Küllüoba kazılarında 5 bin yıllık hayatta kalma tarifi veren ekmek
Tarım yazarı Mine Ataman yazdı:
🥖 5 bin yıllık ekmek bize ne anlatıyor?
🌍 Küllüoba iklim krizine nasıl ışık tutuyor?
🐑 Keçi ve baklagil seçimi bir hayatta kalma sırrı mı?
🔥 Arkeoloji geçmişi mi, geleceği mi anlatıyor?
🏛��� Küllüoba kent yaşamı bugüne ne kadar benziyor?
https://t.co/n5SkSafCJ3
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
Dün tutuklanan Mahir Polat'ı (@mhrpolat) tanımayanlar olabilir.
Mahir, 21. Yüzyıla yanlışlıkla gelmiş bir derviştir.
Bu kumpasın arkasındakiler, Mahir'in insanlığının gölgesi bile olamazlar.
O sizin hamasetinizin mezesi olan ama harabe bıraktığınız Rumeli Hisarı'nı restore eden insandır.
Evet Mahir dışarı çıkıp kaldığı yerden devam edecek.
Siz ise bu utançla yaşayacaksınız.
Buradan CHP’li yetkili ve milletvekillerine sesleniyorum! Orada sizin için eylemlere katılan gençleri dövdürtmeyin! Sahip çıkın kardeşim! “Hadi eylem bitti!” Deyip sıcak yuvalarınıza koşmayın! Sahip çıkın çocuklarımıza, ayıptır! Yakışmıyor! @herkesicinCHP
Gazeteci İbrahim Kahveci:
"İktidarı bırakmamak için her şeyi yaparlar;
çünkü bırakamazlar.
Alt taraf çok pis, iğrenç. Koltuktan bir kalksalar sokakta bir tane AKP'li kalmayacak bir sene içerisinde.
İhaleler, rüşvetler, yolsuzluklar...
Pislik ötesi bir şey."
İBB Basın Danışmanlığı, İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında ortaya atılan iddialara 7 başlıkta yanıt verdi:
"YALAN: Lüks içinde yaşıyordu, haksız kazançla elde ettiği paralarla satın aldığı milyonluk villada gözaltına alındı.
GERÇEK: Ekrem İmamoğlu, ailesiyle birlikte, mülkiyeti İBB’ye ait olan Sarıyer’deki başkanlık konutunda yaşamaktadır. Daha önce bir vakfa tahsis edilen bu taşınmaz, Ekrem İmamoğlu tarafından İBB’ye kazandırılmış ve kendisinden sonraki başkanların da kullanabilmesi için, başkanlık konutu olarak düzenlenmiştir. Tıpkı 2019 öncesinde, iktidar partisinin belediye başkanlarına tahsis edilen ve içerisinde lüks villaların bulunduğu Florya’daki yerleşkenin, Ekrem İmamoğlu'nun direktifiyle İstanbul Planlama Ajansı’na (İPA) tahsis edilmesi ve İstanbul halkının kullanımına açılması gibi.
YALAN: Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş. üzerinden usulsüz ihaleler yapıldı, bazı kişilere özel işler verildi; projeler ya tamamlanmadı ya da yarım bırakıldı.
GERÇEK: Her iki İBB iştirak şirketi de defalarca Sayıştay denetiminden geçmiştir. Müfettişlere tahsis edilen odalar sürekli dolu olmuş, yapılan tüm incelemelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilmemiştir. Açık hava reklam mecralarına ilişkin ihaleler, hizmet alımları ve sözleşmeler defalarca denetlenmiştir. Mülkiye ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan ayrı incelemelerde de herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmamıştır.
ANCAK; Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kendisinden önceki dönemle ilgili yapılan iç denetimler sonucunda tespit edilen yüzlerce milyar TL’lik usulsüzlük dosyalarına, İçişleri Bakanlığı tarafından el konulmuştur. Bu dosyalar, İBB’ye ait arazilerin düşük bedellerle belli kişilere satılıp, sonrasında yüksek fiyatlarla İBB tarafından tekrar satın alınması, kişilere özel milyon dolarlık burslar, özel araç tahsisleri ve siyasi faaliyetlerde yapılan harcamaları gibi yolsuzluklar içermektedir. Ancak bu dosyaların akıbeti halen bilinmemektedir.
