Kendi menfaati uğruna her şeyi yok sayan insanların eninde sonunda varacağı yer hüsrandır
İttihatçılar Ölür İttihatçılık Ölmez
Kemalist
Höchstkommandierender
İlginç bir hikaye…
İngiliz diplomat ve politikacı David Urquhart, 1850 yılında “Pillars of Hercules” isimli bir seyahatname kaleme aldı. Seyahatnamenin büyük bölümü “Turkish Bath” (Türk hamamı) başlıklı kısımdan oluşuyordu. Avrupalıların temiz olmadıklarını söyleyen Urguhart, +
Karabekir'in tezi bir taneydi: Anadolu'da silahlı direnişe geçmek.
Atatürk'ün ise birkaç tezi olmakla beraber, en sonuncusu işi silahlı mücadeleye dökmekti.
İlk fikri, kurulması planlanan Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Harbiye Nazırlığı'nı uhdesine almak ve orduyu ilerleyen dönem için bir direnişe hazırlamaktı. Tevfik Paşa meclisten güvenoyu alınca bu iş iptal oldu.
İkincisi, İtilaf devletleri arasında ayrılık, yani çıkar çatışması yaratarak aradan sıyrılmaktı. İngilizler masada çok güçlü olduğu için bu plan da tutmadı.
Üçüncüsü, komitacı işler görüp sadrazamı, hatta padişahı kaçırmak için planlar yapıldı, rotalar çizildi. Lakin bu amaç uğrunda kurulan Ayyıldız Cemiyeti, kurucular arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle, fiiliyata geçemedi.
Dördüncü ve son tezi ise Anadolu'ya, yetkiye haiz şekilde geçmekti. Bu uğurda siyasal ilişkilerini ve arkadaşlarının aile ilişkilerini son raddine kadar kullandı. Nihayetinde bu plan, gerekli koşulların oluşmasıyla beraber fiiliyata döküldü ve mücadele bu kanaldan ilerledi.
Karabekir zeki ve parlak bir kurmay olabilir lakin Atatürk'ün oyunu çok boyutlu oynaması ve yüksek bir siyasi zekaya sahip olması, onu, çağdaşlarından farklı kılmaktadır.
Sen bile 21. yüzyılda Atatürk'ün siyasi tezgahınaa düşmüşsün. Var sen düşün adamdaki siyasi dehayı.
Not: Mustafa Kemal Paşa'nın henüz İstanbul'a dahi geçmeden, 1918 Ekim ayı içerisinde, Yıldırım Orduları'ndan kalan birlikleri tam teçhizatlı hale getirip jandarmalığa kaydırması da keza bir başka meseledir. Bu hareketiyle Mondros Anlaşması'nda bir gedik bularak bölgede direniş yuvası kurabilmiştir.
Asıl üzerinde durulması gereken soru şu:
II. Mahmud’un 1826’da kaldırdığı Mehter’i, Enver Paşa 1914’te neden yeniden kurdurdu? Yoksa bu iki isim Türk modernleşmesinde iki farklı ekolü temsil ediyor olabilir mi? (Flood)