"Çocukken Tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve Tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim"
-Al Capone-
Bu fotoğrafı doğrudan 20 milyon olmak üzere belki birkaç yüz milyon kişi görecek. Rakım 3000 m’ye yakın. Alpine ekosistem, hepsi savaşçı yüzlerce bitki ve hayvan türü. İnsan buraya gelince -Salah gibi- başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan güzelliği ile büyülenmeli. Ama bir DAVAR, üşenmemiş, buraya kadar çıkmış ve şu plastik kabı burada bırakıp gitmiş. Siz bakınca görmezsiniz. Çünkü göz, onu taş gibi, bitki gibi, kuş gibi oranın doğal bir bileşeni olarak kabul ediyor artık. Kurtulamadık şu kalitesizlikten. Başa dönelim: Yüz milyon kişi görecek ve rezil olacağız değil mesele. Bu dünyaya niye böyle düşmanız? Ve niye böyle hiçbir şeyi sevmiyoruz? Son olarak, o plastik kap onu atanın gözüne girsin. Büyük iş başarmış.
Fatih Tekke pazar günü oturacak tv karşısına, maçı izleyecek ve Trabzonspor kazansın isteyecek. Senin benim gibi. Hikayenin böyle süreceği varmış. Yolu açık olsun.
Bu arada rakiplere bi hatırlatma yapalım bizim maçlarda Salah sahadayken öyle hamsi mamsi diye bağırmayın hamsi Arapçada beş demek yine de siz bilirsiniz tabi.
Ülkenin imam ve tarikat yükünü çeken Of-Çaykara Boğazı varken neden İstanbul Boğazını tercih etsin ki Salah. Tam aradığı ortam. Makitonoz’da İshak Hoca dün gece ışıkları söndürmedi.