.."geçmiş insanlar arasında da büyüklük taslayanlar vardı şimdi onlar nerede ve ne haldedirler? Bugün onların dilleri üstüne yollar yapılmış olduğunda şüphe yoktur. Düşünecek olursak ayaklarımızın altında çiğnediğimiz topraklar çok eski devirlerde yaşamış insanlardır++
Şimdi ben bu işin aslını astarını bilmiyorum. Ama evladını yeni kaybetmiş birinin hesaplarının böyle peşpeşe kapatılması da normal görünmüyor. Birileri görür bakar diye alıntılıyorum.
Bu hesap kapatma işinin 1 günde kararı alınıp uygulanan bir şey olmadığını Muhbir olayından biliyoruz.
Eğer birisi siyasi bağlantılarını evladını toprağa vermiş birini susturmaya kullanıyorsa bu Allah'ın gazabını celbeder.
Benim kudretim duyurmaya yeter. Böyle bir zulüm hali varsa engellemeye yeten takatince mükellef olur.
•Durduğumuz noktada inançlarımızın eskidiğini, yabancılaştığını hiç tecrübe etmediniz mi? En acı kayıp budur: Gerilemiş ruhların mütemadiyen tavizler vererek hayatla,zaruretle uyuşması...
Kafilerin İslam kıskançlığı Ramazan ayında ve Kurban Bayramında ayrı depreşiyor. Oruç, kurban, hac, cemaatle namaz her birine ayrı ayrı sarıyorlar. Çok sıkıcı, her sene aynı Facebook menkıbelerini yayıyorlar. Bir güncelleme gelse bunlara; daha zekat var sadaka var cihad var.
Doğrusunu söylemek gerekirse evliliğe dair konuşan hocaların çoğu ortaya bir şey koymuyor. Klasik kitaplarda yer alan ve herkesin bildiği soyut şeyleri sürekli tekrar edip duruyorlar.
"Dindar olanı tercih edin"
Bugün dindarlığın ölçüsü nedir?
Bir defa bu, cevabı verilmiş bir soru değil ve bütünüyle şekle sıkıştırılmış sorunlu bir kabuldür. Dikkat ediyorsanız evlilikle alakalı en çok konuşanlardan biri olarak bu cümleyi kurduğumu hatırlamıyorum. Çünkü altı boş.
Evlilik sürecinde cümleler sürekli dindarlık üzerine kuruluyorsa tedirgin olun. Gerçek anlamda dindar birinin dindarlığı sözlerinde değil eylemlerinde olur. Dindarlık konsepti üzerine gerçekleşen evlilik görüşmelerinde genellikle ahlaki zafiyetler örtülür.
Mesela bir kadın sürekli tesettürün muhafazasına vurgu yapıyor, haremlik selamlığa vurgu yapıyorsa bu illa onun dindarlığına delalet etmez basit bir cemaat taassubu da olabilir.
Bir erkek sürekli saliha kadın, itaatkar kadın vurgusu yapıyorsa bu onun illa dindarlığına delalet etmez; kıskançlığından ya da kültürel taassubundan da kaynaklanabilir.
Örnekleri çoğaltabilirsiniz. Evlilikte esas alacağımız öncelikli şey geçimdir. Geçinebilir bir eş, sürdürülebilir bir evlilik elde etmektir. Dini denklik elbette bunun bir parçasıdır ama yeter unsuru değildir. Düşünün ki Yahudi Hristiyan kadınlarla bile evlenmeye cevaz verilmiş. Dün Hadâne (çocuk bakımı) konusunu okurken Hristiyan annenin çocuğu inkara sürüklemesinden korkulmazsa bakımı öncelikli olarak o anneye aittir, hükmünü okuduk. Yani Müslüman babaanne talep etse çocuğu alamaz. Ve dahi din konusu İmam Muhammed gibi pek çok alim tarafından salt Müslüman olmak olarak anlaşılmış, aleni olarak içki içmek, sokaklarda ayyaş bir şekilde dolaşmak gibi fısk fücur işlemedikten sonra Müslüman Müslümana denktir denilmiştir.
