Terörsüz Türkiye sürecinde hamdolsun bugüne kadar gayet olumlu, umut ve cesaret verici ilerlemeler kaydettik.
Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Gazi Meclisimizin çatısı altında, oldukça geniş bir katılımla kurulmasıyla süreç hem toplumsal boyut kazandı hem de çok farklı bir ivme yakaladı.
5 Ağustos’tan bu yana iş dünyasından insan hakları kuruluşlarına, akademi mensuplarından sendikalara, emekli askerlerimizden şehit ve gazi derneklerimize kadar milletimizi temsil eden tüm katılımcılar Komisyon tarafından dinlendi, görüş ve önerileri dikkatle not edildi.
Tüm ikbalini sürecin akim kalmasına bağlayanlara inat, Komisyonun fikir ve hedef birliği içinde çalışmasını son derece kıymetli buluyorum.
Komisyonun Terörsüz Türkiye süreciyle birlikte ülkemiz demokrasisine, birlik ve beraberliğimize, toplumumuzun farklı kesimleri arasında diyalog ve empatinin güçlenmesine yaptığı katkıları takdirle karşılıyor, Meclis Başkanımızı ve Komisyon üyelerimizi canıgönülden tebrik ediyorum.
Komisyonun, müteakip oturumu dâhil bundan sonraki süreci de aynı yapıcı, sağduyulu ve özellikle uzlaşmacı anlayış temelinde sürdüreceğine inanıyorum.
“Niyet hayır, akıbet hayır” düsturuyla çıktığımız bu yolculukta sonuçta kazanan Türkiye olacak, milletimiz olacak; kazanan mutlaka kardeşlik olacaktır.
Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Şii fark etmeksizin kazanan bölgemizdeki tüm halklar, tüm kardeşlerimiz olacaktır.
Cenab-ı Allah bizlere hayırlı bir sonuç nasip etsin.
Biz ülkemizin ve milletimizin menfaatini her türlü çıkarın üzerinde gören bir kadroyuz. Terörsüz Türkiye sürecinde de bu anlayışla hareket ediyoruz.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak tek bir gayemiz var, o da milletimizin böğrüne saplanan bu kanlı hançeri ebediyen çıkarmak…
Biz bir gece yatıp sabah bütün irtibatlarından, bütün kardeşlik hukukundan, mirasından, mesuliyetlerinden azade olmuş bir millet olarak uyanamayız; bu mümkün değil.
Bu aziz millete fizikî sınırlar çizebilirsiniz ama gönül coğrafyasına sınır çizemezsiniz.
Filistin’in, Sudan’ın, Azerbaycan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, Irak’ın, İran’ın, Ukrayna’nın güvenliği bizim güvenliğimizle doğrudan bağlantılıdır.
Ufku dar olanlar bu vizyonu anlayamazlar.
TİKA’mız, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız, Kızılayımız, Diyanet İşleri Başkanlığımız, Maarif Vakfımız, Türk Hava Yollarımız, yardım kuruluşlarımız, iş insanlarımız ve müteahhitlerimizle Allah’a hamdolsun bugün dünyanın her yerinde varız, her yerinde varlık gösteriyoruz.
Hem elimizi uzatıyor hem el uzatanların elini tutuyoruz.
Hem kazanıyoruz hem kazandırıyoruz.
Biz başkaları gibi değiliz.
Biz sömürmenin peşinde değiliz.
Biz hiç vermeyip sürekli alanlardan değiliz.
Biz gayriinsani, gayrivicdani hesaplar içinde değiliz.
Biz Selçuklu’nun torunlarıyız, biz Osmanlı’nın torunlarıyız; biz yıkmak için değil, gönüller yapmak için oralardayız.
Biz rahmete, berekete gönülden iman etmiş bir milletiz; parti olarak böyle bir kadroyuz.
Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, hemen yanı başımızdaki mazlum coğrafyalara ulaşmaya çalışırken çalmak, çırpmak, yağmalamak, sömürmek için değil, muhabbetle kucaklaşmak için giden insanlarız.
Tam 23 yıldır işte böyle bir imanla, böyle bir misyonla, böyle bir anlayışla hareket ediyoruz.
Biz meselelere gönül gözüyle bakıyoruz. Onun için de Rabb’imiz yolları açıyor, seferi kolaylaştırıyor; rahmetini, bereketini bizden esirgemiyor.
Hamdolsun, Cenab-ı Allah’a sonsuz şükürler olsun.
Eser ve hizmet siyasetimizle ülkemizin çehresini değiştirmekle kalmadık; bundan çok daha önemlisi, rakiplerimizi dönüştürdük.
Millete “bidon kafalı” diyen, “göbeğini kaşıyan adam” diyen, “dağdaki çobanla benim oyum bir olabilir mi” diyen zihniyet yenile yenile, burunları sürtüle sürtüle Anadolu insanına saygı göstermeyi öğrendi.
Yıllarca antidemokratik güçlerin yelkenlerini şişirmesiyle siyaset yapanlar, gönülsüz de olsa en azından zahirde millî iradeyle barışmak, milletin tercihine saygı duymak zorunda kaldı.
Bunu birlikte başardık, bu değişime birlikte imza attık.
Ana muhalefet partisi dâhil rakiplerimiz birçok konuda bizi takip ediyor, bizim siyasetimizi referans alarak politikalarını belirliyor, siyasetin Kutup Yıldızı olarak AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı görüyor.
Biz bundan şikâyetçi değiliz.
Ancak görüyoruz ki siyasette nezaket dersini almayı unutanlar var.
Bunların en başında da CHP’nin yeni genel başkanı geliyor.
Geçen haftaki hezeyanları karşısında milletimiz gibi bizim de yüzümüz kızardı, bu ülkenin ana muhalefeti adına utanç duyduk.
Seleflerine kıyasla yeni genel başkanın Türk siyasetinin görüp göreceği en ağzı bozuk, en küfürbaz figürlerden biri olduğu görülüyor.
“Üslububeyan, ayniyle insan” diyor; bu şahsın geçen hafta bize, yargı mensuplarımıza ve kamu görevlilerimize yönelik kurduğu pespaye cümleleri kendisine aynen iade ediyoruz.
Tıpkı genel merkezimiz gibi AK Parti il, ilçe ve belde teşkilatlarının kapısı da tüm vatandaşlarımıza ardına kadar açıktır. Aynı şekilde AK Partili belediyeler, milletimizin emrinde ve hizmetindedir.
Azerbaycan’dan kalkış yapan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askerî kargo uçağımızın Gürcistan sınırında kaza yapması sonucu şehit olan kahramanlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, aileleri ve yakınlarına sabır ve baş sağlığı diliyorum.
Aziz Milletimizin başı sağ olsun…🇹🇷
Bugün Türk siyasi tarihine “Anadolu ihtilali” olarak geçen 3 Kasım 2002 seçimlerinin 23’üncü seneidevriyesi…
Bundan tam 23 yıl önce, milletimizin sandıkta teveccühüne ilk defa mazhar olduğumuzda hangi duyguları taşıyorsak bugün de aynı heyecanı ve gururu hücrelerimize kadar taşıyoruz.
Bugün itibarıyla iktidardaki 23’üncü yılımızı şanla, şerefle geride bırakıyor, 24’üncü yıldan gün almaya başlıyoruz.
Çok partili demokrasi tarihimizde yeni bir rekora daha imza atmanın haklı kıvancını yaşıyoruz.
58’inci Hükûmetten bugüne kadar bakanlar kurulu ve kabinelerimizde görev alan tüm arkadaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyor; her birine ülkemize, milletimize ve davamıza olan hizmetleri dolayısıyla ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.
