İç İşleri Bakanı Çiftçi "ahbap çavuş rezaleti, resmi kurumların güvenilirliğini bir kez daha ortaya koydu" demiş. Öyle değil. Kamusal alanın tasfiyesi ve kurumların topluma değil de bireysel çıkarlara hizmet etmesi nedeniyle ortaya çıkan güvensizlik ahbap rezaletine neden oldu.
-Ali Abi niye TKP'ye üye oldunuz?
-Onlar Hatay'da bizim evin bahçesinde kalıyorlardı, birgün kahvaltı yapacaktık,onlar Belen'e gidip tüp,yumurta aldılar, dedim tırlar dolusu yumurta,tüp var sizde niye gittiniz Belen'e, dediler ki onlar depremzedeye geliyor, o yumurtayı yiyemeyiz!
🔴TKP'den 28 maddelik NATO çıkışı: Türkiye sıcak çatışmalarda resmen taraf olmuştur
📌Ankara'daki NATO Zirvesi’ni silahlanma ve savaşa hazırlanma mutabakatı olarak tanımlayan TKP, iktidarın bu süreci silah sanayisi için bir "maymuncuk" gibi kullandığına dikkat çekti
https://t.co/1JUBQVqaZw
soL Haber uzun süredir sansür, baskı, soruşturma ve davalarla karşı karşıya.
Ancak verdiğimiz sözü biliyoruz, tutmaya da kararlıyız: Halka yalan söylemek suçtur!
soL’un bu mücadelesine destek vermek, tüm saldırılara karşı dayanışmayı büyütmek isteyen okurlarımızı soL’a abone olmaya çağırıyoruz: https://t.co/tTPtfILazY
soL Haber bütün engellemelere rağmen susmuyor ve sesini kesmek isteyenlere karşı ses yükseltiyor.
Yeni X hesabını takip etmeyi ihmal etmeyin.
https://t.co/o5dspUg4CZ
Ve soL Haber’i abone olarak da destekleyin.
https://t.co/D8610YFzKd
ABD İran’a dönük yeni saldırıyı NATO zirvesi sırasında başlattı. Zirve sonuç bildirisinde de adı zikredilen iki “düşman” Rusya ve İran oldu.
Ankara Zirvesi böylece Ukrayna ve İran’daki çatışma alanlarını resmi olarak birbirine bağlayarak dünyayı daha da tehlikeli hale getirmiş oldu.
Olmayacak bir şey söylüyorum ama AKP iktidarı “biz İran ile komşuyuz, böyle ifadeler kullanmayalım” diyebilirdi.
Ama diyemezler. Yeni-Osmanlıcılığı NATO şemsiyesi altında hayata geçirmeye karar verdiler bir kere.
NATO sonuç bildirisindeki o madde Türkiye’nin İsrail ile müttefikliğini de dolaylı olarak tescil etmiş oluyor.
Zirve boyunca Netanyahu ile Trump arasındaki gerilime bu gerçeği örtmek için medyada geniş yer verdiler. Öyle ki iktidar İsrail ile ABD’nin arasının açılmasında kendilerinin de rolü olduğunu ima etmeye başladı.
Oysa ABD ve İsrail’in arası açılmaz. Netanyahu ve Trump geçicidir; ABD emperyalizminin İsrail devletine ihtiyacı ve tersi kalıcıdır.
NATO Zirvesi’nden silahlanma ve savaşa devam kararı çıktı. Şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Hem Ukrayna hem İran’da çatışmalar tırmanıyor.
Ve bize “NATO bir savunma ve güvenlik örgütüdür” denmeye devam ediyor.
Haluk Levent vakası: Toplumun ‘kahraman’ bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım
🔴TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan (@OkuyanKemal) değerlendirdi:
💬Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. ‘Kahraman’ bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
💬Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
💬Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli.
💬Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz.
💬Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.
https://t.co/rIoe4wYBQ1
Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.
Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.
“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.
Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.
Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.
Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.
Dost partilere teşekkürlerimizle...
Dünyanın birçok ülkesinden komünist ve işçi partilerinin Ankara’da gerçekleştirdiğimiz NATO karşıtı protestoya dönük müdahale ve gözaltılar nedeniyle yolladıkları dayanışma mesajlarını aldık.
Kısa sürede büyük bir dayanışmayı hissettiğimiz açıklamaların ardından, dost komünist partiler ortak bir dayanışma metnini imzalamaya başladılar.
İmzaya açılan metnin tamamını ve ilk imzacıları kamuoyuyla paylaşıyoruz:
***
TKP'ye ve Türkiye'deki NATO Karşıtı Eylemcilere Yönelik Baskılara Son Verin
Biz, aşağıda imzası bulunan Komünist ve İşçi Partileri, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) NATO Zirvesi'ni protesto etmek amacıyla Ankara'da düzenlediği gösteriye yönelik olarak Türk makamları tarafından gerçekleştirilen baskıları en güçlü biçimde kınıyoruz.
Polisin gösteriye yönelik şiddetli müdahalesi, eylemcilerin yaralanması ve aralarında bir TKP Merkez Komite üyesi ile sekiz TKP Parti Meclisi üyesi yoldaşımızın da bulunduğu 145 komünistin gözaltına alınması, örgütlenme ve protesto hakkına yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. NATO Zirvesi öncesinde başkent Ankara'yı fiilen kapatan gösteri ve toplantı yasakları, NATO'nun savaş planlarının siyasi hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla el ele yürüdüğünü bir kez daha ortaya koymaktadır.
Komünistleri susturma girişimleri gerçeği gizleyemez: NATO, dünyanın dört bir yanında halklara savaş, işgal, yıkım ve acı getirmiş saldırgan bir emperyalist ittifaktır. Militarizme, emperyalist müdahalelere ve savaşlara karşı sesini yükseltenler baskılarla sindirilemez.
Türkiye Komünist Partisi'yle, gözaltına alınan tüm TKP üyeleriyle ve NATO Zirvesi'ne karşı tepki gösteren herkesle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Gözaltındaki tüm komünistlerin derhal serbest bırakılmasını, haklarındaki tüm suçlamaların düşürülmesini ve NATO karşıtı siyasi faaliyetleri kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.
Ellerinizi TKP'den çekin! Ellerinizi tüm komünistlerden ve anti-emperyalist militanlardan çekin!
***
İmzacı partiler:
ABD Komünist Partisi
Alman Komünist Partisi
Arnavutluk Komünist Partisi
Bohemya ve Moravya Komünist Partisi
Filistin Komünist Partisi
Fransa Devrimci Komünist Partisi
İspanya İşçilerinin Komünist Partisi
Katalonya Komünistleri
Lüksemburg Komünist Partisi
Macaristan İşçi Partisi
Meksika Komünist Partisi
Norveç Komünist Partisi
Portekiz Komünist Partisi
Rusya Federasyonu Komünist Partisi
Sırbistan Komünistleri
Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi - ABD
Suriye Komünist Partisi
Tudeh
Ukrayna Komünist Partisi
Yunanistan Komünist Partisi
Bugün Ankara’da NATO’ya karşı yürürken polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partili arkadaşlarımızla birlikteydik. Moralleri iyi. Kaburga ve kol kırıkları iyileşir. Sizin NATO sevdanızın ise tedavisi yok ne yazık ki.
Komünist Bakış sona erdi. Programın tamamını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.
https://t.co/d1BAmeG0mW
"Deniz Göktaş'ın tutuklanmasını 'eleştiriye tahammülsüzlük' tanımlamaz. Bastıkları zeminin zayıflıklarını hatırlatan her şeyden rahatsız olan bir iktidar var. Bu gösterinin önemli bir bölümü Türkiye'deki egemen zihniyetin altının boş olmasıyla uğraşıyor.
İktidar, kendi argümanlarını çürüten her şey karşısında paniğe kapılıyor."
“NATO’yla mücadele bir suç değil bir sorumluluktur” demiştik. AKP iktidarı ise, Filistin’de katliam sürerken, İran’a dönük ABD-İsrail saldırganlığının nereye evrileceği belli değilken, Ukrayna’daki savaşın kapsamının genişlemesi gündemdeyken NATO’yu protesto etmeyi suç olarak tanımlamaya çalışıyor.
Bunu kabul etmeyeceğimizi de söylemiştik. Darbelerin, siyasi cinayetlerin, katliamların, işgallerin arkasındaki güçlerden biri olan NATO bakanlık ya da valilik kararnameleri ile temize çıkartılamaz. İnsanlık buna izin vermez, tarihsel gerçekler bu şekilde değiştirilemez.
Bu iktidarın temsilcileri ve yandaşları daha düne kadar 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin sorumluluğuyla ilgili olarak NATO’yu ve batılı emperyalist ülkeleri işaret etmekte, “artık eski Türkiye yok” diye övünmekteydi. Şimdi yine “artık eski Türkiye yok” diyerek ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini, komünistlerini ellerindeki NATO bayrağı ile korkutmaya çalışıyorlar.
Ülkemizin NATO’ya üye olduğu 1952’den bu yana bir değişiklik yok bu düzenin efendilerinin cephesinde. Bir taraftan vatan-millet edebiyatı yapıp diğer taraftan ABD başta olmak üzere emperyalist ülkelerin dümen suyunda bölge gücü olmaya çalışmaktan hiç vazgeçmediler. Biz de emperyalizme ve onun NATO başta olmak üzere bütün kurumlarına karşı mücadele etmekten vazgeçmedik. Gün geldi 6. Filo’ya karşı, gün geldi yabancı üslere karşı, gün geldi yanıbaşımızdaki işgal girişimlerine karşı, gün geldi savaşa karşı durduk, durmaya devam edeceğiz.
NATO zirvesi yaklaşırken tanık olduğumuz pişkinlik, zorbalık ve onursuzluğu kabul etmeyen, sesini çıkaran, eylem yapan herkes, her parti, her örgüt, her kesim Türkiye’nin üzerine yapıştırılmak istenen “kolektif işbirlikçilik” yaftasını yırtıp atmıştır.
TKP’nin dün Ankara’da Kızılay Meydanı’nda “NATO’ya karşı durmak bir görevdir” diyerek gerçekleştirdiği eylemin çok yaygın bir destek bulması iktidarın bütün çabalarına rağmen Türkiye’nin bağımsızlıkçı, anti-emperyalist damarlarının kurutulamadığının kanıtıdır.
Ancak mücadele sürüyor ve bilmeliyiz ki bu mücadele henüz başarının çok uzağında. Düzen partilerinin tamamının NATO’yu meşrulaştırmak için çabaladığı, halkımızın aklına on yıllardır NATO’nun Türkiye’nin güvenliğini sağladığı yalanının sokulduğu koşullarda 85 milyonluk bir ülkede binlerle sayılacak protesto gösterileri düzenlendi diye ya da yasak ve engellemeleri tanımadığımızı bir kez daha kanıtladığımız için rahatlayacak değiliz.
Tarihe ve topluma not düşüyoruz ama asıl görevimiz tarihin akışını değiştirmektir. Türkiye emperyalizmden, çokuluslu tekellerden, sömürüden arındırılıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Ankara’da, Kocaeli’nde, Soma’da gözaltına alınan 145 TKP’linin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. NATO’culuğa karşı çıktıkları için gözaltına alınan, tutuklanan tüm devrimciler için de aynı talebi yineliyoruz.
NATO’ya hayır demek değil, NATO’culuk suçtur. Bunu kimse unutmasın.
Polis şiddeti sonucunda yaralanan bütün partili arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyor, dayanışma gösteren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
❝Bugün tam da söz verdiğimiz saatte Ankaralı komünistler NATO'ya meydan okudu❞
TKP Genel Sekreteri Okuyan: Bugün, tam da daha önce söz verdiğimiz gibi, Türkiye'nin başkenti NATO'ya ve emperyalistlere karşı asla suskun kalamaz dediğimiz için, söylediğimiz saatte, saat 5'te, Ankara'nın merkezinde, Kızılay'da yüzlerce Ankaralı, komünist NATO'ya meydan okudu. Yüzlerce arkadaşımız gözaltına alındı.
https://t.co/I55HtfD3t7