Belli olması kitaba sürükleyiciliğinden bir şey kaybettirmiyor çok hızlı akıyor ve çok fazla isim olduğundan yer yer odaklanmakta zorlandım.Uykuya dalmadan önce çok güzel gidiyor tavsiye edilir :)
Gabriel Garcia Marquez’in -KIRMIZI PAZARTESİ-adlı kitabında; işleneceği herkes tarafından bilindiği ancak engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir töre cinayetini anlatıyor.Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli, ancak sonun baştan
Dolunay , Güneş ile Ay’ın karşı karşıya gelmesiyle ortaya çıkar ve enerjisi gergin olur. Görüntüsü güzel ama enerjisinin evimin içine yansımasını istemem no
Bol benzetmelerin ve bol kişileştirmelerin olması okurken zevk almamın yanında ihtiyarın yer yer güneşle inatlaşması da gülümsetiyor :) Kendisi ince olup etkisi yoğun bir kitap arıyorsunuz tavsiye edilir.
Kitapçıdan çıkarken kitapçının elime tutuşturduğu bir günde okunup bitecek incelikte olan Yan Lianka’nın -Günler Aylar Yıllar- kitabı Çin’in dağlarında kıtlık ve kuraklığın ortasında kalan ihtiyar ve kör bir köpeğin yanında Mısır fidesinin olağanüstü bir varoluş inadını anlatıyor
Toplumun önünde rencide etmeyi geçtim o küçük çocuğun yaşadığı iç burukluğu tahmin bile etmek istemiyorum .Kendi çocuğuna bu durumun yapıldığını görse okulu ayağa kaldıracak insan müsveddesi hele de görevinin başında hiçbir öğrenciye bunu yapamaz.
Huzursuzluk kaplıyor içinizi ve ikinci yarısından itibaren tüm saklı şeyler gün yüzüne çıkıyor, büyük bir merakla okumak isteyeceksiniz.Herkese tavsiye edilir.
Vigdis Hjorth yazarının -MİRAS-adlı romanında aile portresinin arka planını resmediyor ve gerçeklere dayalı bir travma hikayesi anlatıyor. Yakınlığın ve yakınlarının açtığı yaraların, bağların ve bağları koparmanın hikayesi . Soğuk ve karanlık bir hikaye okurken müthiş
var, tamam Allah razı olsun kötü günümüzde bizi yalnız bırakmıyorsunuz ama her şeyin usulü var ayrıca cenaze günü cenaze sahibi cenazeye gelenlerin aç karnını doyurma peşine düşmemeli kimsenin de böyle bi talebi olmamalı!!! 2. Foto taziye evlerini lütfen temiz kullanalım.
Geçen haftalarda babaannemi kaybettim.Bu süreçte neler yaşadığımı sizinle paylaşmak ve yapılmaması gerekenler konusunda naçizane uyarmak istiyorum.
1. si babaannemi kaybetmeden önce hasta ziyaretine çocuk çolukla sürü halinde insan gelip saatlerce oturup hizmet bekleyen kişiler
Fransa’nın en etkili yazarlarından biri kabul edilen EDOUARD LOUİS bu kısa ve çarpıcı metinde mevcut düzenin grotesk gerçekliğini vurgularken, milyonlarca insanın hayatını etkileyip yöneten siyaset denen şeyin aslında bi salon oyunundan başka bi şey olamadığını anlatıyor
-BABAMI KİM ÖLDÜRDÜ- adlı romanda birtakım iç hesaplaşmalar içindeki yazar uzun süre sonra babasıyla yüzleşir. Babası ise erkeklerin duygularını bastırması ve sert olmasını savunan bugün “toksik erkeklik��� denen kültürün içine doğmuş ellisinde yatağa mahkum olmuş zavallı biadamdır