çıksan iktidar medyasının ve yargının CHP üyelerine yönelik haksız uygulamalarını sert şekilde eleştirdin, her türlü hukuksuzluğa karşı durdun ve tepki verdin.
Ancak bugün senin de içinde yer aldığın atama ile gelen CHP MYK'sı, yetkisi olmadığı halde, hukuksuz bir karar alarak 9 CHP milletvekilini tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etti.
@necdetsarac abi, şimdi sana sormak istiyorum:
-Atama ile göreve gelmiş bir yönetimin böyle bir karar almasını doğru buluyor musun?
-MYK'nın böyle bir yetkisi var mı?
-CHP'yi bölünme sürecine götürebilecek bu kararı doğru buluyor musun?
-Sizin de içinde bulunduğunuz MYK'nın bu kararından sonra, disipline sevk edilen bu milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp içeri tıkılırlarsa halka ne söyleyeceksiniz?
-MYK toplantısında bu karara evet dediniz mi?
-Bu kararın ardından MYK üyeliğinden istifa etmeyi düşünüyor musunuz?
Diğer MYK üyelerine aynı soruları yöneltme gereği duymuyorum. Çünkü onların bu konudaki düşüncelerini biliyoruz.
Sizden bu sorulara açık ve net cevap vermenizi bekliyoruz.
BASINA VE KAMUOYUNA
Son günlerde Trabzon Akçaabat’ta gerçekleştirilen mitingde taşınan “Biz yakarsak söndüremezler” ifadeli pankart üzerine yürüyen tartışmaları dikkatle takip ediyoruz.
Öncelikle ifade etmek isteriz ki; toplumsal hafızamızda derin yaralar bırakmış acılar söz konusu olduğunda, kullanılan her sözün ve her sembolün yalnızca söylendiği bağlamla değil, toplumun belleğinde bıraktığı çağrışımlarla da değerlendirilmesi gerekir.
Bazı sözler vardır ki, onların anlamını yalnızca söyleyenin niyeti belirlemez; toplumun hafızası da o sözlere anlam yükler.
Alevi toplumunun hafızasında “yakmak” sözcüğü sıradan bir siyasi metafor değildir.
Bu kelime; Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı ve insanlarımızın diri diri yakıldığı acıları hatırlatan ağır bir tarihsel yük taşımaktadır.
Bu nedenle birçok Alevi yurttaşımızın söz konusu ifadeden rahatsızlık duyması anlaşılır ve meşru bir durumdur.
Üstelik son dönemde bir siyasetçinin tutum ve tercihleri üzerinden Alevi kimliğinin tartışma konusu hâline getirildiği, hiç kimsenin yetkisinde olmadığı hâlde “düşkünlük” gibi Alevi inancının en ağır kavramlarının siyasi tartışmalara malzeme edildiği bir süreç yaşanmaktadır.
Böylesi dönemlerde toplumsal kırılmaların ve yanlış anlamaların ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Bu nedenle herkesin kullandığı dile, seçtiği kavramlara ve toplumsal hafızada taşıdığı anlamlara karşı daha dikkatli, daha hassas ve daha sorumlu davranması gerekmektedir.
Çünkü toplumsal barış yalnızca ne söylemek istediğimizle değil, sözlerimizin toplumun farklı kesimlerinde nasıl karşılık bulduğunu gözetebilmekle de mümkündür.
Öte yandan pankartı hazırlayanların veya taşıyanların Sivas Katliamı’na gönderme yapma niyetinde olduklarına dair elimizde herhangi bir veri bulunmamaktadır.
Nitekim Cumhuriyet Halk Partisi Akçaabat İlçe Başkanlığı da yaptığı açıklamada söz konusu ifadenin bir şarkı sözünden alındığını, Sivas Katliamı’yla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını ve böyle bir niyet taşımadıklarını kamuoyuyla paylaşmıştır.
Bununla birlikte, toplumsal hafızada derin yaralar bırakmış olayların çağrışımlarını dikkate almak da hepimizin ortak sorumluluğudur.
Alevilik hiçbir siyasi partinin, hiçbir liderin ve hiçbir güncel siyasi tartışmanın malzemesi değildir.
Aynı şekilde Alevilerin tarihsel acıları da günlük siyasi rekabetin konusu yapılmamalıdır.
İnsanlar farklı düşünebilir, tartışabilir, eleştirebilir.
Bundan daha doğal bir şey yoktur.
Ancak farklı düşünmeyi kine dönüştürmek, kendimize söylendiğinde rahatsız olacağımız sözleri başkalarına yöneltmek; ne insanlığa sığar ne de demokrasi iddiasına yakışır.