Bu dindarlık konusu gereksiz ve altı boş bir biçimde sürekli evlilik gündeminde tutuluyor. Altında yatan sosyolojik etken de büyük ölçüde cemaatlerdir. Dini eğitim almış, tesettürlü hanım kızları köye dönünce sırf köylüleri diye bînamaz insanlarla evlendirmesinler diye buna vurgu yapıyorlardı. Çünkü cemaatte o kızlara denk erkekler var, doğru olan böyle olmasıdır. Kendi bağlamında haklı bir vurgu ama bugün toplumun umumu için ben böyle bir vurgu yapmıyorum. Her ikisi de Müslüman ortalama iki Anadolu insanı birbirine denktir. Ki bunu bile bulmak çok kolay değil bugün, itiraz edecek olmanız bunun farkında olmadığınız içindir.
Öncelikle ahlak ve mizaç analizi üzerinde duruyorum. Soyut bir şeyden bahsetmiyorum; diğer insanlarla ilişki kurma biçimi nasıl, anormal durumlarda nasıl tepki veriyor, ütopik bir hayat tasavvuruna mı sahip yoksa gerçekçi şeyler mi konuşuyor. Yolda yürüme şekli, garsonla muhatap olma biçimi bile bir bilgi verir bize. Bütün bunları incelemek gerekir.
Bakınız eskiden görücü geldiği zaman onu araştırma imkanınız kolaydı. Mahalle kültürü vardı. Ben, benim mahallemdeki çocukları yeni doğmuş leğende yıkandıkları andan itibaren tanıyorum, bugün üç çocuk babası olan var. Siz mahallenizden falanca kızımıza talip oldu dediğiniz zaman o aileye ve o çocuğa dair uzun vadeli bir gözlemin raporunu alabiliyordunuz. Ben görücü gelenleri soran birine bizzat "Aman! Beni düşmanın bil evden ocaktan ırak. Sakın semtinize kasabanıza sokmayın onları" diye cevap verenleri duydum. Ya da "Yıllardır tanırız, adet töre bilen, hatır gönül sayan, kimsenin tavuğuna kış dememiş halim selim insanlardır" denildiğini.
Siz bugün görücü usulünün en mütemmim unsuru olan bu bilgiyi alamıyorsunuz, insanlar kapı komşusunu tanımıyor artık. (Cemaat, dernek, vakıf gibi sosyal yapılar müstesna) Onun için evlenecek kız ve oğlan bizzat birbirini tanıyacak. Bir defa gördük, konuştuk değil. Tanışmayı uzun bir sürece yaymalı, gerekirse yanınıza bir çocuk alarak belli aralıklarla dışarı çıkmalı, çarşıda pazarda dolaşmalı ve tavırlarınızı gözlemlemelisiniz.
Bir defa görmek görünüş olarak dahi bilgi vermez size, bana kitabımın kapağı ilk geliyor, hoşuma gitmiyor. Bir gün sonra bakıyorum aslında bayağı güzelmiş diyorum. Ya da Youtube'da birini izliyorum, tipi konuşması tuhafıma gidiyor, sanki ağzı bir tarafa gözü bir tarafa gidiyor gibi duruyor, bir müddet izledikten sonra normalleşiyor. Onun için bir defa görmek bize hiçbir konuda bilgi vermez.
Bu iş ne zaman flörte dönüşür. Kesin kararlar verildikten sonra. Bu karar verilinceye kadar buna flört diyemeyiz. Karar verildikten sonra da aileler birbirini araştırmaya başlar, aynı şekilde aileler de bir kere değil bir kaç kere birbirine gidip gelmelidir. Tecrübe sahibi yakınlarımızdan bu görüşmelerde kritik noktaları yakalayanla mutlaka oluyor. Modern dünyanın oluru budur arkadaşlar. Bu olmadan insanlar birbirine güven duyamıyor, güven duymadan da evlenmek istemiyor. Bu usulü yaygınlaştırmak gerekir. Şu meşhur muhafazakar oğlanların seküler kız alma meselesi tamamen bununla alakalı. Aslında seküler kız değiller sadece başları açık ve biraz daha rahat hareket edebildikleri için tanışıp, görüşüp bu güveni sağlıyorlar ve işi evliliğe götürüyorlar. Bilinçli bir seçim değil yani.
