Ben öğretmen çocuğuyum. Bu cinayetle ilgili birkaç tespit aktaracağım. Çeşitli vesilelerle hep anlatıyorum, anlatmaya devam edeceğim. Bin kere tekrar etsem yeridir. Çünkü bize özel değil, Türkiye’nin ciddi bir devlet olduğu zamanın genel hikayesiydi.
Öğretmen ailesi öyle varlıklı olmazdı, hala değil. Ama çok saygın olurdu. Babamın ilk görev yerlerinde anneme de “hocahanım” derlermiş, öğretmen eşidir o da bilgilidir diye. Şeyh vs unvanlı insanlar babama hürmet gösterir akıl danışırlarmış. Bütün bunlar olduğunda 23 yaşında. 23 yaşında bugün çocuk dediğimiz bir adam, epey kilometrekarelik bir alanda devletin yegane temsilcisi gibi.
Ama ona duydukları hürmet devletten duydukları korkudan değil. Onu, çocuklarının daha iyi bir hayata bileti olarak görüyorlardı. Nitekim babamın görev yaptığı Mardin köyü ile Aziz Sancar’ın köyünün arası çok uzak değil. Onu da daha evvel öyle bir öğretmen daha iyi bir hayata taşımıştı. Köylü bunu biliyordu, bu yüzden hürmet ediyorlardı.
Çokça duyuyoruz, öğretmen azarlayan vali, kaymakam, müdür haberleri var. Ben gözlerimle, kulaklarımla şahit oldum mülki amirlerin babama “hocam biz sizin emrinizdeyiz, okulunuz için ne lazımsa randevusuz gelip isteyeceksiniz” dediklerine. Bunu diyen amir küçülmüyor, büyüyordu. Çünkü öğretmen önemliydi. Artık değil.
Türkiye’de eğitim artık daha iyi bir hayatın kapısını aralamıyor. Çok çalışıp çok kazanmıyorsun. Üstelik eğitim zaruri. Okula gidenlerin çoğu için eğitim, bir an önce kurtulması gereken bir angarya, sevimsiz bir zaruret. Bu yüzden ne aileler saygı duyuyor öğretmene ne öğrenciler.
Bu değer yitimi öğretmene iki şekilde yansıyor: Hem artık itibarsız hem de hayatı tehlikede. Romanların yaşadığı bir mahallede öğretmenlik yapan babam bırak tehdit almayı, yalnız vefa ve saygı görürdü. Halbuki suç oranı epey yüksek bir mahalleydi. O zaman öğrencilerin dövüldüğü yıllardı, öğrenci de dövmüştür. Hiçbir veli gelip tehdit etmemiştir. Çünkü o tokatın çocuğun geleceği için atıldığını düşünüyorlardı - artık düşünmüyorlar.
Çete üyesi olmak, herhangi bir üniversitenin mezunu olmaktan daha itibarlı. Zorunlu eğitimle okula doldurduğun yığınlar öğretmenden bu yüzden ya nefret ediyorlar yahut onu umursamıyorlar. İstediğin kadar ceza ver, okullara polis koy. Bu yaşanan yine yaşanır. Zira şimdi bırak öğrenciyi, öğretmen öz evladının bile gözünde yeterince saygın değil.
Hep denir ya eğitim şart diye. Eğitim şart değil - herkesi eğitmek anlamında. Eğitimi bir yere gelmenin şartı yapmak lazım. O zaman yığınlar “beni eğit” derler. Yoksa, suçu ödüllendiren sistemin yarattığı “keko”lar gözüne kestirdiği öğretmeni katlederek başlar kariyerine.
Rahmet olsun hocam. Seni dağdan gelenler değil, şehirlerde kendi elimizle yarattığımız yeni teröristler öldürdü.
En yüksek bütçe mebe verilmişken düşük atama sayısını kesinlikle kabul etmiyoruz. Yüksek atama sayısı istiyoruz. Çünkü ücretli öğretmen(!) çalıştırmanıza rağmen çok sayıda öğretmen açığı var.
#CumhurbaşkanımMEBe68BinAtama
Atama sayısı bütün bakanlıklara beklenilenin üzerinde geldi.
2024 yılında atama yapılmadı @tcmeb düşük sayıları asla kabul etmiyoruz.
2024 KPSS ile 68 bin atama müjdesi bekliyoruz. @RTErdogan#CumhurbaşkanımMEBe68BinAtama
Sayın @Yusuf__Tekin "Acil 68 Bin ihtiyacım var" sözünüzün üzerinden 18 ay geçti. Bu aciliyet ne zaman son bulacak? 9 aydır 2024 KPSS ile atama bekliyoruz.
#CumhurbaşkanımMEBe68BinAtama
Öğretmenler X’te dünya gündemine girdi.
68 bin atama talebiyle X’te etkinlik düzenleyen öğretmenler 1 milyondan fazla X mesajı attı.
Dünya gündemine girdi.
#ÖğretmeneKabineden68BinAtama