Yaşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı. Evet kardeşlerim, Tanrı'ya bize ölümü armağan ettiği için şükredelim, çünkü yaşam ölümle anlam kazanıyor.
Amin Maalouf- Afrikalı Leo
Eğer ölüm kaçınılmaz olmasaydı insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. Hiçbir tehlikeyi göze almayacak, hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulmayacak, yeni bir şey yapmayacaktı+++
Tanrı'nın gözleri bir sarayın görkemli kapılarının ardında olanları da görür, bir kulübenin kerpiç duvarları arkasındakileri de. Sarayların duvarları arasında neler görüyor acaba?
Amin Maalouf
Afrikalı Leo
@alperendokuzlar Gafil muhbir kavramı unutuldu mu? Benim bildiğim askeri personel eskiden kimliğini gizlerdi her şeyi içinde yaşardı şimdi ise her şey uluorta.
İmtihanların ağırlaştığında, sıkıntılar kalbini daralttığında şu beş ayeti hatırla:
1) "Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol." (Lokman Suresi - 17. Ayet)
2) "ALLAH, hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." (Bakara Suresi - 286. Ayet)
3) "Muhakkak ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah Suresi - 5. Ayet)
4) "Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da." (Duha Suresi - 3. Ayet)
5) "Ey iman edenler! Sabır ve namazla ALLAH'tan yardım isteyin. Şüphesiz ALLAH sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi - 153. Ayet)
2025 Akademi süreci gereksiz uzun. 600 saat teorik dersler ve 600 saat uygulama var. Toplam 1.200 saat yapıyor. 600 saat uygulama derslerini de 60'ar saatten 5 bölüme ayırıp (5 bölümün 3'ü uygulama) 300 saat de öğretmenlik deneyimi koymuşlar. Teorik dersleri haftada 30'ar dersten 20 haftaya böldüğümüzü düşünelim. İlk başta 4 haftada 1 hafta tatili düşünürken neyi düşündüler bilmiyorum ama 20 haftalık eğitimden sonra 1 hafta ara vermeleri doğru olmuş. Kurban Bayramı haftasını da eğitimden sayarsak 28 Ağustos'ta 20.hafta tamamlanıyor. Saymazsak 4 Eylül'de bitiyor. 1 hafta da tatili düşünürsek 14 Eylül'de uygulama kısmı başlıyor. Tam da okulların açılacağı tarihe denk geliyor. 300 saatlik öğretmenlik deneyimi (sürekli bir derste olsa bile 10 haftada bitiyor), 180 saatlik diğer uygulamaları düşündüğümüzde toplam 16 hafta sürüyor. 16.haftanın son günü 1 Ocak 2027'ye denk geliyor. Aslında 4 hafta daha sürmesi gereken etkinlikler var ama onlar son 16 haftaya yaydırılabilir okul dışı etkinlikler. 2027'nin ilk haftasında akademi süreci sonlandırılıp ikinci haftasında öğretmenlere tercihleri yaptırılması gerekiyor. Tercih sonuçlarını 15 Ocak 2027 tarihinde açıklayıp öğretmenlerin tamamını 1 Şubat 2027 tarihinde görev başlangıçlarını yapabilirsiniz. Takvimin bu şekilde ilerleyeceğini düşünüyorum.
@hmelisaacar Hiçbir insan tamamen güvenilir değildir. Normal şartlarda her şey sütliman gelebilir ama çıkarların çatıştığı an da ise en güvenilir insan dahi o güveni kıracak şeyler yapabilir.
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Araplar eşlerini "avrat" diye çağırır, manası apış arası demek
Türklerde hânım diye çağırırdı yani evimin sahibi..
İşte aradaki fark.
Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir.
Öyle sanıldığı gibi mübarek ve anlamlı bir isim değildir.
Çünkü Arap kültüründe kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar isim vermez numara verirlerdi.
Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.
Saniye ikinci demekti, ikinci kızı olana verilen numaraydı.
Selase ve Bite isimleri üçüncü demekti, üçüncü doğan kızlara verilen numaraydı.
Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.
Bizimkiler de Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler. Bilmiyorlar ki Araplar, insandan saymadığı ve isim vermeye lüzum görmediği kız çocuklarına işte böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.!
Dünya kurulduğundan beri kız çocuklarını, diri diri toprağa gömen kültüre sahip tek millet Araplardır...
Bunun esas sebebi ise; tefecilik yapan, fahiş faizlerle verdikleri paraları ödeyemeyen kişilerin kızlarına, karılarına el koyup pazarlayan insafsız ve ahlaksız, Arap egemenlerinin eline düşmesinden korkan Araplar, yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömerek bu akıbetten koruduklarını zannederlerdi..
Peki o çağlarda Türk’ler nasıldı ?
Türk’ler kız çocuklarına, hatunlarına değer veren, onları önemseyen, insan yerine koyan, komutanlar ve hakanlar gibi yetiştiren tek tanrılı dine mensup bir milletti.
Ve insan hakları açısından da çağdaş kültürün örneklerini vermiş önder uluslardandı.
Eski Türkçe’de “namus” sözcüğü yoktu çünkü namussuzluk nedir bilmezlerdi !
Türk geleneğinde kadın; arkadaştı, kadın anneydi, kadın sevgiliydi, tek başına bir devletti.
Ne zaman ki Türkler müslüman oldu, Arap kültürü geldi, kadın kadın olduğuna bin pişman oldu.!
Kadın dövmek, maalesef Türklerin Arap kültürüyle tanıştıktan sonra başlayan bir olaydır.
Eski Türk kültüründe, örfünde kadın her zaman el üstünde tutulurdu.
Tarihe geçmiş Cengiz Han’ın eşi için söylediği..
“Ben sizin Han’ınızım, bu da benim Han’ım” sözleriyle dilimize yerleşen “Hanım” kelimesi de bunu göstermektedir !
Yâni KADIN EVİN HANIYDI