Mülakat uygulaması sonucunda hak ettikleri hâlde atamaları yapılmayan ve uğradıkları haksızlığa karşı yaklaşık iki yıldır mücadele eden 1.611 öğretmenin kararlılığı; başta sendikamız Eğitim Sen olmak üzere birçok sivil toplum örgütünün yürüttüğü mücadele sonucunda, nihayet iktidar�� geri adım atmak zorunda bırakmıştır.
Ankara’nın sokaklarından Bakanlık kapısına, öğretmenlerin anne ve babalarına dahi gaz sıkılmasından gözaltılara, ters kelepçeli gözaltılardan açlık grevine uzanan bu mücadele; bir lütuf, ayrıcalık ya da yeni bir istihdam olanağı talebi değil, KPSS’deki başarılarına rağmen mülakatla ellerinden alınan atanma hakkının mücadelesidir. Bugün bir çözümden söz edilebiliyorsa bu, öğretmenlerin ısrarlı, kararlı ve meşru mücadelesinin sonucudur. Hakları için yan yana gelen, seslerini duyurmak için türlü baskılara rağmen geri çekilmeyen mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesini ve dayanışmasını selamlıyoruz.
Ancak açıklanan formül, bu hakkın doğrudan teslim edilmesi yerine öğretmenlerin önce PİKTES kapsamında “geçici süreli öğretici” olarak istihdam edilmesini, ardından MEB kadrolarına geçirilmesini öngörmektedir. Mülakatla yaratılmış bir hukuksuzluğun giderilmesi için yeni bir ara statüye, projeye ya da dolambaçlı bir idari formüle ihtiyaç yoktur. Bu öğretmenler PİKTES kapsamında istihdam edilmeyi değil, mülakat nedeniyle gasp edilen öğretmen olarak atanma haklarının iadesini talep etmektedir.
Yapılması gereken son derece açıktır: Bu öğretmenlerin atamaları, hiçbir geçici statüye ve yeni bir koşula bağlanmadan doğrudan yapılmalıdır. İki yıldır sürdürülen bir haksızlık, üç aylık yeni bir bekleme süresiyle daha da uzatılmamalı; öğretmenlerin hakkı eksiksiz, koşulsuz ve derhâl teslim edilmelidir.
Anayasa Mahkemesi, Eğitim Sen’in kararı doğrultusunda öğle aralarında nöbet tutmayan öğretmenlere verilen disiplin cezalarının sendika hakkını ihlal ettiğine hükmetti.
https://t.co/Rgm89xMJ20
Okullardaki temizlik ve güvenlik sorunu için taşeron istihdama geçilmesi kararını eleştiren Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Okullar zaten taşeron düzeninin sıkıntılarını yaşıyor. Eğitimde sürekli taşeronlaştırma, eğitimin niteliği açısından son derece sıkıntılı ve problemlidir.” dedi.
https://t.co/YCPi1ijAbP
Kayseri Kız��lay Şube Başkanı Cafer Beydilli’nin sosyal medya hesabından paylaştığı video ile kadınların kamusal alanda, çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamın içinde yer almasını hedef alması; kadınların yaşam biçimine müdahaleyi meşrulaştıran ifadeler kullanılması kabul edilemez ve açıkça suçtur. Tepkiler üzerine paylaşımın kaldırılması ise bu gerici ve cinsiyetçi zihniyeti ortadan kaldırmamaktadır.
Kadınlara “evde kalmayı” öğütleyen bu anlayış, kadınları aile içinde tanımlanan rollerle sınırlamak isteyen erkek egemen zihniyetin açık bir yansımasıdır. Kadınların eğitim hakkını, çalışma hakkını, kamusal alanda eşit ve özgür biçimde var olmasını hedef alan her söylem; demokratik ve eşitlikçi toplum idealine yönelmiş bir saldırıdır.
Kadınların yaşamı, emeği, bedeni ve geleceği üzerinde söz söyleme hakkını kendinde gören hiçbir kişi, kurum ya da makam meşru değildir. Kadınlar evlere, mutfaklara, aile içi rollere hapsedilecek nesneler değil; yaşamın, üretimin, bilimin, eğitimin, siyasetin, sendikal mücadelenin ve kamusal alanın eşit özneleridir.