Ülkemizde giderek derinleşen antidemokratik uygulamalara, halk iradesini zedeleyen girişimlere ve siyasal alanı yargı eliyle şekillendirme çabalarına karşı; bugüne kadar savunduğumuz laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışından geri adım atmadan mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Aynı kararlılıkla; kişilerin kimliği, inancı ya da doğduğu coğrafya üzerinden hedef gösterilmesini, bu vesileyle nefret dilinin üretilmesini ve herhangi bir inancın aşağılanmasını da kabul etmiyoruz.
Eşit yurttaşlığın, özgürlüğün, adaletin ve gerçek demokrasinin hâkim olduğu bir ülke özlemiyle; laiklikten, eşitlikten, özgürlükten ve halk iradesinden yana olan tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.
Demokratik siyaseti hedef alan her türlü müdahalenin karşısında olduğumuzu da bir kez daha ifade ediyoruz.
HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
Edirne Uzunköprü Özşen madencilik işçilerinin direnişindeyiz. bugün 21.gün..
İlçede yaşayan herkesin gözü, kulağı direnen işçilerin haklarını almasında.
İşçiler yeni bir mücadele takvimi belirlediler!
Patronun bu akşamki yanıtına göre eylem takvimi duyurulacak!
Biz Kazanacağız!
@AyferStump@omer_konak Ayfer hoca
şu sıralar yurt dışındasınız sanırım buradaki sokağın sesini tam olarak duyamıyor olabilirsiniz sizin gibi duyarlı, bir insanın biraz daha objektif olması gerekir mesele kemal bey Değil gerçekten biz burada "nefes " alamıyoruz.lütfen!
Dün Özgür Özel ile veli ağababa‘nın bir arabanın arka koltuğunda uyurken çekilmiş fotoğraflarını yayarak onları itibarsızlaştırmak ve halkın gözünde ayyaş göstermek gibi göstermek istediler.
Bu akşam, Özgür Özel’i Amasya’da binlerce insan sevgi ve coşkuyla karşıladı.
Siz belaltı vurarak insanları itibarsızlaştırmaya çalışırsanız, toplum kendi adaletini böyle sağlar.
Doruk Madencilik işçileri Yıldızlar SSS Holding önünde
Sendikalar, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle milletvekilleri madencilere destek için holding binası önünde
https://t.co/PofTTk6Hz0
Üç işçi konfederasyonundan yurt çapında süren işçi direnişleriyle ilgili tek bir açıklama yok!
Bir patronun üzülmesi olasılığı en büyük dertleri bu mübareklerin!
Yatacak yeriniz yok!
KAMUOYUNA DUYURU
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna…
2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi…
Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz…
Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım..
Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu…
Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye https://t.co/NRxxvtOEQL olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum…
Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!…
Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm…
Saygılarımla…
ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu@dk_imamoglu@ailedayanismagi @CHP_istanbulil @CBAdayOfisi@ozgurcelikchp@gunaydingokhan@alimahir@gokanzeybekCHP@veliagbaba@muratemirchp@mansuryavas06@VahapSecer@arasahmetmugla@filizceritoglu@avfilizgencan@besimecz
Mutlaka Ankara'ya girecek, mutlaka biz kazanacağız!
Doruk Maden işçileri olarak Beypazarı girişindeyiz. Sendikamızın Genel Başkanı Gökay Çakır:
“Burada barikat kuruyorlar bizim önümüze. Biz buradan yine çıkacağız arkadaşlar. Biz çıkacağız dediğimiz yerden çıkarız, biz ölürüz dediğimiz yerde de ölürüz. Ama bu işçilerin hakkını da kimseye yedirmeyiz.”
Tüm halkımızı yarın 4 Haziran saat 12.00’de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
#MadencilerAyakta
Tekrar barikat, tekrar müdahale!
Şirketi korumak için önümüze yine yüzlerce polis yığdılar. İsterseniz etten duvarlar örün, geleceğiz. Gasp edilen haklarımızı almadan dönmeyeceğiz.
Her barikat aşılacak, biz yürüyeceğiz!
#KiremitçiyeHuzurYok
Ekonomik kriz yok! Holdinglerin ve zenginlerin soygunu var bu ülkede!
Bizim paramızla bize yoksulluk dayatıyorlar sonra da hayırseverlik satıyorlar. Yağma yok, #KiremitçiyeHuzurYok, direniş var!
"Gemileri yaktık geri dönüş yok! Madenci burada, sorumlular nerede?"
Hakları verilmeyen Doruk Madencilik işçileri, Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding'in önüne 4 Haziran Perşembe gününe çağrı yaptı