📢 PISA 2025 Türkiye Sonuçları Açıklandı 🇹🇷
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD), 91 ülkenin katılımıyla uyguladığı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları yayımlandı.
🧿 PISA 2025’te, “zirve”ye yerleşen ülkemizin bu başarıda imzası bulunan maarif ordusuna teşekkürü borç biliriz… 💐
#PISA2025ZirveninAdıTürkiye
Kıymetli Maarif Ailem, sevgili öğrencilerimiz ve değerli velilerimiz,
PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye, okuma becerilerinde 16, fen bilimlerinde 18, matematikte 9 puanlık artışla OECD ülkeleri arasında üç alanda da puanını en fazla artıran ülke oldu.
Bu başarıda öğrencilerimizin gayreti, öğretmenlerimizin emeği ve ailelerimizin desteği var. Evlatlarımızı yürekten kutluyor, öğretmenlerimize ve velilerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde eğitime yaptığımız yatırımların çocuklarımızın başarılarına yansımasından gurur duyuyoruz. Her evladımızın nitelikli eğitim imkânına kavuşması için aynı azimle çalışmayı sürdüreceğiz.
Eğitimde yönümüz ileri.🇹🇷
#PISA2025ZirveninAdıTürkiye
Her saygı duruşunda çalınan ti sesiyle başlayan müziğin bestecisi Amerikalı general Daniel Butterfield'a aitmiş.
Amerikan iç savaşında ortaya çıkmış.
12 Eylül darbesinden sonra bizde de çalınmaya başlamış.
Her törende Amerikan askeri müziği çalındığından niye kimsenin haberi yok!
Altay Cem Meriç'i piyasada görünür olduğu günden beri takip ederim. Adamın tüm derdi, özellikle gençlerin dağıtılan zihnini yeniden inşa etmek, bizim çocuklarımızı bize düşman etmek için üretilen argümanları yıkmak, Batının kültür hegemonyası ile üstünlük kurduğu meseleleri gerçek haliyle anlatarak Batı ve Batıcı tayfa karşısında kompleksle değil başı dik durmalarını sağlamak...
"Onların" bakış açısıyla "yumuşak karınlarını bulduk vurun hançeri" diye İslam'ı ve Müslümanı aşağılamak için kullandıkları meseleleri,
-özellikle camiamızın günümüz gençlerine ulaşma zorluğu çektiğinin farkında olarak-
bir dil, bir üslup, vakur bir tavırla karşı tarafın argümanlarını yıkmak üzerine bir yol inşa etmeye çalışıyor.
Bakın ACM'nin eskiden beri yaptığı çalışmalara; ülkemizde ve ümmet coğrafyasındaki en büyük sorun olan "Oryantalistlerin bizi tarif ettiği şekliyle kendisini tanımlayan ve o tanıma göre eşya ve hadiselere bakan yani zihni olarak esir olan fakat kendisini özgür zanneden" insanımıza Batının ilim bilim tarih ve kültür anlatısının ne kadar yalan ve zavallı olduğunu göstermek üzerinedir.
Zihin ve anlayışta mağlupsan cephede galip olma şansın yoktur!.
Kendilerini "onların tarif ettiği şekliyle tarif edip onların giydirdiği zihin elbisesini benimseyenlerin aksine şahsiyetli Müslüman duruşuna sahip olunması gerektiğini ilmiyle bilimiyle duruşuyla titriyle göstermeye çalışıyor...
Ve haklı olarak üslubu sert, öfkesi diri. Bu bizim için övülecek bir meziyet...
Tuhaf olan:
Irkçılık üzerinden İslam düşmanlığı yapanlara kılıç çekti. Onların rezil arka planlarını ifşa etti. Alakasız birileri başını uzattı girdi tartışmaya.
Selef melef diyerek aslında karanlık odakların hem Ehli Sünneti hem Müslümanların birliğini hedef aldığını ifşa etti. Alakasız birileri daha uzattı başını.
İrancıların hem itikadi hem siyasi duruşlarının aslında Müslümanların değil sadece İran'ın çıkarı için olduğunu ifşa etti. Yine alakasız birileri uzattı başını.
Mezhepsiz tayfanın Ehli Sünnet tahrifatı için vazifeli olduğunu, Hadis Sünnet ve neticede Kuran'ı "birilerinin isteğine göre" şekillendirmeye çalıştığını anlattı. Alakasız birileri daha uzattı başını.
