Zonguldak’a sordum. Bu yol doğru mu?
“Doğru” dediler.
Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz?
“Yürüyeceğiz” dediler.
Artık bu yolun geri dönüşü yok.
Bu yolun adı iktidar yoludur!
Deniz Göktaş tamamen hukuka aykırı ve keyfi suçlamalarla tutuklandı.
Gerçekleri söylemekten de birbirimizden cesaret almaktan da vazgeçmeyeceğiz! Deniz’e özgürlük!
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Bizim siyaset yapmak için milyarlık otobüslere, uçaklara, gösterişli binalara ihtiyacımız yok.
Bir sandalye, bir mikrofon, bir çift çarık bize yeter!
Biz halkımızın arasına ineriz; bir mikrofonla yüzler, binler oluruz.
O yüzden binalar, arabalar sizin olsun;
Bize millet yeter, MİLLET!
2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı sevgi ve rahmetle andık.
33 yıldır Madımak’ta yanan ateş, ancak adaletle, eşitlikle söner.
Madımak’ta insanlığa karşı suç işlenmiştir. Bu suçun zaman aşımı olmaz.
Madımak resmen Utanç Müzesi, 2 Temmuz da resmen Utanç Günü olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
#unutMADIMAKlımda
Komedyen Deniz Göktaş’a yönelik ters kelepçeli gözaltı uygulaması ve görüntülerin küçük düşürme maksadıyla servis edilmesi kabul edilemez.
Buradaki niyet ve propaganda çok bellidir.
Hukuksuz yöntemlerin Türkiye’nin "yeni normali" haline getirilmesine asla izin vermeyeceğiz.
Gazetecilerin, sanatçıların, bilim insanlarının, sendikacıların, sivil toplum örgütü temsilcilerinin, siyasetçilerin ve toplumun farklı kesimlerinden halkımızın fikir ve düşünce hürriyetini hedef almak kutuplaşma siyasetinin ana konusu oldu.
Beğenmediğiniz her fikrin, hoşlanmadığınız her esprinin ya da işinize gelmeyen her haberin karşısına devletin kamusal gücünü çıkartarak “toplum mühendisliği” yapmaktan vazgeçilmelidir.
Türkiye’yi sosyal medya operasyonlarıyla yönetmeye çalışan bu hukuksuz bozuk düzene karşı anayasal haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Deniz Göktaş’a takılan ters kelepçe hepimizin beynine de takılıyor. Düşünmeyelim, eleştirmeyelim, konuşmayalım istiyorlar. Beynimizde onların kelepçesiyle yaşayalım istiyorlar.
“Müvekkilim Deniz Göktaş hakkında, 29 Haziran 2026’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkilim hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına hakaret” ve aynı Kanun’un 216/3. maddesinde düzenlenen “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamaları kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma bilgisini öğrendikten sonra Türkiye’ye dönen Göktaş, İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alınmış, yapılan sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’ne götürülmüştür. Müdafi eşliğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde ifadesi alınan Deniz Göktaş, gözaltı tedbiri kapsamında bu geceyi emniyette geçirecektir. Müvekkilimin sağlık durumu iyidir. 3 Temmuz Cuma günü, İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilecek ve saat 10.30’da hâkimlik karşısına çıkarılacaktır.
Av. Metin Aslan”
Ankara’da hakkı için direnen öğretmenlere yapılan polis saldırısı düpedüz düşman hukuku uygulamasıdır, lanetliyorum!
Öğretmenleri yaralayanlar, gaza boğanlar, coplayanlar ciddi bir suç işliyorlar, derhal bu şiddet eyleminden vazgeçin!
Ak Parti verdiği sözleri tutmadığı için mağdur olan öğretmenler, günlerdir Ankara’da en demokratik şekilde seslerini duyurmaya çalışıyor.
Özel sektör öğretmenleri taban maaş istiyor; mülakat mağduru öğretmenler ise adalet talep ediyor.
Ama Ak Parti’nin çürümüş ve yozlaşmış kara düzeni, devletin polisini kendi beceriksizliğine kalkan yapmaya çalışıyor.
O öğretmenlerin polisle de devletle de bir derdi yok. Onlar, kul hakkı yiyen Ak Parti’nin kara düzenine itiraz ediyor.
Bu ülkenin öğretmenlerine, “Hak arayamazsın, adalet isteyemezsin, sus, yerinde otur” diyenlere karşı biz öğretmenlerin yanındayız.
Öğretmenlerle masaya oturmak, dertlerini dinlemek yerine onları günlerdir abluka altında tutan bu zalimliğe itiraz ediyoruz.
İktidarımızda özel sektör öğretmenleri için taban maaş uygulamasını hayata geçireceğiz; kamuda mülakatı amasız, fakatsız kaldıracağız.
Öğretmenlerin hakkını yiyen bu kara düzeni, bugün biber gazıyla terbiye edilmek istenen öğretmenlerle birlikte değiştireceğiz.
Sayın Ahmet Hakan,
Konu gazetecilerin sorduğu sorular mı, yoksa sizin ve sizin gibilerin asla soramadıkları mı?
Siz o programda olsaydınız bu soruları sormayacak mıydınız?
O sorular bizim değil; milyonlarca yurttaşımızın merak ettiği, sorduğu ve sormaya devam edeceği sorulardır!