🔴 Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, yazlık bir sitenin havuzuna "tesettür kıyafetiyle" (haşema) alınmayan A.T. isimli kadının site yönetimini şikayet etmesi sonrası soruşturma başlattı.
Yâ Rabbî! Bugün üniversite sınavına giren kardeşlerimize dinine ve kullarına hizmet etme şuurunu ihsan eyle! Şehvet arenalarında Hz. Yusuf’u koruduğun gibi onları da koru! İslam'a yol açma iradesini kuşanan gençlere sınavda doğru cevapları ilham eyle!
Hiç utanmadan Yusuf Ziya Hoca’ya kızını 6 yaşında evlendirdiği yönünde iftira atmaya devam ediyorlar. Hem de ortaya çıkan düğün fotoğrafları bunun bir iftira olduğunu açıkça kanıtladığı halde. Dertleri ne Yusuf Ziya Hoca ne de hocanın kandırılıp tuzağa düşürülen evladı. Tek dertleri Müslümanlara sapık yaftası vurabilmek. Fakat karşılarında artık ezebilecekleri, susturup her istediklerini yapabilecekleri bir Müslüman kitle yok. Hak ve hakikati savunmak için feda edemeyeceğimiz hiç bir şeyin olmadığını dost da düşman da bilsin.
İran’la anlaşmanın İsrail’i bağlamadığını ilan eden ve ABD’yi eleştiren İsrail’e karşı ABD Başkan Yardımcısı JD Vance şok edecek bir çıkış yaptı:
“Eğer ben İsrail hükümetinde bir bakan olsaydım, elimde kalan tek güçlü müttefike saldırmazdım.
Son dönemde ülkenizi koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikalılar tarafından üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi.“
Fransa, G7 Zirvesi’ne sömürgesi olan “uyduruk” ülkeleri bile davet etti ama Türkiyeyi davet etmedi.
Neden, peki?
Kuyruk acısı var çünkü:
Afrika’da kanını emdiği ülkeleri Türkiye bağrına bastı.
Bu, Fransızı çıldırttı.
Nedeni bu.
*
Şunu kulağına küpe et Mösyö Macron:
*
Fransa, dünyanın derisini yüzmüş
emperyalist
bir ülkedir.
*
Türkiye ise
dünyanın ruhu,
mazlumların umudu,
zorbaların kâbusudur.
Batının fahişeliğini alan,ilmini bırakan;nikâha gericilik,zinaya fantezi diyen TESCİLLİ dinsizler,'Yusuf Hoca nasıl çıkar?!'diye kuduruyor!En ağır darbeleri en güvendiğiniz yerden yiyecek,iftiraların hesabını vereceksiniz! Mikrop kadar bir haysiyetinizin olmadığını göreceksiniz.
Diyarbakır’da konuşan vatandaş:
“Benim doktorum da milletvekilim de Kürt. Kürt sorunu diye bir şey yok. Herkes güzelce yaşıyor. Ben de Kürt’üm. Kürt sorunu yoktur."
İran ,Irak ve Suriye'de Kürtler insan yerine konulmazken başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı
bakan ,milletvekili olmuş Kürtler var bu ülkede.
Yatırım yapan iş insanlarına, üniversiteye giden öğrencilere ,hakim savcı, doktor , mühendis , avukata.... ırkı sorulmuyor.
Ülke öyle bir noktaya geldi ki Kürt sorunu var diyenler yüzünden Türk sorunu başladı...
Kürt sorunu yoktur ,Türkiye'yi parçalamak ve yıkmak isteyen ABD uşakları sorunu vardır...
Bir halkı sadece bombalarla değil, evlerini talan edip mahremiyetlerini sosyal medyada malzeme yaparak da vurmaya çalışıyorlar. Bu barbarlığa karşı ses çıkarmak her insanın görevidir.
🍫 #ImmoralArmy (Ahlaksız Ordu)
Uygur Türkleri kendi yurtlarında esir; dilleri yasaklı, inançları baskı altında, kimlikleri yok sayılıyor.
