@turkoloji_g İkincisi şu Arapların Osmanlıyi arkandan vurdu meselesi sürekli her dış politika olayında kişiler bu konuya vurgu yapıyor ve genelleme yapıyor. Hal böyle olunca da ortak zeminde tam bulusulmuyor. Doğrusunu sizden duymak bilmek istiyoruz
@turkoloji_g Biraz yazıdan bağımsız iki şey hakkında fikirlerinizi merak ediyorum. Birinci geçen birisi taym da Kıbrıs harekatı ve Suriye ve Irak'ta yapılan operasyonlar hep Amerika'nın onayı izni ve bilgisi dahilinde olduğunu inanarak paylaşıyordu siz ne diyorsunuz+
@Gentlem4nJack Bizimkiler galiba sabrı devlet politikası haline getirmişler. Ya da devreye kaçılmaz yada artık buradan geri dönülmez olayı gibi bir şey yaşanacaksa reaksiyon alacaklar alıyorlar
@Gentlem4nJack Zamanında türk devletlerinden biri güney Kıbrıs'a büyükelçilik açacağı zaman biri demişti ki olası bir savsta anlaşma şartları ortamı vs yabancı devletler aracılığıyla olacağına kendi kardeş ülkemiz üzerinden vs olmalı gibisinden mantıklı bir çıkarım yapmışti çok mantıklı
SÜLEYMANCILAR OPERASYONU veya İMAMOĞLU'NUN MEZARKABUL��
Provokatif bir başlık olduğunun farkındayım. Hemen tetiklenmeyin :)
Ne demek istiyorum?
1⃣ Her ne kadar İslami literatürde yer almasa da halk inancında ve kültüründe bazı günahkâr insanların ölümü sonrası toprağın cenazeyi kabul etmeyeceği, mezarın daralacağı yönünde batıl da olsa güçlü birtakım inanışlar vardır.
Bir cenazenin yeryüzü ile bağının tamamen kesilmesi, üzerine ilk bir avuç toprağın atılması ve/veya toprağın ölüyü ilk kabul ettiği o an için "mezarkabul" ifadesi tercih edilir.
Siyasette de bazı aktörler için itibarlarının ya da istikballerinin tamamen karartıldığı an tam olarak mezarkabul metaforu ile örtüşmektedir.
2⃣ Bilhassa ABD'de Trump’ın yeniden yönetime gelişiyle küresel dengelerin değişmesi, Ekrem İmamoğlu’na yönelik operasyonların ivme kazanması, diplomasının iptal edilerek olacakların hem haber verilmesi hem de Cumhurbaşkanlığı adaylığının yok edilmesi, tutuklanması ve yargılanma süreçleri, ekibinin tasfiyesi, destekçileri ve ortaklarıyla birlikte CHP içerisindeki etkinliğinin kırılarak devlet operasyonuyla partiden tard edilmesi derken süreç kademe kademe ilerledi.
Tayyip Erdoğan’ın istediğini kısmen de olsa aldığı ve büyük bir itibar kazandığı Temmuz’daki NATO Zirvesi sonrasında ise tam da beklediğimiz üzere, ucu muhalefete ve İmamoğlu'na her an değebilecek yapılardan olan AHBAP Derneği soruşturmasının başlatılması, Özgür Özel ve beraberindekiler için fezlekelerin hızla TBMM’ye sevk edilmesi gibi birbirini takip eden zincirleme hamleler yapıldı.
Bu zincirin son ve öldürücü halkası ise İmamoğlu'nun iltisaklı olduğu iddia edilen Süleymancılar operasyonu üzerinden vuruldu.
3⃣ Burada temel mesele İmamoğlu’nun şahsen Süleymancı olup olmaması değildir. Bu operasyon sırf İmamoğlu yapıya mensup veya iltisaklı olduğu için yapılmadı. Sürece muhtemelen MASAK dahil edilecek, devasa boyuttaki bir kayıt dışı para trafiği ve finans ağları kamuoyuna faş edilecektir.
