MUTLAK DEMOKRASİ!
Cumhuriyet Halk Partisinin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının ve bu tarihten sonra yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan kararların mutlak butlan nedeniyle malul olduğu gerekçesiyle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince iptal edildiği, 38. Olağan Seçimli Kurultayda seçilen Genel Başkan, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi üyelerinin ve Yüksek Disiplin kurulu üyelerinin görevden uzaklaştırıldığı ve 4-5 Kasım 2023 tarihli Kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan ve Parti organlarının karar kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmelerine karar verildiği öğrenilmiştir.
Anayasa’ya, Siyasi Partiler Kanunu’na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi ne asliye hukuk mahkemelerinde ne de bölge adliye mahkemelerindedir. Seçim yargısındaki yetkili merciler seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kuruludur. Bu çerçevede adli yargının verdiği iptal kararları açıkça hukuka aykırıdır. Yargının parti içi demokrasiye hukuksuz müdahalesi demokrasimize ağır ve telafisi güç zararlar vermektedir.
Ankara Barosu olarak; yargının demokrasinin işleyişinde bir dizayn etme aracı olamayacağını, demokrasinin ve halk iradesinin işleyişinde hukukun uygulayıcısı görevini üstlenmesi gerektiğini, alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, bu hukuka aykırılığın ivedi şekilde ortadan kaldırılması gerekliliğini vurgular; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı savunmaya devam edeceğimizi bildiririz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Mutlak butlan kararı ile ana muhalefet partisine Saray kayyumu atandı!
Bu bir Parti meselesi değil, bu karar fiilen muhalefetsiz ve seçimsiz bir ortamda, Erdoğan’ın fiilen tek aday olduğu bir sandık kurgusunun parçasıdır.
Bu darbeye karşı birlik ve dayanışma için mücadele edeceğiz!
SİYASAL HAYATA SİYASALLAŞMIŞ YARGI MÜDAHALESİ KABUL EDİLEMEZ.
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bugün verilen “mutlak butlan” kararı, Türkiye’de siyasi partilere ve demokratik siyasal yaşama yönelik son derece ağır ve tehlikeli bir darbedir. Hukukun, adaletin ve yargı kurumlarının siyasal alanı dizayn etmenin aracı haline getirilmesi; bir siyasi partinin kurultay iradesine mahkeme eliyle müdahale edilmesi, yalnızca bir siyasi partiye ilişkin hukuki bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Bu durum, doğrudan demokratik anayasal düzene yönelen açık bir müdahaledir.
Anayasa’nın 67, 68 ve 79. maddeleri; seçme ve seçilme hakkını, çoğulcu demokratik siyasal yaşamı ve seçimlerin yönetim ve denetiminin münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisinde olduğunu güvence altına almaktadır. Siyasi partilerin kongre ve kurultay süreçleri de seçim hukuku rejiminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle seçim kurullarının gözetim ve denetiminden geçerek oluşmuş siyasal iradenin, sonradan “mutlak butlan” kavramı genişletilmek suretiyle hükümsüz sayılması; hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı gibi seçme ve seçilme hakkının özüne yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Bir siyasi partinin kurultayının yok hükmünde sayılması; milyonlarca yurttaşın siyasal tercihinin, temsil iradesinin ve demokratik katılım hakkının tartışmalı hale getirilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle verilen karar, yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değil; Türkiye’de çok partili siyasal yaşamın, hukuk güvenliği ilkesinin ve anayasal demokrasinin geleceği bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyan bir gelişmedir.
Demokratik toplumlarda siyasal meşruiyetin temel kaynağı halk iradesidir. Yargının görevi siyasal alanı yeniden şekillendirmek değil; hukuku, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Aksi ülkemizde gerçekleşen gerek siyasi partilerin iç yönetim seçimleri ve gerekse Türkiye’de yapılmış tüm seçimlerin her zaman yıllar sonra yargının konusu yapılabilmesinin önünü açabilecek bir karar olduğu görülmektedir.
İstanbul Barosu olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve anayasal düzeni savunmaya devam edeceğimizi; yargının siyasal alanı dizayn etme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi ve sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz.
https://t.co/Nz48rDhUTv
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Fabrikatörle kapıdaki bekçinin aynı vergiyi ödediği bu kara düzene #KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanamayandan hiç vergi alınmayan adil bir düzen kurmaya geliyoruz.
Bu adaletsizliği hep birlikte ters yüz etmek için bize katılabilirsiniz.
https://t.co/Asslc6SzXv
Fabrikatörle kapıdaki bekçinin aynı vergiyi ödediği bu kara düzene #KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Az kazanandan az, çok kazanandan çok, kazanamayandan hiç vergi alınmayan adil bir düzen kurmaya geliyoruz.
Bu adaletsizliği hep birlikte ters yüz etmek için bize katılabilirsiniz.
https://t.co/Yq8A6Fim7w
Bu mesele Özgür Çelik meselesi değildir.
Bu mesele CHP meselesi değildir.
Bu mesele memleket meselesidir.
Ülkesinin geleceğine sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum.
Biz kazanacağız, birlikte kazanacağız.
• Devletin Adı: Türkiye Cumhuriyeti,
• Ülkenin adı: Türkiye,
• Bayrağın adı: Türk Bayrağı,
• Devletin dili: Türkçe.,
• Milletin adı: Türk Milleti..
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE 🇹🇷
Teşekkürler Muslera…
14 yıl önce geldiğinde daha bizler de gençtik. Sen kalemize geçtin, biz ekran başına… Sen her kurtarışınla bizlere ‘oh’ dedirttin, biz her maçta sana güvendik. Bugün, çocukluğumuzdan gençliğimize, hayatımızın tam 14 yılına eşlik eden bir efsaneye teşekkür ediyoruz.
8 Süper Lig, 6 Süper Kupa, 5 Türkiye Kupası… Tam 19 kez sarı kırmızı renkler altında kupalara uzandın. Geldiğin ilk sezon şampiyonluk yaşarken, ne güzel ki, giderken de kupalar ile gidiyorsun. Yıllar geçiyor ama değişen hiçbir şey yok... Galatasaray tarihinde bir kaleciden çok daha fazlası oldun. Bize sadece kurtarışlar değil, karakter, aidiyet ve bağlılık ne demek onu öğrettin.
Seninle büyüdük Muslera. Sevinçlerde, hüzünlerde hep sahadaydın. Kimi zaman yumruğunu havaya kaldırdın, kimi zaman gözyaşlarımızla birlikte seninle ağladık. Galatasaray’a kalbini verdin, biz de kalbimizin en güzel köşesini sana ayırdık.
Bugün seni kupalarla uğurluyoruz. Ama bil ki, kazandığın en büyük kupa bizim kalbimizdeki yerin.
‘Son anda Muslera!’ Bir neslin hafızasına kazınan o anlar, o ses… Sonsuza dek bizimle!
İyi ki geldin, iyi ki Galatasaraylı oldun. Yolun hep açık, kalbin hep bizimle olsun…
Teşekkürler efsane. Teşekkürler Florya’nın son kaptanı, Fernando Muslera! 💛❤️
Ekrem İmamoğlu'nun görsellerinin Savcılık tarafından yasaklanması üzerine, CHP milletvekilleri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Sosyalist Enternasyonal Heyeti Boğaz Köprüsü’nden geçerken "Free İmamoğlu" "İmamoğlu‘na özgürlük" yazılı pankart açtı