Bilim insanları bir meyve sineğinin beynindeki bağlantıları tek tek haritaladı.
Sonra bu bağlantı düzenini alıp bilgisayarda çalışan bir modele dönüştürdüler.
Yani bir AI’ı sıfırdan eğitmek yerine,
doğrudan biyolojik beynin wiring mantığını kullandılar.
En çarpıcı taraf şu:
Bu sistem, davranışı sadece o bağlantı mimarisinden tahmin edebiliyor.
Ama önemli düzeltme:
Bu bir “brain upload” değil.
Yani:
• gerçek beynin birebir dijital kopyası değil
• tüm biyolojik süreçleri simüle etmiyor
• bilinç, farkındalık ya da öznel deneyim üretmiyor
Yine de çok büyük bir gelişme.
Çünkü şunu gösteriyor:
Belki de davranışın bir kısmı sadece öğrenilmez.
Baştan devrenin yapısına gömülüdür.
Bu da AI için çok büyük bir fikir:
Zekâ sadece training ile oluşan bir şey olmayabilir.
Bazen bağlantı yapısının kendisi de algoritmadır.
Bilim insanları bir sineği bilgisayara “yüklemedi.”
Ama beynin bağlantı haritasının tek başına bile ne kadar güçlü olduğunu göstermiş oldular.
Mahremiyet devri bitti!
Bir yazılımcı, WiFi sinyallerini kullanarak duvarların arkasını görebilen açık kaynaklı bir yazılım geliştirdi.
Sinyaller ile görüntülenen kişinin kalp atış hızı dahi tespit edilebiliyor.
SON DAKİKA: İNANILMAZ VE KORKUNÇ ŞEYLER GERÇEKLEŞİYOR!
İLK "CANLI BİLGİSAYAR" GELDİ!
Dünyanın ilk "Sentetik Biyolojik Zekası" canlı insan hücreleri üzerinde çalışıyor!
Sıvı sinir ağları oluşturmak için insan beyin hücrelerini silikon donanımla birleştiren dünyanın ilk "biyolojik bilgisayarı" ticari olarak piyasaya sürüldü ve yeni bir yapay zeka teknolojisi çağını başlattı.
Avustralya merkezli Cortical Labs, Mart 2025'te ilk ticari biyolojik bilgisayar olan CL1'i piyasaya sürdü: Silikon bir çip üzerinde yetiştirilen ve elektrotlara bağlanan kök hücrelerden elde edilen insan nöronları (200.000 ila 800.000).
Bu kümeler, 2022'de Pong oyunuyla ve son demolarla gösterildiği gibi, elektriksel geri bildirim yoluyla öğreniyor. Bu, biyoloji ve silikonu birleştiren "Sentetik Biyolojik Zeka"dır.
En büyük avantajlarından biri enerji verimliliğidir (insan beyni yaklaşık 20W enerji tüketirken, yapay zeka veri merkezleri megawattlarca enerji tüketir).
CL1 yaklaşık 35.000 dolara satılıyor veya "Hizmet Olarak Biyolojik Yazılım" (bulut) aracılığıyla erişilebilir durumda.
Milyarlarca nörona ölçeklendirme karmaşık olmaya devam ediyor; etik sorular (canlı hücrelerin korunması, potansiyel bilinç) hala gündeme getiriliyor.
Baş Bilim Sorumlusu Brett Kagan 2023'te Blain'e verdiği demeçte, "Bunu aslında hayvan veya insan gibi farklı bir yaşam biçimi olarak görüyoruz." dedi. “Bunu zekaya mekanik ve mühendislik yaklaşımı olarak düşünüyoruz. Biyolojik nöronlar olan zekanın alt tabakasını kullanıyoruz, ancak bunları yeni bir şekilde bir araya getiriyoruz."
Bu olağanüstü beyin hücresi biyobilgisayarları, ilaç keşfi ve klinik testlerden robotik "zekanın" nasıl inşa edildiğine kadar her şeyde devrim yaratabilir ve ihtiyaca bağlı olarak sınırsız kişiselleştirmeye izin verebilir.
Kaynak: https://t.co/YPiGFuOON9
Deneylerde, bir petri kabında yaşayan insan beyin hücreleri hayatta kaldı,bir oyunu kendi yaşam alanı sandı,oyundaki simülasyonu gerçek sanıyor,hayatta kalmak için uğraş veriyor..
Peki ya makineler (al) kendi yaşamları için gerekli olan ram kıtlığına insan beyin hücrelerini çare olarak görürse/gördüyse. Matrix.
Tüm insanlığa geçmiş olsun.
"Ben etten kemikten bağımsız bir ruhum" diye inandığınız o romantik çağ resmen kapandı. Bildiğiniz ve alıştığınız bu hayat artık sonsuza kadar değişmek üzere.
Adamlar 800 bin canlı beyin hücresini bir silikon çipe bağlayıp dijital bir simülasyonun (DOOM oyunu) içine fırlattılar. Ve o nöronlar, sadece kendilerine verilen elektrik sinyalleriyle hayatta kalmayı, öğrenmeyi ve "oyun oynamayı" başardı.
Bunun alt metnindeki o devasa Sistem Açığını (Glitch) görebiliyor musun?
O çipin üzerindeki 800 bin hücre, şu an DOOM evrenini "kendi gerçek hayatı" sanıyor. Üzerlerine gelen pikselleri fiziksel bir tehdit olarak algılayıp, kendi simülasyonlarında hayatta kalma savaşı veriyorlar.
Şimdi ekranı bırak, kafanı kaldır ve kendi hayatına bak. Senin o kafatasının içindeki karanlık odaya hapsedilmiş 86 milyar nöronluk devasa işlemcinin, Evren (Ana Sunucu) denilen devasa bir anakarta bağlanmış "biyolojik bir çip" olmadığını sana düşündüren nedir?
Uğruna ağladığın, dert ettiğin, savaştığın her şey... O kafatasının içine gönderilen kusursuz elektrik sinyallerinden ibaret.
O hücreler çipin üzerinde DOOM oynuyor. Peki sen ne oynadığını sanıyorsun?
Döneminde (1984) aşk şarkısı sanılan, aslında matrixten çıkmaya çalışan,lakin hazlar yüzünden çıkamayan insanların kollektif ilham ve hislerine dair bu şarkıyı analiz edeceğiz (Laura Branigan)/Self Control