Biraz serbest kalem bir yazı oldu, hepinizin işini görmeyebilir ama pek çoğunuzun derdine derman olacağını düşünüyorum.
Bu İzzet Murat ile Türkiye Ateizm Derneği’nin arası bozulmuş, dernekte birileri birilerine tecavüz etmiş, birileri örtbas etmiş , tecavüz eden Amerika’ya kaçmış, İzzet ateizm derneğine buradan yükleniyor ama derdi bence tahakküm altına almak bunları. İsrail’in Türkiye’deki ateistlere özel ilgisi var. Bunlarla bir dava sürecimiz vardı, o zaman biraz bakmıştım. Anladığım kadarıyla İsrail, Türkiye’de Arap/Suriye düşmanı genç ırkçıların, kemalistlerin ve ateistlerin öfke ve siyasi/dini düşmanlığını körüklüyor ve bunu İsrail dostluğuna tahvil etmeye çalışıyor. Bunu açıktan yapmıyor ama neticesi bu oluyor. Hatırlarsanız İsrail bayrağı ile fotoğraf vermek, kola içip bugün de Filistinli kardeşlerimize yardım ettik gibi paylaşımlar artmıştı bir ara. Türkiye’de özellikle belli bir yaşa hitap ediyorlar ve ileride savaş çıktığında orduda bulunması muhtemel bir kitleye yatırım yapıyorlar. Çokça anonim olan ve olmayan hesaptan defalarca ölümü tehdidi aldım. Organize çalışıyorlar. Haber siteleri var, belli isimler var çok takipçili, botlar var, bunlara etkileşim veren saf muhalifler var ve son olarak da hedef kitle. İzzet Murat, Rıdvan Aydemir, Koray Pehlivanoğlu gibi hesapların taarruz ettikleri tek bir nokta var ve biz bunlara ne yapsak hemen o haber siteleri aleyhimize haber yapıyor ve toplu bir şekilde linç geliyor. Sistem aslında basit ama oldukça verimli işliyor. Çünkü siyasi olarak muhalif kişilerin de desteklerini alabilecekleri bir çizgide götürüyorlar, sadece botlarla büyümüyorlar, biriktirdikleri kitleyi de birbirlerine paslıyorlar. Konu basit bir sosyal medya etkileşim kazanma yarışı değil olası bir savaşta ya da krizde doğrudan ya da dolaylı bir şekilde İsrail lehine pozisyon alacak bir kitleyi inşa ediyorlar.
"İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor" (Rum suresi 41).
"...inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlayacak!"
Öğrenci kılığına bürünmüş soytarıların tüm vandallıklarına rağmen "Aileye Yönelik Modern Tehdit: Cinsel Yönelim" etkinliği İstanbul Üniversitesi'nde öğrencilerin yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleştirildi.
"Allah ve resulü herhangi bir konuda hüküm verdiklerinde artık mümin bir erkek veya kadın için işlerinde tercih hakları yoktur. Allah’ın ve resulünün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır." (Ahzab suresi 36)
🔴 Yıllardır yasal şekilde İstanbul’da ikamet eden 55 yaşındaki Doğu Türkistanlı Alimcan Nur, Sefaköy’deki evine yapılan baskında gözaltına alındı.
Çin’e iade tehlikesi bulunan ve hala kendisinden haber alınamayan Nur’un ailesi yetkililerden yardım bekliyor.
Allah belanızı versin. Ateşkes ilan ettik diye insanları evlerine doldurup çoluk çocuk kadın bir günde 100’den fazla insan öldürdünüz. Aşağılık katiller. En büyük mirasımız size düşman sizden göz hizası hesap soracak Tih’ten çıkmış nesiller olacak.
Gazze’de şu anda olan şey ateşkes değil.
İsrail Gazze’nin hâlâ %60’ını kontrol ediyor ve bu bölgedeki evleri yıkmaya aralıksız devam ediyor.
%40’lık kısımda ise bugün İsrail uçakları yoğun uçuşlar yapıyor, bazı noktalara saldırmaya ve insanları öldürmeye de devam ediyor.