YALAN: Terör örgütüne yardım edildi, örgüt mensupları ve sempatizanları İPA ve BİMTAŞ bünyesinde işe alındı.
GERÇEK: Ekrem İmamoğlu yönetimindeki İBB, bu tür suçlamalarla daha önce de karşı karşıya kalmış, tüm yargı süreçlerinden aklanarak çıkmıştır. İBB'de "700 terörist var" iddiası öne sürülmüş, ancak bu kapsamda sadece 41 kişi yargılanmış ve tamamı beraat etmiştir. Dönemin İçişleri Bakanı, bu iddiaları "Siyasi olarak yapmak zorundaydık" diyerek itiraf etmiştir. İBB’de işe alımlar, büyük bir titizlikle yürütülmekte olup, adaylardan yalnızca sabıka kaydı değil, güvenlik soruşturması da talep edilmektedir. Valilik onayı olmadan hiçbir personel işe alınmamaktadır.
YALAN: Belediye encümeninden zorla karar çıkartarak bazı iş insanlarına şantaj yapıldı.
GERÇEK: Encümen kararları, İBB Meclisi’nin denetimine tabidir. Bu konuda bugüne kadar muhalefet partileri tarafından herhangi bir itiraz ya da iddia ortaya atılmamıştır.
YALAN: Medya A.Ş yöneticisi yurtdışına kaçtı.
GERÇEK: Medya A.Ş Yöneticisi E.G, yıllık izin formunu doldurarak, annesiyle birlikte yurt dışına tatile gitmiştir. Operasyon haberinin ardından, dönüş biletini erkene alarak ülkeye dönme kararı almıştır ve ifade vermeye hazırdır.
YALAN: İBB imkânlarıyla kişisel veriler hukuka aykırı şekilde topland�� ve şantaj için kullanıldı.
GERÇEK: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kamu sorumluluğunu en hassas şekilde gözetmiş ve en küçük konuda dahi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında hareket edilmesini istemiş, bu konuda hassas bir yöneticidir. Adli makamların talep ettiği durumlar haricinde, hiçbir veri paylaşılmamıştır.
YALAN: İPA paralel bir yapı kurarak istatistikleri manipüle ediyor.
GERÇEK: İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) düzenli olarak yayınladığı yaşam maliyeti araştırmaları İTO’nun açıkladığı verilerle örtüşmekte olup İstanbul özelinde yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Bilimsel metotlarla hazırlanan çalışmalar, alanında uzman akademisyenlerin yönetiminde gerçekleştirilmektedir."
Almanya’nın bira ve müze başkenti sayılan Münih’te gezilecek yerler, Münih’te yeme-içme seçenekleri, Münih’te ulaşım, konaklama ve çok daha fazlasını Münih gezi rehberi niteliğindeki bu yazıda bulacaksınız, keyifli okumalar!
https://t.co/CSDzmIyvWs
Hallstatt’ta gezilecek yerler, Hallstatt yeme-içme önerileri, Hallstatt’a ulaşım alternatifleri gibi ihtiyacınız olacak tüm bilgileri Hallstatt gezi rehberi niteliğindeki bu yazıda bulacaksınız! Keyifli okumalar! https://t.co/REh5F2SGUZ
2023 yılının Kasım ayında, deniz kıyısında bir sahil kasabasında yaşama hayalimizi gerçeğe dönüştürdük ve Fethiye’ye taşındık. Yerlisinden deneyimlerle Fethiye gezi rehberi, sürekli güncelleme garantisi ile, bu yazıda sizi bekliyor, keyifli okumalar!
https://t.co/vwVL7sA4s9
Bu videoda karşılaştığımız köpekbalıklarından teknemize, rengarenk sualtından zodyak maceralarımıza kadar her şeyi bulacaksınız. Keyifli seyirler! #mısır#dalış#liveaboard
https://t.co/wVPVyagsL4
Eskişehir'in Seyitgazi ilçesindeki Küllüoba Höyüğü'nde evlerin ve içlerindeki ocak, kül çukuru, silo gibi öğelerin gömülerek olduğu gibi korunduğunu belirleyen arkeologlar, kurban ritüeline ait izlere de rastladı.