İşte bu hamle; İmamoğlu’nun siyasi kariyerinin üzerine atılan o son bir avuç toprak, yani siyasi "mezarkabulü" olacaktır diyebiliriz.
Üstelik bu süreç, kamuoyunda Süleymancı yaftası ve finansal manipülasyon iddialarıyla itibarsızlaştırılarak taçlandırılacaktır. Bu da İmamoğlu için takribi 5 ila 10 yıllık mutlak bir siyasi tasfiye anlamına gelir.
4⃣ Derhal gelecek olan şu itirazı duyar gibiyim: "Süleymancılar, Tayyip Erdoğan’ı desteklemediği için bu operasyona maruz kaldılar."
Peki, kimi desteklediler? Medyaya da epeyce yansıdığı üzere, müfrit bir biçimde İmamoğlu’nu...
Yalnız, şu noktayı kaçırmamak gerek: Bu devlet, sadece 'legal bir siyasetçiyi destekledi' diye bir cemaate/tarikata bu denli kapsamlı ve sert bir operasyon çek(e)mez.
Buna inanmak; devlet mekanizmasını, burjuvazisini, Türkiye'nin düzenini ve güç odaklarını hiçbir şekilde kavrayamamak demektir. Bu düzen de bu devlet de bu burjuvazi de halihazırda tarikatlara hava gibi, su gibi muhtaçtır.
Yani meselenin siyasi tercihlerin, çokça mistifiye edilmiş devlet gücünün ülkede bir temizlik ihtiyacının ötesinde, finansal ağlara ve realpolitiğe dair parametreleri bulunmaktadır.
5⃣ İddiaların hukuki doğruluğundan ya da yanlışlığından bağımsız olarak; İmamoğlu sürecinin başladığı 19 Mart’tan bu yana dikkat edilirse operasyonlar hep para trafiği, ihale ağları ve kayıt dışı finansman üzerinden yürütüldü.
Operasyon genişletilirse, kanaatimce İmamoğlu'nun Süleymancılar ile olan iltisakı da bu finans ağı üzerinden 'irtibat' olarak kurulacaktır. Yakında ortalığa saçılacak para akışı belgeleri, iltisak delilleri ve servis edilecek fotoğraflar da işin cabası olacaktır.
6⃣ Operasyonun uluslararası ve realpolitik boyutuna baktığımızda ise Süleymancıların bilhassa Almanya ve Avrupa merkezli derin finansal ve kurumsal bağları olduğu herkesin bildiği sırdır.
Bu operasyonun vaktiyle İmamoğlu’na açık destek veren Almanya’ya karşı bir gözdağı mı olduğu, yoksa uluslararası bir uzlaşma sonucu Almanya ile eşgüdüm içerisinde mi yürütüldüğünü ise zaman gösterecektir.
Ve @suikastburosu'nun da işaret ettiği gibi; operasyonun ve İmamoğlu/Süleymancılar ilişkisinin BND'ye, yani Almanya'ya uzatılması kuvvetle muhtemeldir.
7⃣ Ayrıca belirtmek gerekmektedir ki, Ekrem İmamoğlu'nu destekleyen emperyal başkentlerde (Biden/Scholz gibi) domino taşı misali iktidar değişiklikleri yaşanmış ve yine kendisinin arkasında olan finans kapital gücünü kaybetmeye başlamıştır.
Trump geldikten sonra ve İmamoğlu henüz tutuklanmamışken bile The Godfather atfıyla ''Sen savaş consigliere'i değilsin, Tom!'' yazmış ve tutuklandıktan sonra da tasfiye sebebini temelde buna dayandırmıştım.
Dolayısıyla Süleymancılara yapılan bu operasyonun, finansal boyutunu da düşündüğümüzde, kontrol edilen devasa finansal gücün hem el değiştirilmesi amacı güdüldüğü hem de Süleymancıların iltisaklı olduğu finans çevrelerine mesaj anlamı taşıdığı açıktır.