🔴 çocuk Kampına çocuklarını görebilmek için gelen Anne - Babalar
💬 içler Acısı ve yürek burkucu
Doğu Türkistan zulüm altında. Dünyaya kapalı yapılan sessiz soykırımı duyur
Duvara yazılan bir yazı; "Kalbim lütfen dayanmaya devam et"
⚫️ Dünya’da potansiyel suçlu veya suç işlemeyi düşünüyor diye tutuklanıp ceza verilen ve kampa atılan Uygur Türklerinden başka millet var mı
İsr@il, Gazze’de işlediği s@ykırım ve tec@vüz suçlarının faturasını birer birer ödemeye devam ediyor: İsrail'in Belçika büyükelçisi protestolarla karşılandı.
Dünyada küçük çocukların öldürülme rekorunu silip süpürmesiyle tanınan bir ülkenin yakınına kimse gelmek istemiyor.
Siy@nistler suçları yüzünden takip edilecek.
🔴 İsrail’de aktif olarak görev yapan çifte vatandaş Matan Baron’un tatile geldiği Antalya’ya giden vatandaşlar ‘bomba ihbarı’ iddiasıyla gözaltına alındı:
“Arkadaşlarımızın aracından çakı bile çıkmadı. Ama terörist muamelesi yapılarak içeri alınıyorlar”
TÜRKİYE, İSRAİL İLE SAVAŞA HAZIR OLMALI!
Burada savaş çığırtkanlığı yaptığımı düşünenler varsa bu yazıyı okumasınlar! Peşinen söyleyeyim bunu.
Çok büyük, karmaşık, tehlikeli bir kuşatma ile karşı karşıya Türkiye! Bu kuşatmanın gerisinde özel olarak Netanyahu’nun başında bulunduğu İsrail yönetimi, genel olarak da ABD’de köklenen ve Amerikan yönetimine -tam, yerinde bir ifadeyle- “çöreklenen” Siyonist lobi var.
TÜRKİYE’Yİ ÇOK YÖNLÜ KUŞATMA OPERASYONU!
Amaç: Türkiye ile Türk cumhuriyetlerinin arasını bozmak! Türk cumhuriyetlerinin buna ne kadar teşne olduklarını dün gördük: Rum yönetimi bütün Türk cumhuriyetlerinde elçilik açtı -tabii ki İsrail’in kışkırtmasıyla ve 12 milyar dolar gibi pespaye bir para karşılığında!
Yuh diyorum, yazıklar olsun!
Bu kadar ucuz musunuz?
İSRAİL, YUNANİSTAN’I TÜRKİYE’YE KARŞI SAVAŞA KIŞKIRTIYOR!
İsrail yönetimi, öte yandan da Yunanistan’ı Türkiye ile savaşa tutuşturmak için akla hayale gelmeyecek oyunlar tezgahlıyor!
İşte bunun bir örneği: Yunanistan kadınları gönüllü askerlik hizmetine alıyor!
Neden ki?
Şundan: İsrail, Yunanistan’ı fena hâlde ayarttı.
Şimdi Türkiye ile savaşa kışkırtıyor ve hazırlıyor!
TÜRK CUMHURİYETLERİ İLE ARAMIZI BOZMAK İSTİYORLAR!
AB Dönem Başkanı Rum kesimi yönetiminin 12 milyar dolar para için dün Türk Cumhuriyetlerini ayartması boşuna değildi.
Türk cumhuriyetleri tarihe kara leke olarak geçecek bir İsrail uzaklığına teslim oldular!
Bütün bu işlerin gerisinde Türkiye’nin İsrail tarafından AB üzerinden ve Türk cumhuriyetleri ile kuşatılması projesi var.
Şunu demek istiyorum: Türkiye İsrail ile savaşa hazır olmalı!
Çok iyi hazırlanmalı!
Savaş çığırtkanlığı filan yapıyor değilim, Allah muhafaza!
İsrail yönetiminin, Michael Rubin başta olmak üzere ABD’yi köle gibi kullanan Siyonist lobinin Türkiye’yi bir zaaf anında kıskıvrak yakalayıp vurmak gibi bir planları olduğunu sağır sultan bile duydu!
