🎙️
Herkes…
Sadece kendi mahallesine adalet isterse,
bu ülkeye adalet de gelmez, demokrasi de.
Çünkü adalet, bir mahallenin değil,
bütün bir insanlığın ortak nefesidir.
O nefes bir yerde kesilirse,
her yerde boğulur insan.
Demokraside mahalle ayrımı olmaz.
#KHKlılarAdaletİstiyor
On yıldır devam eden bu sivil ölüm uygulamaları, modern hukuk devletinin temel ilkelerine vurulmuş en ağır darbedir; #KHKZulmüOnuncuYılında son verilmelidir!
10 yıl geçti…
KHKlarla başlayan mağduriyetler yalnızca bireyleri değil, hukuk duygusunu, toplumsal vicdanı ve adalet anlayışını da etkiledi. Adalet geciktikçe yaralar büyüyor.
#KHKZulmündeOnuncuYıl
Tam 10 koca yıl! Dile kolay, bir ömrün altıda biri adaletsizlikle, sivil ölüm dayatmasıyla, haksız tecritle çalındı. Bu sistemik inat sadece KHK'lıları değil, ülkenin adalet direğini yıktı. Bu enkaz kalkmadan Türkiye asla düze çıkamaz.
#KHKZulmündeOnuncuYıl
Hukukun üstünlüğüne inanan ve şahsım hakkında açılan dava dolayısıyla dayanışma mesajı paylaşan herkese teşekkür ederim.
Yıldırma amaçlı bu tasarruflar, sürgit devam eden hukuksuzluklar karşısındaki direnme azmimizi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.
AİHM’nin verdiği ihlal kararları çok önemli bir eşik açtı. Ancak bu kararların sonuç doğurması için, mağdurların iç hukukta haklarını takip etmesi gerekiyor.
Peki neden başvuru yapılmalı?
1. Beraat kararı alabilmek için
2. Haksız mahkumiyetin sonuçlarını ortadan kaldırmak için
3. “Suçlu” damgasını kaldırmak için
4. Aile bireyleri üzerindeki etkileri azaltmak için
5. Kamu görevine dönüş, meslek ve çalışma hakkı için
6. Tazminat ve zararların giderilmesi için
7. AİHM kararlarının kağıt üzerinde kalmaması için
8. Benzer durumdaki binlerce kişiye emsal oluşturmak için
9. Sessiz kalmamak ve hakkı takip etmek için
10. Hak verilmez, alınır kaidesinin gereği için
Bugün yapılacak başvuru, yalnızca bir dosya için değil; adaletin yeniden tesisi için önemlidir. @istbarosu@barolar
Yalçınkaya ve benzeri AİHM kararları, yalnızca bireysel başvuruların sonucu değil; iç hukukta giderilmesi gereken yapısal sorunlara işaret eden emsal kararlardır.
Bu kararların gereğinin yerine getirilmemesi, on binlerce kişinin adalete erişimini geciktirmekte; aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası sorumluluğunu ve kamu maliyesi üzerindeki yükü artırmaktadır.
Hukukun üstünlüğü, bağlayıcı kararların uygulanmasıyla korunabilir.
#AnayasaMadde90
AİHM kararlarının uygulanmaması, yalnızca geçmişte verilmiş bir ihlalin sürmesi anlamına gelmez; aynı zamanda benzer dosyalarda yeni ihlallerin önünü açar.
Bu durum, yargıya olan güveni zedelerken, bireylerin adil yargılanma ve etkili başvuru haklarını da fiilen zayıflatmaktadır.
Bağlayıcı kararların gereği yerine getirildiğinde, hem hak ihlalleri azalır hem de hukuk düzeni güç kazanır.
#AnayasaMadde90
✍️ Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen yazdı:
🔴 Utanıyorum
📌 AB raporunu okurken utanç duydum. Türkiye ile ilgili böyle bir raporun yazılmış olmasında utanç duydum. Türkiye’yi bu noktaya getirenlerle, zulmedenlerle aynı ülkede yaşadığım için, aynı vatandaşlığı paylaştığım için utanç duydum. Hukuka aykırılıkları AİHM ya da AYM tarafından saptanmış yargı kararlarıyla yıllardır özgürlüklerinden yoksun bırakılan insanlar için utanç duydum. Bütün bu adaletsizlikler karşısında yeterli ve etkili olamamanın verdiği çaresizlik nedeniyle utanç duydum
https://t.co/H4QZlYvuNM
@RizaTurmen
15 Temmuz’un faturası 10 yıldır terör ve terörizmle zerre alakası olmayan insanlara ödetiliyor. Nihai fatura elbet kesilecek. O günlere kadar ülkeyi 15 Temmuz’a ve bugüne getiren sorunları tespit ederken, hak, hukuk ve çözüm için mücadele etmek en büyük memleket meselelerinden.
AİHM'in Yalçınkaya ve Yasak kararlarıyla yeniden gündeme gelen temel soru: “Kanunsuz suç ve ceza olur mu?”
TC Anayasası Madde 38 hukuk devletinin temel güvencelerindendir..
Duydunuz mu?
#AYMninAİHMsınavı
Anayasa Mahkemesi'nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının yerine getirilmemesi dolayısıyla Devletin mahkûm edildiği tazminatlarla ilgili olarak kararı yerine getirmeyen hakimlere re’sen rücu edilmesine yönelik bir kanunî düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır!
Çocuklarına helal rızık götürme mücadelesi veren KHK'lı öğretmenleri artık rahat bırakın.
Bu insanların çalıştıkları okulları kapattınız, mesleklerinden ihraç ettiniz, yıllardır kamu görevine dönmelerine izin vermediniz.
Peki şimdi soruyorum:
Bu öğretmenler hangi işi yapacak?
Özel okulda mı çalışmasınlar?
Kitap mı satmasınlar?
Ders materyali mi hazırlamasınlar?
Eğitim alanında edindikleri bilgi ve tecrübeyi tamamen yok mu saysınlar?
Gelinen noktada soru bankalarının bulunduğu raflar dahi "delil" gibi servis ediliyor. Bir eğitimcinin kitaplarla çevrili olması ne zamandan beri suç şüphesinin göstergesi oldu?
Hukuk, insanların ömür boyu sivil ölüme mahkûm edilmesini değil; somut fiillerin ve somut delillerin değerlendirilmesini gerektirir.
Bir liste yapın o zaman; KHK'lıların hangi işi yapabileceğini, hangi sektörde çalışabileceğini tek tek açıklayın.
Çünkü görünen o ki bazılarına göre öğretmenlik yapmaları suç,
eğitim alanında çalışmaları suç, ticaret yapmaları suç,
hayata tutunmaya çalışmaları bile suç.
Bu kadar ölçüsüzlük, bu kadar hoyratlık hiçbir dönemde adaletle bağdaşmaz.
Kabağın da sahibi var.
Allah'tan korkun, kul hakkından sakının.
@adalet_bakanlik@TC_icisleri@KocaeliBaskani@mustafaciftcitr@kocaelivaliligi@ValiFidan@valialicelik@turanbulent@gergerliogluof