Çok iyi biliyoruz ki bu tür söylemler tesadüfi değildir. Eğitim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının dışlanması, karma eğitimin hedef alınması, kız çocuklarının eğitim hakkını zayıflatan uygulamalar, kadın emeğinin görünmez kılınması ve aile merkezli politikalar aynı bütünün parçalarıdır.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: kadınları hedef alan, ayrımcı ve cinsiyetçi söylemler karşısında gerekli adli ve idari süreçler işletilmelidir. Eğitim Sen olarak kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yanında olmaya devam edeceğiz. Kadınları eve hapsetmek isteyen zihniyete karşı; yaşamın her alanında eşitliği, özgürlüğü, laikliği ve emeğin hakkını savunmayı sürdüreceğiz.
Emeğimize ve haklarımıza yönelik saldırılara karşı; eğitimin, çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine sahip çıkmak için 1 Mayıs'ta alanlardaydık.İşçi sınıfının ve emekçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs kutlu olsun!
Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlattığımız #YaşamNöbeti devam ediyor.
İllerden gelen üyelerimizi ve eğitim emekçilerini selamlayan Genel Başkanımız Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i sorumluluk alarak görevinden istifa etmeye çağırdı.
Bilimsel temelden uzaklaşan eğitim politikalarının Türkiye’yi geleceğin dünyasından kopardığını belirten Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bu eğitim modelinin sonuçlarını önümüzdeki on yıl içinde göreceğiz. Bilimle desteklenmeyen bir yolun sonu karanlıktır.” dedi.
https://t.co/rgZ1V4Qw9e
✔️Ek ders, seyyanen zam, tazminat ve tüm yan ödemelerin taban aylığa yansıtılması,
✔️Yükseköğretim tazminatı ve geliştirme ödeneğinin tüm yükseköğretim emekçilerine ödenmesi taleplerimizle 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor
#14OcaktaİşBırakıyoruz
🔴Kayıplarımızın telafisini istiyoruz!
✔️Ek ders, seyyanen zam, tazminat ve tüm yan ödemelerin taban aylığa yansıtılması,
✔️Haksız ve hukuksuz bir şekilde KHK'lerle ihraç edilen bütün arkadaşlarımızın, tüm haklarıyla derhal görevlerine iade edilmesi,
✔️Yükseköğretim tazminatı ve geliştirme ödeneğinin tüm yükseköğretim emekçilerine ödenmesi taleplerimizle 14 Ocak 2026 Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz!
#Geçinemiyoruz
#14OcaktaİşBırakıyoruz
🔵2025 Yılında Eğitimde Neler Oldu?
✔️Çocuklara ve haklarına yönelik tehditler arttı.
✔️Öğrencilerin beslenme ve barınma sorunları derinleşti.
✔️Okullarda temizlik, hijyen ve destek personeli yetersizliği devam etti.
✔️Eğitim harcamaları yine velilerin sırtına yıkıldı.
✔️Okullarda şiddet, taciz ve istismar vakaları arttı.
✔️“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” uygulamaları eğitimde tahribat yarattı.
✔️Okullarda dinselleşme ve ÇEDES uygulamaları devam etti.
✔️Çocuk işçiliğinin meşrulaştırılması ve MESEM uygulamaları arttı.
✔️Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi hedef alındı.
✔️Kamusal, bilimsel, demokratik, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim talepleri yine karşılıksız kaldı.
✔️Üniversitelerde dinselleşme ve yaşam tarzına yönelik müdahaleler arttı.
✔️19 Mart operasyonu sonrasında üniversitelerde baskı ve soruşturmalar arttı.
https://t.co/Mlq2kAOhFb
🔴Okullarda Şiddetin Sistematik Hale Gelmesine İzin Verilmemeli, Okulların Şiddet Olayları ile Anılmaması İçin Gereken Adımlar Atılmalıdır!
Eğitim Sen Olarak Çözüm Önerilerimiz:
✔️Bakanlık, eğitim emekçilerini hedef tahtasına koyan söylemlerden vazgeçmeli; öğretmenin toplumdaki saygınlığını artıracak politikalar izlemelidir
✔️Her okulun, kriz anlarında nasıl davranılacağını ve şiddetin nasıl önleneceğini içeren somut bir “Krize Müdahale ve Eylem Planı” olmalıdır.
✔️Şiddeti sadece kolluk kuvvetleri veya x-ray cihazları ile çözmek mümkün değildir. Okulda şiddet sorunu uzun vadeli ve bilimsel politikalarla çözülebilir.
✔️Okulda şiddet, çocukların hem fail hem mağdur olduğu psikolojik ve sosyolojik bir sorun olarak kabul edilip bu temelde ele alınmalıdır.