8⃣ Süleymancılara (ya da bir kanadına) yönelik başlatılan bu operasyona ''beklenmedik" ya da "sürpriz" demek veya olayı sadece İmamoğlu'na verilen seçim desteği üzerinden okumak bu devleti de bu düzeni de bu ülkeyi de hiç kavrayamamak demektir.
Pek hatırlayan olmayacaktır ama bu operasyonun ve gelebilecek operasyonların hukuki altyapısı esasen yıllardır yapılıyor ve kenara koyuluyor.
Mesela 2021 yılında 7262 sayılı Kanun ile 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nda değişiklikler yapıldı ve kanun "güncellendi"
Yardım Toplama Kanunu ve ilgili yasal mevzuatta yapılan değişiklikler, o dönem kamuoyunda "SMA hastalarına bağış toplanması engelleniyor!" yaygarasıyla tamamen alakasız bir yerden tartışıldı ve ardından tabii ki unutuldu/unutturuldu.
Oysa devletin klasik çalışma yöntemi zaten budur. Altyapıyı hazırlar ve soğutup, kullanacağı zamanın gelmesini bekler.
3 Ocak 2021'de bu mevzuat değişikliğine dair ''Tarikatlar ya operasyon yiyecek ya da devlet, ellerindeki kayıt dışı sermayenin paylaşımı için ''gel gel'' çekiyor.'' yazmıştım. Tevafuk işte! :)
Yani devlet, izinsiz para toplama, kayıt dışı hisse/kurban ve dernek finansmanlarını çoktan radara aldı. Tek bir yasal düzenlemeyle hem kayıt dışı ekonomi hedeflendi hem de uygulanacak operasyonların hukuki zemini inşa edilirken, gözdağı da verilmiş ve bugün, bir taşla birden fazla kuş vurulmuş oldu.
9⃣ Şu durumda Süleymancılar operasyonu, tarikatların tasfiye edilmesi ya da yakında edileceği anlamına mı geliyor; yoksa yapıların (ŞİMDİLİK) resetlenmesi ve hizalanması demek mi?
Kanaatimce B şıkkına şahadet ediyoruz.
Ne mevcut konjonktür ne sosyolojik yapı ne de devlet ve burjuvazi, şu aşamada cemaat ve tarikatların tamamen dümdüz edilmesine hazır değildir. Bunu da istemez.
Ancak bölgesel bir savaş ihtimalinin kapıda olduğu, "iç cepheyi tahkim etme" söylemlerinin revaçta olduğu, PKK barışının alelacele dayatıldığı, siyasi aktörlerin yeniden konumlandırılarak siyasetin dizayn edildiği ve yeni düzene geçiş sancılar��nın yaşandığı bir süreçte; tarikatların bu büyük dönüşümden ve jeopolitik/realpolitik depremden payını almayacağını düşünmek saflık olacaktır. Devlet Bahçeli'nin dilinden düşürmediği, bas bas bağırdığı "iç cephe tahkimatı" tam olarak budur işte!
Bu bir formatlama/resetleme işlemidir ve süreç sadece Süleymancılar ile sınırlı kalmayacaktır. Fakat umut edildiğinin aksine, tarikatların kökü bu dönemde kazınmayacaktır.
O temizlik, o sakal kesme işi; olası bir bölgesel savaş sonrasının, yeni küresel dengelerin, stabilizasyon döneminin ve Türkiye'nin İran/Asya jeopolitiğinde oynayacağı rolün getireceği zorunlulukların konusudur. Yani bir süre daha dişinizi sıkmak zorundasınız.
🔟 Peki diğer tarikatlara da operasyonlar gelir mi?
Muhtemeldir. Son 20 yılda akla hayale sığmayacak finansal güce, holdingleşmiş yapılara ve muazzam bir denetimsiz güce ulaştılar. Hazır ülke ve bölge ve dünya "savaş konseptine" geçiş yapmaktayken, Erdoğan'ın moda ettiği tabirle "paralel devlet" gibi güç odaklarına dönüşen bu yapılar polisiye operasyonlarla, finansal denetimlerle veya kendi içlerindeki darbeler ya da yönetim değişiklikleri ile traşlanıp törpülenerek tımarlanacak ve devlet eksenine bir şekilde hizalanmaları sağlanacak ama kökleri kazınmayacaktır.
Aksinin olacağını, yani devletin, tarikatların üstünden silindir gibi geçeceğini düşünmek de hadi saflık diyerek rencide etmeyelim ama aptallığın daniskası olacaktır :)
🔴 Ve bu noktada bir hususu daha hatırlatmamız gerekmektedir: Süleymancılar operasyonunun habercisi Devlet Bahçeli oldu diyebiliriz.
Takipçilerin de malumu olduğu üzere, yıllardır burada Devlet Bahçeli'nin danışmanları ya da kendisi tarafından hazırlanmayan haftalık grup konuşmalarını ve yazılı basın açıklamalarını dikkatle takip etmek gerektiğini, Türkiye'nin istikametinin ve olacak pek çok şeyin şifrelerinin kendisinin konuşma metinlerine ''yüksek bürokratlar'' tarafından ustalıkla yerleştirildiğini yazar dururum. Ve her hafta grup konuşmalarını cümle cümle didiklerim.
Gerçekten de, kendisinin 14 Mart 2026’da bir iftar programında yaptığı konuşmaya bakmak kafalardaki soru işaretlerini önemli ölçüde gidereceği gibi, yukarıda değindiğim ''tarikat ve cemaatlerin paralel devlete dönüşmesi riskine karşı devletin göstereceği refleks'' hususunu rahatlıkla açıklığa kavuşturacaktır.
Konuşmasında, Lübnan ve Beyrut örneği üzerinden "Devlet zayıfladıkça cemaatler büyür; cemaatler büyüdükçe dış nüfuz kolaylaşır, dış nüfuz yerleştikçe milli egemenlik aşınır" diyen Bahçeli, devlet otoritesinin zayıflamasının alternatif yapıların güçlenmesine yol açtığını ve cemaatlerin/tarikatların büyümesinin yabancı devletlerin müdahalesini ve etki alanını artırdığını ifade ediyordu.
Yine aynı konuşmasında ve daha sonraki tarihlerde yaptığı konuşmalarında Devlet Bahçeli, haritaların yeniden çizildiğini, dünyadaki güç dengelerinin sarsıldığını belirterek "iç cephenin tahkim edilmesi" zorunluluğuna dikkat çekmiş ve Türkiye’nin büyük bir kırılmanın eşiğinde olduğu bu dönemde; devlet haricinde hiçbir odağın, bilhassa AB/D bağlantılı yapıların, denetimsiz devasa finans ağlarının varlığına izin verilmeyeceği mesajını açıkça verdi.
Velhasıl tüm bunları düşündüğümüzde, Süleymancılar operasyonunun, tam da Bahçeli’nin işaret ettiği o "iç cephe tahkimatı''nın en somut adımlarından biri olduğunu söyleyebiliriz.
🔴 Ve çanlar İmamoğlu için çalıyor.
@nikolay_1705@_agustoperez Hocam o arkadaşı ben de takip ediyorum da ben galiba Selçuklu kısmını kaçırmışım ya niye Selçuklu
Ki selcukuya lafimiz yok o da bir ara tassaktan yuruyemiyordu😂
@_aliyarbeyow Hocam sana çok ciddi soruyorum bunnu çok merak ediyorum. Sen reisi seviyorsun bunu biliyoruz bu bir kenara sen bahçeli hakkında nasıl düşünüyorsun
@murathanslar Hocam biz şimdi bu suleymancilara yapılan operasyona seviniyoruzda adam 100 milyar TL üzeri para yurt dışına çıkarmışlar. Bu doğruysa niye buna müsade edildi ki az bı para değil sonuçta burda ki kazanç tam olarak nedir
@desertorlake@shakamaticc Hocam arkadaş yüzde doksan dokuz bı kaç gündür site de gündem olan Kore ve Türk taraflarının birbirleriyle olan atismalarina gönderme yaptı. Yani dediginizin konuyla hiç alakası yok