Ülkemizdeki seküler laik İslam ve Müslüman düşmanı zihniyetin " kendilerini akıl bilim ve filim sahibi diye lanse edip üstünlük taslamalarını" aldı ele, onların cehaletini yobaz ve kıt akıllı olduklarını, bilim milim derken aslında dünyanın en cahil tayfası olduklarını ifşa etti. Yine ve yine alakasız birileri girdi topa.
İlmi olarak bazı şeyleri eksik farklı ve hatta yanlış yorumlanması olmuş mudur? Olmuştur elbet. İlim adamı değilim. Yanlış varsa düzeltilir, eksikler giderilir. İlim ehli insanların ilmi tartışması rahmettir, berekettir. Sadece üçüncü şahısların yorumlarıyla meselenin çorbaya dönmesini engelleme imkanı olmayan mecralarda olmasın bu. Diğer yandan da bazı mevzularda ilmi olarak uyaran itiraz eden veya eleştirenlere sözümüz yok, kimsenin de olmamalı.
Ama Allah rızası, İslam'ın sirayeti, vatanın ve ümmetin birliği, fitnecilerin ve düşmanın zilleti için koşan ve koşturan atı durdurmak, önüne set çekmek, yolundan çevirmek kabul edilir bir şey değildir bizim nazarımızda.
Altay Cem Meriç'in meseleleri ele aldığı zemin ve gayesi makbul, Ehli Sünnet duruşu, İslam'ı ve Müslümanları savunması, inşa ettikleri yalancı kültür tarihiyle kültür iktidarını eline alıp Müslümanları ezikleyen kişi ve zihniyetin ipliğini pazara çıkartma çabası ortadadır.
Yarın biz kendimizin ne olacağını bilmezken yarın şöyle olabilir ihtimaliyle kimseye hüküm vermeyiz, veremeyiz.
Bu hassasiyetlerle yürüyen her Müslümanın olduğu gibi ACM'nin hedefi bizim de hedefimiz, gayesi bizim de gayemizdir.
Bir de özellikle dikkat ettiğimiz şey;
Adamda iman öfkesi, Müslümanlara yapılan tahkirlere karşı müthiş bir savunma asabiyesi (ki bu zamanda Müslümanlardaki en büyük eksik budur) ve gayet güzel hitabeti, vakarı ve cidal mahareti var.
Kendisini yetiştirmiş, gençlere rol model olabilecek ne kadar az insanımız var farkında değil misiniz?
Yıllarca işin kavgasını verirken eksik kalan noktalarımızı tamamlayacak gençlerin yetişmesi için ne kadar dua ettik, çabaladık koşturduk.
Bu gün gençlerin içinde ateş gibi insanlar var. İman öfkesi dipdiri, ilim de fende kelamda her alanda kendisini yetiştiren aslan gibi bir jenerasyon var.
Fakat bu dağınıklık, "ANA NOKTADA AYNI ÇİZGİDE OLMALARINA RAĞMEN" Tali mevzuları yem yapanların oltasına takılarak istikameti ve hedefi şaşıran, birbirlerine düşenler de çok maalesef. Bu bizi çok üzen bir durum.
Hasılı kelam, Altay Cem Meriç'i harcamak için değişik şekillerde ortaya çıkanlar yanlış yapıyorlar. Daha da ötesi sosyal mecrada "aynı mihver etrafında" dönenlerin haklı veya haksız birbirlerine gider yapmasını uygun bulmuyor "tecrübeyle sabit olarak" bunun Müslümanlara olumsuz yansıyacağını görüyoruz.
Altay Cem Meriç konferanslarına gideriz, çocuklarımız da gider, destekler, okur okuturuz. Gerekirse yanında da dururuz.
İrancısı mezhepsizi daeşçisi laik seküler Batıcısı ırkçısı siyonisti oryantalisti...
Karanlık mahfillerde planlar yaparak kakafonik gürültüyle Altay' itibarsızlaştırmak isteyenlerin hangi
karanlık merkezlerden sürüldüğünü görmez değiliz.
@AltayCemMeric kardeşim, Allah ilmini ve hizmetini artırsın, istikametini şaşırtmasın, vakarını bozmasın. Aslolan çabadır, istikamettir.