✔️Çocukların şiddet uygulayan ebeveynleri model almasını engellemek için aile içi şiddeti önleyici mekanizmalar kurulmalı ve ebeveyn eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır.
✔️Davranış bozukluğu sergileyen öğrencilere yönelik psikolojik destek hizmetleri için devlet tüm maddi imkânlarını seferber etmelidir.
✔️Şiddet olaylarına gecikmeksizin; korkutma veya bastırma yerine sorunu anlamaya odaklanan bilimsel yöntemlerle müdahale edilmelidir.
✔️Öğrencilerin psikolojik ve davranış özelliklerini dönüştürebilecek kapasitedeki rehberlik hizmetleri psikolojik danışman sayısı arttırılarak güçlendirilmelidir.
✔️Şiddetin öncü işaretleri takip edilerek potansiyel riskli çocuklar teşhis edilmeli ve her okulun kapsamlı bir krize müdahale planı olmalıdır.
✔️Çocukları suça iten toplumsal çevreler irdelenmeli, riskli ortamlarda yaşayan çocukların çevre değişikliği dâhil koruyucu önlemlerle desteklenmesi sağlanmalıdır.
https://t.co/MFsn3Iikqu
🔴Eğitim Sen olarak, son dönemlerde okullarda yaşanan şiddet ve eğitimin sorunları hakkında, yarın saat 11.00'de Genel Merkezimizde basın toplantısı düzenliyoruz.
Basın toplantımız, sosyal medya hesaplarımızdan yayınlanacaktır. 👇
https://t.co/hqmPW6aZ4g
https://t.co/SiG5fICY7W
https://t.co/DKCPIcP8yH
Konfederasyonumuz KESK’in 30. kuruluş yıl dönümü tüm emekçilere kutlu olsun! Geçmişten geleceğe emek, demokrasi, barış ve laik bir yaşam için birlikte mücadeleye!
Yaşasın KESK!
Yaşasın Eğitim Sen!
#KESK30Yaşında
📢Sadece yönetici kadroların değil, tüm kamu emekçilerinin maaşlarının arttırılması için iktidarı göreve, kamu emekçilerini mücadeleye çağırıyoruz!
Taleplerimiz açık ve nettir👇
🔴Öncelikle tüm kamu emekçilerine brüt 18 bin 682 TL olarak verilen ilave seyyanen ödenek tutarının taban aylık katsayısına dâhil edilmesini, söz konusu tutarın mevcut emekli aylıklarına da yansıtılmasını istiyoruz.
🔴En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını istiyoruz.
🔴Tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını istiyoruz.
🔴Konut sahibi olmayan tüm kamu emekçilerine konut hakkı kapsamında Kira Desteği verilmesini istiyoruz.
🔴Mevcutta çok düşük olan eş ve çocuk yardımlarının yaşadığımız gerçek enflasyon temel alınarak güncellenmesini istiyoruz.
🔴1. Dereceye yükselen tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge verilmesini istiyoruz.
🔴Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini istiyoruz.
🔴Maaşlarımızdan kesilen Gelir Vergisi 1. dilim oranının %15 ten %10’a düşürülmesini, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan kesilen Gelir Vergisi’nin bu oranda sabitlenmesini istiyoruz.
https://t.co/Rvx0pSMmMm
🔴Ankara’daki bir lisede öğrencilerin öğretmenlerine yönelik zorbalık içeren görüntüleri, bizleri derinden üzmüştür. Bu olay, eğitim ortamlarının pedagojik açıdan ne kadar kırılganlaştığını bir kez daha göstermektedir.
Öğretmenlerin itibarsızlaştırıldığı, çalışma koşullarının ağırlaştığı bir ortamda öğrencilerin davranışları da kaçınılmaz biçimde olumsuz etkilenmektedir. Nitekim öğrenci zorbalığı okulların giderek daha denetimsiz ve pedagojik destekten yoksun bırakılması sonucu yükselen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öğretmen-öğrenci ilişkisinin sağlıklı kurulabilmesi, ancak güvenli, destekleyici ve demokratik bir öğrenme atmosferiyle mümkündür. Zira bu tür olaylar, bireysel vakalar değil yıllardır ihmal edilen kapsayıcı eğitim politikalarının eksikliğinin bir sonucudur ve önüne geçmek için güçlü bir kamusal irade gerektirir.
Eğitim Sen olarak, hem öğrencilerin duygusal ve sosyal gelişimini güçlendirecek hem de eğitim emekçilerinin meslek itibarını ve güvenliğini koruyacak bütüncül politikaların derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyoruz.