@komikmibusence Çok ince düşünmüşsünüz ama kendinize yüklenmeyin o kadar. Herkesin evinde başkasının işine çok yarayacak kullanmadığı bir eşyası vardır belki. Oturduğum site de çöpün yanına güzel ayakkabılar koyuyorlar bazen. 40 giydiğim için bakmıyorum.
Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki barakada yaşayan, okuma yazma bilmeyen, geçimini kağıt toplayıcılığıyla sağlayan ve derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren bir yalnız anneye uzun bir süre önce Tom Bank Hadi @tombankhadi kartı veriliyor. Kart limiti 5 bin TL.
O da bu kartla A101'den gıda alışverişi yapıyor. Ancak borcunu nereye ve nasıl ödeyeceğini bilmiyor, kendisine yeterli bilgilendirme yapılmıyor. Borç büyüyor ve bunu dün sosyal yardım ödemesinin hesabına yatmadığını görünce öğreniyor. Çünkü sosyal yardımına, icra nedeniyle el konulmuş. (bloke durumda) Başlangıçta 5.000 TL olan borç bugün 65.135 TL'ye ulaşmış. Böyle bir parası olmadığı gibi, yatan sosyal yardımına da siz el koyuyorsunuz, çekemiyor. Şimdi soruyorum size @tombankhadi derin yoksulluk içinde yaşayan kişilerin kredi ve benzeri finansal ürünlere erişim süreçlerinde nasıl bilgilendirme ve izleme yapılıyor. Şimdi bu dosyayı incelemenizi, borcun bu seviyeye nasıl ulaştığını açıklığa kavuşturmanızı ve mağduriyetin giderilmesi için gerekli adımları atmanızı bekliyoruz @tombankhadi iletişim istersiniz verebilirim.
Sevgili Tuzlalı Komşularım,
Öncelikle bugüne kadar bana verdiğiniz her türlü destek için sizlere gönülden teşekkür ederim.
Genç yaşta bana güvenerek, Tuzla gibi çok güzel ama aynı zamanda da büyük sorunları olan bir ilçenin yönetilmesi görevini emanet ettiniz. Ben de güveninize layık olabilmek için var gücümle çalıştım. Göreve geldiğim günden bu yana tek bir gayem oldu: Tuzla’nın kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, her bir komşumun hakkını, hukukunu korumak.
Ne yazık ki bazen siyasi hesaplar, halkın ihtiyaçlarının, umutlarının ve haklarının önüne geçebiliyor.
Yaklaşık iki yıldır, önce yetkililere, sonra da sizlere anlatmaya çalıştığım gibi, ilçemiz tarihinin en büyük barınma ve mülkiyet kriziyle karşı karşıya.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından gönderilen rapor doğrultusunda; yaklaşık 50 bin vatandaşımızın evlerinin yıkılması riski ortaya çıkmış, 16 bin dairenin elektrik, su ve doğal gazının kesilmesi talimatı verilmiştir.
Ortada geçmişten gelen hukuki bir problem olduğu doğrudur; ancak söz konusu olan sadece hukuki ve teknik bir imar meselesi değil, insani bir krizdir.
Üstelik, yıllar boyunca İmar Kanunu açısından sorunlu uygulamaların hayata geçirilmesini sadece seyretmekle yetinen ve meselenin içinden çıkılmaz hale gelmesine müdahale etmeyen İBB’nin de büyük sorumluluğu vardır.
İdarelerin yaptığı hataların bedelini 50 bin masum Tuzlalının, çocukların, ailelerin ödemesini kabul etmemiz hukuken de vicdanen de kabul edilemez.
Bu büyük felaketi önlemek, temel insan hakkı olan barınma ve mülkiyet sorunlarını çözerek, Tuzla’nın geleceğini kurtarmak için mevcut siyasi çatımız altında ve İBB nezdinde, konudan haberdar olduğumuz ilk günden itibaren her türlü girişimde bulunduk. Çözüm modelleri ürettik, rızaya dayalı alternatifler sunduk.
Maalesef, tüm çabalarımıza rağmen çözüm noktasında bir arpa boyu yol alamadık.
Bu düzeyde insani ve toplumsal bir meselede gösterilen duyarsızlığa şahit olmak büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Eğer siyaset, halkın barınma hakkının önünde engelse, artık bir karar vermem gerekiyordu. Ben bugün o kararı veriyorum.
50 bin insanın evsiz kalma riskini, çocukların geleceğinin kararmasını sessizce izleyip "parti disiplini ve sadakati" kavramlarının arkasına sığınmayı reddediyorum.
Bugüne kadar mevcut siyasi zeminde çözüm üretmek için tüm girişimleri yaptım. Geldiğimiz noktada sorunun çözümü için karar verici iradeyle aynı zeminde çalışmak Tuzlalılar adına daha doğru bir karardır.
Çünkü benim asıl sorumluluğum, bana oy veren ya da vermeyen bütün Tuzlalılaradır.
Bu nedenle, benim için çok zor ama vicdanımın doğru olduğuna inandığı bir karar aldım. Bugünden itibaren yoluma Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında devam edeceğim.
Bu kararın merkezinde siyasi ikbalim değil, Tuzla'nın geleceği var. Eğer mesele siyasi ikbal olsaydı, en kolay yol mevcut düzeni sürdürmekti. Kolay olanı değil, Tuzla için doğru olduğuna inandığım yolu seçiyorum.
Biliyorum, kararımı eleştirenler olacaktır. Farklı düşünen herkese saygı duyuyorum. Ancak inanıyorum ki zaman içerisinde bu kararın sebepleri ve Tuzla için doğuracağı sonuçlar daha iyi anlaşılacaktır.
Defalarca dile getirdiğim gibi, bedeli ne olursa olsun 50 bin insanı evsiz bırakmanın vebalini asla boynuma almayacağım.
Saygılarımla
Eren Ali Bingöl
Tuzla Belediye Başkanı
Eski ev sahiplerim muhafazakar bir aileydi. Çok güzel iki kızları vardı. Büyük kız evli küçük bekardı. Elektrik kesildiğinde babasıyla bağırarak şarkılar söylerlerdi. Ben mum ışığında onları dinlerdim. Çok imrenirdim onlara. Bence bu tamamen aile yapısıyla ilgili.
Bazenleri acaba seküler bir aileyle büyüseydim nasıl biri olurdum diye düşünüyorum... Bir oda arkadaşım var ailesi seküler kızın hiçbir şeyine karışmıyorlar kız babasıyla saatlerce konuşabiliyor falan arkadaşlarıyla tatile çıkabiliyor neyse işte hiçbirine doğru dürüst sahip olamadım kıyafetim kısıtlandı, kendimi ifade etmekte zorlandım, insanlar ne der diye büyütüldüm baba sadece bir otorite figürüydü anneme her şeyimi açamadım falan bir şeyler hep eksik
1 günde neler içiyorum sıralı tam liste;
-2 fincan amerikano
-1 shot espresso
-2 bardak çay
-0,5 lt kola
-0,33 lt ayran
-0,5 lt limonata (şekersiz)
-1 çay bardağı su
-1 subardağı muzlu kaymaklı ballı süt
-1 fincan Türk kahvesi (opsiyonel
-4-6 bira ya da 3-4 kadeh viski/rom/cin