O yüzden İsrail bizim hem Batı ittifakı kurumlarıyla hem de Türk cumhuriyetleri ve sözümona “İslâm ülkeleri” denen Batılı emperyalistlerin ve siyonist şer güçlerin köleleriyle ilişkilerimizi bozmak için her türlü şeytanlığı deniyor!
O yüzden hazırlıksız yakalanmamak için her bakımdan hazırlıklı olmak zorundayız: Sadece savunmada, istihbaratta ve dış politikada yani dış cephede değil, iç cephede de!
O yüzden ülke içindeki birliği, dirliği, huzuru ve kardeşliği bozacak girişimlere izin vermemeliyiz!
Tom Barrack denen be Türkiye’nin bağımsızlığını tehlikeye sokacak şekilde alttan akta ülkemizin altını oyan kaşarlanmış tipi de yakın takibe almalıyız…
Böyle giderse persona non grata’yı vermek zorunda kalırız bu türe! Ben buradan hatırlatmış olayım!
Emekli Tümamiral Cihat Yaycı’dan, 19 Mayıs gününü “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden Yunanistan'a tatile giden Türk vatandaşlarına önemli çağrı:
Türk vatandaşlarına çağrım şudur: Tatil planı yaparken sadece denizi, oteli ve fiyatı değil; ülkemizin çıkarlarını, ekonomik gücünü ve milli hassasiyetlerini de düşününüz.
Yunanistan, Türk turistleri dostluk ve karşılıklılık anlayışıyla değil, ekonomik ihtiyaç nedeniyle kabul etmektedir. Bugün Türk vatandaşlarına uygulanan kapıda vize sistemi tüm Yunanistan için geçerli değildir; yalnızca Türkiye’ye yakın ve ekonomileri büyük ölçüde Türk ziyaretçilere bağımlı hâle gelen belirli adalarla sınırlıdır. Üstelik bu uygulama geçici ve süreli bir istisnadır.
Buna karşılık Yunan vatandaşları Türkiye’nin tüm sınır kapılarından kimlik kartlarıyla giriş yapabilmekte, hatta birçok durumda süresi geçmiş kimlik kartlarıyla dahi kabul edilmektedir. Türk vatandaşları ise hâlâ vize uygulamalarına tabi tutulmaktadır. Bu durum karşılıklılık değil, açık bir eşitsizliktir.
Bugün Adalar Denizi’ndeki bazı adaların esnafı, restoranı, oteli ve ticareti büyük ölçüde Türk turistlerin harcamalarıyla ayakta durmaktadır. Ancak aynı Yunanistan; 19 Mayıs’ı, yani Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesini başlattığı günü sözde “Pontus Soykırımı Günü” ilan eden, nesillerine Türkiye karşıtı tarih anlatıları aktaran, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarını yıllardır kısıtlayan ve Türkiye’ye yönelik maksimalist taleplerini hiçbir zaman tamamen terk etmeyen bir devlet politikası izlemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca turizm değildir. Harcanan her kuruşun ekonomik olduğu kadar siyasi ve stratejik sonuçları da vardır. Bugün bazı adaların ekonomileri Türk turist sayesinde ayakta dururken, aynı devletin uluslararası platformlarda Türkiye’nin hak ve menfaatlerine karşı faaliyetlerini sürdürmesi, Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine politikalar izlemesi üzerinde düşünülmesi gereken bir çelişkidir.
Elbette herkes tatilini istediği yerde yapabilir. Ancak vatandaşlarımız harcadıkları her kuruşun ekonomik, siyasi ve stratejik sonuçlarını da düşünmelidir. Kendi ülkesinin turizmine, esnafına ve ekonomisine katkı vermek sadece bir tatil tercihi değil, aynı zamanda milli bilinç ve sorumluluk meselesidir.
Unutmayınız; bir milletin gücü yalnızca ordusundan değil, ekonomisine sahip çıkan vatandaşlarının tercihinden de gelir.
@gztcom