Ben Mendi. 🩷 Evde 6-7 saat tek başıma kalabilirim. Havlamam, bir şey parçalamam, tuvaletimi eve yapmam. Kedilerle yaşayabilirim. Evin ilk köpeği de olabilirim, ikinci köpeği de… Sizinle tanışmak ve yeni hayatıma başlamak için sabırsızlanıyorum. https://t.co/uZL2n7jZSx #sahiplen
Önceki fotoğrafımla paylaştığımız ilanımıza kimse yazmadı. Ben de süslendim fotoğraf çekildim ki belki böyle istersiniz beni. Çok tatlıyım ve küçücüğüm. Benim ömürlük ailem olmak ister misiniz? İstemiyorsanız bile en azından paylaşır mısınız? Kaldığım evde çok az zamanım var🥺
Merhum Süleyman Demirel Başbakan ve Cumhurbaşkanı iken, kardeşleri Hacı Ali ve Şevket Demirel ile yeğenleri Yahya ve Murat Demirel haklarında Hürriyet Gazetesi'nde manşetlere çıkan, ARENA'da da birinci sırada yer alan yolsuzluk ve usulsüzlük haberleri yaptım.
Bunların yayınlanması sonrasında bırakın soruşturmaya uğramayı, yargılanıp cezaevine girmeyi, tekzip bile almadım!
Nihayet Cumhurbaşkanlığı sırasında bir röportajın reklam arasında "Efendim yakınlarınızla ilgili haberlerim nedeniyle bana çok kızıyor olmalısınız," dedim.
Güldü.
"Neden kızayım kardeşim, iftira olmadıkça tabii ki haber yapacaksınız, bu sizin işiniz. Kaldı ki yolsuzluk yapan birini, kardeşim bile olsa kamuoyu önünde savunup, sahip çıktığımı hiç gördünüz mü? Bağımsız yargı gereğini yapar," dedi.
Bunları duydukça kendisine olan saygım bin kat arttı.
Genç kuşaklar bunları bilmez.(Ama arayan haberlerimi İnternete bulur.)
Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Atatürk’ün dış politikada prensip olarak verdiği üç direktif:
-Arap dünyasının işlerine karışmayın,
-Emperyalist ülkelerin peşine takılmayın,
-Rusları tahrikten kaçının.
Bu direktiflerin dışına çıkmanın maliyeti çok yüksek... Yani, Atatürk’ten uzaklaşmayın…
Kuşadası’nda yaşayanlar bu çocuğu belki sokaklardan bilir, adı Sarı. Sarı aslında bir ev köpeğiydi. Onu çok seven Alman bir annesi vardı ama 4 yıl önce vefat edince maalesef ortada kaldı. Tam 4 yıldır boynunda annesinden kalma mavi tasmasıyla sokaklarda hayatta kalmaya çalışıyor . O kadar uysal, o kadar mahzun bir çocuk ki... artık çok yoruldu. Ona yeniden evini açacak, ömürlük bakacak birini arıyoruz. Kulaktan kulağa yaysak bile yeter, belki birinin kalbine dokunur.