Girdiğimiz tüm seçimlerde desteğini ve duasını bizden esirgemeyen aziz milletimizin her bir ferdine aynı şekilde teşekkür ediyorum.
Biz ilk günkü gibi Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet sevdalısıyız.
İnşallah daha nice yıllar azimle, aşkla, şevkle, tutkuyla milletimize hizmet üretmeye, Türkiye’yi büyütmeye devam edeceğiz.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük çirkin ve saygısız sözlerini lanetliyoruz.
Özgür Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yargı mensuplarına dönük çirkin ve saygısız sözleri siyasi saldırganlıktır.
Bu saldırganlığa siyaset ve hukuk zemininde en net karşılığı vereceğiz.
Hiçkimse muhalefet adı altında bu şekilde hezeyan dolu bir saldırıda bulunamaz. Bu siyasi saldırganlığın kötülük dolu şebekelerini çok iyi tanırız. Bu barbarlıkla bütün gücümüzle mücadele edeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
Özgür Özel, Cumhurbaşkanımızın bizim en net ve kesin kırmızı çizgimiz olduğunu gösteren siyasi ve hukuki cevapları alacaktır.
Gazze halkına daha fazla insani yardım ulaştırmamız ve akabinde yeniden imar çalışmalarına başlamamız gerekiyor.
Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından hazırlanan Yeniden İmar Planı’nın bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bir ülke umudunu yeniden kazandı,
bir millet geleceğine yeniden inandı.
O gün, sadece sandıklar değil, tarihte yeni bir sayfa açıldı.
#BirMilattır3Kasım
ABD Başkanı Sayın Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Es-Sisi, Katar Emîri Sayın Şeyh Temim’le birlikte imzaladığımız dörtlü deklarasyonun bölgemizde kalıcı barışa giden yolda yeni bir kilometre taşı olmasını ümit ediyorum.
Allah’a hamdolsun bugün Gazze’de çocukların yüzü gülüyor, yardım görevlileri şükür secdesi yapıyor, anneler iki yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa yukarıdan bomba yağar korkusu olmadan gönderebiliyor.
Geride 68 bin şehit, 170 binden fazla yaralı, yıkılmış şehirler, paramparça olmuş hayatlar, yetim ve öksüz çocuklar bırakan soykırımın yol açtığı tahribatı ortadan kaldırmak belki de hiçbir zaman mümkün olmayacak.
Annesi, babası, kardeşi gözlerinin önünde canice katledilen o masum yavrular hayatları boyunca bunun ıstırabını hep yüreğinde hissedecek.
Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması muhtemelen yıllar alacak.
Ama bütün bunlara rağmen iki yıllık acının, katliamın ve zulmün ardından Gazze’de ateşkesin sağlanmasını çok kıymetli buluyoruz.
Şimdi hep beraber Filistin’in yaralarını sarmamız, Gazze’yi yeniden ayağa kaldırmamız ve Gazzeli kardeşlerimize can suyu olmamız gerekiyor.
Türkiye olarak bunun için çalışacak, bu anlayışla sürecin her aşamasını yakından takip edeceğiz.
Filistinli kardeşlerimizin istikbali için bu süreci sabırla, basiretle, dirayetle ve suhuletle yönetmeye gayret edeceğiz.
Arzumuz, dün atılan adımın kalıcı ve adil bir barışla taçlanmasıdır.
Hiç şüphesiz bunun tek yolu da 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır.
İnşallah o güzel günleri de göreceğimize tüm kalbimle inanıyorum.
Yeni Türkiye’yi hasımlarımız dâhil herkes kabullendi ama ülkemizin ana muhalefet partisi bunu hâlen idrak edemedi.
Ülke içinde ne yaparlarsa yapsınlar, yurt dışına çıkınca Türkiye partisi gibi hareket etmeleri gerektiğini bu beyefendilere bir türlü anlatamadık.
Gazze’ye yardım girişleri hamdolsun hızlandı. Bizim insani yardım tırlarımız da Gazze’ye ulaşmaya başladı. Bunlar umut veren gelişmeler.
Ama ateşkes anlaşmasıyla elbette her şey bitmiş değil. Şimdi çok daha büyük bir imtihan, İslam dünyasını ve insanlığı bekliyor.
Öncelikle İsrail’in, attığı imzanın arkasında durması temin edilmelidir.
Daha evvel defalarca yaptığı gibi İsrail’in bir bahane bulup anlaşmadan çark etmesine izin verilmemelidir.
İkincisi Gazze’nin yeniden süratle ayağa kaldırılmasıdır.
İsrail, Gazze’nin %85’ini yaşanmaz hale getirdi.
Suları kirletti, bahçeleri yok etti, binaları yıktı; okulları, hastaneleri, camileri bombaladı; altyapı namına Gazze’de bir şey bırakmadı.
Kış bastırmadan mutlaka bu konuda adım atılmalı, Gazzeli kardeşlerimiz derme çatma barınaklardan kurtarılmalıdır.
Türkiye olarak burada da ne gerekiyorsa elimizden geleni yapacağız.
Biz bölgemizde istikrar istiyoruz, herkes için güvenlik istiyoruz.
Kendimiz için neyi murat ediyorsak Filistin’deki, Suriye’deki, Sudan’daki, Yemen’deki mazlumlar için de aynısını murat ediyoruz.
İnşallah bu anlayışla çabalamaya devam edeceğiz.
Gazze’de çocukların açlıktan öldüğü barbarlığa dikkat çekmek, Filistinli mazlumlara insani yardım götürmek için yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik haydutluğu lanetliyorum.
İsrail’in uluslararası sularda seyreden sivillere yönelik düzenlediği bu saldırı, soykırım kadrosunun Gazze’deki insanlık suçlarını gizlemek için nasıl bir cinnet halinde olduğunu bir kere daha ispat etmiştir.
Soykırımcı Netanyahu hükûmetinin bırakın barışın tesis edilmesine, böyle bir ihtimalin yeşermesine dahi tahammülünün olmadığı görülmüştür.
Sumud Filosu, Gazze’deki vahşetin ve İsrail’in katliamcı yüzünün bir kez daha tüm dünyada görülmesini sağlamıştır.
Türkiye, insanlığın ortak vicdanına tercüman olan Sumud Filosu’ndaki tüm umut yolcularının yanındadır.
İlgili birimlerimiz gelişmeleri sahada anbean takip etmekte, aktivistlerin ve vatandaşlarımızın kılına zarar gelmemesi için gerekli tedbirleri almaktadır.
Devlet ve millet olarak önceliğimiz, Gazze’de akan kanın durması, insani yardımların engelsiz bir şekilde mazlumlara ulaştırılmasıdır.
Çok zor şartlarda hayat ve haysiyet mücadelesi veren Filistinli kardeşlerimizi sahipsiz bırakmayacak, ateşkesin tesisi ve sulhüsükûnun hâkim olması için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Kudüs’ün Fethi’nin 838’inci yıl dönümünde, bu mukaddes şehrin ikinci fatihi Selahaddin Eyyubi’yi ve kahraman askerlerini rahmetle yâd ediyorum.
Hazreti Nebi’nin ve ondan önce gelen peygamberlerin bizlere emaneti olan Kudüs için mücadele etmeyi azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz.
Vatanımız, bayrağımız, mukaddes değerlerimizle Cumhuriyetimizin muhafaza ve müdafaasında hepimiz biriz, beraberiz.
Mesele Türkiye ise gerisi teferruattır…
Filistin’i tanıyan ülke sayısının 158’e ulaşmasından, bu mücadelenin âdeta öncülüğünü üstlenen bir ülke olarak büyük memnuniyet duyuyoruz.
Tanıma, ilk adım olarak elbette takdire şayandır. Bundan sonra yapılması gereken ise tanımanın hakkını vermektir.