Bu dünyadan şuursuz torunlarının dahi hakkını teslim etmediği; kültürün, mutfağın ve şehirciliğin zirvesini yaşayan bir Osmanlı geçti. Taş, ahşap ve kerpicin en güzel ve en çeşitli örneklerini verdi. Tabiata dokunmadan yitip gitti.
Çok farklı, bambaşka bir gençlik geliyor.
Dil bilen, dünyayı iyi okuyan, Türkiye’yi tanıyan; ecdadını, tarihini, mirasını, misyonunu idrak eden; imanlı, vatansever, en önemlisi de öz güveni yüksek bir gençlik geliyor.
En büyük eserim, işte bu gençliğin yetişeceği iklimi inşa etmek olmuştur.
Bu gençlik, inanıyorum ki vakti geldiğinde emaneti bizden devralacak, çok daha yükseklere çıkaracaktır.
25 yılda böyle bir gençliği, böyle bir nesli yetiştirme şerefini bize bahşeden Allah’a sonsuz hamdüsenalar olsun.
@yvehbikaraman@matbukitap Hayırlı olsun, üzerinde çokça spekülasyon yapılan bir hususta böyle bir çalışma çok isabetli olmuş. Okuyanı ve anlayanı bol olsun inşaallah
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ve sosyal hareketlilik ilişkisini incelediğim doktora tezim kitap olarak yayımlandı. Alana katkı sağlaması ve faydalı olması temennisiyle..
Kitap için: https://t.co/aOW1QwpnX2
Ahmet Özhan Beyefendinin yeni kitabı raflara çıktı. Bendenize de bu güzide kitaba önsöz yazmak nasip oldu. Bu kitap her şeyden önce bizim din diye bildiklerimizin aslında fıkıh tartışması olduğunu, dini yaşamanın asıl özgürlük olarak tanımlanabileceğini, zahitlikten âşıklığa geçişin hiç de öyle zor olmayacağını ve her şeyin başının muhabbet olduğunu gösteriyor. Kitapçılardan muhakkak isteyiniz. Önsözümün bir kısmı aşağıda:
“Değerli büyüğüm Ahmet Özhan, bütün okurlarımız için öncelikli cevaplar üretiyor. Özgürlük için önce bir mihenge sahip olmamız gerektiğini, ardından o mihenk noktasının ahlaka dönüşmesi icap ettiğini söylüyor. Sevgiyle yaklaşıyor, hâlden anlıyor, örnek oluyor. “Rahmetten ümidinizi kesmeyin” derken bize umudu ve ümitvar olmayı hatırlatıyor. “Din kolaylıktır” düsturuyla hareket ediyor. Bütün o “olmazları”, “aslaları” ve “hayırları” sözlüğünden çıkarıyor; onların yerine “nasıl olabilir?”, “muhakkak” ve “evet” kelimelerini koyuyor. Çünkü o, başkaları adına üzülüyor; insanın derdiyle dertleniyor.
İnsanın halife olması gerçeğini anlatırken metreyi ve arşını en yukarıdan ölçmeye kalkmıyor. Her okuyan, kendi içindeki halifelik cevherini fark etmeye ve görmeye başlıyor. İşte “kolaylaştırınız” düsturu tam da burada tecelli ediyor. Mü’mine miraç yakışıyor; öz gürleştikçe ufuklar genişliyor, meseleler derinleşiyor. Ehem ile mühim ayrımı yapılırken dinî hayata gerçekten emek veriliyor. Sadaka bile bu emek sayesinde bir estetik şuura dönüşüyor. Çünkü Özgürlüğü Beklerken’de yalnızca vermek değil, almak kelimesi de yeniden düşünülüyor.”
Tarihe çok meraklı olduğumu ve tarih okuma becerimi az çok biliyorsunuzdur. Bakın asla bunu Erdoğan’ı seviyorum diye hissi yazmayacağım. Bütün Osmanlı dönemi dahil, yönettiği devleti nerdeyse bölünme aşamasına gelen 30 yıllık dış ve iç destekli terör örgütünü, yine devletin statükocu kendi üst ordu ve bürokratik kadroları ve kendisine tamamen muhalif burjuvayı alt edip otoritesini kabul ettiren, dönüştüren ve bunu yaparken bırakın dış politikada aktif rol almayı kendi sınırlarını bile korumaktan aciz korkak bir devleti 25 yılda bölgesinde en güçlü ve sözü dinlenir hale getiren başka bir lider yok. Fatih, Yavuz, Kanuni gibi padişahlar tabi ki çok büyük isimler ama onlar bile zaten belli bir güce erişmiş kadroları oturmuş bir devleti yönettiler. Ve politikalarını uygularken ayrıca halkın çoğunluk desteğini almak gibi bir saçmalıkla uğraşmıyorlardı. Erdoğan bu büyük kazanım ve gelişmeyi hiç kan dökmeden yaptı. Cidden büyük iş
Yahudi sermayesinin sponsorluğunda, bağıra bağıra çocuklarımıza operasyon çekiyorlar. Eskort kıyafetleriyle +18 konserler veren kızları ve üç gün sonra eşcinsel olduğunu açıklayacak oğlanları rol model olarak büyütüyorlar. Bu habasete hak ettiği şekilde müdahale edilmesi şart.