Instagram kapatıldı, susuyorsunuz. Diğer platformlar kapatılmakla tehdit ediliyor. Hayvanlar katlediliyor şu an. Paris gezmeniz bittiyse artık aksiyon alın, hani sizlere boşuna oy vermedik, muhalefet olun diye verdik. Harekete geçin @herkesicinCHP@eczozgurozel
Altındağ’daki katliamda sokak hayvanları kanununa evet oyu veren, yasa çıksın diye trollük yapan, tweet atan, sonrasını düşünmeden destekleyen herkesin payı var. Bu canların kanı üzerinizde. Bu canilerin yarın öbür gün zarar verecekleri çocukların da kanı üzerinizde olacak.
Sinir bastı, kusura bakmayın. Kişisel bi patlama.
79’luyum. Ailem memurdu, şimdi emekli. Tüm eğitimim devlet okullarında. 18’imde dil için İngiltere’ye gittim, ayak işlerinde çalışarak dil öğrendim. 2001 krizinde mezun oldum. 3-4 ay işsiz kalıp asgari ücretle ilk işime girdim. 2 fabrikada, 2 plazada çalıştım, terfiler aldım. Gelirim iyiydi, ancak plaza dünyası bana göre değildi. 15 sene önce 2 kadın ortak bir iş kurduk. Büyük işler aldık, kurumsal dünyada ve siyasetten hiç torpilim yok. Hepsini bileğimizin hakkıyla aldık. Zaten öyle yetişmedik, kayrılmak benim için hakarettir.
17-18 yaşımdan beri çalışıyorum. 7-8 senedir hızla fakirleşiyorum ama şu sitede arzulanan kadar dibe vurmadım. Çünkü hala çok çalışıyorum. Ailemin emekli olduğu yaşı artık geçtim. Aşırı mutsuz ve korkunç yorgunum ama kendimi hayatta tutmaya da çalışıyorum. Fakirlik övmeyeceğim, yaşamı övmeyi hala tercih ediyorum. Hayat bize dayatılandan ve tüm sınırlardan daha büyük, yaşatmasalar da biliyorum. Hala rakı içebilecek halde kalabilmeyi şansıma, baba parasına vs değil, şimdiye kadarki çalışkanlığıma ve o dönemin koşullarına borçluyum. Yeni neslin şanssızlığından evet sorumluyum, devrim de yapamadık, iktidar da değiştiremedik. Bir boku beceremedik. Doğrudur. Her şey beter halde, bizim emeğimizle geldiğimiz yere artık gençlerin gelmesi imkansız oldu. Sorumluyum ama tarih önünde ve herkes kadar. Gurur duyduğum tek şey: Bu iktidarın üzerinde uçan kuşun kanadının gölgesi bile üzerime değmedi. Cebime rantlarından bir kuruş girmedi, yandaşını geçtim, sempatizanın dahil. Şimdiye kadar hiçbir şeyi de para karşılığı övmüş de��ilim hatta para karşılığı yermemiş bile değilim. Beni kimse satın alamadı, hiçbir tehdit de susturamadı. Ya ben sözleşme imzalanacak masadan “Siz benim inandığım tüm değerlerin karşıtısınız.” diye kalkmış insanım. Ortağım da benim gibidir. “Etik olarak teklif veremiyoruz.” diye çekildiğimiz işlerden sonra kurduğumuz cümledir: “İnsan aslında kazanmayı red ettiği para kadar kudretlidir.” O yüzden emeğimin karşılığını kimseye ezdirmem, alay ettirmem.
Kuşa dönen ama bana yeten yaşam alanımla gurur duyuyorum. Tavrımın ürünüdür her kaybedişim, yine olsa yine kaybetmeyi tercih ederim. Bir ince iplikle tutunduğumuz şu hayatlarımızla artık taşak geçmeyin.
Coelho ne diyordu:
“Herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır. Ne var ki hiç kimse, kendisinin kendi hayatını nasıl yasaması gerektiğini kesinlikle bilmez.”
Burası alt tarafı bir sosyal medya mecrası, vakit oldukça giriyoruz, söz ağıza geldikçe yazıyoruz.
Herkes gibi benim için de geçerli:
“Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?”
Bundan sonra lümpen diyene de sınıf bilincinden yoksun diyene de bundan sonra ağzımın tadını azıcık kaçırana da basacağım engeli. Canım burnumda zaten ben sizi eyleyemem gari ne idüğünüz ne belli
Bütün kuşlar bitti leylek kaldı, herkes özgür de bi sizin bana sövme özgürlüğünüzü savunmak kaldı.
Ayh be
Blok oh