1.5 km'lik kıyı şeridi anayasa’ya aykırı olarak halka kapatıldı, özelleştirildi ve fahiş fiyatlı bir açık hava avm'sine dönüştürülerek kent suçu işlendi. tescilli tarihi binalar hukukun arka kapısından girerek yıkıldı. halkın ve hukukun sermaye karşısında bu denli güçsüz olduğu türkiye elbette eşsiz "fırsatlar" barındırıyordur.
Bugün Uyap a giriş yapmaya çalıştığımda yine e imzamı okumadığını görüyorum aynı problemi yaşayan var mı güncelleme geldiğinden beri e imzamı kafasına göre okuyor #UYAP
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Bu güzel ülkenin vicdan sahibi, yurtsever ve asil yurttaşlarına… Akape’ye 13 seçim kaybederek sizi açlığa, yoksulluğa, adaletsizliğe mahkum eden bu kişiyle kaybedilecek 1 seçime daha var tahammülümüz var mı? Seçim kazanan başkanlar içeri alınırken sesini içeri alanlar lehine çıkaran bu kişiye güveniniz var mı?
Haklarını arayan madenciler:
"12 ayda iki kere maaş almak ne demek?
Emniyet güçlerimize söylüyorum; üç maaş almayın bakalım siz burada emir verebilecek misiniz?"
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz
bu çocukları tarikat kucağına atmaya çalıştınız. her taraftan imam hatiplerle kuşattınız. biat kuşağı yarattık diye afra tafra yaptınız. bak işte itaat etmiyorlar.