DEPREM VERGİLERİ NE OLDU...
Bazı arkadaşlar deprem bölgesinde yapılan konutları paylaştığım mesajın altında sormuşlar ÖİV deprem için çıkarılmıştı zaten onda toplanan para ne oldu diye...
Hemen kalem kalem yıl yıl hesabını çıkaralım...
2023 yılına kadar TOPLANAN TOPLAM ÖİV 102,38 Milyar TL...
Bir depremzede ailenin DEVLETE Çadır + Konteyner + İnsani giderleri + Yeni ev yapımı maliyeti en asgari şartlarda 4 milyon TL seviyesindedir...
Bu hesapta henüz zarar gören altyapı yoktur...
Bu durumda TOPLANAN TOPLAM ÖİV ile yapılabilecek konut sayısı 25.596 konuttur...
Biz olmayacak bir hesabı baz alarak 2 milyon diyelim ve 50.000 konuta yetecek kadar vergi toplandığı varsayımına dayanalım...
2011 Van
2020 Elazığ
2020 İzmir depremlerinde DEVLETİN yapıp teslim ettiği konut sayısı 46.310 konuttur...
Kahramanmaraş merkezli depremde ise 450.000 sayısı geçilmiş durumdadır...
Henüz buna yangın ve sel gibi felaketlere ayrılan bütçeler dahil değildir...
Yani başta @enver_berber3 olmak üzere kendisini akıllı devleti ise kendi camiaları gibi hırsız sanan arkadaşlar...
Hesap ortada hesaba oturursak yaklaşık 500.000 konutluk vergi borcunuz çıkar, siz zararlı çıkarsınız...
Yolladıkları para belki bundan ibaret değildir tabii ama deprem zamanı "tüm yardımlar Ahbap'a" çığırtkanlığı yapan onca insanın en kabadayısının Ahbap'a şahsi olarak yolladığı para 1 milyon.
Bu tabloda konuşulması gereken çok şey var. En önemlisi de toplumun bütün kanaatini oluşturma, yeni tabirle "influence etme" iddiasındaki isimlerin artık hepimiz açısından "kolpa" kabul edilmesi gerekliliği. Toplumsal sıhhatimiz için bu kaçınılmaz görünüyor.
dua ederken “isimleri unutulmuş nesilleri kesilmiş kabirleri kaybolmuş geride bir fatiha gönderen yok mu diye bekleyen ehli iman”ı da katınca çok büyük bir ümmetin parçası olduğumu tekrar hatırlıyorum
Cevap isteyen Çin’e ve Sözcüsüne şahsımız, firmamız ve arkadaşlarımız adına cevabım şudur: pişman değiliz, gerekirse yine yaparız.
Özür talep etmişler, ancak Doğu Türkistan’ı ve Uygur Türklerini yeterince gündeme getiremediğimiz için özür dileriz.
Açıklama istemişler: Doğu Türkistan ümmetin yetimidir. Uygur Türklerine ufacık bir destek verebilmiş olmak, yüzlerini güldürmek bize mutluluk verir. Elimizden gelen budur.
Başka bir diyeceğiniz var mı @szctelevizyonu ? Çin’in sözcülüğünü gönüllü mü yaptınız, ücretli mi bilmem ama onlara da sorun, başka bir diyecekleri var mıymış…
Bir kardeşimiz şöyle güzel bir site tasarlamış. İstanbul'daki Marmaray ve Metro hatlarında mescit, abdesthane veya en yakın cami gibi ihtiyaçları gidermek için geliştirmiş. Yayılmasına vesile olarak bu güzel girişimi de destekleyelim.
https://t.co/4J4rQ5RMfD