KESK, 12 Eylül 1980 faşist darbesinin yarattığı karanlık ortamın ardından doğmuş; kuruluşundan bugüne darbelere, darbe mekanizmalarına, otoriter yönetim anlayışlarına ve her türlü antidemokratik uygulamaya karşı mücadele etmiş bir emek ve demokrasi örgütüdür.
15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe girişimi karşısında da konfederasyonumuz, ilk andan itibaren açık ve net bir tutum alarak; darbelerin, askeri ya da sivil her türlü antidemokratik müdahalenin karşısında olduğunu ortaya koymuş; demokrasiden, hukuktan, halk iradesinden ve temel hak ve özgürlüklerden yana tavır almıştır.
Ancak darbelerle gerçek anlamda hesaplaşmak; yalnızca darbe girişiminde bulunanlarla değil, aynı zamanda hukuk dışı yapılanmaların devlet içinde güç kazanmasına zemin hazırlayan, bunlara alan açan ve kamu kurumlarının bu yapılara teslim edilmesine yol açan anlayışlarla da yüzleşmeyi gerektirir.
Devletin tüm kurumlarında çeşitli cemaat yapılanmalarının örgütlenmesine imkan veren siyasal anlayışın, daha sonra çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkan hesaplaşmaların sonucunu yalnızca bir darbe girişimi başlığı altında değerlendirmek; bu sürecin siyasal, toplumsal ve kurumsal sorumluluklarını görmezden gelmek anlamına gelir. Gerçek bir demokratikleşme, devlet içerisinde hukuk dışı yapılanmaların nasıl güç kazandığının tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılmasıyla mümkündür.
Darbeleri yalnızca askeri müdahaleler olarak değil; sermaye ilişkilerinden, uluslararası güç dengelerinden ve emperyalist müdahalelerden bağımsız olmayan siyasal süreçler olarak da değerlendirmek gerekir. Tarih göstermiştir ki darbeler, demokratik denetim mekanizmalarının zayıfladığı, halk iradesinin etkisizleştirildiği, otoriter ve baskıcı yönetim anlayışlarının güç kazandığı zeminlerde hayat bulmaktadır.
Hiçbir siyasal hesap, devlet içerisinde örgütlenen hukuk dışı yapıların ortaya çıkardığı sonuçların ve bu süreçteki sorumlulukların üzerini örtemez. Bu nedenle yaşananların tüm boyutlarıyla açığa çıkarılması, sorumluların tarih önünde hesap vermesi ve hukukun üstünlüğünün egemen kılınması gerektiğini savunuyoruz.
OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yaklaşık 162 bin kamu emekçisi, herhangi bir etkili yargı süreci işletilmeden, savunma hakkı tanınmadan ve masumiyet karinesi hiçe sayılarak hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edildi. Bu hukuksuz tasfiyeler yalnızca insanların işini değil; mesleğini, sosyal güvencesini, ekonomik geleceğini ve toplumsal yaşamını da hedef aldı.
Bu süreçten KESK de doğrudan etkilendi. Konfederasyonumuzun 4.259 üyesi ve yöneticisi, hiçbir somut delile dayanmayan idari işlemlerle kamu görevinden ihraç edildi. Emek, demokrasi ve sendikal hak mücadelesi veren kamu emekçileri cezalandırılmak istenirken, KHK rejimi hukukun üstünlüğünü ortadan kaldıran kalıcı bir yönetim anlayışına dönüştürüldü.
15 Temmuz sonrasında “Allah’ın bir lütfu” olarak ifade edilen siyasal zemin kullanılarak; OHAL uygulamaları kalıcılaştırılmış, demokratik hak ve özgürlükler ağır biçimde sınırlandırılmıştır. Bu süreçte;
Binlerce kamu emekçisi işinden edilmiş, iş güvencesi fiilen ortadan kaldırılmış,
çok sayıda insan tutuklama ve uzun süren yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakılmış,
Aralarında şiddet mağduru kadınlara danışmanlık hizmeti sağlayan derneklerinde olduğu yüzlerce dernek kapatılmış,
gazete, televizyon ve çeşitli basın-yayın organları kapatılmış, ifade ve örgütlenme özgürlüğü sınırlandırılmış,
Grev hakkı çeşitli gerekçelerle engellenmiş, yargı bağımsızlığı ağır biçimde zedelenmiş, toplumsal muhalefet ve demokratik kurumlar baskı altına alınmıştır.
Bu darbe girişimi gerekçelendirilerek yürütülen OHAL hukuksuzluğunun devlet yönetme biçiminin esası haline getirilmesi ile örgütlenen sistem, her sabah başka biçimleriyle karşılaştığımız otoriter tek adam rejimine dönüşmüştür.
Siyasal İslamcı ve milliyetçi unsurların devlet yönetiminde belirleyici hale getirildiği bu süreçte; toplumsal muhalefet başta olmak üzere demokratik kurumlar zayıflatılmaya çalışılmış, halkın demokratik tepkileri tutuklama, baskı ve orantısız hukuksuz uygulamalarla bastırılmış ve bu anlayış günümüzde de devam etmektedir.
Bugün yaşadığımız antidemokratik, hukuk tanımaz uygulamalar; emeğin her geçen gün daha da değersizleştirilmesi, çalışma yaşamında güvencesizliğin yaygınlaşması, çocuk işçiliği dahil emek sömürüsünün derinleşmesi; o günden bugüne yürütülen politikaların bir parçası ve sonucudur.
Ancak unutulmamalıdır ki darbe örgütlenmelerini engellemek ancak halkın iradesinin etkin olabildiği, güçlü demokratik kurumlara sahip toplumlarda mümkündür. Dünyada da bunun çok sayıda örneği bulunmaktadır. Darbeler mekaniği, demokratik denetimin ortadan kaldırıldığı otoriter ve baskıcı rejimlerde zemin bulur.
Bizler; laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletinin, tüm yurttaşların eşit haklara sahip olduğu, eşit yurttaşlığa dayalı bir düzenin; inanç özgürlüğünün güvence altına alındığı, hiçbir yurttaşın inancı, kimliği ya da düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir toplumun savunucularıyız.
Bu topraklarda bir daha hiçbir darbenin, darbe girişiminin ve otoriter yönetim anlayışının yaşanmaması için; devlet içerisinde hukuk dışı tüm yapılanmaların açığa çıkarılması, tasfiye edilmesi ve eşit yurttaşlığa dayalı, özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye’nin inşası için mücadele etmeye devam edeceğiz!
KESK Yürütme Kurulu
KESK, ülke genelinde yürüttüğü imza kampanyasının ardından kamu emekçileri için temmuz ayında yüzde 35 ek zam ve grevli toplu sözleşme hakkı talep etti.
KESK ayrıca NATO Zirvesi gerekçesiyle getirilen yasaklara da tepki gösterdi.
https://t.co/8zdIWgGSZL
⚫️Sivas Katliamı 33 Yıldır Yürekleri Yakmaya Devam Ediyor!
Bugün Türkiye’de halkları birbirine düşman etmek isteyenler, ırkçı, tekçi, otoriter ve gerici politikalarıyla geçmişteki katliamların zihniyetini sürdürmektedir. Son yıllarda fikirleri, mizahı ve eleştiriyi büyük bir tahammülsüzlükle susturma ve baskı altına alma girişimleri daha da artmış durumdadır.
Toplumsal barışı tehdit eden katliamlar, Anadolu’nun farklı renklerinin bir arada yaşama iradesini asla kıramamıştır ve kıramayacaktır. İnsanlık, kendisine karşı işlenmiş suçları asla unutmayacaktır.
Sivas Katliamında yitirdiğimiz canlarımızın inancı, direnci ve bilinci, bizlere yol göstermeye devam ediyor. Eğitim Sen olarak Sivas katliamını ve arkasındaki zihniyeti bir kez daha lanetliyor, onları bir kez daha saygı ve özlemle anıyoruz.
#MadımakKatliamı #SivasKatliamı
https://t.co/yOahHVQ5BF
Fiili OHAL!
AKP iktidarı 10 yılı aşkındır sürdürdüğü fiili OHAL uygulamalarını savaş örgütü NATO’nun yapacağı zirve öncesi Ankara başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında yasaklamaların, gözaltıların dozunu iyice artırarak bir korku dalgası yaratmayı amaçlamaktadır.
Ankara’da son bir haftadır fiilen sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Bu sabah itibariyle aralarında üyelerimizin de olduğu yüzlerce muhalif aktivist, kadın örgütleri üyeleri, siyasi parti temsilcisi ve üyesi, avukat, akademisyen, insan hakları temsilcileri, LGBTİ+ bireyleri gözaltına alınmıştır.
Sıkıyönetim dönemlerinden aşina olduğumuz toplu gözaltı ve baskılar anayasal hakların askıya alınmasıdır.
Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, hukuksuz uygulamalar, baskılar sona erdirilmelidir!
Şırnak'ta hukuksuz ve keyfi bir şekilde açığa alınan Eğitim Sen ve SES yöneticilerinin görevlerine iade edilmesi için başlatılan adalet nöbeti 3. haftasında devam etti. İnsan Hakları Derneği'nin her cuma günü gerçekleştirdiği barış nöbeti ile birleştirilen nöbete, KESK Eş Başkanı Ayfer Koçak , Kadın Sekreteri Döne Gevher, İş Kolu MYK Üyeleri ve Amed KESK Şubeler Platformu katıldı.
Hukuksuz bir şekilde açığa alınan 3 arkadaşımız göreve başlamış olsa da Eğitim Sen Şube Başkanımız halen açıkta ve iade edilen arkadaşlarımız ile ilgili soruşturma süreci devam ediyor. Şube Başkanımızın görevine iade edilmesi ve arkadaşlarımızla ilgili yürütülen soruşturmaların bitirilmesini talep ediyoruz.
Barışı, yaşamı, emeği ve demokratik hakları savunmak suç değildir!
Adalet sağlanana kadar dayanışmayı büyütmeye, haklı ve meşru taleplerimizi dile getirmeye devam edeceğiz.
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Yaşasın KESK!
Üsküdar'da Şeyh Şamil MTAL ile Selimiye MTAL'in birleştirilmesi kararına karşı öğrenciler, veliler ve eğitim emekçileri eylem yaptı. Kararın geri çekilmesi ve sürecin durdurulması talep edildi. https://t.co/fjt1vW8ER2
KESK Yürütme Kurulu üyeleri, açlık grevlerinin dördüncü gününde Özel Sektör öğretmenlerine dayanışma ziyareti gerçekleştirdi.
Eğitim emekçilerinin haklı talepleri karşılanıncaya kadar dayanışma ve mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika
🔴Eğitim emekçileri, hakkını arayan öğretmenlere destek olmak için Sakarya Caddesi'nde açıklama yaptı. Eyleme destek veren Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, özel sektör öğretmenlerinin taban maaş hakkının iade edilmesini, mülakat mağduru ve atanması yapılmayan öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesini istedi.
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenHakkınıAlacak
Ankara’da haklarını arayan Özel Sektör Öğretmenler Sendikası üyesi eğitim emekçileri ile dayanışmaya giden iş kolu sendikalarımızdan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Genel Tis ve Hukuk sekreteri Özlem Tolu ,SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey ve SES Genel Sekreteri Ferit Ceylan’ın darp edilerek ters kelepçeyle gözaltına alınmasını örgütümüze ve sendikal mücadelemize yönelik doğrudan bir saldırıdır. Yapılanları kınıyoruz asla kabul etmiyoruz.
Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler en temel talepleri için Ankara’da demokratik haklarını kullanmaya çalışırken şiddete uğradılar ve gözaltına alındılar. Bu uygulamayı kabul etmiyoruz, en güçlü şekilde protesto ediyoruz.
Meslektaşlarımız seçimden önce verilen ve seçim sonrası hemen unutulan sözlerin yerine getirilmesini, talep etmektedirler. Mülakat eşitsizliğinin giderilmesini, taban ücret haklarının geri verilmesini talep eden öğretmenler bunun karşılığında darp, gözaltı ve ters kelepçeyle karşılaşmışlardır.
Ülkenin başkenti en demokratik ve anayasal haklarını kullanan öğretmenlere karşı iki gündür adeta abluka altındadır.
Öğretmenler bir yandan mobbing, şiddet, ekonomik şiddet, siyasi baskı ve zorbalıklarla karşı karşıya bırakılmışken bir yandan da en demokratik ve anayasal haklarını kullanmak isterken emekçilere şiddetle uygulanmaktadır. Ayrıca İstanbul’da bu sabah evinden Ses Bakırköy şubesi örgütlenme sekreteri Çiğdem Yıldırım ve işçi sendikaları yöneticilerinin bulunduğu arkadaşlarımız gözaltına alınmıştır. Haksız hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan arkadaşlarımızın derhâl serbest bırakılmalarını bekliyoruz.
Bizler 120 yıla varan bir mücadele geleneğinin temsilcileri kamu emekçileriyiz. On binlerce üyemizle tarihin hiçbir anında geri adım atmadık. Bugün MYK üyelerimizi ters kelepçeyle gözaltına alanlar şunu bilmelidirler ki dün olduğu gibi bugün de yılmayacağız Parasız bilimsel demokratik anadilinde kamusal hizmet mücadelemizden asla ödün vermeyeceğiz.
Mülakat mağduru meslektaşlarımızın yanındayız, özel sektör çalışanı öğretmenlerimizin talepleri taleplerimizdir. Onların kararlılığını sahipleniyoruz ,birleşerek kazanacağımızı bir kez daha haykırıyoruz
KESK İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU