PTT’DE GÜVENCELİ İSTİHDAM ESAS OLMALI, PERSONELİN HAK KAYBI YAŞAMASINA MÜSAADE EDİLMEMELİDİR.
PTT’nin yapılandırılmasına ve istihdam biçiminin değiştirilmesine yönelik Kanun Teklifi yarın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek. Memur-Sen olarak yıllardır güvenceli ve kadrolu istihdamı savunuyor, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini sağlıyoruz. Bütün sosyal diyalog mekanizmalarında ve her mecrada “Kamuda tek ve asli istihdam türü kadrolu olmalı, sözleşmelilik son bulmalı” diyoruz.
Şimdi de PTT’de istihdam edilen 399’a tabi personelin İHS’li yapılması, iş güvencesi endişesi taşıyan personeli tedirgin etmektedir.
▪️ 399 KHK’ya tabi 9500 personelin yaklaşık %90’ı başka kuruma gitmek istiyor. Güvencesiz istihdamla karşı karşıya kalmak istemiyor. PTT’ye yıllarını vermiş personelin bilgi, birikim ve tecrübesinin kaybedilmesi, kamu hizmetinin kalitesinin düşmesi demektir.
▪️ Diğer taraftan, İHS’li personelin ücret düzeyleriyle ilgili sorun daha da büyüyerek devam edecek. İHS’li personel için en düşük kamu görevlisi maaşından az olmayacak şekilde taban ücret belirlenmeli, temel ücretleri artırılmalıdır.
▪️ İHS’ye geçecek personelin 5510 4/a ile ilişkilendirilmesi de hem personel sistemiyle hem de istihdam biçimiyle örtüşmeyen bir durumdur. Personelin sosyal güvenlik hakları korunmalı, kayıp yaşamasına müsaade edilmemelidir.
▪️ İHS’ye geçmek isteyen ve daha sonra farklı nedenlerle personelin sözleşmesinin yenilenmemesi durumunda nakil hakları saklı tutulmalıdır.
▪️ Sözleşmeyi imzalamayarak farklı kurumlara geçecek personelin unvan noktasında yaşayacağı sorun görülmeli ve memur kadrosuyla geçişi sağlanmalıdır. İHS’li personelin yeşil/hususi pasaport hakkı olmalıdır.
▪️ Kurumun personel ihtiyacı taşeronlaşmanın önünü açmamalı, güvenceli ve kadrolu istihdamla olmalıdır.
▪️ Kamu görevlilerinin huzursuzluğu arttıkça kamu hizmetinin kalitesi azalıyor, kamu görevlileri haklı olarak bu duruma isyan ediyor. PTT’de yapılacak düzenleme tekrar Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gözden geçirilmeli, güvenceli istihdam benimsenmeli, personeli mağdur edecek düzenlemelerden kaçınılmalıdır.
Yayınevi Emekçileri Platformu olarak yayınevlerinde insani çalışma koşulları sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm yayınevi çalışanlarını ve okurlarımızı bu duruma ses vermeye, dayanışmaya çağırıyoruz. Yayınevi emekçileri yalnız değildir!